e-mail
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Ali Eser    

  Türk Boğazları, Emniyet ve Güvenlik
 

                                                                                                                                                                    12.04.2005     

Denizlerin kullanımı ve ülkelerin deniz alanlarındaki hakimiyeti meselesi tarih boyunca hukukçuları, siyasetçileri ve diplomatları meşgul etmiştir. Bugün de bu konulardaki tartışmalar durulmuş değildir. Her nekadar 1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmeleri ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku sözleşmesinin yapılması ile tüm deniz alanlarında olduğu gibi boğazlar konusunda da ayrıntılı hukuk kuralları oluşturulmuş olmasına rağmen, boğazı kullananlar ile boğaz devletleri arasındaki çıkar çatışmaları dengelenebilmiş değildir. Boğaz devletleri daha fazla güvenlik ve boğaz geçişleri üzerinde düzenleme ve denetim yetkisi isterken; boğazı kullananlar ise daha fazla gemiyi ve yükü daha az kurala bağlı olarak boğazlardan geçirmek isterler.

Türk Boğazları (İstanbul ve Çanakkale) deniz geçişleri içinde dünyadaki diğer boğazlara nispeten çok farklı özellikleri olan geçişlerdir. Dolayısıyla de sürekli olarak denizcilik camiasının gündeminden eksik olmamaktadır.

Bu kısa bilgi notumuzda boğazlarımızda yaşanan muhtelif olayların içinden bize göre en çok dikkat çekilmesi gereken emniyetli ve güvenlikli geçişleri etkileyen hususları göz önüne getirmeye çalışacağız.

Emniyet ve güvenlik hem can ve mal için, hem de çevre (deniz, hava vs.) için sağlanması gereken can alıcı iki unsurdur.

Emniyet ve Güvenliğinin sağlanması boğazlardan geçen gemilerin bizatihi sahip olacağı vasıfların belirlenmesi ile başlayıp bu geçişlerde yardımcı ve önleyici unsurların kullanımı ile devam eden kombine çalışmaları gerektirmektedir.

Sahip olması gereken vasıflar BM Örgütüne bağlı uluslararası denizcilik örgütü IMO başta olmak üzere klas kuruluşları, Sahil Güvenlik – Coast Guard- birimlerinin oluşturduğu kuralların titizlikle takibi önemlidir.

Yardımcı unsurlar dediğimiz zaman ise boğaz devletlerinin, bizim konumumuzda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, sağlayacağı denetim ve seyir emniyetini sağlayacak kolaylıklar, hizmetler vb. ilk akla gelen hususlar olmaktadır.

Boğazlarımız gibi gerçekten deniz trafiğini son derece zorlayan şartlar içeren geçişlerde bütün paydaşların (gemi, devlet denetimi, servisler vb.) azami dikkati göstermesi elzemdir. Bu hassasiyeti her zaman göz önünde tutan  Türk Devleti 90’lı yıllarda başlattığı TÜR-BO (TÜRK BOĞAZLARI PROJESİ) çalışmaları ile boğazlardan geçiş yapan gemilerin tip ve tonajlarına göre uygun olabilecek yardımcı gemilerin (eskort ve/veya manevra römorkörleri, kurtarma ve acil durum tekneleri vb.) optimum özelliklerini belirlemek üzere ciddî araştırmalar yapmıştır. Bu çalışmalar neticesi oluşturulan tip gemiler belirlenmesine rağmen uygulamada değişik siyaset anlayışları nedeniyle TÜR-BO Projesi tam anlamıyla hayata geçirilememiştir. Bu entegre projenin sadece VTS (Gemi Trafik Yönetim Sistemi) kısmı geçtiğimiz yıl devreye alınabilmiştir. Ancak bu sistemin tanımlayıcısı deniz vasıtaları, yine ya yanlış seçim ve/veya değişik kurum taassupları sonunda, işlevsel özellikleri tam oturmayan projeler tercih edilerek tedarik edilmiş ve de hala ısrarla ayni politika yürütülmeye çalışılmaktadır. Bu sıkıntıya ilâve olarak yardımcı vasıtaları kullanacak yeterli sayı ve donanımlı personel eksikliği de ihmal edilmemelidir. Yukarıda sözü edilen yanlış seçimler mevcut personelin daha verimli kullanılmasına imkân vermemektedir. Başka bir ifadeyle geçiş yapan gemilere kılavuz yetiştirmek için zaman tasarrufu sağlayacak güvenli ve hızlı ulaşım imkanlarının sağlanması şarttır.

 İstanbul ve Çanakkale örneğimizde olduğu gibi geçişlerinde deniz, meteoroloji, akıntı, fiziki yapı vb. gibi kritik ve riskli hususlar bulunan geçişlerde ayrıca uluslararası örgütlerin de kooperasyonu ihmal edilemez. Bu örgütlerden en etkilisi olan IALA-International Association of Marine Aids to Navigation and Lighthouse Authorities – Uluslararası Seyir ve Fenerler Otoritesi, Denizde Yardım Birliği; GNNS-Global Navigation Satellite System – Küresel Uydu Seyir Sistemi, vb. yapılaşmalar bütün deniz seyr-ü sefer faaliyetlerinin emniyetli yapılmasına yardımcı olmaktadır.

Bu mülahazaların dışında, özellikle Türk Boğazları dediğimiz İstanbul ve Çanakkale Boğazlarımızda çapraz geçiş de diyebileceğimiz karşılıklı geçiş yapan muhtelif tip yolcu motoru, yük gemisi, gezinti teknesi vb. vasıtaların pek çoğunun herhangi bir klas kural ve kaidesine tabi olmadan inşa edilmiş olmaları; ulusal ve uluslar arası kurallara (SOLAS, MARPOL v.b) aykırı donatılmaları, seyir ve kurtarma teçhizatlarındaki kifayetsizlikler ayrı bir sorun kaynağıdır. 01 Temmuz 2005 den itibaren yürürlüğe girecek Teknik Yönetmelik bu risklerin bir kısmını bertaraf etmeye yönelik kurallar ve denetim mekanizmalarını gündeme getirecek olsa da uygulamanın ciddi bir şekilde gerçekleştirilmesi ve devamlılık arzetmesi çok önemlidir.

Türk Loydu olarak bu tip teknelerin plan-proje onayında, mevcut teknelerin gözden geçirilip gerekli ilave/tadilatın önerilmesinde işletmecilerimize her türlü danışma hizmetini vermeye hazırız. Bu tip gemiler için oluşturduğumuz yeni kural kitabımız  ilgililere çok büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Arzumuz ve misyonumuz gözbebeğimiz boğazlarımızın istenmeyen deniz kazalarına hiçbir zaman sahne olmamasıdır. Ancak bu dileğimizin sadece iyi niyetli düşüncelerle yerine gelmeyeceğini de hatırımızdan çıkarmamalı, ulusal ve uluslararası denizcilik kurallarına azami derecede riayet etmeliyiz.

 

Ali Eser

20.09.2005