Denizce
       e-mail
    
    denizce@denizce.com
 





  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Caner Erdem
Classic Power B.
D-5
Kd.Ereğli Ekibi
Nerden..Nereye..
Modelc.veÇocuk
Model Pirat
 Modelyat [1m]

Vefik Ulus   

 

Nerden... Nereye...

Yelken sporu tutkusunun başlangıcını, yıllar önce Orhan Özeray arkadaşımın küçük yelkenli botu ile sabahtan akşama kadar, Kalamış Kurbağlıdere arasında günde beş altı saat süren ve sadece teknenin bodoslamasına çarparak içeri sıçrayan dalgalara not verdiğimiz günlere bağlamam gerekir. Hiç yarışma kavramı, iyi yelken kullanma hırsı yoktu akıllarımızda. Öylesine yelken yapıyorduk birlikte sabahtan akşama kadar. Birimiz dümende, birimiz floktaydık. Babalarımız, annelerimiz akşamüstü Kalamış'a yanaşan vapurdan inerken, karaya dönmek, ancak o zaman aklımıza geliyordu azar işitmemek için.
Farkında olamadan yakalandığımız bu deniz, yelken sevgisi ve bunu takip eden uzun yarışma yılları... Esasen sevgi demek de yanlış. Hastalık olarak nitelendirmek daha doğru olur.
Yıllar sonra, iş, güç, yaşam mücadelesi, evlilik, çoluk çocuk, onların dertleri arasında, bu spordan uzaklaşıverdi bir çoğumuz. Ta ki, bir uzaktan kumandalı modeli denize indirene kadar. O günden sonra da, Freud’a göre, bastırılmış duygularımız yine açığa çıktı.
Fakat bu defa, daha önceleri yapıldığı gibi ulusal sınıf icat etmek yerine, uluslar arası bir sınıfta karar kıldık. Bu sınıf, dünyada da yakın geçmişte türemiş, mevcut yarış sınıflarına göre daha ekonomik, basit bir geliştirme yaygınlaştırma sınıfıydı. Hakikaten de çok çabuk yayıldı ve popüler oldu.

Konuya ilgi duyanlar çıkabilir ümidi ile ULUSLARARSI 1 M. SINIFI üretimini bilgilerinize sunuyorum. Şimdiden iyi hobiler dileği ile.

Niye ONE METER veya niye OYUNCAK... Belli bir el beceriniz, sabrınız, az da olsa bilgi birikiminiz yoksa, prefabrik teknelere yönelmeniz doğaldır.

Prefabrik tekneden kast ettiğimiz nedir? Her şeyi bir kutuya tıkılmış, ancak göze çok hoş aksesuarları ile insanlarda hayranlık uyandıran, üç beş saatlik bir uğraşı sonunda kullanılır hale gelen, ABS veya PVC evsaflı, genelde enjeksiyon veya vakum yolu ile üretilen teknelerdir. Doğruyu söylemek gerekirse, bunlar da bir tür MAKET’tir. Tek farkları, kabuğu kapalı, yelken ve elektronik donanım yerleri hazır, bol miktarda renkli çıkartması bulunan, muhtemelen de büyük yarışlarda başarı göstermiş bire bir yatların, ticari amaçla hazırlanmış modelleridir. Bu teknelere pek çok yüz milyonlar ödeyerek denize saldığınızda göğsünüz kabarır, başarınızdan dolayı gurur duyarsınız. Ne muhteşem gitmektedir o tekne!
Ta ki, yanına belli kurallarla kısıtlamalar getirilmiş olmasına rağmen, gayet sade ve basit, belki de göze pek estetik gelmeyen, ancak teknenizin etrafında Formula I gibi dört dönen bir tekne gelene kadar...

Acaba bu belirgin fark nereden doğmaktadır? Temel fark, üretimlerindeki amaç farklılığıdır. Biri, binek arabası, diğeri pist arabasıdır. Diğer fark, belirlenmiş ölçüler dahilinde ve sınırlamalarla en iyi performansa ulaşabilmek üzere dizayn edilmesindedir. Bunun sonucu olarak ta, belli sınıfa bağlı dizaynlar sürekli gelişme gösterirler. Kabuk şekli ile oynanır, salma profili ve alanı değiştirilir, kurşun ağırlıklar akla gelmedik hidrodinamik şekillere sokulur.

Diğer tekneler ise, piyasaya sürülür. Hevesliler tarafından satın alınırlar. Boş vakitlerde donatıldıktan sonra ya havuz aranır, ya da bir gölet.
Gölet bulmak veya ulaşmak zordur da, havuz bulmak daha kolaydır. Sonunda, bu tekneler çoğunlukla tek başlarına, bir aşağı bir yukarı dolaşıp dururlar.

Derken, monotonluk başlar. Bunu takiben evin çocuğu musallat olur. Bu da sonun başlangıcıdır genelde. Çünkü, küçük yaştaki çocuklar için bu tekneler anlık ve geçici oyun aracıdır. Tekne su alır, elektronikleri okside olmaya başlar, problemler çoğalır. Artık, eskimeye yüz tutmuş oyuncak statüsüne terfi etmiştir bu model yat.

Halbuki diğerleri, farklı uğraşılar, fedakarlıklar, araştırmalar ve denemeler sonucunda belli bir plan veya plandan hazırlanmış kalıptan, üst baş, oda, balkon, atölye berbat edilerek, iki üç günde dökülmüş, üç beş gün kurumaya ve sertleşmeye bırakılmış, bunun sonunda da kalıptan çıktığında cenin görünümünde antipatik teknelerdir.

Ancak büyük emek vardır bu teknelerde. Hele tekneyi hazır kalıp değil de, bir plandan çekirdek (PLUG) üreterek, ki bu üretim bir aydan fazla sürer, bu çekirdekten kalıp alıp sonra da bu kalıptan tekne dökmeye başlarsanız, sinir, sabır ve aile düzeninizi zorlama sınırını aşmaya başladığınızın resmidir.

Bu tür teknelerde genellikle, EPOKSİ yani 404 diye bildiğimiz yapıştırıcının sanayi tipini kullanıyoruz. POLYESTER kullanmak ta mümkün. Ancak, epoksi daha dayanıklı ve esnek malzeme olduğu için, pahalı olmasına rağmen tercih nedeni oluyor.

Bu aşamada, kalıp ve plan masrafı hariç maliyet yaklaşık 30-50 milyonu bulabilir. Kullanılan malzeme miktarı yaklaşık 350-500 gr. epoksi ve özel dokunmuş örgü elyaf ile önceden kalıba sürülen kalıp ayırıcı. Tekne üretim şekli iki türlüdür. Birincisi omurga hattına göre simetrik, yani boylamasına kesit üzerinde sağ-sol gövdelerin üretimiyle elde edilir.
İkincisinde ise gövde ile güverte alt-üst olarak ayrı ayrı hazırlanır.

Sonra sıra salma ve dümen dökmeye geliyor. Onların da kalıplarının hazırlanmış olması gerekiyor doğal olarak. Bu üretim aşamasında, yine iki parçalı ancak basınçla kapatılan kalıp söz konusudur. Kalıba kalıp ayırıcı sürülerek, teknede olduğu gibi malzeme ve elyaf iki üç kat sürülüp yatırıldıktan sonra, ağırlıktan tasarruf için tam ortasına önceden alıştırılmış olan mavi veya kahverengi köpük yerleştirilerek kalıp kapatılır ve mengenelerle sıkılır.

Bu işlemin de tamamlanması yaklaşık iki üç gündür. Kalıplar açıldığında, her şeyin düzgün gittiği kabul edilerek, biri uzun, yaklaşık 50 x 10 cm. diğeri 15 x 5 cm. ebatlarında iki parça elde ederiz. Sıra salma kurşununun bağlanmasına gelir. Dümen mili, kalıp kapatılırken önceden yerleştirilmiştir.

Sertleşmiş bulunan tekne parçaları içten 2-3 cm. eninde şerit elyafla yapıştırılarak birleştirilir. Bunu yapabilmek için, tekne önce iki parça olarak bantla kapatılır. Üzerine hem el girecek hem de ilerde servolara, piller ulaşımı da sağlamaya yarayacak, yeterli ve gerekli boyutta iki veya üç adet delik açılır.

 

Yapıştırma işlemi, bu deliklerden el kol sokularak, değişik “işkence yöntemleri” ile gerçekleştirilir. En zor işlemlerden biridir yapıştırma. Bu, çocuğun ceninden sonraki doğum safhasıdır.
Salma kasası üretimi ve yerleştirilmesi en hassa ve dikkat edilmesi gereken konulardan biridir. Omurga hattına göre en ufak bir sapma veya düşey kaçıklık teknenin seyrini etkiler. Salma kasası, Salmanın tekne içinde kalan kısmına, kalıp ayırıcı sürüldükten sonra, malzeme ve elyaf uygulaması ila yapılır.
Donduktan ve sertleştikten sonra, salmanın ucundan sökülen bu parça, teknenin içine alıştırılıp, yine elyaf desteği ile yapıştırılır. Kasa yeri tekne planında bellidir.

 

Bu arada, elinizde mevcut olması gereken üç adet arma (en az iki adet) ki bunlar, RIG 1 hafif hava, RIG 2 orta hava ve RIG 3 sert hava armalarıdır, yavaş yavaş donatmaya başlayabilirsiniz. Yelken ve direkleri yurt dışından sipariş ederseniz, yaklaşık on günde gelirler. Ödemeyi kredi kartınızla yapabilirsiniz. Ancak, yerli üretim de mümkün olmakla birlikte, direklerin dışardan getirilmesinde büyük yarar vardır.


Fotograflar:
Melih Dilikoğlu

 

Çünkü, ülkemizde aynı evsafta eloksal alaşım 11-12 mm. kalınlığında malzeme temin edilememektedir. Sertlik, hafiflik ve dayanıklı esneklik çok önemlidir.Çarmık bağlantıları, ıskota noktaları, direk dibi yeri toleransları ile bellidir. Kullanacağınız servo ve SAIL WINCH'e göre bağlantılar, montaj yerleri (servo trail) hazırlanıp monte edildikten sonra, direkler (armalar) den herhangi biri takılarak ıskotalar donatılır, ayarlanır, trim edilir. Dümenle servo bağlantısı, mümkünse, paslanmaz 1.5 mm. çapında çubuk ve ya çubuklar aracılığı ile yapılarak düzgün çalışana kadar ayarlanır. Bu uygulamada, bisiklet akort telleri kullanabilirsiniz.
İki kanallı bir verici yeterli olacaktır. Zaten işlev olarak daha fazla kanala, 1 M. sınıfında izin verilmez.

Vericinize 600-1200 mAh. Ni-Cad veya Ni Me Hid. kalem piller takma tercihine sahipsiniz. Servolara, özelliklerine göre, 1.2 V. luk dört adet 4.8 V., beş adet toplam 6 V. veya riskli olmakla beraber altı adet ve toplamı 7.2 V. olan paket piller kullanılabilir.
Bu bataryaların, örneğin 600 mAh. olanların 65-75 mAh'le, 1.200 mAh olanların 120-130 mAh'lik şarj cihazları ile 12-13 saatte şarj edilmeleri yararlıdır. Prensipte, PİL AKIMI mAh/10=ŞARJ AKIMIDIR.

Ancak, çok sağlıklı olmasa da, “QUICK CHARGE” yani hızlı şarj da yapılabilir. Bu durumda, pillerin şarj edilebileceği akım=PİL AKIMI mAh/4 olarak hesaplanır. Şarj beş saat sonunda kesilir. Üç dört kullanımdan sonra, pillerin 20-30 W./12 Volt luk bir ampulle tamamen deşarj edilmesi, pillerin ömrünü uzatacaktır.

Her şey hazırsa denize inip, bebeğinize yürümeyi öğretebilir, daha doğrusu o size tekne kullanmayı öğretebilir. Artık rüzgar durumuna göre arma seçimi size ait. Pillerin şarj edilmesi unutulmuşsa, denize inmek bir sonraki güne kalabilir.

Sonuçta, elektronik donanımı da dahil olmak üzere, üç değişik ebat yelkeni ile, toplam maliyeti 400-650 US$’lık bir tekneye sahip olursunuz.

Gerçekte anlatıldığı kadar basit olmayan bir süreci, çok kısa olarak özetledik. Ancak, tabii bizlere göre, çok zevkli ve heyecan verici bir uğraşı, aklınızı çelebilme ümidi ile aktarmış bulunuyoruz.

Haydi kolay gelsin.


                                                                        A.Vefik Ulus'a Teşekkürlerimizle
                                                                                          Denizce
                                                                            

                                                                                                                         04.04.2002