e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 19 Mayıs... Özeleştiri ve...

Tunca Tünay    

 


19 Mayıs, senin bayramın genç arkadaşım. Dün, benim bayramımdı oysa. Gencecik ve umutlu bir öğrenci olduğum günlere geri döndüğümde, öncelikle, orta öğrenimimi sürdürdüğüm, küçük bir taşra kentindeki okulum aklıma düşüyor. Öğretmenlerimizin tümü Atatürk’ ün ilke ve devrimlerine içten bağlı ve özveriliydiler. Bize kalıplar biçiminde öğretmediler Atatürk’ü, ezberletmeden anlatmaya çalıştılar. Herşey bir yana, yalnızca bunun için, şimdi adlarını bile anımsamadığım ve sanırım çoğu artık yaşamayan öğretmenlerime, o küçücük kentin büyük insanlarına saygım sonsuz. Öylesine önemserlerdi ki bizi, onların bu duygusu giderek sıcacık bir özgüvene dönüşürdü.. Biz de kendimizi önemser ve geleceğe, aracılığımızla uzanacak olan ülkemiz adına her zorluğu aşacak kadar güçlü bulurduk kendimizi.. Ülkemizin gelişmesine, kendi gelişimimizce katılabileceğimize öylesine inançlıydık...

Her bayram gerçek bir şölendi o günlerde. Aylar önceden coşkuyla bayram törenlerine hazırlandığımızı anımsıyorum. Geceler boyu, yatağımda, soluk lamba ışığında, törende okuyacağım şiiri özümlemeye çalışırken, içimi doldurup gözlerimden akmaya hazır yaşlar şu an gene göz pınarlarımdan indi inecek.... O günlerin coşku dolu yaşları, bu gün içimi acıtan, buruk gözyaşları oysa.

Yansız olarak geçmişe baktığımda, gözlediklerim, asla savunamayacağım onca olumsuzlukla dolu ki ... Üstümüze düşen görevleri yapabilseydik, sizin bayramınız gerçek bayram olurdu genç arkadaşım. Biz yaşlılar, gençleri yetersiz buluruz çoğunlukla. Sorumluluk bilincinizin gelişmediğini, giderek bozulduğunuzu düşünür, kendinize bile yararınız olmadıkça ülkeniz adına da iyi şeyler yapacağınıza inanmayız, dahası küçümseriz sizi. Oysa büyük düşünür Montesquieu “Bir ulusun gençleri bozulmaz, o ancak yetişkinleri bozulduğu zaman bozulur” diyor. Bu düşünceye içtenlikle katıldığımı üzülerek söylemeliyim. Sizi yeterince önemsemememizin kökeninde özgüvenimizin yok olması yatar aslında. Sizden önce, bize armağan edilen bayramı hak edemediğimizi ne denli görmezden gelsek de, biz sürekli bu gerçekle yaşıyoruz ...

Ülkemizde yaşanan olumsuzlukların tümünde, -bilerek ya da bilmeyerek- hepimizin payı var. Ülkeye sahip çıkma adına kırk yöne dağıldık öncelikle. Her yol diğerine kapandı. Birbirimizi düşman saydık. Sinsice değil, açıkça ve çabucacık değiştirip, giderek yok ediverdik etik (ahlak) değerlerimizi. Gelişimi, varlıklı olma sanıp ve saygıyı bu tür kazanmayı yeğledik. Etek ucuna, beş emekçinin günlerce döktüğü alın teri arma olmuş bir el giysisine sarınmak oldu ayrıcalığın adı. “Borç yiyen kesesinden yer” sandık önceleri. Oysa, her tükettiğimizle aslında sizi borçlandırdık. Bu bizim ve ülkemizin yaşam biçimi oldu giderek. Yönetemedik, yönetilemedik ve bu günlere geldik. Kısaca, biz, geleceğimize sahip çıkamadık genç arkadaşım.

Aslında, geçmişten bu güne neler taşıdığımızı en iyi siz biliyorsunuz. Onarılması belki de en zor olan, size taşıdığımız umutsuzluk ve geleceğe güvensizlik duygusu. Çoğunuz istediğiniz koşulda eğitim yapamıyorsunuz. Bunu bir şekilde becerseniz de yaptığınız eğitim size yaşamınızı sürdürme olanağı sağlamıyor artık ülkemizde. Birçoğunuz başka ülkelere kaçıp yaşamınızı güvenceye almak istiyorsunuz. Sizi kınamıyorum, haksız da değilsiniz üstüne üstlük. Ama başka yaşamlarda ne denli rahat etseniz de, içiniz kendi gün ışığınızda uyanmayı isteyecek. Zamanı geldiğinde, bildiğiniz ay ışığınızda ve geçmişte yaşadığınız evin yeni bahçesinde sizi umutla bekleyen çam ağacınızın kokusunu içinize çekerek, ninni söylemek isteyeceksiniz bebeğinize. Ve en önemlisi kendi bayrağınızın dalgalanmadığı bir gökyüzü, size hep soluk gelecek genç arkadaşım.

Söylemesi zor ama, siz pes ederseniz, biz temelli beceriksiz olacağız. Bizim geçmişimizi iyi gözleyin ve yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı bir bir saptayın. Belki, yalnız bozduklarımızı onarmak bile uzun bir süreç alacak genç arkadaşım, ama; geleceğinize sahip çıkıp çağı yakaladığınızca,üretebildiğinizce ve ürettiğinizi paylaştığınızca, çocuklarınız 19 Mayıs’larda gerçekten bayram edecek.. O zaman, kıvançla, onurla ve göğsünüzü gere gere ardında duracaksınız onların. Bu duyguyu, özellikle bu gün yaşamak için neler vermezdim ki...

 

Tunca Tünay'a teşekkürlerimizle

Denizce