Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Dost Köşesi    

  Anıtkabir                                                                                       Ahmet Serim

 


Anıtkabir konulu güzel yazıyla bizleri bilgilendiren Sayın Cem İşmen ve Grubuna en az şahsım adına teşekkürler ederim.

Kendilerine benzer çalışmalarda yardımcı olabilir umuduyla bazı bilgiler aktarmak isterim.

1969-1973 yılları arasında, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde İnşaat Eğitimi gördüm. Hepsi birer değer olan hocalarımızın bir kısmı, kuşaklarının son üyeleri olarak çok önemli bir özelliğe sahiptiler:

Prof. Orhan Arda Anıtkabirin mimarlarından biriydi. Mimarlık Bilgisi hocam oldu.

Prof Kemal Erguvanlı, mozoledeki lahit taşını bulan ve Ankara’ya getiren jeoloji uzmanı idi. Tüm Anadolu’yu karış karış bilirdi.

Prof. Vahit Kumbasar zemin mekaniği hocamızdı ve Rasattepe’nin sağlamlaştırılmasını yürüten ekiptendi.

Belki başkaları da vardı, ancak ben bu hocalarımı biliyor ve hatırlıyorum. Bildiğim kadarıyla hepsi vefat etmiş oldukları için hepsine rahmetler dilerim.

Takdir edersiniz ki, tüm sınıf olarak, elimize geçen bu olanağı değerlendirdik ve bu hocaları bunaltana kadar sorular sorduk, ağızlarından cevaplar aldık.

Ayrıca çok az miktardaki kişisel anılarımdan başka, internetteki çok zengin bilgiler kapsayan  www.atatürk.net  adresinde  “Tüm Yönleriyle Anıtkabir” başlığı altında birçok bilgiler bulunmaktadır ki, ben de burada bunları kullandım.

Bu yazıların çok esaslı kaynaklara dayandığı, verilen bilgi ve tarihi resimlerden görülüyor. Ziyaret edilmesini ve dikkatle izlenmesini önemle öneririm.

Şimdi önemli olduklarını sandığım ilave bilgilere geçelim.

 

İşin önemi ve cesametini daha iyi anlayabilmek için bir kronoloji:

 

10 Kasım 1938   Atatürk’ün vefatı
11 Kasım 1938  

Devletin başsız ve idaresiz kalmaması için TBMM de derhal Cumhurbaşkanı seçimi. Oybirliği ile 2. Cumhurbaşkanı olarak yakın arkadaşı, silah arkadaşı, Cumhuriyetin ilk Başbakanı İsmet İnönü seçildi.

19 Kasım 1938   Cenazesi İstanbul’dan Ankara’ya yola çıktı.
20 Kasım 1938   Cenaze geçici olarak Etnografya Müzesinde.
6 Aralık 1938  

Anıtkabir inşası için yer tesbiti yapacak komisyonun ilk toplantısı

17 Ocak 1939  

Komisyonun son toplantısı, bu toplantıda Rasattepe ortaya çıktı. Ayrıca komisyon, yabancı şehircilik uzmanlarının da fikrinin alınmasına ve bir Anıtkabir proje yarışması açılmasına karar verdi. Bunun genel nitelikleri belirlendi.

1 Eylül 1939  

Giderek gerginleşen ülkeler arası durum nihayet II. Dünya Savaşının başlamasıyla sonuçlandı.

1 Mart 1941  

Anıtkabir proje yarışması uluslar arası olarak açıldı. Bu dönem, savaşın en yoğun dönemiydi. 8 ay olarak ilan edilen yarışma süresi Bakanlar Kurulu tarafından 12 aya çıkarıldı.

7 Mayıs 1942   Projeye karar verildi, ancak değişiklikler yapılacak.
7 Ekim 1943  

Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda’nın yeni çalışmalarını tamamlayıp komisyona teslim etmeleri.

18 Kasım 1943  

Bakanlar Kurulu’nun hazırlıkları inceleyip projenin uygulanmasına karar vermesi.

9 Ekim 1944   Kamulaştırılmaların sona ermesi ve temel atma
   Ekim 1945  

Birinci kısım inşaatın (toprak seviyesi ve istinat duvarları) sona ermesi

29 Eylül 1945   İkinci kısım inşaatın (mozole ve yardımcı binalar) başlaması.
8 Ağustos 1950   İkinci kısım inşaatın bitmesi.
1950 yılı  

Üçüncü kısım inşaat (yolların, meydanın, basamakların, lahdin yapılması ve tesisat) işlerinin yapılması.

20 Kasım 1950  

Dördüncü kısım inşaatı (Şeref Holü ve çevresi, taş profiller ve saçak süsleri) başlaması

1 Eylül 1953   İnşaatın tamamlanması
4 Kasım 1953  

Etnografya müzesindeki geçici kabrin açılıp naşın katafalka konması

10 Kasım 1953   Naşın Anıtkabir’de defni


Görüldüğü gibi inşaatın bazı etapları uzun sürmüştür. Rivayetler ve dedikodular üretildiği gibi başta İnönü olmak üzere inşaatı ve tamamlanmasını geciktirme çabaları yoktur.

Canlı şahitler olan hocalardan duyduklarımız : Anıtkabirin yeri olan Rasattepe, yumuşak ve kaymalara elverişli bir yapıya sahipmiş. Bu nedenle, ileride her hangi bir nedenle bir olumsuzluk yaşanmaması için, binlerce tonluk taş ve betondan oluşan yapının ağırlığını taşıtmak için değişik yollardan zemin ıslah edilmiş. Yapının gerektirdiği bölümler (asıl kabir odası, koridorlar gibi) hariç, bina ve alanın tüm altı çok sayıda kazıklarla da desteklenmiş. Elbette şimdinin yapı ve iş makineleri olmadığı için bu işlemler uzun zaman almış.

Ayrıca bazı arızi olaylar da yaşanmış. Örneğin görkemli lahit taşı, aslında ikinci taşmış. İlk taş, bulunduğu yerde ocaktan çıkarılıp kağnı türünde araba ile ve çok zor yolardan gelirken bir akarsu geçişinde (Kızılırmak sanıyorum) arabadan kayıp düşmüş ve ikiye ayrılmış. Haydi yeniden arayıp ikinci bir kütle bulmuş ve getirmişler, işlenip yerine konmuş.

Ayrıca Prof. Onat ve Doç. (ben tanıdığımda Prof.) Arda projeyi hazırlarken öyle tanımlar ve isimler koymuşlar, öyle incelikler düşünmüşler ki, uygulamacılara yapılacak hep tek şey kalmış. Mesela anlatılan taş döşemeler ve bir kısım basamaklar, Aslanlı yol adı verilen Eti aslanı heykelleri, insan grubu heykelleri, kulelerin isimlendirilmeleri, duvar rölyefleri ve yazılar hep bu şekildedir. Kullanılacak ve döşenecek taşlara kadar her şey projede yer almıştır.

İlk projede, çatının üstünde, Bodrum’daki orijinal mozole benzeri bir taş kütle ile bir azamet kazandırmayı düşünmüşler. Ancak sonradan, başkalarının da görüşü ile, şimdiki şekilde karar kılmışlar.

 

 

    

 

Ahmet Serim'e teşekkürlerimizle

Denizce

07.01.2005