Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Dost Köşesi    

  Bilgisayar Dünyasından - III                                                              Ahmet Serim

 

 

Bu bilgisayarlar özel yerlerde, özel yapılmış makinelerdi. Ticari olarak alınabilen ilk bilgisayar, EDVAC temelli UNIVAC I (UNIVersal Automatic Computer) tır, tasarımı 1948 de başlamış ve ilk ünite 1951 de teslim edilmiştir.

Bunun peşinden, IBM dahil, bir çok marka gelişen muhtelif modeller yapmış, nihayet bu günkü bilgisayarlara gelinmiştir.

Bu arada, başka gelişmeler oldu. Bell Telefonculuk laboratuarlarında John Bardeen, Walter Brattain ve William Shockley "transfer resistor" (iletim direnci)

Diye, muhtelif şekillerde kristallerin saflığı azaltılarak yapılan bir şey keşfettiler, bu üç bacaklı nesneye sonradan “transistor” adı verildi ve bilgisayarlar dahil her yerde kullanıldı, buluşçularına da 1956 Nobel ödülü verildi.

Radyo lambalarının yerini önce transistörler aldı, sonra tümleşik devreler çıktı. Boyutlarda, ağırlıklarda, kullanılan enerjilerde inanılmaz küçülmeler başladı, buna karşılık hızlar, kapasiteler ve etkenlikler arttı. Bu gün eskiden odalar dolusu olan ve özel hava şartları gerektiren üniteler, avuç içine girecek kadar küçük ve kolayca soğutulan parçalardır.

Bilgisayarlarda kuşaklardan bahsedilir. Bunun bir ayırımı şöyledir:

1. Kuşak : Radyo lambalı

2. Kuşak : Transistörlü

3. Kuşak : Tümleşik devreli

Bakalım daha neler göreceğiz?

Bilgisayar işlerinden bahsederken, emeği geçmiş iki bayandan söz etmemiz de gerekir.

Kontes Ada Byron Lovelace

Bunlardan ilki ilk analist sayılan Lady Ada Lovelace’tir. Ünlü şair Lord Byron’un kızı ve onun yanında gömülü olan Lady, Londra’da 1815 te doğdu ve kanserden 1852 de, 37 yaşında öldü. Araştırıcı, metafizikçi ve bilimsel bilgisayarcılığın öncülerindendi. Daha bir aylıkken anne-babası ayrıldı ve Lord Byron yurdu terk etti (Yunanistan’da öldü).

Ada’nın yaşamı duygular ve realiteler, öznellik ve nesnellik, şiir ve matematik, hastalıklar ve enerjik günler arasında gidip gelerek geçti. Annesinin yönlendirmesiyle şiirden uzak durmaya çalıştı, müzik ve matematikle uğraştı. 1828 de, daha 13 yaşındayken uçan bir makine tasarladı ve hesapladı. Yaşamını matematik kanatlandırıyordu.

Ada, 1833 te, 17 yaşındayken, kısa yaşamı boyunca dostu olacak bir bilgisayar öncüsüyle tanıştı: Charles Babbage.

Çok bol yazıştılar, konuları matematik, mantık ve çeşitli ilgi alanlarıydı. Babbage, sonlu farklar yöntemine göre çalışan bir hesaplayıcı tasarlamış ve yapmaya uğraşıyordu: Diferans Makinesi.

Babbage, 1834 te, Diferans Makinesinin bitmemiş olmasına rağmen yeni bir hesap makinesi tasarladı: Analitik makine. Sponsorları daha fazla para aktarmayı reddediyorlardı.

1842 de bir İtalyan matematikçi, Fransızca olarak makine hakkında bir inceleme yayınladı. Babbage Ada’yı tercümanı olarak seçti. 2 yıl uğraştığı bu tercüme ona konu hakkında görüşler kazandırdı.

Aletin planlarını Babbage kadar anlıyordu ama yapabileceklerini daha iyi kestiriyordu. Her fonksiyonu çözebileceği kanısındaydı. Genel olarak bilime, özelde de Babbage ve çalışmalarına büyük katkısı oldu.

Kontes Ada Byron Lovelace, bu zeki ve çalışkan hanım, 1940 ların ortasında ve sonunda veya günümüzde yaşasaydı, mutlaka önemli başarılara imza atacaktı.

İkinci hanımı, özellikle COBOL (COmmon Business Oriented Language) kullanmış kişiler iyi bilir. Her COBOL kitabının başında bulunan Acknowledgement’in son satırlarında dili yaratan 4 kişinin ismi vardır. Biri Grace Brewster Murray Hopper’dir. Dili yarattıkları dönemde Deniz Albayı idi. Vefatında ise Amiral.

Grace 1906 da New York’ta doğdu. Daha 7 yaşındayken, nasıl çalıştıklarını anlamak için 7 çalar saati sökmüştü bile. Hanımlar için şık sayılmamakla beraber annesi özel düzenlemelerle geometri tahsili yapmıştı ve küçük Grace annesiyle matematik sevgisini paylaşıyordu.

1928 de üniversiteyi bitirdi ve 1930 da, 23 yaşında, Yale Üniversitesinde Matematik Master’ini bitirdi. Aynı yıl evlendi ve Vassar Kolejinde eğitmenliğe başladı. 1936 da aylık Amerikan Matematik dergisinde yazıları çıkıyordu.

 

Grace Brewster (Murray) Hopper  genç bir deniz subayı ve Albay (Komodor) rütbesinde bilgisayar klavyesi başında.

İkinci Dünya Savaşı çıkınca, vatanına hizmet etmeye karar verdi ve Donanmaya yazıldı. 34 yaşında ve 52 kiloydu, ayrıca matematik hocalığı da askere alınmasını engelliyordu. Donanma yetkilileri sivil kalmasını istediler. Grace yılmadı ve sorunlara çareler bulup 1943 ünde Donanma Yedeği olarak yemin etti. Askeri okulda kendi sınıfında tekti.   

Önce Komutan Howard Aiken’in emrinde, Ordonat Komutanlığı için Harvard Üniversitesinde bilgisayara atandı. Burada Mark I i programlayan üçüncü kişi oldu. Esas işleri, değişik hava koşulları için Donanma Topçularına atış açıları hesaplamaktı. İşleri öyle yoğundu ki, bazı günler yardımcısı ile birlikte 24 saat çalışıyorlardı. Mark I den sonra II ve III ü de kullandılar. Mark serisindeki çalışmaları için 1946 yılında Donanma Ordonat Geliştirme Ödülü aldı.

Donanmadaki lakabı "Amazing Grace (= Şaşırtıcı, hayret verici Grace") idi. Teknik beceri ve görüşleri, fikirlerinden vaz geçmemesi, geliştiriciliği ona bu lakabı kazandırmıştı. İnsanlar onu dikkatle dinlerdi. Yaptığı pek çok yakıştırma ve verdiği örnekler efsaneleşmişti. Mesela yanında hep bir ayak (=30,48 cm) boyunda bir tel parçası taşırdı. Bununla nanosaniye kavramını izah ederdi. Işık bir saniyede yaklaşık 1 ayak yol kateder.

Başka bir anektodunu da, bölüm sonunda göreceğiz.

1946 yılında 40 yaşında olmuştu ve aktif görevde kalamayacaktı. Harvard’da sivil olarak kalmaya karar verdi ve 1949’a kadar araştırma görevlisi olarak devam etti. 1949 da riskli bir karar aldı ve Eckert ile Mauchley’in kurdukları “Computer Corporation”a şef matematikçi olarak girdi.

Kararı doğruydu. Şirket önce BINAC (Binary Automatic Computer)’i yaptı. Sonra da açılan yoldan ilk ticari bilgisayarlar olan UNIVAC I ve II yi. BINAC, delikli kartlar yerine C-10 diye bir kodla programlanıyordu.

Remington Rand 1950 de şirketi satın aldığında da, bu da Sperry Corporation’la birleştiğinde de Grace orada kaldı. Bu arada ilk derleyici olan A-0 ı hazırladı. 1952 de derleyici kavramı hakkında yazılar yazdı.

Bundan sonraki adımı çok radikal oldu. B-0 derleyicisini hazırladı. Bu sonradan FLOW-MATIC adını aldı. İngilizce yazılan komutları bilgisayara tanıtıyordu. Bordro hesabı, faturalama gibi tipik iş dünyası görevleri için biçilmiş kaftandı.

Bir standart gerekiyordu. 1959da FLOW-MATIC’ i temel alan COBOL derleyicisi bu standardı sağladı. COBOL el kitapları ve standartlar geliştirildi. Çok önemli bir konu olan işlerin dokümantasyonu da kendiliğinden halloluyordu.

1966 da Donanma, 7 aydan kısa sürede, Bordro hazırlığı konusunda 823 olumsuz deneme yapmıştı. Hopper’i emeklilikten tekrar göreve çağırdı. Bu aslında bir hanım için ilk kezdi ve aslında 6 ay için düşünülmüştü ama sürdü.

1983 te, Başkan’ın özel yaptığı atama ile Komodor ünvanı aldı. İki yıl sonra da Amiral oldu. 1986 da, 43 yıl hizmetten sonra, Amerika’nın çok değer verip 200 yılına rağmen hala yüzdürdüğü tarihi gemi USS Constitution gemisinin güvertesinde yapılan bir törenle emekliye ayrıldı. O sırada 80 yaşındaydı ve en yaşlı aktif görevdeki subaydı. Kalan yaşamını DEC (Digital Equipment Corporation) şef danışmanı olarak geçirdi.

Yaşamı boyunca bir çok ödüller, şeref doktorlukları, yabancı derneklere ülkesi adına ilk üyelikler, Eylül 1991 de ulusun en büyük teknoloji ve mühendislik şeref madalyasını aldı. Kendisi ise eğiticilik hizmetlerini en değerli işi kabul eder. Grace’in hayattaki düsturu “Cesaret Et ve Yap !” idi.

Donanma adını bir modern gemisine vererek kendisini onurlandırdı. Fotoğrafını aşağıda görüyorsunuz.

Amiral Grace Brewster Murray Hopper, kendisini ölümsüz yapan dolu dolu bir yaşamı 1 Ocak 1992 de noktaladı. Tüm askeri törenlerle Arlington Ulusal Mezarlığına defnedildi.

Kontes Ada Lovelace bir İngiliz Kraliyet Prensesi (İngiliz Yelken Federasyonu olan RYA nın Şeref Başkanı ve Hamisidir) ise, Amiral Grace Hopper de efsanevi kraliçe Viktorya sayılırdı. Bir İmparatorluk kurup yönetmişti.

 

Bug ve Debugging

Uzun yazının sonuna yaklaşıyoruz. 1950, 60 ve 70 ler hatta 1980 ler gibi zamanlarda bilgisayar kullananların çok kullandığı bir kavramı göreceğiz. Kullanıcılar kendileri veya başkalarının yaptığı programları çalıştırırdı. Bir tutarsızlık veya hata “Bug (böcek)” diye adlandırılır ve hata arayıp çözmeye Debugging adı verilirdi. Bu bilgisayar argosu, geleneği ve folkloru idi.

“Böcek” deyimi eski bir geleneğe sahiptir, yaklaşık 150 yıllıktır. Thomas Alva Edison döneminde kullanıldığı bilinmektedir. İlk telgraf ve telefon çalışmalarında da yer almıştır, tellerdeki parazitlere de bug denirdi. Bug kelimesi genellikle bir arızanın varlığını bildirirdi. 1896 dan kalma bir kitapta da kullanılmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Radar geliştirme çalışmalarında da kullanılmıştır. Sonra deyim bilgisayarlara da atladı ve iyice yaygınlaştı.

1945 yılınının 9 Eylül gününde, Grace ekibiyle, Harvard Üniversitesindeki Aiken Mark II röle destekli ilkel bilgisayarda çalışıyordu. Bir arıza araştırması yaparken nedenini buldular: Bir güve kelebeği bir röleye sıkışıp engellemişti. Operatörlük yapanlardan birisi ölü kelebeği çalışma notlarının alındığı deftere yapıştırdı ve not düştü: Bulunan ilk gerçek böceğin olayı.

Böceği ünlü Smithsonian Müzesine vermek istediler, fakat müze yetkilileri espriyi bilmediklerinden olacak, kabul etmediler. Donanma bir müzesinde sergilemeye başladı. I990 da bir editör soruşturmaya başladı ve böcekli kağıt 1991 de, müzenin bir parçası olan Amerikan Teknoloji Tarihi müzesine alındı.

Emekle dönemi günleri ve esprisi bu kadar. Günümüze dönelim:

Bu gün bilgisayar, iletişimin en büyük unsuru olmuş durumdadır. Hemen tüm santrallerin, uyduların, iletişim sistemlerinin digital esasla (yine temel 2 li sistem) ve bilgisayar kontrollü çalışması yanı sıra, artık evlerimize kadar giren Internet, iletişime damgasını vurmuştur. Bu ülkemizde bile böyledir. Her hangi bir Internet bağlantısı olan bilgisayardan, T.C. MERNİS (Merkezi Nüfus İşleri Sistemi) ile bağlantı kurup, Vatandaşlık Numaramızı öğrenebiliyoruz (tabii elinizdeki Nüfus Hüviyet Cüzdanı bilgileri doğru ise. Yeni hüviyetler bu sistemden verileceği için hatalar da düzelmiş oluyor); Vergi numarası almışsak onu öğrenebiliyoruz, oturduğumuz sokağın posta kodunu öğrenebiliyoruz, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi (www.ibb.gov) adresinde sokağımızı haritada görebiliyoruz, Boğaz köprüsü trafiğini ve başka yerleri kameradan izleyebiliyoruz, Kadıköy Belediyesindeki Emlak veya Çöp vergimizin tahakkuklarını ve ödeme makbuzlarını görebiliyoruz, vatandaş olarak anketlere katılıp oy veriyoruz.. Google veya başka bazı sitelerin dünya görüntülerini (uydu veya harita) alabiliyoruz. Bunlara yakında daha pek çok işlem ve sorgulama eklenecektir.

Bilgisayarların kullanım yerlerinden bahsederken ilginç gelebilecek bir uç örnek vermek isterim: Büyük kasırga sonucu pek çok teknenin zarar gördüğü ve 14 kadar insanın öldüğü ünlü Sydney-Hobart Yarışı kurtarma çalışmaları. Burada, kasırga içinde ve azgın (10-15 metre boyunda, üstelik rüzgarla düzensiz bir şekilde çatlayan dalgalar) deniz üzerinde, hem de gece şartlarında, enkazlardan kazazede kurtarmaya çalışan helikopteri sabit ve dengeli tutmanın zorluğunu düşünün. İşte bu konuda, pilota iki bilgisayar yardımcı olmuştur (helikopterin standart bilgisayarları). Girilen bilgilere göre, (muhtemelen jiroskoplar yardımıyla) aracı sabit tutmaya yarayan bu aletler sayesinde kurtarmalar yapılabilmiştir.

Kısacası, bilgisayarsız bir dünya düşünmek imkansız oldu.

 

Ahmet Serim'e teşekkürlerimizle

Denizce

18.11.2005

 

Bilgisayar Dünyasından - I

Bilgisayar Dünyasından - II

Bilgisayar Dünyasından - III