Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Dost Köşesi    

  Bilgisayar Dünyasından - I                                                              Ahmet Serim

 

 

Bu gün bilgisayar veya en azından yonga (çip, chip) veya mikro yonga olmayan bir dünya düşünebiliyor musunuz. Hele yeni kuşaklar, buna ben de dahilim, farklı bir dünya görmediler. Giderek artan bir şekilde, elimizde mobil telefonlar, hesap makineleri ile dolaşıyor, sayısal çalışan cihazlardan birkaç santim farkla yerimizi buluyor, yine sayısal aletlerden müzik dinliyor ve tüm dünyadan görüntü izleyebiliyoruz. Otomobilimiz kendini ayarlıyor, arızasını belirliyor.

Evimizde otururken dünyanın öbür ucundaki bir arşive girebiliyor, kopya edebiliyoruz. İstersek sohbetlere katılıp ışık hızıyla yazışabiliyoruz. Yine evimizden veya işyerimizden bir çok resmi işi görebiliyoruz. Fiziksel ve akıl sınırları pek kalmadı.

  

İlk Emeklemeler

Esas karşılığı “Computer (=hesaplayıcı)” olan bilgisayarlar, çok basit mekanizmalara dayansalar da, çok eski zamanlardan bu yana varlardır.

Burada özetin özeti bir tarih verip nasıl ortaya çıktıklarına değineceğiz. Daha geniş bir bilgisayar tarihini, ilginç şeylerle okunur hale getirip ileride ayrı olarak sunacağım.

Çoğumuzun ilk okullarda kullandığımız “abaküs (mihsap)”, çok eski zamanlardan bu yana kullanılmaktadır. Çeşitli taş yapılar, önemli tarihleri hesaplamak, yani uygulamalı astronomi için kullanılırdı. Ülke için hayati önem taşıyan, Nil’in taşkın zamanını belirleyen piramitler ve başka yapılar, İngiltere’deki Stonehenge anıtı böyle yapılardır.

Üstelik bu yapılar yer ve zaman ayrımı tanımıyorlardı. Binlerce yıl önce Mezopotamya’da Sümer’lerde görüldüğü gibi, çok daha sonra Orta Amerika’da Maya ve Aztek’ler gibi uygarlıklarda da izleniyordu.

Ben orta okuldayken yaygın olan toplama cetvelleri, çarpma ve bölmeyi logaritmik cetvellerle toplama çıkartma gibi işlemlere indirgeyen ve üniversitede kullandığım hesap cetvelleri, çeşitli mekanik hesap makineleri birer basit hesaplama yardımcısıdır. Alışkın birinin elinde abaküs, hesap cetveli, mekanik hesap makineleri hızlı ve mucizevi işlemlere yarar.

Tarih boyunca, çoğu matematikçi olan uzman kişiler hesaplama işlerini kolaylaştırmaya çalıştılar. Çoğu astronomi ve uygulamaları amaçlı yardımcı cihazlar yaptılar. Düğümlü ipler, saz ve dallardan örme navigasyon yardımcıları, usturlap, sextant bu gibi cihazlardandır.

1200lerin sonunda Raimundus Lullus, 17. asırda Wilhelm Schiackard gibi az ünlenmiş isimler bilgisayarların öncüsü çalışmalar yaptılar. Ünlü Leibnitz ve Pascal da bu kervana katıldılar. 19. asra gelindiğinde ünlü İngiliz Charles Babbage ünlü “farklar makinesini” planlamıştı. Bunu tasarlarken çok daha genel bir fikre gelmişti : programlanabilir hesaplayıcı ve program.

Programlama fikrine Jacquard, dokuma tezgahlarında delikli kartlar kullanarak büyük aşama sağladı. Babbage bu fikri hesaplayıcısı ile birleştirdi ve “analitik makine” adını verdiği bilgisayar kavramını ortaya koydu. Bunun bir bilgi işleyen makinede olan kısımları vardı : Giriş cihazları, çıkış cihazları ve depolama hafızası. Makine üretilirken başta finans kaynakları olmak üzere çeşitli sorunlar yaşadı ve analitik makine bitirilemedi. Planlanan çalışma sistemi ondalık sistemdi.

İlk bilgisayarlardan Howard Aiken’in Harvard Mark I’i

Bilgisayarın kavramı daha 19. yüzyılda oluşmuştu ama uygulama zorlukları vardı. Babbage’ın mekanik yaklaşımları bir süre önemini korudu. Mesela 1890 Amerikan Nüfus Sayımı, Herman Hollerith’in otomatik makineleri yardımıyla sadece 6 haftada (!) sonuçlandırıldı. Sağlanan veriler Hollerith’in geliştirdiği makinelerle delikli kartlara işlendi ve yine onun geliştirdiği makinelerde toplandı. Hollerith bu çabalarına iş makineleri yaparak devam etti. International Business Machines (IBM) 1896 da kuruldu.

Zaman ilerlemiş ve elektrik yan etkileriyle birlikte, bilhassa gelişen elektronik dalıyla kullanılmaya başlanmıştı. Elektromanyetik esasla çalışan Röleler kullanılıyordu. Bunlar da kısmen mekanik ve yavaş idiler, ama ilk öncülere bu da yetmişti.

 

İlk Bilgisayarlar 

Bu gün kabul edildiği gibi, ilk modern, elektrikli bilgisayar denebilecek alet John Vincent Atanasoff’un 1939 da öğrenci Clifford Berry’nin yardımlarıyla yaptığı “Atanasoff Berry Computer (ABC)” isimli bilgisayardır. Teorik fizikçi, matematikçi ve iş adamı olan Atanasoff, döneminin ünlü hesaplayıcıları olan Monroe ve IBM makinelerini iyice inceledi. Bu cihazların yavaş ve hatalara açık olduğuna karar verdi.

 

Analog cihazların sınırlayıcı ve istediği kadar hassas olmadıklarını düşünüyordu. Elektronik ve sayısal bir bilgisayar yapmaya karar verdi. Bunun için 4 temel prensip belirledi :

  1. Çalışma ortamı elektrik ve elektronik olacaktı.

  2. Çalışma tabanı ikili sayı sistemi (binary system) olacaktı.

  3. Hafıza için kondansatörler kullanacak ve enerji kesilmelerine karşı tedbir alacaktı. Bu iş için yeniden yükleme öngörüyordu.

  4. İşlemler için direkt mantıksal adımlar kullanılacaktı.

1939 Aralık ayında, ilk prototip tamamlanmıştı, üniversite hayran kaldı. 1940 ta makineyi incelemek izni alan Dr. John W. Mauchly daha sonra gördüklerini ve Atanasoff’un fikirlerini kullanarak, Dr. Eckert’in yardımıyla, uzun süre dünyanın ilk bilgisayarı olarak bilinen ENIAC’ı yapacaktı. Bunun davası uzun süre sürdü. Nihayet 1972 de Atanasoff hak ettiği John Vincent Atanasoffünvana kavuştu.

 

Atanasoff genç iken ve ödül almış yaşlılığı

Dr. John Vincent Atanasoff 15 Haziran 1995 te 91 yaşında öldü. Ancak 1990 yılında Başkan Bush (Baba Gerge Bush) tarafından ödüllendirildi. Zaten bir çok ve önemli ödülün sahibiydi. ABC için patent alamamıştı ama, öncü olduğu diğer konularda 32 patent sahibiydi. Bilgisayar çağını açarken, olacak baş döndürücü gelişmeleri elbette bütün dehasına rağmen düşünemezdi.

İkinci Dünya Savaşı’nın bulanık suları durulunca, Almanya’da daha 1941 yılında, Z3 adı verilen bir program kontrollü bilgisayar yapılıp kullanıldığı ortaya çıktı. Bu, Howard Aiken’in Harvard Mark I inden öncedir.

Bunun mimarı Konrad Zuse, ilk makinesi olan Z1’i, 1938 yılında Berlin’de, ana-babasının oturma odalarında yapmıştı. Z3 ise, röle temelli olmasına rağmen zamanından çok ileri idi : Mesela ikili sayı sistemi ve kayan nokta aritmetiği

Kullanabiliyordu. Önce radyo lambaları kullanmayı düşünen Zuse, daha güvenli olduklarını düşünerek daha çok ve kolay bulunan rölelere karar vermişti.

Zuse, 1943 te genel amaçlı ve röleli bir bilgisayar üzerinde çalışmaya başladı. Ne yazık ki orijinal Z3 1944 teki bombardımanlarda tahrip oldu. 1960 larda yeniden yapıldı. Ancak Z4 Bavyera Alpleri’ndeki bir mağarada korundu. Bu sayede 1950 yılında bir Zürih bankasında çalışıyordu.

Savaş sırasında Almanya’da kağıt ve ürünleri kıtlığı vardı. Delikli kağıt şerit veya delikli kart kullanmak yerine, Zuse eski sinema filmlerine delikler delerek programları ve bilgileri saklamak durumundaydı. Acaba mesela Marlene Dietrich’in klasikler listesindeki filmlerinin ilk ve esas kopyaları var mıydı ?

Dietrich, 1930 ların başlarında Amerika’ya göç ettiği için Hitler yönetiminin gözünden düşmüştü. Fakat filmlerinin kopyaları savaş sırasında bile hala etrafta bulunabiliyordu. 

Zuse ilginç ve değişik açılardan zamanının çok ilerisinde bir adamdı. Mesela 1958 yılında paralel işlemlerin iyice anlaşılmasından yıllarca önce, paralel çalışan bir işlemci önermişti. Mesela hiç devreye almamasına rağmen, “Pkankalkül” adında ilk üst düzeyli programlama dilleri arasında yer alan bir dil yazmıştı.

İnşaat mühendisi kökenli Zuse ileri tarihlere kadar gerek Almanya’daki, gerek te başka ülkelerdeki bilgisayar konulu gelişmelerden haberdar olmadı.

 

 

Ahmet Serim'e teşekkürlerimizle

Denizce

20.10.2005

 

Bilgisayar Dünyasından - I

Bilgisayar Dünyasından - II

Bilgisayar Dünyasından - III