|
Bu bilgisayarlar özel yerlerde, özel yapılmış makinelerdi.
Ticari olarak alınabilen ilk bilgisayar, EDVAC temelli UNIVAC I
(UNIVersal Automatic Computer) tır, tasarımı 1948 de başlamış ve
ilk ünite 1951 de teslim edilmiştir.
Bunun peşinden, IBM dahil, bir çok marka gelişen muhtelif
modeller yapmış, nihayet bu günkü bilgisayarlara gelinmiştir.
Bu arada, başka gelişmeler oldu. Bell Telefonculuk
laboratuarlarında
John
Bardeen, Walter Brattain ve
William
Shockley "transfer resistor" (iletim direnci)
Diye, muhtelif şekillerde kristallerin saflığı azaltılarak
yapılan bir şey keşfettiler, bu üç bacaklı nesneye sonradan
“transistor” adı verildi ve bilgisayarlar dahil her yerde
kullanıldı, buluşçularına da 1956 Nobel ödülü verildi.
Radyo lambalarının yerini önce transistörler aldı, sonra
tümleşik devreler çıktı. Boyutlarda, ağırlıklarda, kullanılan
enerjilerde inanılmaz küçülmeler başladı, buna karşılık hızlar,
kapasiteler ve etkenlikler arttı. Bu gün eskiden odalar dolusu
olan ve özel hava şartları gerektiren üniteler, avuç içine
girecek kadar küçük ve kolayca soğutulan parçalardır.
Bilgisayarlarda kuşaklardan bahsedilir. Bunun bir ayırımı
şöyledir:
1. Kuşak : Radyo lambalı
2. Kuşak : Transistörlü
3. Kuşak : Tümleşik devreli
Bakalım daha neler göreceğiz?
Bilgisayar işlerinden bahsederken, emeği geçmiş iki bayandan
söz etmemiz de gerekir.
|

Kontes Ada Byron Lovelace |
Bunlardan ilki ilk analist sayılan Lady Ada Lovelace’tir.
Ünlü şair Lord Byron’un kızı ve onun yanında gömülü olan
Lady, Londra’da 1815 te doğdu ve kanserden 1852 de, 37
yaşında öldü. Araştırıcı, metafizikçi ve bilimsel
bilgisayarcılığın öncülerindendi. Daha bir aylıkken
anne-babası ayrıldı ve Lord Byron yurdu terk etti
(Yunanistan’da öldü).
Ada’nın
yaşamı duygular ve realiteler, öznellik ve nesnellik, şiir
ve matematik, hastalıklar ve enerjik günler arasında gidip
gelerek geçti. Annesinin yönlendirmesiyle şiirden uzak
durmaya çalıştı, müzik ve matematikle uğraştı. 1828 de, daha
13 yaşındayken uçan bir makine tasarladı ve hesapladı.
Yaşamını matematik kanatlandırıyordu.
Ada, 1833 te, 17 yaşındayken, kısa yaşamı boyunca dostu
olacak bir bilgisayar öncüsüyle tanıştı: Charles Babbage. |
Çok bol yazıştılar, konuları matematik, mantık ve çeşitli
ilgi alanlarıydı. Babbage, sonlu farklar yöntemine göre çalışan
bir hesaplayıcı tasarlamış ve yapmaya uğraşıyordu: Diferans
Makinesi.
Babbage, 1834 te, Diferans Makinesinin bitmemiş olmasına
rağmen yeni bir hesap makinesi tasarladı: Analitik makine.
Sponsorları daha fazla para aktarmayı reddediyorlardı.
1842 de bir İtalyan matematikçi, Fransızca olarak makine
hakkında bir inceleme yayınladı. Babbage Ada’yı tercümanı olarak
seçti. 2 yıl uğraştığı bu tercüme ona konu hakkında görüşler
kazandırdı.
Aletin planlarını Babbage kadar anlıyordu ama
yapabileceklerini daha iyi kestiriyordu. Her fonksiyonu
çözebileceği kanısındaydı. Genel olarak bilime, özelde de
Babbage ve çalışmalarına büyük katkısı oldu.
Kontes Ada Byron Lovelace, bu zeki ve çalışkan hanım, 1940
ların ortasında ve sonunda veya günümüzde yaşasaydı, mutlaka
önemli başarılara imza atacaktı.
İkinci
hanımı, özellikle COBOL (COmmon Business Oriented Language)
kullanmış kişiler iyi bilir. Her COBOL kitabının başında bulunan
Acknowledgement’in son satırlarında dili yaratan 4 kişinin ismi
vardır. Biri Grace Brewster Murray Hopper’dir. Dili yarattıkları
dönemde Deniz Albayı idi. Vefatında ise Amiral.
Grace 1906 da New York’ta doğdu. Daha 7 yaşındayken, nasıl
çalıştıklarını anlamak için 7 çalar saati sökmüştü bile.
Hanımlar için şık sayılmamakla beraber annesi özel
düzenlemelerle geometri tahsili yapmıştı ve küçük Grace
annesiyle matematik sevgisini paylaşıyordu.
1928 de üniversiteyi bitirdi ve 1930 da, 23 yaşında, Yale
Üniversitesinde Matematik Master’ini bitirdi. Aynı yıl evlendi
ve Vassar Kolejinde eğitmenliğe başladı. 1936 da aylık Amerikan
Matematik dergisinde yazıları çıkıyordu.
|
 |
|
 |
|
Grace Brewster (Murray) Hopper genç bir deniz subayı ve
Albay (Komodor) rütbesinde bilgisayar klavyesi başında. |
İkinci Dünya Savaşı çıkınca, vatanına hizmet etmeye karar
verdi ve Donanmaya yazıldı. 34 yaşında ve 52 kiloydu, ayrıca
matematik hocalığı da askere alınmasını engelliyordu. Donanma
yetkilileri sivil kalmasını istediler. Grace yılmadı ve
sorunlara çareler bulup 1943 ünde Donanma Yedeği olarak yemin
etti. Askeri okulda kendi sınıfında tekti.
Önce Komutan Howard Aiken’in emrinde, Ordonat Komutanlığı
için Harvard Üniversitesinde bilgisayara atandı. Burada Mark I i
programlayan üçüncü kişi oldu. Esas işleri, değişik hava
koşulları için Donanma Topçularına atış açıları hesaplamaktı.
İşleri öyle yoğundu ki, bazı günler yardımcısı ile birlikte 24
saat çalışıyorlardı. Mark I den sonra II ve III ü de
kullandılar. Mark serisindeki çalışmaları için 1946 yılında
Donanma Ordonat Geliştirme Ödülü aldı.
Donanmadaki lakabı "Amazing Grace (= Şaşırtıcı, hayret verici
Grace") idi. Teknik beceri ve görüşleri, fikirlerinden vaz
geçmemesi, geliştiriciliği ona bu lakabı kazandırmıştı. İnsanlar
onu dikkatle dinlerdi. Yaptığı pek çok yakıştırma ve verdiği
örnekler efsaneleşmişti. Mesela yanında hep bir ayak (=30,48 cm)
boyunda bir tel parçası taşırdı. Bununla nanosaniye kavramını
izah ederdi. Işık bir saniyede yaklaşık 1 ayak yol kateder.
Başka bir anektodunu da, bölüm sonunda göreceğiz.
1946 yılında 40 yaşında olmuştu ve aktif görevde
kalamayacaktı. Harvard’da sivil olarak kalmaya karar verdi ve
1949’a kadar araştırma görevlisi olarak devam etti. 1949 da
riskli bir karar aldı ve Eckert ile Mauchley’in kurdukları
“Computer Corporation”a şef matematikçi olarak girdi.
Kararı doğruydu. Şirket önce BINAC (Binary Automatic
Computer)’i yaptı. Sonra da açılan yoldan ilk ticari
bilgisayarlar olan UNIVAC I ve II yi. BINAC, delikli kartlar
yerine C-10 diye bir kodla programlanıyordu.
Remington Rand 1950 de şirketi satın aldığında da, bu da
Sperry Corporation’la birleştiğinde de Grace orada kaldı. Bu
arada ilk derleyici olan A-0 ı hazırladı. 1952 de derleyici
kavramı hakkında yazılar yazdı.
Bundan sonraki adımı çok radikal oldu. B-0 derleyicisini
hazırladı. Bu sonradan FLOW-MATIC adını aldı. İngilizce yazılan
komutları bilgisayara tanıtıyordu. Bordro hesabı, faturalama
gibi tipik iş dünyası görevleri için biçilmiş kaftandı.
Bir standart gerekiyordu. 1959da FLOW-MATIC’ i temel alan
COBOL derleyicisi bu standardı sağladı. COBOL el kitapları ve
standartlar geliştirildi. Çok önemli bir konu olan işlerin
dokümantasyonu da kendiliğinden halloluyordu.
1966 da Donanma, 7 aydan kısa sürede, Bordro hazırlığı
konusunda 823 olumsuz deneme yapmıştı. Hopper’i emeklilikten
tekrar göreve çağırdı. Bu aslında bir hanım için ilk kezdi ve
aslında 6 ay için düşünülmüştü ama sürdü.
1983 te, Başkan’ın özel yaptığı atama ile Komodor ünvanı
aldı. İki yıl sonra da Amiral oldu. 1986 da, 43 yıl hizmetten
sonra, Amerika’nın çok değer verip 200 yılına rağmen hala
yüzdürdüğü tarihi gemi USS Constitution gemisinin güvertesinde
yapılan bir törenle emekliye ayrıldı. O sırada 80 yaşındaydı ve
en yaşlı aktif görevdeki subaydı. Kalan yaşamını DEC (Digital
Equipment Corporation) şef danışmanı olarak geçirdi.
Yaşamı boyunca bir çok ödüller, şeref doktorlukları, yabancı
derneklere ülkesi adına ilk üyelikler, Eylül 1991 de ulusun en
büyük teknoloji ve mühendislik şeref madalyasını aldı. Kendisi
ise eğiticilik hizmetlerini en değerli işi kabul eder. Grace’in
hayattaki düsturu “Cesaret Et ve Yap !” idi.
Donanma adını bir modern gemisine vererek kendisini
onurlandırdı. Fotoğrafını aşağıda görüyorsunuz.
Amiral Grace Brewster Murray Hopper, kendisini ölümsüz yapan
dolu dolu bir yaşamı 1 Ocak 1992 de noktaladı. Tüm askeri
törenlerle Arlington Ulusal Mezarlığına defnedildi.
Kontes Ada
Lovelace bir İngiliz Kraliyet Prensesi (İngiliz Yelken
Federasyonu olan RYA nın Şeref Başkanı ve Hamisidir) ise, Amiral
Grace Hopper de efsanevi kraliçe Viktorya sayılırdı. Bir
İmparatorluk kurup yönetmişti.

Bug ve Debugging
Uzun yazının
sonuna yaklaşıyoruz. 1950, 60 ve 70 ler hatta 1980 ler gibi
zamanlarda bilgisayar kullananların çok kullandığı bir kavramı
göreceğiz. Kullanıcılar kendileri veya başkalarının yaptığı
programları çalıştırırdı. Bir tutarsızlık veya hata “Bug
(böcek)” diye adlandırılır ve hata arayıp çözmeye Debugging adı
verilirdi. Bu bilgisayar argosu, geleneği ve folkloru idi.
“Böcek”
deyimi eski bir geleneğe sahiptir, yaklaşık 150 yıllıktır.
Thomas Alva Edison döneminde kullanıldığı bilinmektedir. İlk
telgraf ve telefon çalışmalarında da yer almıştır, tellerdeki
parazitlere de bug denirdi. Bug kelimesi genellikle bir arızanın
varlığını bildirirdi. 1896 dan kalma bir kitapta da
kullanılmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Radar geliştirme
çalışmalarında da kullanılmıştır. Sonra deyim bilgisayarlara da
atladı ve iyice yaygınlaştı.

1945 yılınının 9
Eylül gününde, Grace ekibiyle, Harvard Üniversitesindeki Aiken
Mark II röle destekli ilkel bilgisayarda çalışıyordu. Bir arıza
araştırması yaparken nedenini buldular: Bir güve kelebeği bir
röleye sıkışıp engellemişti. Operatörlük yapanlardan birisi ölü
kelebeği çalışma notlarının alındığı deftere yapıştırdı ve not
düştü: Bulunan ilk gerçek böceğin olayı.
Böceği ünlü
Smithsonian Müzesine vermek istediler, fakat müze yetkilileri
espriyi bilmediklerinden olacak, kabul etmediler. Donanma bir
müzesinde sergilemeye başladı. I990 da bir editör soruşturmaya
başladı ve böcekli kağıt 1991 de, müzenin bir parçası olan
Amerikan Teknoloji Tarihi müzesine alındı.
Emekle dönemi
günleri ve esprisi bu kadar. Günümüze dönelim:
Bu gün
bilgisayar, iletişimin en büyük unsuru olmuş durumdadır. Hemen
tüm santrallerin, uyduların, iletişim sistemlerinin digital
esasla (yine temel 2 li sistem) ve bilgisayar kontrollü
çalışması yanı sıra, artık evlerimize kadar giren Internet,
iletişime damgasını vurmuştur. Bu ülkemizde bile böyledir. Her
hangi bir Internet bağlantısı olan bilgisayardan, T.C. MERNİS
(Merkezi Nüfus İşleri Sistemi) ile bağlantı kurup, Vatandaşlık
Numaramızı öğrenebiliyoruz (tabii elinizdeki Nüfus Hüviyet
Cüzdanı bilgileri doğru ise. Yeni hüviyetler bu sistemden
verileceği için hatalar da düzelmiş oluyor); Vergi numarası
almışsak onu öğrenebiliyoruz, oturduğumuz sokağın posta kodunu
öğrenebiliyoruz, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi (www.ibb.gov)
adresinde sokağımızı haritada görebiliyoruz, Boğaz köprüsü
trafiğini ve başka yerleri kameradan izleyebiliyoruz, Kadıköy
Belediyesindeki Emlak veya Çöp vergimizin tahakkuklarını ve
ödeme makbuzlarını görebiliyoruz, vatandaş olarak anketlere
katılıp oy veriyoruz.. Google veya başka bazı sitelerin dünya
görüntülerini (uydu veya harita) alabiliyoruz. Bunlara yakında
daha pek çok işlem ve sorgulama eklenecektir.
Bilgisayarların
kullanım yerlerinden bahsederken ilginç gelebilecek bir uç örnek
vermek isterim: Büyük kasırga sonucu pek çok teknenin zarar
gördüğü ve 14 kadar insanın öldüğü ünlü Sydney-Hobart Yarışı
kurtarma çalışmaları. Burada, kasırga içinde ve azgın (10-15
metre boyunda, üstelik rüzgarla düzensiz bir şekilde çatlayan
dalgalar) deniz üzerinde, hem de gece şartlarında, enkazlardan
kazazede kurtarmaya çalışan helikopteri sabit ve dengeli
tutmanın zorluğunu düşünün. İşte bu konuda, pilota iki
bilgisayar yardımcı olmuştur (helikopterin standart
bilgisayarları). Girilen bilgilere göre, (muhtemelen jiroskoplar
yardımıyla) aracı sabit tutmaya yarayan bu aletler sayesinde
kurtarmalar yapılabilmiştir.
Kısacası,
bilgisayarsız bir dünya düşünmek imkansız oldu.
Ahmet Serim'e teşekkürlerimizle
Denizce

18.11.2005
Bilgisayar Dünyasından - I
Bilgisayar Dünyasından - II
Bilgisayar
Dünyasından - III
|