| |
Nerden... Nereye...
Yelken sporu tutkusunun başlangıcını, yıllar önce Orhan Özeray
arkadaşımın küçük yelkenli botu ile sabahtan akşama kadar,
Kalamış Kurbağlıdere arasında günde beş altı saat süren ve
sadece teknenin bodoslamasına çarparak içeri sıçrayan dalgalara
not verdiğimiz günlere bağlamam gerekir. Hiç yarışma kavramı,
iyi yelken kullanma hırsı yoktu akıllarımızda. Öylesine yelken
yapıyorduk birlikte sabahtan akşama kadar. Birimiz dümende,
birimiz floktaydık. Babalarımız, annelerimiz akşamüstü Kalamış'a
yanaşan vapurdan inerken, karaya dönmek, ancak o zaman aklımıza
geliyordu azar işitmemek için.
Farkında olamadan yakalandığımız bu deniz, yelken sevgisi ve
bunu takip eden uzun yarışma yılları... Esasen sevgi demek de
yanlış. Hastalık olarak nitelendirmek daha doğru olur.
Yıllar sonra, iş, güç, yaşam mücadelesi, evlilik, çoluk çocuk,
onların dertleri arasında, bu spordan uzaklaşıverdi bir çoğumuz.
Ta ki, bir uzaktan kumandalı modeli denize indirene kadar. O
günden sonra da, Freud’a göre, bastırılmış duygularımız yine
açığa çıktı.
Fakat bu defa, daha önceleri yapıldığı gibi ulusal sınıf icat
etmek yerine, uluslar arası bir sınıfta karar kıldık. Bu sınıf,
dünyada da yakın geçmişte türemiş, mevcut yarış sınıflarına göre
daha ekonomik, basit bir geliştirme yaygınlaştırma sınıfıydı.
Hakikaten de çok çabuk yayıldı ve popüler oldu.
Konuya ilgi duyanlar çıkabilir ümidi ile ULUSLARARSI 1 M. SINIFI
üretimini bilgilerinize sunuyorum. Şimdiden iyi hobiler dileği
ile.
Niye ONE METER veya niye OYUNCAK... Belli bir el beceriniz,
sabrınız, az da olsa bilgi birikiminiz yoksa, prefabrik
teknelere yönelmeniz doğaldır.
Prefabrik tekneden kast ettiğimiz nedir? Her şeyi bir kutuya
tıkılmış, ancak göze çok hoş aksesuarları ile insanlarda
hayranlık uyandıran, üç beş saatlik bir uğraşı sonunda
kullanılır hale gelen, ABS veya PVC evsaflı, genelde enjeksiyon
veya vakum yolu ile üretilen teknelerdir. Doğruyu söylemek
gerekirse, bunlar da bir tür MAKET’tir. Tek farkları, kabuğu
kapalı, yelken ve elektronik donanım yerleri hazır, bol miktarda
renkli çıkartması bulunan, muhtemelen de büyük yarışlarda başarı
göstermiş bire bir yatların, ticari amaçla hazırlanmış
modelleridir. Bu teknelere pek çok yüz milyonlar ödeyerek denize
saldığınızda göğsünüz kabarır, başarınızdan dolayı gurur
duyarsınız. Ne muhteşem gitmektedir o tekne!
Ta ki, yanına belli kurallarla kısıtlamalar getirilmiş olmasına
rağmen, gayet sade ve basit, belki de göze pek estetik gelmeyen,
ancak teknenizin etrafında Formula I gibi dört dönen bir tekne
gelene kadar...
Acaba bu belirgin fark nereden doğmaktadır? Temel fark,
üretimlerindeki amaç farklılığıdır. Biri, binek arabası, diğeri
pist arabasıdır. Diğer fark, belirlenmiş ölçüler dahilinde ve
sınırlamalarla en iyi performansa ulaşabilmek üzere dizayn
edilmesindedir. Bunun sonucu olarak ta, belli sınıfa bağlı
dizaynlar sürekli gelişme gösterirler. Kabuk şekli ile oynanır,
salma profili ve alanı değiştirilir, kurşun ağırlıklar akla
gelmedik hidrodinamik şekillere sokulur.
Diğer tekneler ise, piyasaya sürülür. Hevesliler tarafından
satın alınırlar. Boş vakitlerde donatıldıktan sonra ya havuz
aranır, ya da bir gölet.
Gölet bulmak veya ulaşmak zordur da, havuz bulmak daha kolaydır.
Sonunda, bu tekneler çoğunlukla tek başlarına, bir aşağı bir
yukarı dolaşıp dururlar.
Derken, monotonluk başlar. Bunu takiben evin çocuğu musallat
olur. Bu da sonun başlangıcıdır genelde. Çünkü, küçük yaştaki
çocuklar için bu tekneler anlık ve geçici oyun aracıdır. Tekne
su alır, elektronikleri okside olmaya başlar, problemler
çoğalır. Artık, eskimeye yüz tutmuş oyuncak statüsüne terfi
etmiştir bu model yat.
Halbuki diğerleri, farklı uğraşılar, fedakarlıklar, araştırmalar
ve denemeler sonucunda belli bir plan veya plandan hazırlanmış
kalıptan, üst baş, oda, balkon, atölye berbat edilerek, iki üç
günde dökülmüş, üç beş gün kurumaya ve sertleşmeye bırakılmış,
bunun sonunda da kalıptan çıktığında cenin görünümünde antipatik
teknelerdir.
Ancak büyük emek vardır bu teknelerde. Hele tekneyi hazır kalıp
değil de, bir plandan çekirdek (PLUG) üreterek, ki bu üretim bir
aydan fazla sürer, bu çekirdekten kalıp alıp sonra da bu
kalıptan tekne dökmeye başlarsanız, sinir, sabır ve aile
düzeninizi zorlama sınırını aşmaya başladığınızın resmidir.
Bu tür teknelerde genellikle, EPOKSİ yani 404 diye bildiğimiz
yapıştırıcının sanayi tipini kullanıyoruz. POLYESTER kullanmak
ta mümkün. Ancak, epoksi daha dayanıklı ve esnek malzeme olduğu
için, pahalı olmasına rağmen tercih nedeni oluyor.
Bu aşamada, kalıp ve plan masrafı hariç maliyet yaklaşık 30-50
milyonu bulabilir. Kullanılan malzeme miktarı yaklaşık 350-500
gr. epoksi ve özel dokunmuş örgü elyaf ile önceden kalıba
sürülen kalıp ayırıcı. Tekne üretim şekli iki türlüdür.
Birincisi omurga hattına göre simetrik, yani boylamasına kesit
üzerinde sağ-sol gövdelerin üretimiyle elde edilir.
İkincisinde ise gövde ile güverte alt-üst olarak ayrı ayrı
hazırlanır.
Sonra sıra salma ve dümen dökmeye geliyor. Onların da
kalıplarının hazırlanmış olması gerekiyor doğal olarak. Bu
üretim aşamasında, yine iki parçalı ancak basınçla kapatılan
kalıp söz konusudur. Kalıba kalıp ayırıcı sürülerek, teknede
olduğu gibi malzeme ve elyaf iki üç kat sürülüp yatırıldıktan
sonra, ağırlıktan tasarruf için tam ortasına önceden
alıştırılmış olan mavi veya kahverengi köpük yerleştirilerek
kalıp kapatılır ve mengenelerle sıkılır.
Bu işlemin de tamamlanması yaklaşık iki üç gündür. Kalıplar
açıldığında, her şeyin düzgün gittiği kabul edilerek, biri uzun,
yaklaşık 50 x 10 cm. diğeri 15 x 5 cm. ebatlarında iki parça
elde ederiz. Sıra salma kurşununun bağlanmasına gelir. Dümen
mili, kalıp kapatılırken önceden yerleştirilmiştir.
Sertleşmiş bulunan tekne parçaları içten 2-3 cm. eninde şerit
elyafla yapıştırılarak birleştirilir. Bunu yapabilmek için,
tekne önce iki parça olarak bantla kapatılır. Üzerine hem el
girecek hem de ilerde servolara, piller ulaşımı da sağlamaya
yarayacak, yeterli ve gerekli boyutta iki veya üç adet delik
açılır.
|
 |
|
Yapıştırma işlemi, bu deliklerden el kol sokularak, değişik
“işkence yöntemleri” ile gerçekleştirilir. En zor işlemlerden
biridir yapıştırma. Bu, çocuğun ceninden sonraki doğum
safhasıdır.
Salma kasası üretimi
ve yerleştirilmesi en hassa ve dikkat edilmesi gereken
konulardan biridir. Omurga hattına göre en ufak bir sapma
veya düşey kaçıklık teknenin seyrini etkiler. Salma kasası,
Salmanın tekne içinde kalan kısmına, kalıp ayırıcı
sürüldükten sonra, malzeme ve elyaf uygulaması ila yapılır.
Donduktan ve sertleştikten sonra, salmanın ucundan sökülen
bu parça, teknenin içine alıştırılıp, yine elyaf desteği ile
yapıştırılır. Kasa yeri tekne planında bellidir. |
|
 |
|
Bu arada, elinizde
mevcut olması gereken üç adet arma (en az iki adet) ki
bunlar, RIG 1 hafif hava, RIG 2 orta hava ve RIG 3 sert hava
armalarıdır, yavaş yavaş donatmaya başlayabilirsiniz. Yelken
ve direkleri yurt dışından sipariş ederseniz, yaklaşık on
günde gelirler. Ödemeyi kredi kartınızla yapabilirsiniz.
Ancak, yerli üretim de mümkün olmakla birlikte, direklerin
dışardan getirilmesinde büyük yarar vardır. |
|

Fotograflar:
Melih Dilikoğlu |
|
Çünkü, ülkemizde aynı
evsafta eloksal alaşım 11-12 mm. kalınlığında malzeme temin
edilememektedir. Sertlik, hafiflik ve dayanıklı esneklik çok
önemlidir.Çarmık bağlantıları, ıskota noktaları, direk dibi
yeri toleransları ile bellidir. Kullanacağınız servo ve SAIL
WINCH'e göre bağlantılar, montaj yerleri (servo trail)
hazırlanıp monte edildikten sonra, direkler (armalar) den
herhangi biri takılarak ıskotalar donatılır, ayarlanır, trim
edilir. Dümenle servo bağlantısı, mümkünse, paslanmaz 1.5
mm. çapında çubuk ve ya çubuklar aracılığı ile yapılarak
düzgün çalışana kadar ayarlanır. Bu uygulamada, bisiklet
akort telleri kullanabilirsiniz.
İki kanallı bir
verici yeterli olacaktır. Zaten işlev olarak daha fazla kanala,
1 M. sınıfında izin verilmez. |
Vericinize 600-1200 mAh. Ni-Cad veya Ni Me Hid. kalem piller
takma tercihine sahipsiniz. Servolara, özelliklerine göre, 1.2
V. luk dört adet 4.8 V., beş adet toplam 6 V. veya riskli
olmakla beraber altı adet ve toplamı 7.2 V. olan paket piller
kullanılabilir.
Bu bataryaların, örneğin 600 mAh. olanların 65-75 mAh'le, 1.200
mAh olanların 120-130 mAh'lik şarj cihazları ile 12-13 saatte
şarj edilmeleri yararlıdır. Prensipte, PİL AKIMI mAh/10=ŞARJ
AKIMIDIR.
Ancak, çok sağlıklı olmasa da, “QUICK CHARGE” yani hızlı şarj da
yapılabilir. Bu durumda, pillerin şarj edilebileceği akım=PİL
AKIMI mAh/4 olarak hesaplanır. Şarj beş saat sonunda kesilir. Üç
dört kullanımdan sonra, pillerin 20-30 W./12 Volt luk bir
ampulle tamamen deşarj edilmesi, pillerin ömrünü uzatacaktır.
Her şey hazırsa denize inip, bebeğinize yürümeyi öğretebilir,
daha doğrusu o size tekne kullanmayı öğretebilir. Artık rüzgar
durumuna göre arma seçimi size ait. Pillerin şarj edilmesi
unutulmuşsa, denize inmek bir sonraki güne kalabilir.
Sonuçta, elektronik donanımı da dahil olmak üzere, üç değişik
ebat yelkeni ile, toplam maliyeti 400-650 US$’lık bir tekneye
sahip olursunuz.
Gerçekte anlatıldığı kadar basit olmayan bir süreci, çok kısa
olarak özetledik. Ancak, tabii bizlere göre, çok zevkli ve
heyecan verici bir uğraşı, aklınızı çelebilme ümidi ile aktarmış
bulunuyoruz.
Haydi kolay gelsin.
A.Vefik Ulus'a
Teşekkürlerimizle
Denizce

04.04.2002
|
|