|
Bundan bir süre
önce “Denizce Sitesi’ndeki” bir yazımda
(http://www.denizce.com/ahmetserim04.asp
adresinde) “İp Kontrollü Model Yelken”leri ve “http://www.seadercraft.com”
adresindeki orijinal yazıyı tanıtmıştım. Orada şöyle bir
paragraf vardı :
“Uskuna (schooner), iki
direkte iki ana yelken, bir veya iki ön yelkeni vardır. Klasik
şeklinde arka direk daha uzundur. Veya iki direk hemen hemen
eşit boydadır. Yelkenleri genellikle randadır. Daha ziyade Kuzey
Amerika sularından ve balıkçılardan bilinir. Ülkemizde de İpar
teknesi Uskuna idi. İlginç bir Uskuna da birer kanat şekilli ve
ayarlanan direğinde sadece birer ana yelkeni olan HEEY yatı
idi.”
HEEY yatı çok
ilginç yapıda olduğu için sanırım ayrı bir yazıyı, bazı
resimleri ve bir türevinin tanıtılmasını hak ediyor.

Vecdi Arduman orijinal (daha açık tonda)
boyasıyla Heey'in dümeninde.
Arkada tarih olan "Moda Deniz Banyoları" gözüküyor.
Arduman
Kardeşleri bilirsiniz (yelken konusuna ilgi ve aşinalığınız var
ise). Bu kardeşler, Türk Yelkenciliğine birbirinden güzel
tekneler ve deneyimler kazandırmışlardır. Vecdi Arduman’ın
Mimarlar odası kayıtlarına göre doğumu 01.01.1921 ve yitirilmesi
28.12.1990 dır. Tahsilini yurt dışında yapmış ve 21.02.1951 de
odaya kaydolmuştur. Kuşkusuz daha geniş bilgi Samim Ağabey’den
rica edilebilir. Kendisi yelken sporunun duayenlerinden olup
hepimizden sevgi ve saygı görür.
İşte HEEY yatı,
bu kardeşlerden Vecdi Arduman imzasını taşır. Şimdi ne oldu
bilemiyorum ama yıllar önce dostumuz Tuba Uca tarafından satın
alınmıştı. Kendisi yanı sıra, bir Skipperi de rahmetli Yalçın
Bengi ağabeyimizdi. Yalçın Ağabey daha sonra, yine rahmetli
Namık Katırcıoğlu’nun Yol teknesinde bazı yarışlarda
Skipper’imiz olarak; cesareti, ustalığı ve deneyimiyle bu
görevin hakkını tam veren bir önder olmuştu.

Yalçın Bengi, Namık Katıcıoğlu'nun Yol'unun
dümeninde bir yarışta.
Yanında Ahmet Atacan (ana yelken ıskotası) ve Tunç Günergin
(bocrum ıskotası)
açıkça görülüyor. Resmi çeken muhtemelen ben.
Bazı yelken hakemlerinin bizzat yarıştıklarının da resmidir.
Ekteki resimler
yıllar önceki bir Gölcük-Fenerbahçe Yarışı’na (Geleneksel
Donanma Kupası) aittir ve bazı fonlarda eski Gölcük ve İzmit
şehri görülmektedir. Resimlerde skipper Yalçın Bengi ve ön
direğe yaslanmış Tuba Uca görülmektedir. Bu sefer bulamadım ama
bende teknenin özel bir resmi daha vardır: “Balon Asmış Heey !”

Teknenin bir yarışta start beklerken genel
görünüşü. Artık sahibi
Tuba Uca'dır, Skipperi Yalçın Bengi'dir, rengi de daha
koyulmuştur.
Bir dostumuz,
heyecanla dil sürçmesinden olacak, bir Deniz Kuvvetleri
Kupası’nda (her yıl İstanbul’dan Güney’deki bir yere yapılan
Geleneksel Büyük Yarış) “Balon Asmak”tan bahsetmişti (yazıyı
okuyan camia dışı yabancılar için bilgi: Balon denilen ön yelken
için de, bütün yelkenler için olduğu gibi yerine göre, basmak,
açmak, fora etmek gibi deyimler kullanılır).
İşte neş’eli ve
esprili Tuba dostumuzun Heey yatı, bu söz üzerine Gelibolu
Start’ında bir balon temin etmiş, şişirmiş ve teknenin
pruva’sına “asmıştı” ! Bu balon yıllarca aramızda anılıp
durduydu.
|

Apaz seyirdeki tekne,
baş omuzluktan görülüyor.
Arka planda Gölcük'ün deniz fabrikaları |
|

Tuba baş direğin dibinde. |
Aslında Heey,
yarış makinesi olmaktan ziyade, çok rahat ve geniş olanakları
olan bir tekne idi. Apartman dairesi gibi rahatlık önde dizaynı
ve döşenmesi olan bir master-kabini, çok rahat ilave kamaraları,
içinde rahatça ayakta durulan bir salonu ve eksiksiz bir
kuzinesi (bilmeyenler için, mutfak ve kiler) vardı. Öyle ki
(tekne sahibi ve skipperinin övünçle anlattıkları üzere) canınız
işkembe çorbası isterse, size kısa zamanda sarımsağı, kırmızı
biberi, sirkesi ile beraber servisi yapılırdı. Hem de öyle hazır
paket çorba değil, gerçeği!

Tekne yine Gölcük'te sahile yaklaşıyor.
Tuba baş direğin altında, Yalçın Ağabey dümende.
Heey, öyle bir
tekne idi ki, kanat şekilli direkleri, tekneyi yelkenleri olmasa
dahi, kuvvetli bir rüzgarda dümen kumandası dinleyecek şekilde,
yavaş ta olsa götürebiliyordu. Bu direkler ve aslında basit ama
kullanışlı tutulmuş donanım resimlerde görülmektedir.
Denizlerdeki ikizi teknede klasik çarmıklı direkler ve donanım
vardı, bu direk özelliği yoktu. Daha ziyade motor seyri
yapıyordu.
Fiji Magic
Bir fikir, dünya
üzerinde bazen çok farklı yerlerde ama kısa zaman aralıklarıyla
veya eşzamanlı ortaya çıkar. Boyut fark etmez, ufak nüanslar da
renk katar.
Hikayesi
kadirşinaslığa dayanıyor. Yeni Zelanda’daki Bir Metre
Uluslararası Yarışlarının sponsorlarından Fiji Ziyaretçileri
Bürosu amiri Mark Steele’ye bir teşekkür edebilmek için John
Spencer bazı zevk ve bilgilerinden yararlanıyor. Uzun süredir
düşündüğü ve yapmak istediği hızlı ancak basit bir tekneyi
yaratıyor.
Model veya tam
boyutlu bir tekne olarak yapılabilmeli. Amatörler tarafından
kolayca yapılabilmesi temel şart. Favori malzemesi kontrplak.
Zaten dizaynlarının çoğunluğu keskin çizgilere ve çayn hatlarına
sahip. Uskunaları da çok beğeniyor. Sonuç “Fiji Magic” teknesi.
Spencer tekneyi 1993’te yapıyor ve 1994’te İngiltere başta, tüm
ilgili yerlere tanıtıyor.
|

Orsa seyrinde |
|

Pupa seyrinde |
Tekne “Why Not”
isimli Uluslar arası Bir Metre sınıfı tekneyi andırmakla beraber
çok farklıdır. Daha ziyade eğlence amaçlı ve kolay yapım – kolay
kullanım amaçlıdır. Çarmıklar ve ıstralyalar yoktur, direkler
yuvalarına oturtulur ve yelkenler de direklere wind-surf veya
laser yelkeni gibi geçmedir.
Bumba yoktur,
bunun yerine wind-surf’lerinki gibi wish-bone (lades kemiği)
vardır. Bunlar, yelkeni direğe toka etmeye (asmaya !) yarayan
kancalar ve pupa palangası kancaları kalın alüminyum tellerden
(3.2 mm ve 1.6 mm veya benzeri çaplı kaynak teli) yapılmaktadır.
Iskota görevi yapan iplerin çımaları (uçları), aynı zamanda
yelkenleri düzgün ve gergin tutmaya yarayan bu wish-bone’lara
tesbit edilir.
Tekne klasik
uskuna armalıdır, yani grandi direği (arkadaki ana direk)
hafifçe de olsa daha uzundur. Heey’in yuvarlak hatlarına
karşılık köşeli ve (bilhassa maketlerde çoğunlukla alışılmadığı
şekilde) sivri burunludur. Zaten maketler R/C (radyo kontrol)
ile uzaktan kullanıldığından ve içinde bir sorumlu skipper ve
mürettebat bulunmadığından yapıları ve bazı kuralları gerçek
teknelere göre farklıdır. Bu da ISAF (Uluslararası Yelken
Federasyonu)’ın Racing Rules of Sailing (Yelken Yarış Kuralları)
içinde ayrı bir ek olarak belirtilmiştir.
Farklar çok
fazladır. Mesela Heey’in full-batten tabir edilen ve yelkenin
tüm baş-kıç doğrultusunda uzayan çıtalara karşın, Fiji-Magic 5
er adet kısa çıtaya sahiptir. Resimde görülen ok uçları ve enine
çizgiler dekorasyon amaçlıdır. Heey’in bir resmi yelken numarası
(TK 160, o dönemde TK Türkiye demekti) olmasına karşılık
Fiji-Magic’in bir sınıf birliği ve klas kuralları olmadığından
numarası hatta sınıf işareti yoktur. Herkes kendi tercih ettiği
amblemi yelkenine koyar. Mesela resimdeki tekneyi yapan kişi,
sihirbaz şapkası ve bundan çıkan tavşanı tercih etmiş. Tekne
sınıfını da bordaya yazmış.
Sonuç olarak tek
parça kontrplaktan (veya birleştirilen kontrplaklardan) kolay ve
basit yöntemlerle yapılan bir gövde, basit ve kolayca sökülüp
takılan geçmeli bir arma, fazla ayar gerektirmeyen bir donanım,
otomobile kolayca sığan boyutlar, boyuna göre süratli ve dengeli
bir tekne, bir kurala uymasa da renkli bir eğlence kaynağı,
kollu bir servo ile basit yapım, isteğe göre bazı özellikler ile
çok esnek, ucuza çıkan ilginç bir model.
|

Samim Ağabey, Uzma IIIün
güvertesinde bir istirahat anında |
Heey gibi
Fiji Magic te tarih yaratan önder bir tekne.
Not:
Bu yazı ağır ağır hazırlanırken, gelen bazı e-mail’ler, yine
bir Arduman Klasiği olan (bu sefer Samim Arduman) Uzma
III.’ün yeni sahibi olarak Kaya Önol’u bulduğunu ve ekibinin
(en azından bazıları) buna ve teknenin kurtulup camiadan
birisine gitmesine çok sevindiklerini anlatıyordu.
Kendisi de
Windsurf’te başarılı bir öncü, Optimist, Pirat ve 470
sınıflarında da şampiyon olan, aileden yelken üreticisi
Kaya, tekneyi ve değişmez ekibini yarışlara sokmaya devam
edecekmiş. Kendisine, tekneye ve kıymetli ekibe başarılar
dilerim. Selametle…
|
Ahmet Serim'e teşekkürlerimizle
Denizce

31.03.2006
|