| |
Ağva
adını
Latinceden almaktadır
ve iki dere arasına
kurulmuş
köy
anlamına
gelmektedir. Gerçekten
de Ağva, ÇANAK
ve GÖKSU
derelerinin arasında
kurulmuş
olan bir belde.
Tarihte bir Ceneviz kolonisi olduğu
kesinlik kazanan Ağva'da
Hitit, Frig, Roma ve Osmanlı
uygarlıklarının
da izlerine rastlamak mümkün.
M.Ö
5. ve 7.yy'da, Ağva
ve yakınlarında
yerleşim
bulunduğuna
dair kanıtlar
ele geçmiş.
Kalıntılar;
Hitit ve Frigler'in de bölgede
yaşamış
olduğunu
göstermektedir.
Başta
Yeniköy
olmak üzere çevre
köylerde,
Roma ve Bizans dönemine
ait kimi kalıntıları
bulmak mümkün.
Kalem Köy'de
Romalılara
ait kilise kalıntıları
ve mezar taşları,
Hacıllı
Köyünde
bulunan Gürlek
Mağarası,
Hisar Tepe' de bulunan kale kalıntısı,
Sungurlu mahallesindeki dağ
değirmeni önemli
buluntulardır.
Günümüzde
ise Ağva Şile
ilçesi
sınırında İstanbul
iline bağlı
1992 yılında
belediye unvanı
almış
bir beldedir. İklimi
Karadeniz ile Akdeniz iklimi arasında
geçiş
tipi teşkil
eder. Kışın
2.500 olan nüfusu
yazın
15.000'e ulaşır.
Odunculuk, odun kömürcülüğü
ve bunları
teknelere yükleme
merkezliğini
yıllardır üstlenmiştir.
Kısmen
meyvecilik, sebzecilik, balıkçılık,
odunculuk ve Şile
bezi el işlemeciliği üretiminin
gelir kaynağı
olduğu
Ağva,
son yıllarda
gelişen
otel, motel ve pansiyonculuk ile turistik bir merkez olma aşamasındadır.
Ancak yaz sezonun kısa
sürmesi
(Haziran-Ağustos
arası)
kitle turizminin çok
hızlı
gelişmesine
de olanak tanımamaktadır...
Ağva’nın
merkezi on beş
dakikada yürüyüp
bitirebilecek kadar küçük.
Halk çoğu
zaman bisikletle dolaşmayı
tercih etmekte.
Nehir kıyısında
iki tane balık
lokantası
var. Bunlardan biri aynı
zamanda küçük
bir motel olan Tahir Restoran. Ağva’nın
içindeki
küçük
dükkanlar
tipik bir Karadeniz kasabası
portresini tamamlamakta. Otobüs
terminalinin hemen karşısında
beliren kumsal, küçük
bir dalgakıranla
nehirden ayrılmakta.
Ağva
civarında çeşitli öyküleri
olan kayalıklar
ilgi çekicidir.
Balıkçı
tekneleriyle
çıkılan
yolculuklar, bu adacıkların çevrelerinde
de devam eder.
|
 |
|
Elmalarıyla ünlü
Gökmaslı
Köyü'nün şelalesi
görülmeye
değer.
Yeniköy
ise tarihi kalıntıları
ve Balkan göçmeni,
sıcakkanlı
halkıyla çok
ilgi çekici.
Köy
kahvesinde size yaşam öyküleri
anlatacak bilge ihtiyarlar bulabilirsiniz. Ağva'ya
ulaşım çok
kolay. İstanbul'a
uzaklığı
yaklaşık
110 km dir. Önce Şile'ye
varmak gerekiyor. |
Şile'ye
gitmek için
oldukça
bol seçenek
var. Biz TEM'den yola çıkıyoruz.
Fatih Sultan Mehmet köprüsünü
geçip
Anadolu yakasında
Sarıgazi-Şile
tabelasını
görünce
sapıyoruz. Şile
yolu artık
eskisi gibi değil. Üç şeritli
bir otoban. İsterseniz Ömerli'den
geçerek
otoyoldan devam edebilir, isterseniz 25. kilometrede Beykoz sapağını
geçerek
40. kilometrede sağda
Ahmetli tabelasını
görünce
saparak harika manzaralı
eski yol üzerinden
ulaşabilirsiniz.
Biz yeni yoldan devam ediyoruz. 60. kilometrede Ahmetli üzerinden
gelen eski yolla kesişiyoruz.
Sola sapıp Şile'ye
ulaşıyoruz.
Buradan Ağva
yönüne
devam edip Çayırbaşı'na
geliyoruz. Yol burada ikiye ayrılıyor.
Ağva'ya
sağa
sapıp,
orman yolundan Teke üzerinden
gidebileceğimiz
gibi, soldan sahil yolundan da ulaşabiliyoruz.
Tüm
yol orta karar bir hızla
yaklaşık
1 saat 15 dakika sürmektedir.
İstanbul'a yakınlığı, yemyeşil ormanları, iki kıyısından
geçen dereleri, Karadeniz'i, lezzetli balıklarıyla Ağva
keyifli ve huzurlu bir haftasonu için ideal. Yakın bir
yörede, kentin gürültüsünden, keşmekeşinden uzak, doğayla
başbaşa huzurlu, kısa da olsa bir tatil...
Ağva'ya girişte ilk dikkatinizi çeken balıkçı teknelerinin
çokluğu. Kıyı şeridinde ise bir sonraki güne ağlarını onararak
hazırlanan balıkçılar gözünüze çarpıyor. Çok geçmeden denize
yakın veya çayların üzerinde kurulu lokantalardan birini seçip
sonrasında da pastoral bir keşfe çıkabilirsiniz.

Eşsiz tabitatıyla keşfedilmeye hazır Ağva'da, yaz kış su
sporları (dere kıyısında kano, deniz bisikleti) kış aylarında
fitness, doğası itibariyle trekking ve avcılık yapabilirsiniz.
Ormanda yürüyüş, koşu, bisiklet, kamping gibi aktiviteler için
son derece uygun olan Ağva, yazın Karadeniz'in hırçın sularında
serinlemek isteyenler için de ideal. Kaplumbağa, karaca, bülbül,
saka, çakal, yaban domuzu, tilki, sincap, birçok kuş türü
özellikle yalı çapkını barındıran Ağva avlanmaya da çok
uygun.Temiz havayı buram buram solumak, romatizmal hastalıklara
iyi geldiği söylenen şifalı kumsalında yürümek, dere kıyısındaki
restoranlarda lezzetli balıkları tatmak da Ağva'nın keyfine
varırken ihmal etmemeniz gerekenler.
Bu nefis manzaraların
ardından
Woodyville'deyiz.
Sahibi sevgili Erol Karaoğlan
ile tam sözleştiğimiz
saatte buluşuyoruz.
Bir yorgunluk kahvesinden sonra hem bize etrafı
gezdiriyor, hem de söyleşiyoruz.
Ama gezintiye başlamadan önce
Erol bey bizi "Sherifin" ofisine götürerek,
birer şapka
veriyor. Bu güzel
doğa
ve ağaç
evlerin arasında
başımızda
kovboy şapkaları
hem çok
eğleniyor,
hem de sevgili Erol ağabeyin
buralara nasıl
hayat verdiğini
görüyoruz.

Erol Karaoğlan
ile konuşurken
yüzünde
işini
tam ve doğru
yapmış
insanların
rahatlığını
görüyoruz.
Akkaya Tatil köyü
olarak 30 yıl önce
burayı
kurduğunda
bu bölgenin
ne kadar bakir olduğunu
anlatıyor.
Gerçekten
de baktığımızda
etrafta bir takım
yapılar
görüyoruz
bu doğaya
pek uyum sağlamayan.
Burayı
bu kadar uzun bir süredir
ayakta tutmasının
sırrını
soruyoruz. Hiç
tereddüt
etmeden,
"İnsanlar bir kez gelip ikinci kez geldiklerinde bakıyorlar ne
yenilik yapılmış diye...Biz de bu fikirden hareketle hep yenilik
peşindeyiz hep bir şeyler yapıyoruz yenileme adına ve
konuklarımız da bundan büyük memnuniyet duyuyorlar. Hem çevrede,
hem odalarda, hem menü'lerde değişiklikler yenilikler yapıyoruz,
bundan dolayı
bir gelen bir kez daha geliyor."
Peki burayı
insanlara nasıl
duyuruyorsunuz, diye sorduk çünkü
gazetelerde hiç
ilan görmediğimizi
belirtiyoruz. Büyük
bir reklam harcaması
yapmıyoruz,
diye yanıtlıyor
ve bizi restaurant kısmına
götürüyor.
Burada her duvarda en azından
15-16 tane gazete kupürü
kesilmiş çerçevelenmiş
ve duvara asılmış.
En iyi reklam kişi
tavsiyesi, diyor Erol bey ve ekliyor, bu gazete kupürlerindeki
haberler muhabirlerin ve gazetecilerin kendileri tarafından
yazılmıştır.
En küçük
bir empoze veya tavsiye yok. Sürekli
bir takım
dergilerde veya gazetelerde haber oluyoruz, malum Türkiye'de
iyi bir şey
yaptığında
da yazıyorlar,
diyor ve ekliyor buralarda kimse bilmez ama Camping olarak
Avrupa'da yayınlanan
tüm
Turing Klüplerinin
kataloglarında
varız
ve 29 yıldır
da bu konuda bir otorite olan Alman kuruluşu
ADAC'a üyeyiz. Şimdi
de bir şeyler
atıştırmak
için
açık
hava restaurantında
oturuyoruz.
|
 |
|
Tüm
idari işler
ve yemekler Erol beyin eşi
Jale hanım
tarafından
organize ediliyor. Kendisi ile tanışıyoruz,
o da burada olup bu işi
yapmaktan
çok
memnun olduğunu
belirtiyor. Yaz dönemlerinde
okullar tatile girince oğulları
ve kızları
da bu işletmeye
gelip çalışıyorlarmış,
tam bir aile işletmesi...Her
şey
pırıl
pırıl
ve düzenli.
Yemekler de nefis. Jale hanıma çok
teşekkür
edip, bu sefer de ağaç
evlerin içini
gezmeye başlıyoruz. |
Tatil ve kamp merkezinde, içinde
3 yatak, duş,
mutfak ve tuvalet bulunan, 16 adet beton bungalow yer alıyor.
Ayrıca
15 adet iki yataklı
içinde
duş-
tuvalet bulunan, 5 adet de iki odalı,
duş,
tuvalet ve mutfağın
içinde
yer aldığı
bungalowlar da var. Ancak bizce tesiste en güzel
ağaç
evler, deniz kenarına
yakın,
içinde
şöminesi,
jakuzisi bulunan 9 adet özel
ağaç
ev. Bunlardan da en muhteşem
manzaraya sahip olan en baştaki.
Bu evlerde kaldığınızda,
yaz ve kış,
dalgaların
sesini dinleyerek, keyifli saatler geçirebilirsiniz.
Ağaç
evlerin bir eşi
İstanbul'da bulunmuyor. Erol Karaoğlan'ın
Antalya sahillerinde yer alan Olimpos'da beğenerek
kaldığı
ağaç
evler, şimdi İstanbul'da,
sadece bu tesiste yer alıyor.
Tesisi gezerken oldukça
yüksek
bir ağaç
ev görüyoruz.
Burası
sanki Tarzan'ın
evi. Ahşap
merdivenlerden tırmanıp,
ağacın
dalları
arasından
çıkıyorsunuz.
|
 |
|
İçeride, çift
kişilik
yatak bulunan, kuş
yuvası
gibi bir oda karşılıyor
sizi. Burada yatarken modern dünyadan
elinizi eteğinizi çekiyorsunuz.
Odanızda,
telefon, televizyon gibi modern
çağın
gerekleri yok. Ama bir tek
şey
var. O da: doğanın
ta kendisi. Siz uyurken
üst
komşunuz
bülbül
de yuvasında
yatıyor.
Dalgaların
sesiyle uyurken, kulaklarınıza
sadece kuş
sesleri geliyor. Yaklaşık
birbuçuk
saatlik bir tur sonunda ağaç
evleri gezmeyi bitiriyoruz ve yine restaurant kısmına
geliyoruz. Yemek salonunun hemen yanında üst
salonda, sedirlerde oturup güneşin
batışını
izleyip nargile içebilirsiniz.
Arkadaşlarınızla
tavla oynayabilir, devasa puflarda yatarak kitap
okuyabilirsiniz. Çok
hoş
sıcak
ve ahşap
doğal
mekanlar... |
Ağva'da hafta sonu geçirmeye karar verdiyseniz, ailece
kalabileceğiniz
birçok konaklama tesisi bulunuyor.
Bunların başında,
Kurfal
Otel
geliyor. Bir zamanlar tek binada hizmet veren tesis, şimdi üç
binada hizmet veriyor misafirlerine.
Kurfal Tatil Evi
- (0216-721 8493-94) 29 özel odası, köy mutfağı, şarap bölümü,
havuz ve şömine keyifleriyle, herkesin uğrak yeri. İçinde ayrıca
mini golf alanı yer alıyor. İstanbul'un ilk üçü arasına giren 13
delikli mini parkuru var. Golf severler için bu büyük bir
tesis...
Kurfal Gizlibahçe Restaurant
(0216-721 7223) ise, Göksu deresinin kenarında tatil evine, 700
m mesafede yeralıyor. Ekolojik ve balık ağırlıklı bir
restaurant. 3 dönümlük arazi içinde mini hayvan bahçesi,
ekolojik bahçe ve hamaklı bölümler var. Ekmekler bahçedeki köy
fırınında pişiriliyor. Tesisin aktivite bölümünde ise, imkanlar
geniş. Kanoyla nehirde gezintiler, dağ bisikleti, sandal ve
balık tutma imkanlarının yanısıra çevre koy ve köy gezileri
devam ediyor.

Diğer Tesisler...
Nehir kenarında bahçe içinde bulunan evlerde konaklamak, salla
nehirde gezinti yapmak isterseniz, gidebileceğiniz yerlerden
biri, Göksu nehri kenarında bulunan
Paradise..
Doğanın kucağında sesizzliğin sesini dinlemek isterseniz,
yaz-kış kalabileceğiniz yerlerden biri.
Yeşilçay üzerinde bulunan üç katlı 18 odalı
Tahir,
yılboyu açık. Otelin iki veya üç yataklı odalarından dışarı
bakanlar, yamaçları bodur bitki dokusunun Yeşilçay'a vuran
yansımasını seyrederek sessizliği dinleyebilirler.
Bir başka değişik tesis ise, yine Göksu nehrine sıfır konumda
bulunan
Riverside Club.
8 odalı ahşap ağırlıklı, İsviçre tarzı turistik bir dağ evi
görünümündeki yeri, görenlerin ilgisini çekiyor.
Konaklamak için ev pansiyonunu tercih ederseniz, Celal
Keskiner'e ait, Merkez Pansiyon ile temas kurabilirsiniz.
Ayrıca,
Otel
Faruk,
Acar
Motel,
Göksu
Apart Otel
gibi tesisler ile, yaz sezonununda
belediyenin kamp sahaları
da bulunuyor.
Kaynakça:
BİZ Bülten [Avusturya Liseliler]
www.gizlicennetler.com
www.kurfal.com
İbrahim E.Temo'ya teşekkürlerimizle
Denizce

|
|