Uluslararası hukuka uygun olarak karasularımızı 12 mile
çıkarma hakkımız vardır. Ancak bu hakkı kullanmadığımıza göre,
hava sahamız başka, karasularımız başka genişliktedir deyip
dünya çapında eşi olmayan bir patentle komik duruma düşmemize
gerek yok.
Yunanistan yıllardan beri Ege’deki "it dalaşları"na
Türkiye’nin sebep olduğunu iddia ediyor. İki ülke savaş uçakları
arasında bazen ölümcül kazalara da sebep olan bu "it dalaşları",
Yunanistan’a göre Türk savaş uçaklarının ya "Yunan hava sahasını
ihlal etmeleri" ya da "uçuş planı vermeden Atina FIR sahasına
girmeleri" sonucu meydana geliyor. 2002-2005 yılları arasında
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapan emekli Amiral Andonis
Andonyadis büyük bir cesaret örneği vererek "Üniformayı Asarken"
adlı kitabında bu iddiaları çürüttü. Emekli Amiral bununla da
kalmayıp, Yunanistan’da "Türkiye tehdidi" tabusunu yerden yere
vurdu. Ayrıca, deniz kuvvetleri komutanı iken gerçekleştirdiği
Türkiye ziyaretinde hayatında ilk kez ağlayacak kadar
duygulandığını itiraf etti. Hıristiyanlığı reddettiği için
"ateist" veya "dinsiz amiral" adı takılan ve bazı aşırı
milliyetçi Yunanlı siyasetçiler tarafından "Deniz Kuvvetleri
Fahri Komutanı" unvanının bile geri alınması istenen Andonis
Andonyadis, 42 yıllık askerlik hayatında başından geçen ilginç
olaylara da yer verdiği 263 sayfalık kitabında şunları yazdı:
Türkiye ve Dünya
6 Mili Tanıyor
Yunanistan bugün karasularının (6 mil) ötesinde bir hava
sahası (10 mil) üzerinde egemenlik haklarını kullanmaktadır.
Uluslararası hukuka uygun olarak karasularımızı 12 mile çıkarma
hakkımız vardır. Ancak bu hakkı kullanmadığımıza göre, hava
sahamız başka, karasularımız başka genişliktedir deyip dünya
çapında eşi olmayan bir patentle komik duruma düşmemize gerek
yok. Yunanistan’ın 20, yüzyılın başında (1931) tek taraflı 10
mil ilanı, uluslararası toplum için hiçbir anlam taşımaz.
Uluslararası toplum ve tabii Türkiye de hava sahamız olarak 6
mili tanımaktadır.
Durum, %
95’imizin İnandığından Farklı
Durum, Yunan halkının yüzde 95’inin Yunan parlamentosunun da
yüzde 70’inin inandığından farklıdır. FIR bölgesi bir ülkenin
egemenlik haklarının kullanımı ile ilgisizdir. Buralar uçuş
tespit bölgeleridir. Adaları olan bazı ülkelerde FIR bölgeleri
milli hava sahası sınırları ile örtüşebilir. Ancak bu durum
Yunanistan için geçerli değildir. Atina FIR’ı dediğimiz
sahaların yüzde 35’i uluslararası hava sahasıdır ve bu saha
üzerinde Yunanistan’ın hiçbir egemenlik hakkı yoktur.
Uluslararası Havacılık Teşkilatı (İCAO) da hükümlerinin sadece
sivil uçakları kapsadığını açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla
tüm savaş uçakları ve tabii ki Türk savaş uçakları Atina FIR
bölgesinde Yunan hava sahası dışındaki sahalarda uçtuklarında
bize uçuş planı sunmak zorunda değildir. Yunanistan uçuşların
güvenliği için uçuş planı isteyebilir ancak karşı tarafın
uluslararası kurallara göre böyle bir zorunluluğu yoktur.
Hukukun İzahı
İçin Sadece Aptallar Ölür
Türk savaş uçakları hemen her gün Atina FIR hattının
uluslararası sahalarına girerek, uçuş planı sunma zorunlulukları
bulunmadığını fiilen gösteriyorlar. Yunanistan da bunu hava
trafiği kurallarının ihlal edildiği sayıyor ve Türk uçaklarını
"tespit" için savaş uçaklarını havalandırıyor. İt dalaşları
yaşanıyor. Türk savaş uçakları, uçuşlarında 6 ile 10 mil
arasındaki sahalardan da geçerek Yunanistan’ın hava sahasının 10
mil olduğu iddiasını kabul etmediklerini fiilen gösteriyorlar.
Yunanistan da bu kez milli hava sahasının ihlal edildiğini sayıp
savaş uçaklarını taciz için havalandırıyor. Sonuç yine it
dalaşı.
Uluslararası hukukun izahı çerçevesindeki işlemler uğruna kan
döküldüğünü anlamak için asker olmak gerekmez. Hukukun izahı
uğruna sadece aptallar ölür.
Sakarya’yı
İstersek Türkiye Tehdit Olur
Türk tehdidinin büyüklüğü ve şekli ile ilgili Yunanistan’da
hüküm süren görüşe hiçbir zaman katılmadım, Türk-Yunan
meseleleri ile ilgilendikçe, anlaşmazlık konularının özlü
nedenlerden çok siyasi aptallık olduğu görüşü ağırlık kazandı.
Eğer yıllarca Türk-Yunan meseleleri ile uğraşan bir insan ciddi
tehdit tespit edememişse ya aptaldır ya da tehdidin tanımında
boşluklar vardır. Kendimde bir sürü hata gördüm ama bunların
arasında aptallık yoktu. Yunanistan sözgelimi eğer sınırları
yine Sakarya’ya kadar genişletmek veya Kıbrıs’ı ilhak etmek
ister ya da Kürtlerin otonom bir devlet ilanı çabalarına askeri
katkıda bulunmayı kararlaştırırsa ancak o zaman Türkiye ciddi
bir tehdit olabilir. Aksi takdirde Kardak, FIR hattına izinsiz
girilmesi, 10 millik hava sahasının ihlal edilmesi ya da bazı
Yunan adalarının silahsızlandırılmasına ilişkin talepleri
siyasi-askeri oyunlardır ve kesinlikle ciddi bir tehdit
oluşturmaz.
Paralarımız
Kavga İsteyenlere Gidiyor
Türk-Yunan anlaşmazlıkları birçok sosyal ihtiyacın
karşılanması için harcanabilecek büyük paraların silahlara
gitmesine neden olmaktadır. İki ülke de bu paraları doymak nedir
bilmeyen bir canavar olan silahlanma programlarına
harcamaktadır. Bu paralar, bizim kavga etmemizin, onların
yaşaması anlamına gelen ve bu yüzden gerginliğin korunmasını
isteyen kişilerin cebine gitmektedir.
İstanbul Dönüşü
Boğazım Düğümlendi
Deniz kuvvetleri komutanı olarak görev sürem sona ermeden
daha çok kendi vicdanımla ilgili nedenlerle bu "Türk tehdidi"ni
olabildiğince yakından görmek istedim. Ancak Türk Deniz
Kuvvetleri komutanının (O dönem Oramiral Özden Örnek)
Yunanistan’ı ziyaret etmesi için onay almayı düşündüğümde her
defasında siyasetçilerin tutumu olumsuzdu. "Bizim hava sahamızı
ihlal eden bir ülkenin komutanını nasıl ağırlayabiliriz. Ya bu
ziyaret sırasında Türk uçakları ihlali gerçekleştirirse?"
diyorlardı. Argümanlar aptalca ama halkın inancı malum. 2004
Olimpiyat Oyunları vesilesiyle sonunda onayı aldım. Ziyareti o
kadar düşük tonda tuttuk ki, Yunan medyası Türk deniz kuvvetleri
komutanının Atina’da olduğunu zor fark etti. Türk komutan rahat
ve hoş bir insandı. Doğu Ege’de istenmeyen olayların yaşanmasını
önlemek amacıyla aramızda açık bir telefon hattı kurulmasında
anlaştık.
Türklerle
Kıyaslanmak Cesaret Kırıcı Olur
Görevden ayrılmadan 1 ay önce 2005 Ocak’ın ikinci yarısında
Türkiye’yi ziyaret etmem için davet geldiğinde çok sevindim.
Ülkemin yetkili devlet görevlilerinin ilk kez bir Yunan deniz
kuvvetleri komutanının Türkiye’yi ziyareti ile ilgili
refleksleri, yine klinik açıdan ölü sayılan birinin refleksleri
gibiydi. Türk Genelkurmay Başkanı ile görüştükten sonra, Türk
Silahlı Kuvvetleri’nin başında günlük tüketim uğruna ucuz
vatanseverlikler yapmayan, siyasi maliyeti düşünmeyen, ciddi ve
milli stratejik hedefleri olan insanlar bulunduğunu idrak
etmiştim. Yunan tarafı ile kıyaslarsak, şartlar çok farklı da
olsa durum bizim için cesaret kırıcıdır. Çok iyi ve başarılı
geçen Türkiye ziyaretimi tamamlayıp dönüşe hazırlanırken
İstanbul havaalanında atmosfer son derece duygulu idi. Türk
deniz kuvvetleri komutanının eşinin gözyaşlarını gördüm. Eşimle
çok iyi anlaşmışlardı. Uçağa gitmeden son kez dönüp baktığımda,
hayatımda hiçbir ziyarette yaşamadığım bir duyguyu yaşadım.
Boğazımın düğümlendiğini hissettim. Son kez el sallarken, elim
gönlümün derinliklerinden gelen emirle sallanıyordu.
Yorgo Kırbaki