|
Cumhuriyet Gazetesi’ne
Stockholm’dan yazan Osman İkiz’in son makalesinden öğrendim
“Ağaç Dünyayı Kurtarabilir” isimli kitabı. Başarılı bir
gazeteci olan Johan Tell’in yazdığı kitap bildiğimiz şeylerden söz
ediyormuş: Ağaçlar karbondioksit alır atmosferden ve geriye
oksijen verir. Atmosferdeki karbondioksiti azaltmanın, oksijeni
arttırmanın yollarından birinin bulabildiğimiz her yere ağaç dikmek
olduğunu ve bu ağaçların çabuk büyüyen geniş yapraklı ağaç
türlerinden seçilmesi gerektiğini dile getiriyormuş yazarımız.
İnsanlık son birkaç
yüzyıldır bilim ve teknolojide akıllara durgunluk verecek
gelişmelere imza attı. Beklenen, bu durumun insanlara refah ve
mutluluk şeklinde yansıması iken galiba tersi oldu. Kapitalist
sistem bu muazzam gelişmeyi özü gereği tüketimi arttıracak şekilde
kullandı ve sermayenin birikmesi için gereken tüketim hızla
artarken, sermaye de aynı hızda merkezileşti; zenginlerin sayısı
azalır, servetleri artarken, yoksulların sayısı arttı ve kazançları
iyice azaldı.
Gelir dağılımı bozulsa,
yoksulluk her geçen gün artsa da insan davranışlarında yine
değişmeyen bir şey var; o da tüketmek, daha çok tüketmek.
Çağdaş İnce bir yazısında
bakın bunu nasıl dile getiriyor.
“(…) Daha çok kazanmak, daha güzel görünmek, daha lezzetli yemekler
yemek ve en önemlisi daha büyük bir televizyon edinmek için insanlar
insanların ölmesine, doğanın katledilmesine göz yumarlar, sırtlarını
dönerler rahatsız edici gerçeğe. Çünkü bilirler ki bu rezaletin
merkezinde herkesle birlikte onlar da yer alıyorlardır(…)”
Dünya’nın kaynakları
sonsuzdur yanılsaması ile süre giden tüketim çılgınlığının sonuçları
yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Aşırı sanayi üretiminin sonucu
atmosferdeki karbondioksit oranı hızla artmaktadır. Sera etkisi
kavramı artık çoğumuzun aşina olduğu bir şey olup dünyanın bu
nedenle hızla ısındığını öğreniyoruz bilim insanlarından.
Yine artık hepimizin bildiği bir şey var; karbondioksit sera
etkisi yaratan bir gazdır.
Atmosfere karbondioksit
salınımını azaltmak için uluslararası birçok girişim yapılmaktadır.
Bu girişimlerde taraflar tam olarak anlaşamamakta, kabul edilen
şeyler ise gecikmeli olarak yaşama geçirilmektedir. Kısaca atmosfere
bırakılan karbondioksitin kısa zamanda azaltılması pek mümkün
görünmemektedir. Bu durum da sıcaklığın artma hızını
kamçılamaktadır.
Temel çözüm olan üretim
biçimini ve yaşam tarzını değiştirmek için mücadele ederken; bunun
başarılabileceği ana kadar insanlığın yaşayabilmesi için çabuk sonuç
alınabilecek bazı önlemlere de başvurmak gerekiyor.
Ağaçlar çabuk yetişen
canlılardır. Hepimizin bildiği bir gerçeği bir kez daha
tekrarlayacak olursak atmosferden karbondioksit alırlar ve geriye
oksijen bırakırlar. Onların yardımına başvurabilir ve kalıcı
önlemler devreye girene kadar yaşamımızı sürdürmelerine olanak
sağlamalarına fırsat tanıyabiliriz.
Ağaçlar sadece
karbondioksit-oksijen değişimi yapmakla kalmazlar. Yağış düzenini
sağlamak yanında iklimi yumuşatır, erozyonu önler, atmosferdeki
tozları temizler ve birçok canlının yaşamasına ortam sağlayarak
doğanın yaşamını zenginleştirirler.
Bir yandan ormanların ve
özellikle de yağmur ormanlarının yok edilmesini engellemek için
gayret ederken diğer yandan yeni ağaç dikilmesi için çaba göstermek
yakın geleceğimizdeki tehlikeyi bir nebze uzaklaştırabilir.
Küresel ağaç dikimi
kampanyası, yaratacağı istihdam ile küresel ekonomik krizi bir nebze
hafifletirken diğer taraftan atmosferdeki karbondioksitin artmasını
da azaltabilecektir.
Unutmayalım: “Ağaç
Dünya’yı kurtarabilir!”
Dr. Nedim İnce
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

29.01.2009 |