e-mail    
denizce@denizce.com
 





AB Hotel
Acarlar Gölü
Agva
Antalya Şel.
Antarktika
Bordeaux
Bozcaada
Costa Farilya
Çağlayanlar
Çamaltı Tuzlası
Çığlıkara
Dalış Turları
. Avustralya
. Endonezya-Papua
. Endonezya-Walea
. Galapagos
. Honduras
. Komodo
. Maldivler
. Meksika
. Mikronezya
. Tayland
Düden
Dünyanın Renkleri
. Mali
. Myanmar
. Sicilya
. Toskana
Erciyes
Galata Kulesi
Galata Mevlev.I
Garipçe
Galata Mevlev.II
Jeoparklar
Kaklık Mağarası
Kapıdağ Y.
Kastamonu
Kızıldeniz
Konya
Korfu Adası
Loire Vadisi
Marmara Adası
Mısır'ın Gizemi
Nice
Piramitler
Prag
Prens Adaları
Rio
Sanaa
Santorini
Sinop
Sultanahmet
Urla
Van
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Gezelim Görelim  

  Ağva 

 

 

 

 

Ağva adını Latinceden almaktadır ve iki dere arasına kurulmuş köy anlamına gelmektedir. Gerçekten de Ağva, ÇANAK ve GÖKSU derelerinin arasında kurulmuş olan bir belde.

Tarihte bir Ceneviz kolonisi olduğu kesinlik kazanan Ağva'da Hitit, Frig, Roma ve Osmanlı uygarlıklarının da izlerine rastlamak mümkün. M.Ö 5. ve 7.yy'da, Ağva ve yakınlarında yerleşim bulunduğuna dair kanıtlar ele geçmiş. Kalıntılar; Hitit ve Frigler'in de bölgede yaşamış olduğunu göstermektedir. Başta Yeniköy olmak üzere çevre köylerde, Roma ve Bizans dönemine ait kimi kalıntıları bulmak mümkün. Kalem Köy'de Romalılara ait kilise kalıntıları ve mezar taşları, Hacıllı Köyünde bulunan Gürlek Mağarası, Hisar Tepe' de bulunan kale kalıntısı, Sungurlu mahallesindeki dağ değirmeni önemli buluntulardır. Günümüzde ise Ağva Şile ilçesi sınırında İstanbul iline bağlı 1992 yılında belediye unvanı almış bir beldedir. İklimi Karadeniz ile Akdeniz iklimi arasında geçiş tipi teşkil eder. Kışın 2.500 olan nüfusu yazın 15.000'e ulaşır. Odunculuk, odun kömürcülüğü ve bunları teknelere yükleme merkezliğini yıllardır üstlenmiştir. Kısmen meyvecilik, sebzecilik, balıkçılık, odunculuk ve Şile bezi el işlemeciliği üretiminin gelir kaynağı olduğu Ağva, son yıllarda gelişen otel, motel ve pansiyonculuk ile turistik bir merkez olma aşamasındadır. Ancak yaz sezonun kısa sürmesi (Haziran-Ağustos arası) kitle turizminin çok hızlı gelişmesine de olanak tanımamaktadır... Ağva’nın merkezi on beş dakikada yürüyüp bitirebilecek kadar küçük. Halk çoğu zaman bisikletle dolaşmayı tercih etmekte.

Nehir kıyısında iki tane balık lokantası var. Bunlardan biri aynı zamanda küçük bir motel olan Tahir Restoran. Ağva’nın içindeki küçük dükkanlar tipik bir Karadeniz kasabası portresini tamamlamakta. Otobüs terminalinin hemen karşısında beliren kumsal, küçük bir dalgakıranla nehirden ayrılmakta. Ağva civarında çeşitli öyküleri olan kayalıklar ilgi çekicidir. Balıkçı tekneleriyle çıkılan yolculuklar, bu adacıkların çevrelerinde de devam eder.

 

Elmalarıyla ünlü Gökmaslı Köyü'nün şelalesi görülmeye değer. Yeniköy ise tarihi kalıntıları ve Balkan göçmeni, sıcakkanlı halkıyla çok ilgi çekici. Köy kahvesinde size yaşam öyküleri anlatacak bilge ihtiyarlar bulabilirsiniz. Ağva'ya ulaşım çok kolay. İstanbul'a uzaklığı yaklaşık 110 km dir. Önce Şile'ye varmak gerekiyor.

Şile'ye gitmek için oldukça bol seçenek var. Biz TEM'den yola çıkıyoruz. Fatih Sultan Mehmet köprüsünü geçip Anadolu yakasında Sarıgazi-Şile tabelasını görünce sapıyoruz. Şile yolu artık eskisi gibi değil. Üç şeritli bir otoban. İsterseniz Ömerli'den geçerek otoyoldan devam edebilir, isterseniz 25. kilometrede Beykoz sapağını geçerek 40. kilometrede sağda Ahmetli tabelasını görünce saparak harika manzaralı eski yol üzerinden ulaşabilirsiniz. Biz yeni yoldan devam ediyoruz. 60. kilometrede Ahmetli üzerinden gelen eski yolla kesişiyoruz. Sola sapıp Şile'ye ulaşıyoruz. Buradan Ağva yönüne devam edip Çayırbaşı'na geliyoruz. Yol burada ikiye ayrılıyor. Ağva'ya sağa sapıp, orman yolundan Teke üzerinden gidebileceğimiz gibi, soldan sahil yolundan da ulaşabiliyoruz. Tüm yol orta karar bir hızla yaklaşık 1 saat 15 dakika sürmektedir.

İstanbul'a yakınlığı, yemyeşil ormanları, iki kıyısından geçen dereleri, Karadeniz'i, lezzetli balıklarıyla Ağva keyifli ve huzurlu bir haftasonu için ideal. Yakın bir yörede, kentin gürültüsünden, keşmekeşinden uzak, doğayla başbaşa huzurlu, kısa da olsa bir tatil... 

Ağva'ya girişte ilk dikkatinizi çeken balıkçı teknelerinin çokluğu. Kıyı şeridinde ise bir sonraki güne ağlarını onararak hazırlanan balıkçılar gözünüze çarpıyor. Çok geçmeden denize yakın veya çayların üzerinde kurulu lokantalardan birini seçip sonrasında da pastoral bir keşfe çıkabilirsiniz.

Eşsiz tabitatıyla keşfedilmeye hazır Ağva'da, yaz kış su sporları (dere kıyısında kano, deniz bisikleti) kış aylarında fitness, doğası itibariyle trekking ve avcılık yapabilirsiniz. Ormanda yürüyüş, koşu, bisiklet, kamping gibi aktiviteler için son derece uygun olan Ağva, yazın Karadeniz'in hırçın sularında serinlemek isteyenler için de ideal. Kaplumbağa, karaca, bülbül, saka, çakal, yaban domuzu, tilki, sincap, birçok kuş türü özellikle yalı çapkını barındıran Ağva avlanmaya da çok uygun.Temiz havayı buram buram solumak, romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenen şifalı kumsalında yürümek, dere kıyısındaki restoranlarda lezzetli balıkları tatmak da Ağva'nın keyfine varırken ihmal etmemeniz gerekenler.

Bu nefis manzaraların ardından Woodyville'deyiz. Sahibi sevgili Erol Karaoğlan ile tam sözleştiğimiz saatte buluşuyoruz. Bir yorgunluk kahvesinden sonra hem bize etrafı gezdiriyor, hem de söyleşiyoruz. Ama  gezintiye başlamadan önce Erol bey bizi "Sherifin"  ofisine götürerek, birer şapka veriyor. Bu güzel doğa ve ağaç evlerin arasında başımızda kovboy şapkaları  hem çok eğleniyor, hem de sevgili Erol ağabeyin  buralara nasıl hayat verdiğini görüyoruz.

Erol Karaoğlan ile konuşurken yüzünde işini tam ve doğru yapmış insanların rahatlığını görüyoruz. Akkaya Tatil köyü olarak 30 yıl önce burayı kurduğunda bu bölgenin ne kadar bakir olduğunu anlatıyor. Gerçekten de baktığımızda etrafta bir takım yapılar görüyoruz bu doğaya pek uyum sağlamayan. Burayı bu kadar uzun bir süredir ayakta tutmasının sırrını soruyoruz. Hiç tereddüt etmeden,

"İnsanlar bir kez gelip ikinci kez geldiklerinde bakıyorlar ne yenilik yapılmış diye...Biz de bu fikirden hareketle hep yenilik peşindeyiz hep bir şeyler yapıyoruz yenileme adına ve konuklarımız da bundan büyük memnuniyet duyuyorlar. Hem çevrede, hem odalarda, hem menü'lerde değişiklikler yenilikler yapıyoruz, bundan dolayı bir gelen bir kez daha geliyor."

Peki burayı insanlara nasıl duyuruyorsunuz, diye sorduk çünkü gazetelerde hiç ilan görmediğimizi belirtiyoruz. Büyük bir reklam harcaması yapmıyoruz, diye yanıtlıyor ve bizi restaurant kısmına götürüyor. Burada her duvarda en azından 15-16 tane gazete kupürü kesilmiş çerçevelenmiş ve duvara asılmış. En iyi reklam kişi tavsiyesi, diyor Erol bey ve ekliyor, bu gazete kupürlerindeki haberler muhabirlerin ve gazetecilerin kendileri tarafından yazılmıştır. En küçük bir empoze veya tavsiye yok. Sürekli bir takım dergilerde veya gazetelerde haber oluyoruz, malum Türkiye'de iyi bir şey yaptığında da yazıyorlar, diyor ve ekliyor buralarda kimse bilmez ama Camping olarak Avrupa'da yayınlanan tüm Turing Klüplerinin kataloglarında varız ve 29 yıldır da bu konuda bir otorite olan Alman kuruluşu ADAC'a üyeyiz. Şimdi de bir şeyler atıştırmak için açık hava restaurantında oturuyoruz.

 

Tüm idari işler ve yemekler Erol beyin eşi Jale hanım tarafından organize ediliyor. Kendisi ile tanışıyoruz, o da burada olup bu işi yapmaktan çok memnun olduğunu belirtiyor. Yaz dönemlerinde okullar tatile girince oğulları ve kızları da bu işletmeye gelip çalışıyorlarmış, tam bir aile işletmesi...Her şey pırıl pırıl ve düzenli. Yemekler de nefis. Jale hanıma çok teşekkür edip, bu sefer de ağaç evlerin içini gezmeye başlıyoruz.

Tatil ve kamp merkezinde, içinde 3 yatak, duş, mutfak ve tuvalet bulunan, 16 adet beton bungalow yer alıyor. Ayrıca 15 adet iki yataklı içinde duş- tuvalet bulunan, 5 adet de iki odalı, duş, tuvalet ve mutfağın içinde yer aldığı bungalowlar da var. Ancak bizce tesiste en güzel ağaç evler, deniz kenarına yakın, içinde şöminesi, jakuzisi bulunan 9 adet özel ağaç ev. Bunlardan da en muhteşem manzaraya sahip olan en baştaki. Bu evlerde kaldığınızda, yaz ve kış, dalgaların sesini dinleyerek, keyifli saatler geçirebilirsiniz. Ağaç evlerin bir eşi İstanbul'da bulunmuyor. Erol Karaoğlan'ın Antalya sahillerinde yer alan Olimpos'da beğenerek kaldığı ağaç evler, şimdi İstanbul'da, sadece bu tesiste yer alıyor. Tesisi gezerken oldukça yüksek bir ağaç ev görüyoruz. Burası sanki Tarzan'ın evi. Ahşap merdivenlerden tırmanıp, ağacın dalları arasından çıkıyorsunuz.

 

 İçeride, çift kişilik yatak bulunan, kuş yuvası gibi bir oda karşılıyor sizi. Burada yatarken modern dünyadan elinizi eteğinizi çekiyorsunuz. Odanızda, telefon, televizyon gibi modern çağın gerekleri yok. Ama bir tek şey var. O da: doğanın ta kendisi. Siz uyurken üst komşunuz bülbül de yuvasında yatıyor. Dalgaların sesiyle uyurken, kulaklarınıza sadece kuş sesleri geliyor. Yaklaşık birbuçuk saatlik bir tur sonunda ağaç evleri gezmeyi bitiriyoruz ve yine restaurant kısmına geliyoruz. Yemek salonunun hemen yanında üst salonda, sedirlerde oturup güneşin batışını izleyip nargile içebilirsiniz. Arkadaşlarınızla tavla oynayabilir, devasa puflarda yatarak kitap okuyabilirsiniz. Çok hoş sıcak ve ahşap doğal mekanlar...

Ağva'da hafta sonu geçirmeye karar verdiyseniz, ailece kalabileceğiniz birçok konaklama tesisi bulunuyor. 

Bunların başında, Kurfal Otel geliyor. Bir zamanlar tek binada hizmet veren tesis, şimdi üç binada hizmet veriyor misafirlerine.

Kurfal Tatil Evi - (0216-721 8493-94) 29 özel odası, köy mutfağı, şarap bölümü, havuz ve şömine keyifleriyle, herkesin uğrak yeri. İçinde ayrıca mini golf alanı yer alıyor. İstanbul'un ilk üçü arasına giren 13 delikli mini parkuru var. Golf severler için bu büyük bir tesis...

Kurfal Gizlibahçe Restaurant (0216-721 7223) ise, Göksu deresinin kenarında tatil evine, 700 m mesafede yeralıyor. Ekolojik ve balık ağırlıklı bir restaurant. 3 dönümlük arazi içinde mini hayvan bahçesi, ekolojik bahçe ve hamaklı bölümler var. Ekmekler bahçedeki köy fırınında pişiriliyor. Tesisin aktivite bölümünde ise, imkanlar geniş. Kanoyla nehirde gezintiler, dağ bisikleti, sandal ve balık tutma imkanlarının yanısıra çevre koy ve köy gezileri devam ediyor.

Diğer Tesisler...

Nehir kenarında bahçe içinde bulunan evlerde konaklamak, salla nehirde gezinti yapmak  isterseniz, gidebileceğiniz yerlerden biri,  Göksu nehri kenarında bulunan Paradise.. Doğanın kucağında sesizzliğin sesini dinlemek isterseniz, yaz-kış kalabileceğiniz  yerlerden biri.

Yeşilçay üzerinde bulunan üç katlı 18 odalı Tahir, yılboyu açık. Otelin iki veya üç yataklı odalarından dışarı bakanlar, yamaçları bodur bitki dokusunun Yeşilçay'a vuran yansımasını seyrederek sessizliği dinleyebilirler. 

Bir başka değişik tesis ise, yine Göksu nehrine sıfır konumda bulunan Riverside Club. 8 odalı ahşap ağırlıklı, İsviçre tarzı turistik bir dağ evi görünümündeki yeri, görenlerin ilgisini çekiyor. 

Konaklamak için ev pansiyonunu tercih ederseniz, Celal Keskiner'e ait, Merkez Pansiyon ile temas kurabilirsiniz.

Ayrıca, Otel Faruk, Acar Motel, Göksu Apart Otel gibi tesisler ile, yaz sezonununda belediyenin kamp sahaları da bulunuyor.

 

 Kaynakça: BİZ Bülten [Avusturya Liseliler]
                  
www.gizlicennetler.com

                
  www.kurfal.com

 

 

İbrahim E.Temo'ya teşekkürlerimizle

Denizce