e-mail
denizce@denizce.com
 






Orhan Erdenen
Abut Efendi
Ahmet Fethi Paşa
Ahmet Afif Paşa
Ahmet Necip Bey
Amucazade Yalısı
Burhanettin Efendi
Dolmabahçe Sarayı I
Dolmabahçe Sarayı II
Edip Efendi
Ethem Pertev
Fehime Sultan Yalısı
Hacı Feyzi Efendi
Hamidiye Cami
Halil Ethem Paşa
Hekim Başı Yalısı
Huber Yalısı
İtalyan Sefareti
Kadri Paşa Yalısı
Kıbrıslı Yalısı
Kızkulesi
Kont Ostrorog
Mediha Sultan S.
Rahmi Koç Yalısı
Rumelihisarı
Sait Halim Paşa
Serasker Rıza Paşa
Şerifler Yalısı
Zarif Mustafa Paşa
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

Boğaziçi Yalıları        

 Ahmet Fethi "veya Fethi Ahmet" Paşa Yalısı
 


 Koruma No: 184

 

Kaynak  : Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri"


1926

Kuzguncuk Çarşı Caddesi  No:125  (Ada 512 / parsel 21)

Üslûbu      : Geleneksel

İnşa tarihi  : İlk binası XVIII. Yüzyıl sonu; XIX. Yüzyıl başlarında yenilenmiştir.
(S.Hakkı Eldem, Eski Türk Evleri Plan Tipleri/DGSA, s.186)

Yüzölçümü: Binası 650 m2, 20 oda, 2 mutfak, 7 hol/koridor/antre, 6 sofa, 1 taşlık,
1 hela, 3 banyo, 2 yüklük, 1 hamam, 3 ofis. Arsası 1800 m2

Özelliği      : Dış ve iç planı, eski Türk yapı tarzı örneklerindendir.


1992

 

Tarihçesi

“Boğaziçi’nin XVIII. Yüzyıl sonu yapısı en güzel yalılarındandır.”
(H.Y. Şehsuvaroğlu-İst. Ansk. X/5710)

 

Fethi Ahmet Paşa, bugünkü selamlık bölümünü Defterdan’dan; yıkılan harem bölümünü Şeyhülislam’dan satın almıştır.

“Fethi Paşa’ya İsmet Bey’den intikal etmiştir. Fethi Paşa yalıya bugünkü şeklini vererek, köşkünü yaptırıyor. Fethi Paşa tarafından inşa ettirilen ve Üsküdar tarafında bulunan kısım 1927’de müştemilatı ile beraber yanmıştır.”
(H.Y. Şehsuvaroğlu, Akşam Gazetesi, 12 Şubat 1947) 

Mihrimah Sultan’ın torununun kocası Şeyhülislam’ın yalısı imiş. Bu aileden intikal ediyor. XVIII. Yüzyıl sonunda yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Yukarıda kaydedilen İsmet Bey’in kimliği belirlenemedi. Ancak, 1227 (1812) tarihli, halen mermer kitabesi yalı girişinde -yan yatmış olarak duran- İsmet Bey Çeşmesi çağı hakkında fikir vermektedir.


Selâmlık Bölümü, 1930'larda

“İsmet Bey Çeşmesi’nin orijinal durumu şöyle idi: Paşalimanı-Kuzguncuk yolu üzerinde, yalının karşısında yamaç duvarında bulunuyordu. Son derece harap vaziyette bulunuyordu. Kitabe mermeri dahi kaybolmuştur. Çeşmenin aynataşı dışındaki kısımları dökülmüş, altından horasan karışımı örtü meydana çıkmıştır. Aynataşı Osman Özdeş’in uğraşıları ile temizlenmiş ve resmi çekilmiştir.”
(Son durumlarını ve kitabelerini belirlemek için Osman Özdeş’in hazırladığı kitaptan 25.12.1977 tarihinde alınmıştır.)

Çeşmenin bânisi Arif Hikmet Bey’dir ve babası İsmet İbrahim hayratı olarak inşa ettirilmiştir.

Birbuçuk kıta’lık olan kitabesinin ancak aşağıdaki tarih beyti belirlenebilmiştir.


Cumhuriyetin başında vaziyet planı
 (Sedat Hakkı Eldem)

 

“Maşallah

Duâ-i ayren enba-yı sebilin etmeğe işrâb

Bu nev çeşme garîk-i bahr-ı rahmet bey için aktı

Ola sîrâb-ı kevser vâlidim Hikmet dedim târîh

Gel iç âb-ı lâtîfi rûh-ı İsmet Bey için aktı

1227 (1812)”


Fethi Ahmet veya Ahmet Fethi Paşa biyografisi: Babası Hafız Ahmet Ağa Rodos’lu olduğu için “Rodosizade”; Sultan Abdülmecid’in kızkardeşiyle evlendiği için de “Damad” olarak anılır. 1830’da Ferik (tümgeneral), 1833’te Viyana Büyükelçisi ve biraz sonra müşir (mareşal) oldu. Valilik ve Paris elçiliği yaptı. Ticaret Nâzırı, Meclisi Vâlâ Reisi, Harbiye Nâzırı ve Tophane Müşiri oldu ve 56 yaşında iken ölünce Divanyolu’nda Sultan Mahmut Türbesi bahçesine gömüldü. Bütün bu çeşitli ve önemli görevleri içinde en çok Tophane Müşirliği üzerinde durulur. Yalıyı satın aldıktan sonra ilaveler yaptırıyor. Böylece 234 senelik olan yalının Fethi Paşa devri başlıyor.”
(Fatma Kerimol’dan. 30.06.1976)

Yalı sonra Fethi Paşa’nın hanımına kalıyor. İlk çocuğu Besim Paşa ölmüş, diğer oğlu Mahmut Celâlettin Paşa Cemile Sultan’ın kocası, Taif’te Mithat Paşa ile beraber boğdurulmuştur. Daha sonra yalı Fethi Paşa’nın torunlarına intikal ediyor. Şevket Mocan hisseleri topluyor.

“Boyasından dolayı Pembe Yalı da denilen Fethi Paşa Yalısı’nın 1929-30 yıllarında boyaları dökülmüş ve harap bir hale gelmişti. Bundan sonra yalı Mocan Yalısı olarak da anılmaktadır. Şevket Mocan ölünce “kuzey bölümü” ikinci eşinden kızı Rüya Mocan’a; “güney bölümü” ilk eşinden kızı Ayşe Şemsa’ya kalmıştır.”

(1.     Macide Ekimoğlu – Tez/1970)

(2.     İstanbul Ansk.1971-X/5708)

(3.     İ.A.Gövsa-Türk Meşhurları “İst.Hürriyet Gazetesi Yayını”)

 
Harem Bölümü (sağda) yıkılmadan önce.
Kaynak: S.H.Eldem-Türk Bahçeleri/Kültür Bakanlığı, 1975



Ahmet Fethi Paşa Yalıları, Cumhuriyetin başında."Harem Bahçesi üç tarafından bina ile çevrilidir. Deniz cephesi ise duvar ile çevrilidir." (Sedat Hakkı Eldem-Türk Bahçeleri)

Şevket Mocan’ın kızı Ayşe Şemsa, Rumelihisarı burnundaki 4 katlı, taş yalıyı yaptıran Zeki Paşa ile de akrabadır.
 

Yapının Plan Özellikleri

Artık pek ender olarak görülen “geleneksel yapı üslûbu’nun bir örneği olarak, güney, kuzey ve batı yönlerinde, ya eli böğründeli veya ahşap direk destekli çıkmalı odalar vardır. İkinci kattaki sofalar, plan özelliğine göre, salon/sofa şeklinde olmayıp, diğer salon, oda ve servis bölmeleriyle bağlantıyı sağlamaktadır.


Halen, kuzey/doğu köşesindeki yatak odası. Fotograf: Şevket Mocan zamanında yemek odası iken çekilmiştir. Tavan muşambası 1977 yazında sarkmış durumdaydı.

Cephesi son onarım sırasında bir hayli bozulmuş olmasına rağmen eski güzellik ve ihtişamını korumaktadır. Harem binası yandıktan sonra “halen de Boğaz’da birçok yalılarda görüldüğü gibi” eski selamlık olan bugünkü bina, iki bölüm halinde harem ve selamlık gibi düzenlenmiştir.

12 m. genişliği, 8 m. derinliği olan 96 m2’lik büyük sofa, desteksiz “sütunsuz” olarak yapılmıştır. Pencere yükseklikleri 4 m.dir. Duvarlar dıştan ahşap kaplama olarak , bağdadî. Güney bahçe üst sofa parkeleri “yıldız tarzı” ve meşin kaplı “AŞ” armalı iskemleleri Bağlarbaşı’nda yıkılan Ayşe Sultan yalısından getirilmiştir. 20 odasının tavanlarının beşi sade, diğerleri Avrupa tarzında ve her oda ayrı desende ve üslûptadır. Şimdi bu yalı, tarihin ve sanatımızın güzel bir yadigarı halinde ayaktadır.




Taşlık, Kuzey bölümü-sağ ve solunda mermer selsebiller ve kanapeler var.
(Masa Fethi Paşa zamanından kalmadır, şimdi üst sofaya çıkarılmıştır.)

 


Eski yemek salonu/yeni yemek odası kapıları(yalının kuzey/doğu yönü)


Cumhuriyet’ten sonra, köşk ve hamamı yol için Belediye tarafından istimlak edilerek; güneydeki mutfak da sahipleri tarafından yıktırılmıştır. Bugün sadece selamlık binası ile harem bahçesi ve o zamandan kalma, güzel/mermer fıskiyeli/heykelli havuzu kalmıştır. Kuzey/doğuda set üzerinde dikdörtgen havuzlu, bir çeşme de var, fakat suyu kesilmiştir. Yalı -1943/46 yılları arası – varislerinin gösterdiği ihtimamla yenilenmiş ve yıkılmaktan kurtarılmıştır. Yalnız tamir edilmekle kalmamış, içi eski zevke ve usule uygun bir şekilde döşenmiştir.


Taşlığa inen kuzey merdiveni

  (Yalıda iki mülkiyet var. Biri güney bölümünde üst kattan oda da alıyor. Bu iki mülkiyeti adeta belirlemek ve göstermek istercesine, 1985 yılından sonra, bu iki mülkiyet, pembe ve beyaz olarak ayrı ayrı renklere boyanmıştı. Neyse bu garabet iyi bir anlayışla ortadan kaldırılarak yalı cephesi tekrar eski şöhretine uygun olarak tümüyle pembe renge  boyanmış bulunmaktadır.)

Fethi Paşa dönemine tekrar bakalım: Yapı tarzı olarak önemli olan, büyük orta sofa kalaslar üzerinde idi. Fethi Paşa, bu sofanın giriş kısmını demir putrellerle takviye ettirmiştir. Kuzey yönündeki kayıkhanesini kemerli kayık barınağı haline getirmiştir.

 

Sokağın mermer çeşmesi de yalının giriş kapısı yanına nakledilmiştir. Aynı vaziyet A.Hisarı Zarif Mustafa Paşa Yalısı’nda da görülmektedir. Pencerelerden çıkan soba boruları yerine 4 baca yapılmış; pencere kafesleri kaldırılarak yerlerine pancurlar konulmuş; güney/batı odası pencereleri “dört iken” üçe indirilmiştir. Isıtma ilk zamanlarda yok, sonra çini sobalar kuruluyor. 1975 yılından itibaren güney bölümüne kalorifer tesisatı yapılmıştır. Fakat kışın soğuk olmaktadır.


Kuzey cephesi, çıkma ve ahşap sütunlar

 

Cadde yönündeki mermer kitabe ile havuzun heykelleri İtalya’dan getirilmiştir. Renkli çakıl taşları Fethi Paşa devrinden kalmadır. Güney çakılları yenilenmiştir. Kiremitleri –yenilenmiş olarak- Osmanlı tarzıdır. Bu eski kiremitler yalıların inşa sükuneti ve yumuşaklığı bakımından etkili olmaktadır. Bu nedenle ve de eski orijinal durumunu korumaya çalışan bazı yeni yalı sahipleri, eskiyen Osmanlı kiremitleri yerine, çeşitli yerlerden aynı tarz kiremit getirterek kullanmaya çalışmışlardır.

 

Fethi Paşa (Kuzguncuk) Yalısı hakkında (Milliyet Gazetesi/Türk İslam sanatı eki “fas.5’deki) not şöyledir:

 

“İlk kez XVIII. Yüzyılda yapılmış XIX. Yüzyılın başlarında yenilenmiştir. Son onarım sırasında cephesi bir hayli bozulmuş olmasına rağmen eski güzelliğini ve görkemini korumaktadır.”


Yazılı notlarımız üzerine, yalıda Ayşe Şemsa’nın 27.09.1990 günü bize verdiği cevaplar:

  1. Yalının şöhret bulunan ismi “Fethi Paşa Yalısı”dır.

  2. Yalı arkasına düşen koru Fethi Ahmet Paşa’ya; ona bitişik olan koru damadı müşir Sait Paşa’ya aittir.

  3. Mahmut Celalettin Paşa Fethi Paşa’nın oğlu idi; Sultan Hamid’in kızı Cemile Sultan’la evlenince Kandilli Sarayı’nda oturmaya başlamışlardı.

  4. Fethi Ahmet Paşa / Mocan Yalısının son malikleri: Fethi Ahmet Paşa’nın torunu Ayşe Mediha Hanım’ın oğlu Şevket Mocan Bey ve kızları Ayşe Şemsa ile Rüya Hanım oturuyorlar.

“Fethi Paşa Yalısı’nın cephesi son onarım sırasında bir hayli bozulmuş olmasına rağmen eski güzellik ve ihtişamını korumaktadır. İlk yapılışı XVIII. Yüzyıl, yenilenmesi XIX. Yüzyıl başlarında olmuştur.”
(S.Hakkı Eldem, Sanat Dünyamız, 1974/1)

 

A.Fethi Paşa zamanında, Harem bahçesi için İtalya'dan getirtilen mermer statüler


Mimari Biçimi
“Yalımızı bina eden (banisi) başkası; ama, tanınmıyor. Boğaz’ı renklendiren ilk baştaki bu yalı dömiklasik Türk tarzını koruyor. Bu yapı Selamlık binasıdır; Harem de aynı çatı altında iken, Paşa ayrı bir Harem dairesi yaptırmış. (1830-35) Bu küçük yalı bir kapalı geçit ile büyük yalıya ve bir yol üstü köprüsüyle koruya bağlanmıştır.
Torunları Harem yalısını Tobako Şirketine tütün deposu için kiralamışlar. (!) Sonunda bir gece yanıp kül olmuştur (1924); esas yalı bu afetten kurtulmuş ise de, yol genişletilmesi için (1936-38) harem bahçesi köşkü ve esas yalı hamamını Belediyeciler ve kuzey bahçesindeki kayıkhanesi ile mutfak binası da daha önceden, sahipleri tarafından yıktırılmıştır. Esas yalının planı Türk evi için karnıyarık dedikleri tiptendir; zemin katına güney/kuzey eksenli uzunlama orta sofasının iki başındaki bahçe kapılarından girilir. Bu taşlık iki bölümlüdür; küçük bölümde tek kollu bir merdiven üst kata çıkar –yanıbaşında hamam geçiliyordu- ve bir çifte kapı ile de büyük taşlığa geçilir, serinlik veren selsebil ögeleri Türk tarzı ise de uç merdivenini yerleştirme ve iki mesned kolonunun volüt başlıklı biçimi Batı tarzı özentisindedir.


Yalının girişinde (karşı yamaçtan getirilerek) konulan İsmet Bey Çeşmesi tarih kitabesi

  Bahçeye çıkılınca, üst kat oda ve çıkmaları omuzlayan ahşap direkler de yabancı biçimlendirmesi nedeni ile Paşa tarafından yapıla gelen eklemelerden sayılabilir. Bu ortası boşluklu iki kollu merdiven üst katla mekânı parçalamış ve oturma sofasının bir giriş holüne dönüşmesine neden olmuştur. Büyük sofa ve devamı olan diğer sofa, deniz yönünde esas odaları ve kara yönünde tâli mekânları birleştirmiş durumdadır. Orta yerinden oturma ve yatak odalarına yer verilmiş, baş tarafta ise, iyice deniz üstüne çıkmalı, Huzur odası ve Yeni oda bir degazman üzerinde toplanmış bulunuyor. Odalarda pencere önü sekileri yoktur; Avrupa’dan getirilen alafranga mobilyalar döşenmiştir odalara, bu eşyalar arasında oryantal yemek takımı da karıştırılmıştır. Tavanların dekorasyon ve profilleri ile kapı biçimleri de batı taklididir.
Bu Avrupaî ekler Paşa’nın kişiliğiyle bağlantılıdır. Damad Fethi Ahmet (Ahmet Fethi) Paşa elçi olarak Avrupa illerinde gördüğü yaşam tarzını Boğaz’a getiren ilericilerden birisi olmuştur.


Harem bahçesi havuz başını donatan statülerini Roma’dan getirtmesi, yeni Harem binası planında görülen son Barok ögeleri, elliptik sofası ile Sadullah Paşa Yalısı yıllarının Avrupaî akımını gütmesi bundan olmalıdır. Fathi Paşa’nın uygarlık tarihimizdeki yeri de pek önemlidir; heykeli sanat olarak alışıklık kazandırmaya götüren Yeniçeri mankenleri ile müzeciliği başlatan (1846-47) odur.
İşte bu Batılı görüş yalı mimarimizde detay yeniliklerini oluşturuyor idi; planın esas karakterini koruması ve cephelerinin de geleneksel espriyi sürdürmesi ile bir mücadele idi bu. Nitekim deniz üstü cephesi pek değişikliğe uğramamıştır, basık ve yarım daire kemer ve pancurları ile çıkmaların konsol biçimini alan eliböğründeleri bunu gösteriyor. Kuzey cephesinde görülen istinat ayakları, camekan şekilli dikey açıklıklı merdiven penceresi de yapı tarzına yabancı ise de esas görünümü zorlamamaktadır. Merdiven pencerelerinden görülen renkli çakıl taşlı zemin mozaiki, eski dönemin bir anısı olarak duruyor.


Zemin kat planı

 


İkinci kat planı

Fethi Paşa’dan önceki sahibi İsmet Bey’in bir çeşmesi var; kitabesi yalının bahçesinde duruyor idi ki üzerindeki tarih 1812 (1227)dir, ondan yıllarca önce de yalının ilk temellerini atmış olabilir?
Daha öncesinde Mihrimah Sultan torunu kocasına ait Şeyhülislâm Yalısı adı geçmekte ise de Fethi Paşa Yalısı ile bağlantısı halen belirsizdir.”    Behçet Ünsal

 

  
Denizce