Denizce 2016 Yaz Takvimi

Rota2016Sevgili Dostlar,
Doğayı – Denizi yaşarken… Yetkin bir “yelkenci” iyi bir “denizci” olmak ister misiniz?
Daha önce bu rotayı yapan 700 ü aşkın konuğumun anısı ve bugün kendi teknelerinin kaptanı olan 53 öğrencimin gururuyla… Sizleri de “Denizce” ye beklerim.
Her yerde dostlarla beraber… Her yerde dostlara misafir..!

Eğitim …
Denizi, denizciliği ve yelkeni tüm özellikleri ile öğrenmek isteyenlerin,
Cinsinin en iyi, güvenli, konforlu ve ödüllü teknesi ile
Benzer boyutta bir tekneyi tek başına abrayabilmesini (kullanabilmesini)
Keyifli, güvenli, yelkenli yolculukları yapabilecek yetkinliğe erişmesini ve/ya
Sadece seyir için gelenlerin olabildiğince unutulmaz anılar biriktirebilmesini…. amaçladık.
İlk Buluşma
Altı kişilik gruplarla “Denizce” de buluşup birlikteliğimizi,
Tekne özelliklerini ve güvenlik donanımlarını,
Yelken ve seyir bilgilerini, öğrenilenlerin geleneksel ve dijital ortamda uygulamasını,
Kumanya ve ağız tadı ile ilgili tercihleri, giyimi, kuşamı ve rotamızı görüşeceğiz.

.facebook_1458532455450

Seyir ve Uygulama …
Marinadan motor gücüyle ayrılıp, gereken telsiz görüşmelerini yapıp ve tekrar marinaya bağlanma sürecinde;
Tüm seyir ve yelken becerilerini
Seyirde ekip çalışmasını
Farklı görevlerin üstlenilmesini (Flokçu, Dümenci, Navigatör….)
Yelken manevralarını “tek başına” yapabilme becerisini …!
Uydu üzerinden meteoroloji bilgilerine erişmeyi, yorumlamayı ve rotaya yansıtmayı
Rotanın belirlerken… güvenlik, seyir konforu ve keyif unsurlarını birlikte düşünmeyi…!
Rota alternatiflerini ve seçim kriterlerini
Elektronik kumanda panosu ve işlevlerini…
Seyir elektroniklerini (GPS, ChartPlotter, AutoPilot, Windex, DeepSounder, …)
Seyir elektronikleri ile rota kontrolünü, sapma ve alarm koşullarını
Tüm bunların haricinde doğal navigasyonu içerecek.

.facebook_1458532505463

Denizde Yaşam…
Kumanya seçimi
Soğutucunun yerleşimi, kumanya ve suyun tüketimi, tercihler ve nedenleri
Duş ve tuvalet kullanımı, tekne temizliği
Denizci bağları, dingi ve kürek kullanımı
Görevlerin tanımı ve bölümünü ve de bütününü
Demirleme, aborda, kıçtan-kara, avara… bilgi ve deneyimini edinmeyi
Kara ile bağlanırken çevre koşullarını dikkate alıp, en güvenli hali seçmeyi
Pratik ve yaşamı katkılayan bilgileri edinmeyi
… …
Ağız tadına kolay ve sağlıklı çözümler üretmeyi
Tekneler ve özellikleri, seçimi ve seçim kriterlerini
Tekne ve donanımlarının bakım ve tutumunu, sonraki seyirlerde de uygulayabilecek olgunlukta öğrenmeyi

Rüzgârın ritmini, suyun müziğini,
Komşuyu tanımak isterken, farklı koşullarda kendini fark etmeyi…
Huzuru, dinginliği, dinginlik içinde üretkenliği… öğrenelim, öğrendiklerimizi paylaşalım istedik.
Demirledikten sonra güverteyi sulamayı, dipdiri bir salata ile meyini ayarlamayı
Ya da akşam keyfini yaşayacağımız lokantayı – tavernayı, lokantada meyin mezesini seçmeyi… kapsayacak.

Böyle bir yaşamı tercih ederseniz buyurun gelin konuğum olun. Tüm adalarda ve koylardaki dostlarımda hep beraber konuk olalım. “Birbiri için koşuşturan topluluğa aile denir” kavramını birlikte yaşayalım.

Sevgilerimle
DI.Haluk IŞINDAĞ [halukisindag@gmail.com]

ROTA
1. Oinoissai: Sakız adasının kuzey doğusunda iğne oyası gibi bir ada. Üç adanın bir koyun karşısına dizilerek oluşturduğu, herbirinin üstünde bir kiliseciğin bulunduğu, içinde yüzülen muhteşem korunaklı bir liman. Akşam Despina & Perikli’nin konuğu olmak da işin cabası
2. Lagkada: Sakızın (Çeşme boğazının) en kuzey-doğusundaki muhteşem koy. Doğu rüzgarları hariç tümünde korunaklı. Kıçtankara olup dingin bir yürüyüş, liman ucunda bir akşam kahvesi / aperatifi ve Pasas’da (Paşa) bölgenin en leziz “taşbarbununu” yemek…
3. Pantoukios: Yine Sakızın kuzey-doğusunda cam gibi berrak suyuyla muhteşem bir koy. Alabildiğine dingin. Taverna ve sahipleri zamantüneli huzurunu yaşatıyorlar.
Chios: Yunanistana giriş ve çıkışlarını yaptığımız ana liman. Dileyenler için “Delphinia” da Yannis’in süper lezzetli yemekleri, isteyene buzukili sazlı sözlü bizim bildiğimiz anlamdaki vur patlasın, çal oynasın “Taverna”. Belki bunların hiçibiri değil de sadece et veya balık deyip, gerisine hiç karışmadığın “Kehribar”… Tercih sizin.
4. Kataraktis: Sakızın limanından 12 mil güneyde minnacık bir balıkçı limanı. Deli bir havada buraya gelmiş ve Mihalis’si ve ailesini böylece tanımıştık. Hani “turist istemem, ben yaşananı yaşamak isterim” diyen dostlarım var ya… İşte öyle bir şey.
Bizim tarafta 4/4 lük “Çeşme Marina” var yola çıktığımız. Hemen onun güneyinde kuzey rüzgarlarından saklandığımız, bölgenin en “turkuaz” koyu 1. “Altınkum” ve Alaçatı’yı da geçtikten sonra dillere destan 2.Nergis koyu… 40 m ötedeki teknenin zincirini akvaryumdaymış gibi görebileceğiniz olağanüstü bir koy.
Gereklilik veya özel istekle 3. “Kuşadası” nda bir gece marinada konaklamak olası.
5. Aslında Samos-Pythagorion marina ama gelmeden önce veya ertesi gün 6 mil öncesinde Dilek Boğazını geçer geçmez “Posidonia” a uğramak, belki de karaya çıkıp hoş birşeyler atıştırmak hatta bir geceyi bu cennet koyda geçirmek mümkün. Pythagorion marinadan gün batımından yarım saat önce ayrılınmalı ve yürüyerek doğudaki tepe aşılıp liman tüm ihtişamı ile izlenerek, özenle gözlenerek adım adım şehre yaklaşılmalı… Dünyanın en zarif çığırtkanlarını teker teker selamladıktan sonra merkeze varılmalı, ana caddeden yukarı soldan ikinci sokakta önceden rezervasyonu yapılmış “Taverna Maritza” da canım Sipiru ve sevgili eşine konuk olunmalıdır.
6. Arki: İşte burası bize özel. Ailem diyebildiğim Theologia, İzidoros, Fanuris, Büyükanne ve baba ile birlikte olmak, İzidoros’un süper güvenli tonozunda gecelemek, en leziz ahtapotu ve annenin özenle yaptığı “ballı” “lokmades”i yemek bir başka ayrıcalık. Yemekten önce ana limana yürümek… Limana varırken mini teknelerin demirlendiği minnacık limanını görürken şaşırmamak, belki de hayli zarif ürünleri olan butiğe uğramak… kırkyıllık dost gibi verilen selamları almak, mukabele ederken insanın içinin gülmesi… bence şart.
Arki koyunda gece biraz güvertede kalmak, ışık kirliliğinin nerdeyse hiç olmadığı bir ortamda yıldızların çokluğuna, parlaklığına şaşmak… sabah dipteki her bir taneyi gözlerken dayanamayıp suya atlamak ve hiç ses çıkartmadan yüzmek ve yüzmek taa bir sonraki koya kadar ve güzel bir gün için geri gelmek… Bu ada kesinlikle benim favorilerimden biri.
7. Patmos: Hoş bir liman, limana erken girmek, şehri gezmek ve akşam mutlaka Thelogia’nın kuzenine yemeğe gitmek gerek…
8. Lipsi: Mini minnacık Lipsi ve güneyindeki muhteşem kumlu bükü… “Dilayla” çok zevkli bir cafe-bar-restoran. Hep genç üniversiteli stajyerler çalışıyor… Bir türlü kalıcı bir ilişki kuramadık. Ama yaşamaya görülmeye pek değer.
9. Leros / Alinda: İşte burada bir Dimitri var. Can dostum Dimitri, tüm bu adalardaki tek okullu “Şef” şefliğin ötesinde bir gönül adamı. Buradaki mezelerin bir eşi yok. Öyle farklı ve lezzetliler ki… Bir de Dimitri’de olağan dışı bir orkestra var. Eşi ile birlikte Leros’un otantik dans hocası, kemençe ustası, Artemis dans grubunun “piri” inanılmaz bariton sesi ile Antonis, ayrıca muhteşem bir klasik gitar ve 64 parçadan yapılmış buzukisi ile Nikos… Bu ekip sadece Cumartesi ve Perşembeleri sahne alıyor. Biz de rotamızı Turgut Reis’ten Cumartesi çıkar çıkmaz doğru Dimitri’ye “To Steki’ye” çeviriyoruz. Sonra kuzeye Arki’ye iki gün kalıp tekrar perşembeye Antonis’i dinlemeye geri dönüyoruz….
10. Leros / Xirocambos: Leros’un güneyinde en korunaklı koy. Doğuda dip yapısı taşlık demir yerine tonozlar tercih edilmeli. Kırmızı tonozlar sevgili Gorgiana’nın “To Kima”sına ait. Eşi yörenin en meşhur kaptanlarından. Burada yediğiniz tüm deniz ürünleri kaptanın tutuğu saatlik lezzetler… Candan gönülden öneririm. Hele masayı kumsala indirip, dolunayda suya bu denli yakın dostlarla paylaşılan bir yemeğin emsali hiç yok.
11. Kalimnos / Vathi: Bu isimde pek çok yer var. Kalimnos’un Güneydoğusundaki bu koy yöredeki tek fyord. Usta kaptanlar bir hayırseverin duvara çaktığı anelelere aborda oluyor. Geleni geçeni izlemek, şnorkelle yüzmek pek bi’ büyüleyici…
12. Kalimnos: Şehrin ana caddesini yarıdan kesseler, kalan yarısına en güzel lokantaları, kafeleri yerleştirseler, diğer yarısına da siz kıçtankara bağlansanız… İşte öyle Bi’ şey…(Gece gürültüden uzak kalmak için doğu tarafı tercih edilmeli)
Yunanistan’a giriş ve çıkışların yapıldığı bir diğer ada. Pasaport polisi ve Liman başkanlığı farklı yerdeler. Biraz yürümek veya katlanır bisikletin pedalına basmakta yarar var. “O’Pantellis” Oympia otelin hemen yanı. Açıkara en lezzetli lokanta. Pantellis’in kızı sevgili Foteini’nin “cheesecake” inin eşi emsali yok.
13. Kos: Dostlarım, konuklarım isterse ancak gittiğim bir yer oldu artık. Aşırı şehir. Giriş çıkış işlemleri bir o kadar da zor. Kos marinanın palamarlarının hegemonyası, üslup bozuklukları tariflere sığmaz. Samos’ta da Kos’ta da şehir limanında kalabilmek olası. Ancak son derece sıkışık, yer bulma zorluğu da cabası ve sabaha kadar devam edegelen, uyutmayan bir gürültü var.
14. Simi: Buradaki lokantalar, fiyatları ve davranışlarında Türk müşterilerinin muhteşem bir başarısı (!) var. Tamamen benzetmişiz bizdeki şımarık lokantalara… Haberiniz ola… Hem çok pahalı hem de burunlarından kıl aldırtmıyorlar…
GÖKOVA Başlı başına cennet koylar… Kuzeyli havalarda kuzeyi, güneyli havalarda güneyi güvenli.
5. Papuçburnu: Dibi erişte, demirde uzun kaloma vermek, (demiri-zinciri yatırdıktan sonra tornistanda dibe saplanmasını sağlamak gerek) Dikkat: Hakim rüzgar bordadan esebiliyor… Gerçek bir doğa harikası. Ekibinizle birlikte tekneden çıkmadan, kuşluk vaktini “!”, devam keyfini hafif bir yemekle hoş bir sohbeti, katılımcıların birbirini yarınlara davet edebileceği harika bir koy. Bir tek yasak var, o da cânım ülkemim hali ve pür melâli…
6. Çökertme: Önceden rezervasyon şart. Böylece ayrılmış yere nispeten biraz daha geç gidebilmek mümkün. Erken gelenler için az ileride (doğuda) hobby-cat kiralıyorlar. Olmayan havada inanılmaz hızlar yapabilir, olan havada da trapeze çıkabilir, akşama kendinizi büsbütün acıktırabilirsiniz. Halil’im var ya… Önerim onun torunlarında konuk olmanız. Hem dürüst hem lezzetli hem de gönlünüzden geçtiğinde Halil’in aşkına bir kadeh te siz kaldırabilirsiniz…
7. Karacasöğüt: Allah övmüş te yaratmış derler ya… İşte bu sözü, bir buraya bir de fazlasıyla Sadun ağabeyimin İngiliz limanındaki koyuna saklamak isterim. Doğa harika… Gelmişken Sedir adasına uğramak bir suyuna girmek gerek.
9 İngiliz Limanı 10 Sadun Boro koyu: Hep içimden gelenleri yazdım. Hatta gönlüm coştu ama azını yazdım. Bu koylara benim sözcüklerim yetersiz kalıyor. Ağabeyimin meşhur “Denizkızı” benim tutukluğuma gülümsüyordur bile… İki önemli bağlanma iskelesi var. Biz Mustafa’ya gidiyoruz ve neredeyse ayrılmak zor geliyor Verilen hizmetin candanlığı, lezzetler ve fiyatlar.. …
11. Değirmenbükü 12 Bördübet 13 Büyük ve Küçükçatı
Bu bölümleri, anlatılmaz yaşanır faslına bırakalım. Hani yeni adıyla “yavaş” şehirler var ya… Huzurlu ve her anını yudum yudum yaşadığınız şehirler… İşte buralar üstelik koy “şehir” de değil. Mavi ile yeşilin buluştuğu olağanüstü doğa harikaları… Tuzla, Löngöz… ve saymakla bitmeyecek iğne oyası canım koylar….

HİSARÖNÜ Sadun ağabeyim: “Tüm dünyayı dolaştım, Ege’den güzeli yok…!” demişti ya İşte o koylardan bir grup daha
12 Knidos: Gökova’nın Hisarönü’yle buluştuğu Datça yarımadasının ucu. Tarihten armağan… İşte tam da o harabeler ile iç içe, içinde doya doya yüzebileceğiniz, her tür hizmeti alabileceğiniz iskelesi, suyu elektriği ile harika bir ara durak. Hatta öyle ki insanın içinden “durmayak hep kalak” diyesi geliyor… Ama yine de öyle yapmayın yola devam edin. Dönüşte tekrar uğrarız. “Her güzel şey bitecek ki, onun deneyimi ile bir yenisi başlasın…”
15. Kurucabük… Orhaniye… Dirsekbükü… Bozburun…
Söğüt… Doğasını tarif etmek zor. Buraya gelenler mutlaka “Octopus” un iskelesine bağlanmalı ve yemeklerini orada yemeliler. Bağlandığımızda palamarcıların bilgi ve becerileri, yardımcı olurken ki alçakgönüllülükleri ve tüm bunları ücretsiz yapmaları emin olun farklı. Üstelik bu bedel yedikleriniz ve içtiklerinize de yansımıyor… Kutlarım ve hep böyle kalmalarını dilerim.

Bizim deyimimizle…
Rüzgarlar kolayınıza… Pruvalarınız hep neta olsun…
Allah başınızı karadan, kıçınızı boradan korusun…
Kalın sağlıcakla…

Sevgilerimle
DI Haluk Işındağ

Denizce 2015 yaz takvimi

Sevgili Dostlar,

Kışı atlattık, yaz günleri yaklaştı.

Doğada, en doğalı birlikte yaşamak ister misiniz?

Istanbul’dan kalkıp Marmara adasında, Serkan’da sudan çıkalı gün doldurmamış balığın, salatanın en lezzetlisini birlikte yemek, Gelibolu’da “yukarı çıkarken” sığınılacak limanı şöyle bir gözleyip, Çanakkale’yi Abide’yi selamlayıp, Bozcaada’ya birlikte varmak ister misiniz?

Yolda akıntıları, anaforlar ile farklarını konuşup, gözle görüp tekneyle yaşamak… Aynısını anayelkende – Genova’da görmeye çalışıp algılamak… Liman içinde demirdeyken, kıç mesafesini, komşuyla olan direk uyumunu bilmek, soluğandan korunmak için koltuk halatlarının ne kadar boşlanacağını öğrenmek…

Müsellim kayasını güvenle geçmek, komşu sularına girerken sancak gurcataya bayrağı toka etmek…

Assos’ta Nazlıhan’da can dostum Hilmi Selimoğlu’na konuk olmak.

Ayvalık’ta marinayla kanalında ve usulünce konuşmak, Ayvalık’a vardığımızda Fevzi Tavşan’da olağanüstü ve farklı lezzetlerle tanışmak… Belki de Mitilini’ye uğrayıp liman işlerini birlikte yaptıktan sonra, yüzyıllık kahvelerde hoş bir yorgunluk atmak. Şirin bir arabayla ya da bir minibüs kiralayıp Midilli’nin en tepesinde “dünya benim” dercesine harika bir çiftlik kebabı yemek… Batısında günü batırıp, doğusunda yeniden doğmak…

Ne dersiniz?

Bademli’de sığ-su kaptanlığının doruğuna varıp Kalem adasının kazığını yemeden keyfini sürmek? Güzelim mavi-yeşil sularda yüzdükten, sığlıkları adım adım aştıktan sonra ve elini Plomarion, “Ouso”nun en hasosunun yapıldığı yerde limanlayıp, “Denizce” den inince üç metre sonra sofraya oturmak… yeterince çekici mi?
Yine bir “Vira Bismillah” ile ayrılıp benim en beğendiğim adaya “Oinoissai” ya varıp dostlarımla, Perkili, Despina, Kaptan Yorgo’yla tanışmak ister misiniz?

Ertesi gün sadece bize ait bir koyda yüzmek ve ayrılmak istemeden yola koyulmak, Sakız limanının içinde kıçtan kara demirli, devasa Kurvazyerlerin delik kadar liman-ağzından girip, olduğu yerde dönüp dakika mertebesinde yanaşmalarını izlemek ve yaşananları bir daha bir daha fark etmek…? Delphinia da yine sevgili Yanis’te harika bir yemek…?

Sonrasında “Denizce”nin anca boyu kadar dönebileceği cânım balıkçı barınağı “Kataraktis” te can dostum Mihalis ve eşine ve onların muhteşem yemeklerine, “enginari”den, kalamara, üstünde takoz gibi duran bembeyaz peyniriyle “Grek-salat” larına ve arkasından da telveli bir Türk-Kahvesine…

Fotograf meraklısı dostlarımızın sabah yürüyüşü ve görüntü avcılığını bekledikten sonra Ege’nin en turkuaz koyuna Türkiye’ye Alaçatı’ya doğru yol almaya… Belki de, berraklığı ile akıllara durgunluk veren Nergis koyunda gecelemeye… Tüm bunları yaşarken yetkin bir yelkenci, güvenle seyreden bir denizci olmaya ne dersiniz?
Varım derseniz lütfen bizi arayın. Bu beraberliğin özel olmasına özellikle özeniyorum.

İletimi “aile içinde” dostlarınızla paylaşırsanız ayrıca sevinirim.

Birlikte olmaktan mutlu olacağım.
Rüzgarlar kolayınıza, pruvalarınız hep neta olsun…
Kalın sağlıcakla. (denizce@denizce.com)

DI.Haluk Işındağ
+90 532 246 4637
Dileyen dostlarım, eğitim için 2, 3, 4, 6, 7, 8, 9, 11, 12. haftalarında bana tekneleri ile eşlik edebilirler.
Sevgilerimle
1503510_663684323764144_8967489768324453556_n