|
Bilgisayar’ın
Gelişimi:
Bu yapılan
bilgisayarların yavaş olmaları bir problemdi. Yeni bir fikir
gerekiyordu. O da yeni gelişmekte olan bir teknolojiyi
kullanmaktan geçecekti.
19. Yüzyılın
ikinci yarısı ve 20. Yüzyılın ilk yarısında Edison, Bell,
Marconi, Tesla gibi çalışkan ve zeki insanlar bazı yeni buluş ve
yaklaşımları ortaya atmışlardı.
Bu gibi
çalışmalar ve laboratuarlardaki uğraşlar sonucu ortaya yeni
buluşlar ve bunların standartlaşan uygulamaları çıkıyordu. Basit
radyolar güçlü telsizlere dönüşürken değişik dalga boylarında
Radarlar gibi ileri uygulamalara geçiliyordu.
Yeni yaklaşım
“Radyo Lambaları” ve kısaca “Elektronik” uygulamalarıydı. Radyo
lambaları ile uygulamalar 1940 larda verimli olmaya
başlamışlardı.
Lambaları
mantıksal davranışları da, iki durumdan birini alarak, rölelere
benziyor, ancak mekanik yerine elektronik özellikler
kullanıyorlardı. Bu nedenle çok daha hızlı, üstelik daha
güvenilir idiler.
Biraz Elektronik:
Önce sonraki
bölümleri ve genel çalışmayı anlamak için bazı kısa bilgilere
bakalım:

Yukarıda
gördüğünüz, benzerleri lise fizik derslerinde bile okutulan bir
temel elektronik devredir. Kırmızı ve yeşil renklerle gösterilen
yerlere birer LED (Işık yayan diyot) konmuştur. Bunlar sıra ile
(biri sönükken diğeri yanar) çalışır ve bir optik hareket
sağlarlar.
Devremiz akım
verilince (Sw yazılı anahtar kapatılıp 9 Volt doğru akım
gelince) kendiliğinden çalışmaya başlar, her hangi bir anda
sadece bir LED yanık durumda olur ve akım kesilince çalışma sona
erer. Devrenin bir yarısı diğer yarısının çalışmasını
engellemektedir.
Bu devre,
şekilden görüldüğü üzere çapraz bağlantılı iki transistör
kullanan simetrik kurulmuş bir devredir. Her ne kadar şemada
transistör olarak BC 547 ler gösterilmişse de her hangi bir
genel amaçlı alçak güçlü NPN (Negatif-Pozitf-Negatif) transistör
çifti bu görevi görebilir.
470 R (ohm)
olarak gösterilen dirençler yükler yani LED ler içindir. Diğer
elemanlar, yani 10 K (kiloohm) dirençlerle 100 u (mikroFarad)
elektrolitik (yani yönü önemli) kondansatörler LED lerin yanış
sürelerini belirler. Bunlar örneğimiz devrede eşit değerli
oldukları için bu takriben (elemanların küçük farkları neticesi
takriben) % 50 - % 50 dir. Bu elemanlarla oynayarak süreler
değiştirilebilir. Yalnız frekans (yanıp sönme aralığı) saniyede
20 nin üzerine çıkarsa, her iki LED de sürekli yanıyormuş gibi
algılanır. Gözümüzün bu uyum tembelliği sinema ve televizyonun
da temelidir.
Devremiz
serbestçe sürekli çalışan (stop etmeyen) bir temel devredir.
Genel isimleri “multivibratör” yani çoklu titreşim devresidir.
Buradaki devreye “astable (stabil durumları olmayan)
multivibratör” denir. Bir kondansatörü kaldırılırsa adı
monostable multivibratör, iki kondansatörü de olmazsa bistable
multivibratör olur.
Şimdi bu
elektronik bilgilerine ne gerek var demeyin. Hem gelecek
bölümlerin ana bilgisidir, hem de bilgisayarın temeli. Çağın
araç ve gereçleri dolayısı ile, transistör yerine diyot lamba
düşünülmelidir.
BİT – BAYT ve
Bilginin İşlenmesi
Türkçe’deki
Bilgisayar ismi, yabancı dillerdeki Computer, Elektronischer
Rechner, Ordinateur gibi isimlerden çok daha uygundur, çünkü:
Bilgisayarın temeli çok sür’atli ve hatasız olarak bir şekilde
sayarak toplamalar yapabilmesi, bunları saklayıp yeniden sayarak
değerlendirmesi temeline dayanır. Bu toplama işlemi ardışık
yapılınca çarpma, ters yönlü yapılınca çıkarma, ardışık ters
yönlü yapılınca bölme işlemi olmuş olur. Diğer işlemler de bu
şekilde türetilir. Karşılaştırmalar ile eşitlikler, büyük veya
küçük olma durumları ile belirlenir.
Bu hesap ve
mantık işlemlerinin hepsi, ikili tabana indirgenmiş sayı ve
diğer değişken veya sabitlerle yapılır. Çünkü elektrik ancak var
veya yok, normal yönde veya ters yönde diye gösterilebilir. Çok
basit bir örnek verirsek: Bildiğimiz 100 sayısı, ikili tabana
göre şu şekilde yazılabilir: 1100100. Burada her 0 veya 1
rakamı, 2 üzeri 6,5,4,3,2,1,0 ın varlığını göstermektedir.
Bilindiği gibi
ikili (binary) sistemin esası,
2 üzeri 0 = 1
2 üzeri 1 = 2
2 üzeri 2 = 4
2 üzeri 3 = 8
2 üzeri 4 = 16
2 üzeri 5 = 32
2 üzeri 6 = 64
2 üzeri 7 = 128
2 üzeri 8 = 256
ve devamı...
olmasıdır. Bir
sayıyı ikili sistemde yazabilmek için, onun içinde
1,2,4,8,16,32,64,128,256,... sayılarının bulunup bulunmadığına
bakılır (yukarıdaki 100 sayısı= 64 + 32 + 4 sayılarının
toplamından ibarettir).
Bu sisteme göre,
sıfır rakamı 00000000 dir (kaç basamak kullanılıyorsa o kadar
sıfır).
Bilgisayar ve
parçaları, bu sistemler arası tercümeleri otomatik olarak ve
hatasız şekilde yapmaktadır.
Bu kombinezon, 8
basamaklı olarak kullanılır ve her bir hanesine “bit”
(İngilizce’de parça, küçük bileşen anlamındadır) denir. İki tane
8 basamaklı bit grubuna “byte” denir ve harfler, işaretler gibi
sayı dışı kavramlar birer byte ile temsil edilirler (iki adet 8
in kombinezonları olarak 256 karakter imkanı vardır). Byte aynı
zamanda bilgisayarın muhtelif parça ve işlemlerinde kapasite
gösteren bir boyut olarak kullanılır. Mesela disk hafıza
kapasitelerinden bahsedilirken kullanılır. Eskiden 20 Mb (Mega
byte = milyon bayt) ile, bir TOFAŞ oto fabrikasının tüm
personelinin (işçi ve memur) bordro bilgileri tutulur ve aylık
işlem yapılırdı. Bu günkü işlemler ve yazılımlar, ortalama 40 Gb
(Giga byte = Milyar bayt) disklerde tutulmaktadır. İşlemlerin
yapıldığı hafıza bölümü ise 180 Kb (Kilo byte = bin bayt) iken
bu gün standart 256 Mb olmuştur.
Bu gelişmeler,
kapasiteyi arttırırken, maliyetleri, boyutları ve gereken
enerjiyi çok azaltmış, çevre şartlarına karşı hassasiyeti çok
düşürmüştür. Eskinin klimalı, voltaj regülatörlü, spor salonu
boyutlarındaki bilgisayar odaları ortadan kalkmıştır. Bilgisayar
artık eskinin bir daktilosu boyutlarında masanızdadır veya bir
kitap boyutlarında dizinizin üstündedir.
|

Alan Turing |
Hep
verilen ama değerleri de çok fazla değişen bir örnek vardır:
Eğer otomotiv endüstrisi de bilgisayar endüstrisine paralel
gelişseydi, bu gün bir Rolls Royce arabayı birkaç milyon
TL’ye alabilir (Ocak 2004 değerleriyle), ve en fazla 30-40
litre yakıtla tüm dünyayı dolaşabilirdiniz. Özellikle yakıt
kelimesini kullandım, benzin, süper benzin, kurşunsuz
benzin, mazot, her numara fuel-oil, gazyağı, parafin, erimiş
tereyağı, alkol gibi her şey olabilir (Rudolf Diesel’in
dizel motorunu geliştirirken söylediği ve umduğu şey).
İkinci
Dünya Savaşı sırasında İngiliz Hükümetinin çok gizli
Bletchley Park tesislerinde şifre çözücü olarak çalışan Alan
Turing, Almanların ENIGMA kodlaması üzerinde yoğunlaşmıştı
ve kilit rol oynuyordu.
|
Ocak 1943 te,
bazı iş arkadaşlarıyla şifre çözecek bir elektronik makine
üzerinde çalışmaya başladı. COLOSSUS adını verdikleri alet 1.800
radyo lambası kullanıyordu ve Aralık 1943’te hazırdı.
Hangi bakış
açısı olursa olsun, COLOSSUS dünyanın ilk çalışan
programlanabilir elektronik sayısal bilgisayarlarından biriydi.
Ancak özel amaçlara yönelik olduğu için sınırlıydı. Mesela
ondalıklı sayıların çarpımını yapamıyordu. Ancak programlanınca
değişik işleri yapabiliyordu.
Pek çok kaynak,
modern bilgisayarın 1936 – 1944 arasında Harvard üniversitesinde
Howard H. Aiken in fikir babası olduğu IBM ASCC (Automatic
Sequence Controlled Calculator) veya Harvard Mark I
görüşündedir.
Mark
I düğmeler, röleler, dönen şaftlar, kavramalar ve tabii radyo
lambaları doluydu. “Bir oda dolusu bayanın yün örmesi gibi” ses
çıkardığı söylenir.
Makine 750.000 den fazla parçadan oluşuyordu ve ağırlığı
yaklaşık 5 tondu !
Mark I ilk sayısal bilgisayar kabul edildiği halde, mimarisi
modern makinelerden çok farklıydı. Cihaz aslında tek kontrole
bağlı olarak aynı problemin farklı kısımlar üzerinde çalışan bir
çok hesaplayıcıdan oluşuyordu. İş tarifleri delikli kağıt
şeritlerle, doneler delikli kartlarla veriliyordu. Ancak veriliş
sırasına göre işlem yapıyordu.
|

Howard H. Aiken |
Makine 23 hane genişliğinde sayılarla çalışıyordu. Böyle iki
sayıyı 0.3 saniyede topluyor, 4 saniyede çarpıyor ve 10
saniyede bölüyordu.
Aiken bir bilgisayar hayranıydı ancak bir çokları gibi
ileriyi görememişti. 1947de tüm ABD için sadece altı evet
altı (!) elektronik sayısal bilgisayarın gerekli olacağını
söylemişti ! O dönemde ender görülen bilgisayarlar sadece
bilimsel çalışmalar için vardı ve programlayıcıları da ender
bulunan kahramanlardı.
Yine bir başka tarihe yazılan öncü makine, Atasanoff’un bazı
fikirlerini kullanan ENIAC
(Electronic
Numerical Integrator And Computer) dir. Yapımcıları John
William Mauchly and J. Presper Eckert Jr. olan makine bir
devdi ve 1943-1946 arasında Pennsylvania Üniversitesi’nde
yapılmıştı. |
Yüksekliği 10 ayak (yaklaşık 3 Metre), taban alanı 1000 ayak
kare (yaklaşık 93 metre kare), ağırlığı 30 tondu ve 70.000 den
fazla direnç, 10.000 den fazla kondansatör, 6.000 den fazla
düğme ile 18.000 den fazla radyo lambası kullanıyordu. Küçük bir
şehri aydınlatmaya yetecek olan 150 kW güç kullanıyordu.
Lambaların güvenilirliği en büyük sorundu. Durdurulduğu zamanın
% 90 ı yanık lambaları bulup değiştirmek içindi. 1952 yılı
kayıtlarına göre sadece o yıl 19.000 lambanın değişmesi
gerekmişti ki, bu yaklaşık günde ortalama 50-55 lamba demekti.
1943
yazı sıralarında Mauchly ve Eckert, dahili bir hafızaya data
yanında program yükleyip kullanmayı da tartıştılar. Bu yöntem,
Johann (John) von Neumann’a aitti.
1944 Ağustos’unda
EDVAC
(Electronic Discrete Variable Automatic Computer) ı yapmaya
başladılar. Makine 1946 da bitti ama tam olarak çalışmaya ancak
1952 de geçildi. Tam olarak bittiğinde yaklaşık 4.000 lamba ve
10.000 kristal diyotu vardı. 1956 nın bir raporu ortalama
hatasız çalışma süresinin 8 saat olduğunu belirtir.
Ahmet Serim'e teşekkürlerimizle
Denizce

25.10.2005
Bilgisayar Dünyasından - I
Bilgisayar Dünyasından - II
Bilgisayar
Dünyasından - III
|