|
II. Dünya Savaşından sonra, Avrupa'nın birleşme sürecini
başlatan İtalyan federalist Altiero Spinelli ile Jean
Monnet'dir. Federasyon yanlısı yaklaşım yerel, bölgesel, ulusal
ve Avrupa ölçeğindeki güç odakları arasında diyaloğa ve
tamamlayıcı bir ilişki kurulmasına dayanır. İşlevselci yaklaşım
ise egemenliğin ulusal düzeyden Topluluk düzeyine geçirilmesini
savunur.

Bu görüşler sonucunda yapılan anlaşmalar ile AB'nin hukuki
temeli meydana gelmiştir. Bu anlaşmalar sırayla aşağıda
belirtilmiştir.
Paris Anlaşması (1951): Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu
(AKÇT) kuruldu.
Roma Anlaşması (1957): Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve
Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (Euratom) kuruldu.
Avrupa Tek Senedi (1986)
Maastricht Avrupa Birliği Antlaşması (1992)
Topluluk başlangıçta altı üye (Almanya, Fransa, İtalya, Belçika,
Hollanda, Lüksemburg) ile kuruldu. Amacı ise kurucu üyeleri
arasında bir kömür ve çelik ortak pazarı kurulması ile
sınırlıydı. Fransızların 1957 yılında Avrupa Savunma Topluluğu
projesini reddetmesiyle topluluğun amacı işgücü ile mal ve
hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk
olması şeklinde değişti. 1968'de mamul mallarda gümrük vergileri
kaldırıldı, ortak tarım politikaları geliştirildi. Topluluğun
başarıya ulaşmasıyla İngiltere, Danimarka ve İrlanda da üyeliğe
1961'de müracaat ettiler; Fransa iki kez veto yetkisini
kullandı; çetin bir pazarlık döneminden sonra 1972 yılında
üyeliğe kabul edildiler.
Topluluk, 1981'de Yunanistan'ın, 1986'da da İspanya ve
Portekiz'in katılmalarıyla güneye doğru genişledi; 1995'te
Avusturya, Finlandiya ve İsveç'in üyeliğiyle Orta ve Kuzey
Avrupa'da yeni açılımlar sağlandı.
Gelelim, Avrupa Birliği'nin deniz ulaştırması konularındaki
politikalarına. AB ortak denizcilik politikası aşağıda ana
başlıklarla gösterilen müktesebat çerçevesinde belirlenmektedir:
1. Hizmetlerin Serbest Dolaşımı
2. Yerleşim Hakkı
3. İşgücünün Serbest Dolaşımı
4. Rekabet Kuralları:
i. Belirli şartlar ve yükümlülükler
altında hat konferanslarından
muaf tutulunması
ii. Gemi inşaya devlet yardımı
iii. Deniz ulaştırmaya devlet yardımı
5. Dış İlişkiler
6. Deniz Emniyeti: Bu konuda, Topluluk, denizcilik
politikasını IMO Konvansiyonlarına ve kurallarına dayandırmakla
beraber, Avrupa'nın çıkarlarını gözetmek için, uluslararası
kuruluşlardaki konumu güçlendirmeyi planlamaktadır.
7. Çalışma Koşulları
8. Deniz Yolu ile Demir-Çelik Taşıması Deniz Ticaret
Odası olarak, ana başlıklarını yukarıda verdiğimiz müktesebatın
incelenmesi sonucunda tespit ettiğimiz önemli hususlarda
Oda'mızın görüşünü oluşturarak Ankara'da Sn.Mesut Yılmaz başta
olmak üzere Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanımıza,
Müsteşarımıza, diğer ilgili Bakanlıklara, AB Genel
Sekreterliği'ne ilettik. Bu görüşlerimizi şöyle özetleyebiliriz.
Hizmetlerin Serbest Dolaşımı: Tüm
üyeliğe geçildikten sonra uygulamaya geçilmesi zaruridir. Tam
üyelik öncesinde sektörün serbest dolaşıma açılması, bu
sektörde çalışan tüm firmaları olumsuz olarak etkileyerek güç
duruma düşürecektir.
Kabotajın Kaldırılması: Tam üyeliğe geçildikten sonra,
Yunanistan'ın yapmış olduğu gibi AB'den uzun süreli (11 yıla
varan) muafiyet talep edilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde,
tüm filomuzu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz.
Avrupa Birliği komisyonu ve Topluluğa Üye Devletler devlet
yardımı yapılmaz ise topluluk filosunun çok azalacağını ve
bundan dolayı AB'nin dış ticaret yüklerini taşıma konusunda
başka filolara bağımlı olacağını düşünmüktedirler. Bu sebeple
denizcilik sektörüne yapılan devlet yardımları komisyon
tarafından resmen kabul edilmektedir.
Haksız fiyat uygulamalarıyla ilgili OECD-Maritime Transport
Committee üyesi olarak ülkemiz yapılan çalışma süreçlerine dahil
olup, gereğini yerine getirmektedir.
Ülkemiz denizcilik sektöründe, tüm uluslararası kurallara uyma
konusunda gerekli hassasiyeti göstermekte ve Kod'ları
imzalamaktadır
Liman Devleti Kontrolünün en kısa sürede uygulamaya geçirilmesi
gerekmektedir.
Ulusal Klasımız olan Türk Loydu'nun devreye alınması
gerekmektedir. Bu konuda yine AB müktesebatında görüleceği üzere
Yunanistan kendi klasının 3 yıl boyunca yeterli şartları yerine
getirmemesine rağmen tanınması hakkını elde etmiştir. Türk
Loydu'na da benzer bir hakkın tanınması gerekliliği vardır
Bilindiği üzere, 1999 Helsinki Zirvesindeki, Türkiye AB'ye aday
ülke olarak kabul ve ilan edildi ve 8 Kasım 2000 tarihinde
Katılım Öncesi Doküman hazırlandı. Bunu takiben 19 Mart 2001
tarihinde sunulan Ulusal Program ile Türkiye kısa ve uzun
vadede, bir takım taahhütlerde bulundu.
Deniz İpek
DTO Genel Sekreteri
Deniz İpek'e teşekkürlerimizle
Denizce

Kaynakça:
Deniz Ticareti Dergisi
-
Ekim 2001
|