|
Koruma No: 81
Kaynak : Orhan Erdenen
"Boğaziçi Sahilhaneleri" 1993

Körfez Caddesi No:
51. (Pafta 12 / Ada 66 / Parsel 24).
Üslubu
: Neo-Mauresque (eklektik Kuzey Afrika üslubuna benzetilerek
İslâmi bir dekorasyon görüntüsü arzusu).
Yapı Tarzı
: Ahşap / bağdadî
İnşa tarihi :
XIX.yüzyıl sonu
Mimarı :
İtalyan
Yüzölçümü:
Arsası:
2.400 m2 Binası:
700 m2
7 Mart 1983 günü çıkan yangında, sadece deniz ve cadde yönündeki
yarım duvarları kalmıştı.
Yeniden inşa ruhsatı şöyledir: "Marki Necip Bey Yalısı I. gurup
restorasyon inşaatı. Mal sahibi: Ev-San A.Ş.
Mimari Proje mimari: Affan Kırımlı
İşte, yapı tarzı, garip
iç taksimatı, yangınları, bahçesinin yol sınırına yapılan yeni
kompartımanları, yamaçtaki köşküyle, "Marki" ismi halâ
yadırganan Ahmet Necip Bey'in Rumelihisarı sahilleri
karşısındaki insanları biraz şaşırtan sahilhanesi...
Yalının
Tarihçesi
Cumhuriyet'in başında Fransa'da ölen ve bir Fransız Markisi olan
yalının yaptırıcısı, Melike Aliye Hanım'la evlenebilmek için
İslâmlığı kabul ederek, Ahmet Necip ismini alıyor -Melike Aliye
Hanım'ın birinci eşi Necip Bey, ikinci eşi Av.Sabri Barlas'tır.
1966'da M.Aliye Hanım ve sonra S.Barlas ölmüştür.- ve biraz
sonra da (II.Abdülmecid devrinde) yalı ile arkasındaki yamaçta
bir köşk yaptırıyor. Kuzey yönündeki yalının rutubeti dikkate
alınarak, bu sakıncayı göstermeyecek biçimde yaptırılan küçük
köşk yıkılmıştır.
|
 |
|
Yalı kaloriferli idi,
sonra bu kaloriferler sökülüp satılmıştır. Yalı mimar Kâmile
Karaali ve erkek kardeşine intikal edince, izaleişuu davası
açılıyor. 1973 yılında -maliyenin koyduğu vergi değeri
üzerinden- 2.5 milyon liraya, Kâmile Hanım satın alıyor.
Yalının arsası 2.3
dönüm. Sonra Bema Makarna Fabrikası sahibi Kemâl
Özdoyuran'ın yalıyı satın alışı, 1977'de Erdoğan Demirören'e
satışı; yangın, son sahibi Ev-Sun A.Ş. ve yeniden inşa. |
Plan
Esasları:
Büyük hacimli, üst üste tesadüfen konulmuş gibi, ayrı ayrı
bloklar halinde; altında, görüntüsünü daha da ağırlaştıran büyük
bir kayıkhane ve dam hatları... Sağ/güney yanı kesilmiş gibi
görünüyor. Etrafındaki ve arkasındaki gür yeşillikle, tepedeki
köşkü olmasaydı gümrük binası zannedilebilirdi.
Yalının girişi, Boğaz
yolunun bilgisizce yükseltilmesi sonucu, acayip bir hal almış.
Üç demir kapısı var, sağda garaj, ortada asıl giriş, solda
servis kapıları.
Yangından önceki
notlarımız:
Duvarlar koyu gri,
estetiksiz. 51 no'lu ana giriş kapısından adımımızı içeri
atınca, hemen yerde (Tarabya'ya gelirken -şimdi Cumhurbaşkanlığı
yazlık ikametgâhı olan- Huber Malikânesi'nde olduğu gibi) SALVE
yazısı.. (İtalyanca selam; Latince kurtuluş anlamlarında) insan
tutunmasa, dik merdivenden aşağıya yuvarlanacakmış gibi bir
duygu içine giriyor.
Soldaki servis odaları
Kâmile Hanım'ın babasının sonradan yaptırdığı ekler. Alt sofa o
kadar yüksek ki, burası hangardan mı bozma diye akla geliyor.
Artık deniz odalarındayız. Sofada ve yan odada art nouveau
dekorasyon egemen olmuş. Tavanlarda (ithal) metal bloklar
kullanılmış. Yan yana olan deniz odalarının önü boydan boya
balkon, Boğaz'a hakim. Yalıda, mührü Süleyman denilen (altı
köşeli) yıldız motifleri var. Kayıkhane, yahut o zamanki yat
sığınağına, kuzey/güney ve batı cephelerinden girişler yapılmış.
Zemin katı kesme taştan ve yalının 2/3'lük kısmını kaplıyor.
Ancak kayıkhanenin tavanı yüksek tutularak, boşluğunun yaptığı
havalandırma ile rutubetin en aza indirilmesi sağlanmış.
|
 |
|
Büyük kayıkhanede o
zamanlar küçük bir yat durur, jeneratörüyle yalıyı da
aydınlatırmış. I. Dünya Harbi esnasında devlet yata ve
jeneratöre el koymuş. Şimdi tabii elektrik tesisatı bulunuyor.
Necip Bey tepedeki köşke
bir köprü ile bağlantı sağlamış ve bir de tünel kazdırmaya
başlamış. Fakat Necip Bey ölünce tünel yarıda kalmış; yol
|
genişletilirken de
(bilinçsizliğin başka bir örneği olarak) bu köprü Belediyece
yıktırılmış.
Irak Kralı Faysal -yapı
şekli ona yakın gelmiş olacak- Boğaz'da gezerken yalıya
uğrayarak kahve içmiş ve satın almak niyetini belirtmiştir.
Sarıyer'in eskilerinden
Nihat Hamamcıoğlu "bu yalıyla Trabzon'da Atatürk'e hediye edilen
köşk arasında (yapı, kalorifer ve mobilya bakımından)
benzerlikler var" demektedir.
Marki Necip Bey
Yalısı'nın (1985-1990) restorasyonunda, altındaki geniş
kayıkhanesi vitrayla kapatılmış ve önüne rıhtım yapılmıştır.
Boğaziçi'nde "Lale Devri"
örneği, birbiri peşi sıra onarımlar yapılırken, iki şey de
dikkatimizden kaçmıyor:
1- Eski sahilhanelerin
kendilerine özgü özellikleri süratle yitiriliyor;
2- Yapılanların /
onarımların ekserisinde üslupsuzlukla, yüzeysellik görülüyor.
20 Kasım 1983 tarihli
"Boğaziçi İmar Kanunu" nun dondurularak, af yasası çıkarıldıktan
sonra, bu yalıda da, cadde yönündeki, gereksiz, üslupsuz, üst
üste bindirilmiş kârgir yapılar yapılmıştır.

Mimar Lütfi
Yazıcıoğlu'nun notu:
"Seçmeci üsluptaki bu
yalı, İngiliz markisi tarafından yahudi asıllı bir mimara
sevdiği Türk kızı anısına yaptırılmış; daha sonra İtalyan
sefareti yazlığı olmuş sonra da özel mülkiyete geçmiştir."
(Taç Dergisi, Nisan 1977)
Mimari Biçimi
"Yalının esas binası
Fransız mimari katalog örneklerini anımsatıyor. Sivri çatılı
kalkanlı üç katlı bu modelin Boğaziçi'ne uyup uymadığı
gözetilmeden bir de deniz üstüne kondurulan salonun balkonlu
cephe ve kapılarına arabesk bir tarz uygulamakla bir gariplik
ortaya çıkmıştır. Boğaziçi sahilhane stili artık bu yıllarda
bozulmaya başlamıştı zaten.
Burada, 1980'li yıllarda,
mevcut yapının bir de sol yanına, üç dört katlı bir apartıman /
yalı kondurulmuş bulunuyor.
Böylece, ilk yapısı ile
başlayan ve ondan hemen bir yüzyıl sonraki bu bina ve emsalleri
ile, Boğaz peyzajının yozlaşması sürüp gitmektedir.
Yangından sonra tazelenen
beyaz ve pembe renk boyalı kitlesi ile yalının sırttaki koyu
yeşil fon üzerine izdüşümü yine de pitoresk bir manzara
çizmektedir."
Behçet Ünsal
Orhan Erdenen'e teşekkürlerimizle
Denizce

|