Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Dost Köşesi    

  Heey                                                                                             Ahmet Serim

 

 

Bundan bir süre önce  “Denizce Sitesi’ndeki” bir yazımda

(http://www.denizce.com/ahmetserim04.asp adresinde) “İp Kontrollü Model Yelken”leri ve  “http://www.seadercraft.com” adresindeki orijinal yazıyı tanıtmıştım. Orada şöyle bir paragraf vardı :  

“Uskuna (schooner), iki direkte iki ana yelken, bir veya iki ön yelkeni vardır. Klasik şeklinde arka direk daha uzundur. Veya iki direk hemen hemen eşit boydadır. Yelkenleri genellikle randadır. Daha ziyade Kuzey Amerika sularından ve balıkçılardan bilinir. Ülkemizde de İpar teknesi Uskuna idi. İlginç bir Uskuna da birer kanat şekilli ve ayarlanan direğinde sadece birer ana yelkeni olan HEEY yatı idi.” 

HEEY yatı çok ilginç yapıda olduğu için sanırım ayrı bir yazıyı, bazı resimleri ve bir türevinin tanıtılmasını hak ediyor.

Vecdi Arduman orijinal (daha açık tonda) boyasıyla Heey'in dümeninde.
Arkada tarih olan "Moda Deniz Banyoları" gözüküyor.


Arduman Kardeşleri bilirsiniz (yelken konusuna ilgi ve aşinalığınız var ise). Bu kardeşler, Türk Yelkenciliğine birbirinden güzel tekneler ve deneyimler kazandırmışlardır. Vecdi Arduman’ın Mimarlar odası kayıtlarına göre doğumu 01.01.1921 ve yitirilmesi 28.12.1990 dır. Tahsilini yurt dışında yapmış ve 21.02.1951 de odaya kaydolmuştur. Kuşkusuz daha geniş bilgi Samim Ağabey’den rica edilebilir. Kendisi yelken sporunun duayenlerinden olup hepimizden sevgi ve saygı görür.

İşte HEEY yatı, bu kardeşlerden Vecdi Arduman imzasını taşır. Şimdi ne oldu bilemiyorum ama yıllar önce dostumuz Tuba Uca tarafından satın alınmıştı. Kendisi yanı sıra, bir Skipperi de rahmetli Yalçın Bengi ağabeyimizdi. Yalçın Ağabey daha sonra, yine rahmetli Namık Katırcıoğlu’nun Yol teknesinde bazı yarışlarda Skipper’imiz olarak; cesareti, ustalığı ve deneyimiyle bu görevin hakkını tam veren bir önder olmuştu.   


Yalçın Bengi, Namık Katıcıoğlu'nun Yol'unun dümeninde bir yarışta.
Yanında Ahmet Atacan (ana yelken ıskotası) ve Tunç Günergin (bocrum ıskotası)
açıkça görülüyor. Resmi çeken muhtemelen ben.
Bazı yelken hakemlerinin bizzat yarıştıklarının da resmidir.


Ekteki resimler yıllar önceki bir Gölcük-Fenerbahçe Yarışı’na (Geleneksel Donanma Kupası) aittir ve bazı fonlarda eski Gölcük ve İzmit şehri  görülmektedir. Resimlerde skipper Yalçın Bengi ve ön direğe yaslanmış Tuba Uca görülmektedir. Bu sefer bulamadım ama bende teknenin özel bir resmi daha vardır: “Balon Asmış Heey !”  


Teknenin bir yarışta start beklerken genel görünüşü. Artık sahibi
Tuba Uca'dır, Skipperi Yalçın Bengi'dir, rengi de daha koyulmuştur.


Bir dostumuz, heyecanla dil sürçmesinden olacak, bir Deniz Kuvvetleri Kupası’nda (her yıl İstanbul’dan Güney’deki bir yere yapılan Geleneksel Büyük Yarış) “Balon Asmak”tan bahsetmişti (yazıyı okuyan camia dışı yabancılar için bilgi: Balon denilen ön yelken için de, bütün yelkenler için olduğu gibi yerine göre, basmak, açmak, fora etmek gibi deyimler kullanılır). 

İşte neş’eli ve esprili Tuba dostumuzun Heey yatı, bu söz üzerine Gelibolu Start’ında bir balon temin etmiş, şişirmiş ve teknenin pruva’sına “asmıştı” ! Bu balon yıllarca aramızda anılıp durduydu. 


Apaz seyirdeki tekne,
baş omuzluktan görülüyor.
 Arka planda Gölcük'ün deniz fabrikaları

 


Tuba baş direğin dibinde.


Aslında Heey, yarış makinesi olmaktan ziyade, çok rahat ve geniş olanakları olan bir tekne idi. Apartman dairesi gibi rahatlık önde dizaynı ve döşenmesi olan bir master-kabini, çok rahat ilave kamaraları, içinde rahatça ayakta durulan bir salonu ve eksiksiz bir kuzinesi (bilmeyenler için, mutfak ve kiler) vardı. Öyle ki (tekne sahibi ve skipperinin övünçle anlattıkları üzere) canınız işkembe çorbası isterse, size kısa zamanda sarımsağı, kırmızı biberi, sirkesi ile beraber servisi yapılırdı. Hem de öyle hazır paket çorba değil, gerçeği! 


Tekne yine Gölcük'te sahile yaklaşıyor.
Tuba baş direğin altında, Yalçın Ağabey dümende.


Heey, öyle bir tekne idi ki, kanat şekilli direkleri, tekneyi yelkenleri olmasa dahi, kuvvetli bir rüzgarda dümen kumandası dinleyecek şekilde, yavaş ta olsa götürebiliyordu. Bu direkler ve aslında basit ama kullanışlı tutulmuş donanım resimlerde görülmektedir. Denizlerdeki ikizi teknede klasik çarmıklı direkler ve donanım vardı, bu direk özelliği yoktu. Daha ziyade motor seyri yapıyordu.

 

Fiji Magic 

Bir fikir, dünya üzerinde bazen çok farklı yerlerde ama kısa zaman aralıklarıyla veya eşzamanlı ortaya çıkar. Boyut fark etmez, ufak nüanslar da renk katar. 

Hikayesi kadirşinaslığa dayanıyor. Yeni Zelanda’daki Bir Metre Uluslararası Yarışlarının sponsorlarından Fiji Ziyaretçileri Bürosu amiri Mark Steele’ye bir teşekkür edebilmek için John Spencer bazı zevk ve bilgilerinden yararlanıyor. Uzun süredir düşündüğü ve yapmak istediği hızlı ancak basit bir tekneyi yaratıyor.

Model veya tam boyutlu bir tekne olarak yapılabilmeli. Amatörler tarafından kolayca yapılabilmesi temel şart. Favori malzemesi kontrplak. Zaten dizaynlarının çoğunluğu keskin çizgilere ve çayn hatlarına sahip. Uskunaları da çok beğeniyor. Sonuç “Fiji Magic” teknesi. Spencer tekneyi 1993’te yapıyor ve 1994’te İngiltere başta, tüm ilgili yerlere tanıtıyor. 


Orsa seyrinde

 


Pupa seyrinde


Tekne “Why Not” isimli Uluslar arası Bir Metre sınıfı tekneyi andırmakla beraber çok farklıdır. Daha ziyade eğlence amaçlı ve kolay yapım – kolay kullanım amaçlıdır. Çarmıklar ve ıstralyalar yoktur, direkler yuvalarına oturtulur ve yelkenler de direklere wind-surf veya laser yelkeni gibi geçmedir. 

Bumba yoktur, bunun yerine wind-surf’lerinki gibi wish-bone (lades kemiği) vardır. Bunlar, yelkeni direğe toka etmeye (asmaya !) yarayan kancalar ve pupa palangası kancaları kalın alüminyum tellerden (3.2 mm ve 1.6 mm veya benzeri çaplı kaynak teli) yapılmaktadır. Iskota görevi yapan iplerin çımaları (uçları), aynı zamanda yelkenleri düzgün ve gergin tutmaya yarayan bu wish-bone’lara tesbit edilir. 

Tekne klasik uskuna armalıdır, yani grandi direği (arkadaki ana direk) hafifçe de olsa daha uzundur. Heey’in yuvarlak hatlarına karşılık köşeli ve (bilhassa maketlerde çoğunlukla alışılmadığı şekilde) sivri burunludur. Zaten maketler R/C (radyo kontrol) ile uzaktan kullanıldığından ve içinde bir sorumlu skipper ve mürettebat bulunmadığından yapıları ve bazı kuralları gerçek teknelere göre farklıdır. Bu da ISAF (Uluslararası Yelken Federasyonu)’ın Racing Rules of Sailing (Yelken Yarış Kuralları) içinde ayrı bir ek olarak belirtilmiştir. 

Farklar çok fazladır. Mesela Heey’in full-batten tabir edilen ve yelkenin tüm baş-kıç doğrultusunda uzayan çıtalara karşın, Fiji-Magic 5 er adet kısa çıtaya sahiptir. Resimde görülen ok uçları ve enine çizgiler dekorasyon amaçlıdır. Heey’in bir resmi yelken numarası (TK 160, o dönemde TK Türkiye demekti) olmasına karşılık Fiji-Magic’in bir sınıf birliği ve klas kuralları olmadığından numarası hatta sınıf işareti yoktur. Herkes kendi tercih ettiği amblemi yelkenine koyar. Mesela resimdeki tekneyi yapan kişi, sihirbaz şapkası ve bundan çıkan tavşanı tercih etmiş. Tekne sınıfını da bordaya yazmış. 

Sonuç olarak tek parça kontrplaktan (veya birleştirilen kontrplaklardan) kolay ve basit yöntemlerle yapılan bir gövde, basit ve kolayca sökülüp takılan geçmeli bir arma, fazla ayar gerektirmeyen bir donanım, otomobile kolayca sığan boyutlar, boyuna göre süratli ve dengeli bir tekne, bir kurala uymasa da renkli bir eğlence kaynağı, kollu bir servo ile basit yapım, isteğe göre bazı özellikler ile çok esnek, ucuza çıkan ilginç bir model. 


Samim Ağabey, Uzma IIIün
güvertesinde bir istirahat anında


Heey gibi Fiji Magic te tarih yaratan önder bir tekne.

 

Not: Bu yazı ağır ağır hazırlanırken, gelen bazı e-mail’ler, yine bir Arduman Klasiği olan (bu sefer Samim Arduman) Uzma III.’ün yeni sahibi olarak Kaya Önol’u bulduğunu ve ekibinin (en azından bazıları) buna ve teknenin kurtulup camiadan birisine gitmesine çok sevindiklerini anlatıyordu. 

 

Kendisi de Windsurf’te başarılı bir öncü, Optimist, Pirat ve 470 sınıflarında da şampiyon olan, aileden yelken üreticisi Kaya, tekneyi ve değişmez ekibini yarışlara sokmaya devam edecekmiş. Kendisine, tekneye ve kıymetli ekibe başarılar dilerim. Selametle…

 

 

 

 

Ahmet Serim'e teşekkürlerimizle

Denizce

31.03.2006