e-mail
denizce@denizce.com
 


 

 

Konu Başlıkları
 Yelkenli ve Motor Y.
  * Tekne Tip Tanım

  * Tasarım Kriterleri
  * Tekne Proje Haz.
  * Tekne Yapım Malz.
  * Yapım Yöntemleri
  * Donanım ve Akses.
  * Boya ve Vernik
  * Dümen Donanımı
  * Motor ve Donanımı
  * Sintine Pomp.Tah.
  * Su Tankları Şebek.
  * WC Bağl.Atık Su
  * Elektrik Sistemleri
  * Elektrolitik Korozyon
  * Yıldırımdan Korunma
 

 

 

 



 





 

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Dost Köşesi   

  Âli San  / Yelkenli ve Motor Yatlar              Temel Bilgiler, Tasarım, Yapım Donanım   

 
  1. TASARIM KRİTERLERİ 
    ANA ÖLÇÜLER ve VERİLER
     

    2.1 TEKNE BOYUTLARI
    Bir yatı tanımlayabilmek için asgari bazı boyutların bilinmesi gerekir.Tekneler ile ilgili başlıca ölçüler şunlardır:

    Tam boy :   LOA (Length Over All )
    Teknenin tüm donanımıyla baş ve kıçta en dış noktaları arasında ölçülen uzunluğu. Kıçta dinlenme platformu veya kıç pulpit, başta ise baş pulpit ve civadra gibi tekneden dışarı uzanmış donanımlar sağlıklı bir değerlendirme yapma imkanı vermez.

    Gövde boyu:
    Pruva üst ucundan kıç güverte dış kenarına kadar olan ölçü.Teknenin gerçek boyunu gösterdiği için önemli bir ölçüdür.

    Su hattı boyu:   LWL ( Length Water Line )
    Teknenin gövdesinin su hattı seviyesinde ölçülen boyu.Yelkenli teknelerde ve deplasman tipi teknelerde su hattı boyu teknenin azami hızı konusunda fikir verebildiği için önemli bir ölçüdür.Ufak tekneler ve çok güçlü motorize edilmiş teknelerde bu ölçüden faydalanılarak sürat hesaplanamaz.
    (Hesap yöntemi 2 no lu tasarım kriterleri bölümünde açıklanacaktır)

    En :
    Teknenin en geniş noktasında ölçülen değerdir.

    Çektiği su, derinlik :
    Teknenin su hattından en altta, örneğin salma alt ucuna kadar su içinde kalan derinliği.
    Hareketli salmalı teknelerde salmanın çekili ve tamamen indirilmiş durumundaki iki ayrı derinliği vermek adet olmuştur.



    Deplasman; Ağırlık :
    Teknenin taşırdığı su miktarı.Ufak teknelerde Kg, yatlarda ton cinsinden belirtilir.Teknenin tasarım verilerine göre hesaplanan deplasmanı üretim sonrası gerçek tartı ağırlığına eşit olmayabilir.

    Yelken alanı [m2]:
    Teknenin standart yelken takımında bulunan yelkenlerin orsa seyrinde kullanılanlarının (ana yelken+ön yelken) yüzey alanları toplamı

    Bu ölçüler dışında kalan ancak bir tekne tasarımının değerlendirilebilmesi için gerekli olan diğer yardımcı ölçüler 3 nolu Tasarım bölümünde verilecektir.

     


    2.2.  TASARIM KRİTERLERİ


    Bir teknenin teknik tasarım kriterlerini, dolayısıyla emniyetini, dengesini, hızını değerlendirebilmek için bazı kavramların bilinmesine ihtiyaç vardır.
    Bunlar sırası ile aşağıda açıklanmıştır.

    Sürtünme Direnci :
    Teknelerin sürtünme direnci gövdesinin su altında kalan ("ıslak yüzey" diyeceğimiz) yüzeyinin şekli ve pürüzlülüğüne bağlıdır. Islak yüzeyin mümkün olduğunca azaltılması veya bu yüzeyin olabildiğince düzgün kaliteye sahip olması sürtünmeyi azaltır. Örneğin tekne altının polisaj ile olabildiğince parlatılması sürtünme direncini % 15 kadar düşürebilir. Buna karşılık zehirli boyasının etkisini kaybetmesi sonucu altı "sakal" bağlamış bir teknenin direnci % 50 ve daha fazla artabilir.
    Tasarımsal olarak sürtünme direncini azaltmanın tek yolu ıslak yüzey alanını azaltmaktır.Modern yelkenlilerin kısa salmaları klasik tasarımlı teknelerin uzun salmalarına göre sürtünmeyi % 30’lar mertebesinde azaltmıştır.

    Form Direnci :
    Dalga oluşumu ve tekneye bağlı dümen palası,salma,şaft sistemi gibi parçaların oluşturduğu türbülanslar neticesi oluşur. Form direncinin sistematik araştırılması havuzlarda model deneyleri ile başlamıştır. Teknemizin form direncinin mertebesine göre teknemizin ait olduğu sınıf ve yapabileceği sürat hesaplanabilir. Örneğin klasik tasarımlı bir tekne için "gövde sınır hızı" aşağıdaki formülle hasaplanabilir.

    V = R
    Ö  L      V.....Azami hız               [knot]

                            L......Tekne su hattı boyu    [m]

    R tekne tipine göre değişen bir katsayıdır. Kayıcı veya planing teknesi tipinde olmayan (deplasman teknesi) yatlarda bu katsayı 2.43 – 4,0 mertebeleri arasında değişir. Bu denkleme göre su hattı boyu 10 metre olan ağır deplasman tipi bir teknenin beklenen azami gövde hızı 7.7 knot olabilecektir. Buna karşılık iyi tasarlanmış hafif ve hızlı bir yelkenli aynı su hattı boyu ile 12.7 knot’a kadar süratlenebilir.

    ( hızlı deplasman teknesi veya yarı-kayıcı tekne)

    Buna mukabil kayıcı, planing teknesi tarzında bir yarış yatı veya aynı kriterlere sahip güçlü motorize edilmiş motorbot veya motoryatlar bu hızların üzerinde seyredebilirler. Bu tekneler başta oluşturdukları dalganın üzerine tırmanıp,kıçta oluşturdukları dalgadan kaçabildiklerinden yukarıdaki formüle tabi olmazlar.


    2.3. POSTA FORMLARI

    S – Posta formu :
    Klasik tasarımlı teknelerde rastladığımız bu posta formu genelde uzun salmalı teknelerin özelliğidir. Genelde büyük ıslak yüzey alanı ve bunun doğurduğu sürtünme nedeniyle yavaş teknelerde rastlanan posta şeklidir. S-formlu postalara sahip tekneler genelde fazla form dengesine sahip değildirler. Yelken seyri esnasında kolay bayılırlar. Ancak tekne yattıkça salmanın doğrultma etkisi arttığından tekne belli bir açıyla yattıktan sonra sabit ve kararlı bir seyir özelliği gösterir.

    V – Posta formu :
    S-formuna göre daha az ıslak alana sahip olup,sürtünme değerleri daha uygundur. Hafif ve boyuna göre narin teknelerde iyi netice verir. Ancak enli inşa edilen tekneler yattıkça Rüzgar üstüne doğru dönme (orsacı tekne) eğilimi gösterirler. Kısa aralıklı kaba dalgalı denizlerde teknenin keskin baş kısmı suya kuvvetle vurarak tekneyi dövünmeye zorlar.

    Radyal – Posta formu :
    Su altında bir daire parçası şeklini alan radyal posta formu özgün halinde ender kullanılır. Genelde U – posta veya Trapez formlu posta şekli ile kombine edilerek uygulanır. Su altında en az ıslak yüzey alanını oluşturan bu form, aynı avantajın devamı için, kısa ve derin salma ile donatılır.Bu form hızlı tasarımlar yaratabilir, ancak teknenin ileri hareket hızı denge ile de bağlantılı olduğu için, Radyal posta formu en dengeli posta formu olan U – posta formu ile kombine edilerek tasarımlarda kullanılır.


    U – Posta formu:
    U – posta formu ilk yole’ler ile doğmuş olduğundan çok eskiden beri bilinen bir tarzdır.
    Torpil tarzı bir salmayla birleştirildiğinde teknenin sakin durumdaki form dengesi rakipsizdir. Bu yüksek denge yeteneği sayesinde tekneye büyük yelken alanları uygulanabilir. Biraz fazlaca olan ıslak yüzey alanının sürtünme dezavantajı fazla yelken alanı ile ortadan kaldırılabilir.
    Ancak bu form sert deniz şartlarında teknenin büyük darbe ve kuvvetlerin etkisinde kalmasına sebep olur.Bu zorlamalara ne ekip ne de tekne dayanamaz. Bu nedenle ufak Yole tarzı tekneler haricinde, yatlarda uygulanmaz.

    Trapez – posta formu:
    İlk defa IOR sınıfı yarış teknelerinde uygun ölçüm değerleri elde edebilmek için IOR formüllerine karşı bir teknik hile olarak düşünülen bu formun avantajları kısa sürede görülmüş ve ölçüm formülü ortadan kalktıktan sonra da modern tasarımların temel posta formu olma özelliğini sürdürmektedir. Bu form düşük ıslak yüzey ve form dengesi taleplerini en iyi şekilde bağdaştırmaktadır.
    Formun diğer bir önemli özelliği yelkenli teknelerde tekne yattıkça, teknenin suya değen kısmında hacimsel bir değişme olmamasıdır. Bu nedenle yelkenle seyirde 00 - 300 arası bayılma açılarında tekne son derece kontrollü seyir özellikleri gösterir. Ayrıca sert denizlerde tekne yumuşak baş kıç hareketleri yapar.Formun tek dezavantajı bu formda tasarlanmış teknelerin inşa işçiliğinin daha zahmetli olmasıdır.

    Köşeli,çeneli posta formu :
    Ufak yelkenli teknelerde, motorbot ve motoryatlarda veya amatörlerin inşaası için düşünülmüş yatlarda kullanılan bu form, Trapez postanın basitleştirilmiş şeklidir. Trapez formunun tüm avantajları neredeyse aynen korunurken, önemli imalat kolaylığı sağlar.



    2.4. BAŞ VE KIÇ BODOSLAMA

    Baş ve kıç bodoslama omurganın ön ve arkadaki uzantılarıdır.Baş bodoslama büyük yüklere maruz kalmakta olup, bu nedenle kıç bodoslamaya göre çok daha mukavim olacak şekilde imal edilir.Yatçılığın tarihçesi içinde değişik baş bodoslama formları geliştirilmiş olup, son yıllarda çok hafif öne yatık düz bodoslama şekline en sık rastlanmaktadır. Kıç bodoslama teknenin aynasını gövdeye bağlama görevini üstlenir.
    Kıç bodoslama uygulamalarında da çeşitli değişik formlara rastlanır. Genelde geniş ayna kıç, hızlı teknelerin planing yapabilmeleri için kıçlarının suya batmasını önlemek amacıyla uygulanır. Daha yavaş teknelerin kıçlarında sakin bir su akışını sağlayabilmek için sivri biten kıç formları doğrudur.Aşağıdaki şekillerde başlıca formlar görülmektedir.


    2.5 SALMA FORMLARI

    Belki de yatçılığın en tartışmalı konusudur. Performans ve yarış yatçıları uzun yıllardır net biçimde kendi seçimlerini yapmış olmakla birlikte,gezi yelkencileri için salma formu, teknenin denizciliği ve seyir emniyeti açısından hala sonuçlandırılamamış bir fikri çekişme malzemesidir.
    Salma şeklinin iki ekstrem ucunu teknenin omurgasının altında boydan boya yer alan ve çoğu zaman dümen palasını da taşıyan "longkeel" denilen uzun salma ile derine inen, omurganın altına bağlanmış kısa salma oluşturur. Bu iki çözüm arasında değişik ara çözümler üretilmiştir.
    Genelde uzun salmalı tekneler S-postalı ağırca ve daha yavaş teknelerdir. Modern kısa salmalı tekneler ise hafif deplasmanlı ve daha hızlıcadırlar. Ancak ağırlık ve hız bu tekneleri belirleyen yegane parametreler olmadığından, diğer özelliklerine de bakmak gerekecektir. Sayılacak hususlar bilimsel kesinlikte tespit edilmiş olgular olmadıkları halde genelde uzun yıllar boyunca büyük oranda pratikte doğrulanmışlardır.
    Uzun salmalı teknelerin manevra yeteneği kısa salmalı tekneler kadar gelişmiş değildir.
    Buna karşılık düz bir rota üzerinde düzgün seyir yaparlar ve dümencinin sürekli rota düzeltmesi yapmasına gerek yoktur. Kısa salmalı teknelerin manevra kabiliyeti daha fazladır,ancak kolayca çizgiden kaçma eğiliminde olduklarından dümende uyanık bir ekip elemanı gerektirirler.
    Uzun salmalı tekneler genelde belli bir açıya kadar bayılır ve sonra kuvvetli bir denge oluşturarak yol alırlar,ancak yattıklarından seyir esnasında çok serpintiye maruz kalırlar ve "ıslak" yelken yaparlar.Bu tip teknelerin denizde yelken yaparken güvertelerinin ıslanmış olduğunu görürüz. Kısa salmalı tekneler form dengeli posta formları ile daha az bayılarak yelken yapar ve dolayısıyla fazla serpintiye maruz kalmazlar. Bu tekneler aşırı yattıklarında zaten kötü bir yelken performansı sergilerler.Bu nedenle mümkün olduğunca dik seyretmelidirler.

    Kötü deniz şartlarında uzun salmalı tekneler bir deniz demiri salınarak gerektiğinde kendi hallerine bırakılabilirler. Tekne yol alamasa da ekibine emniyet sağlar. Ancak yavaşlığı nedeniyle kıçtan alacağı büyük bir dalgayla suların altında kalabilir. Kısa salmalı bir tekne fırtınada hızla yol alabilir, böylelikle fırtınadan uzaklaşabilme imkanını da sağlar, ancak dümencinin ufak bir hatasıyla denizlere yanlayıp alabora olabilir. Ayrıca denizdeki sert dövünmeleri ekibi ve malzemeyi çok hırpalar. Bu tekneler kötü havalarda kendi haline bırakılamaz.

    Tekne pazarında üreticilerin ve tasarımcıların çok büyük kısmı gittikçe daha hafif ve kısa salmalı teknelere yönelmişlerdir. Diğer taraftan ufak bir grup özellikle dünya turu yapan veya uzun gezilere çıkan bazı yatçıların vazgeçemediği ağırca ve uzun salmalı, iyi donanımlı tekneler üretmektedirler.

    Suya direnç gösteren yanal yüzeyi ile,pupadan gelen rüzgarlar hariç, bir teknenin yelkenle seyir yapabilmesini sağlayan temel donanım olan salma ayrıca taşıdığı ağırlık (safra;maden,balast da denmektedir) ile teknenin doğrulma kuvvetini yaratır. Bu görevini yerine getirmek için çoğunlukla döküm demir yada kurşun olan safra’yı uzun saplamalarla bağlanmış olarak altında ( uzun salma) veya form verilmiş kendi gövdesi içine yerleştirilmiş veya torpil şeklinde altına bağlanmış (kısa,derin salmalar) olarak taşır. Yatlarda safra oranı adı verilen değer safranın ağırlığının toplam tekne ağırlığına bölünmesiyle bulunur. Bu oran %25 ila %50’ler arasındadır. Modern gezi yatlarında genelde yüzde 30-35’ler mertebesindedir. Kurşun safra döküm demir salmalara performans nedeniyle tercih edilir. Yoğunluğu daha fazla olan kurşun daha az ağırlıkta daha derine yerleştirilerek, daha fazla doğrulma momenti yaratır ve daha az miktarda kullanılarak teknenin toplam ağırlığında tasarruf etme imkanı yaratır.
    Çok gövdeli tekneler gövdeleri ile dengelerini sağladıklarından safra taşımazlar. Bu tarz teknelerin önemli avantajlarından biride budur.

    Salma tasarımcıların üzerinde oynamayı en çok sevdikleri tekne parçalarındandır. Çift salmalar,arkasına klape ilave edilmiş formlar, altları kanatlı olanları olmak üzere pek çok alternatif denenmiş ve çoğu kısa sürede terk edilmiştir. Teknenin içine doğru çekilebilen hareketli salmalar gezi teknecilerinin sığ sulara yanaşmalarına olanak tanıdıklarından ortaya çıktıklarından beri sevilmiş ve uygulanmışlardır.
     


    2.6 ARMA ve YELKENLER

    Bir yelkenli teknenin arması direk veya direklerinden,hareketli (mandarlar,ıskotalar gibi) ve direği destekleyen sabit parçalardan (teller, rodlar) meydana gelir.Bu malzemelerin evsafları görevlerine göre,birbirlerinden çok farklıdır.Hareketli parçalar elastik ve yumuşak olmalıdır ki, örneğin makaralardan geçebilsinler. Sabit parçaların ise yük altında
    uzama yapmamaları gerekir. Sabit parçalar baş ve kıç ıstralya telleri (veya çubukları; rod’lar) ve yanlardan direği destekleyen çarmıklardır.


    SLOOP ARMALAR
    Günümüzde en çok rastlanan arma Bermuda sloop’u adı verilen tarzdır.Bu sistem direk, bumba, ana yelken ve ön yelkenden oluşur ve iki temel cinsi mevcuttur. Direk tepesi arma adı verilen (Topp rig) tarz ve kesirli arma (fractional rig). Direk tepesi armada baş ıstralya direğin en tepe noktasına bağlı olup, ana yelken tepe yüksekliğine ulaşabilen bir ön yelken kullanılmasına olanak sağlar. Kesirli armada baş ıstralya direğin en tepe noktasına kadar ulaşmaz, bu nedenle kullanılan ön yelken daha küçüktür. Baş ıstralyanın direk üzerinde ulaştığı yüksekliğin direk tam boyuna oranlanmasına göre isimlendirilir.
    ⅞-Arma veya ¾ -Arma gibi.

    DİREK TEPESİ ARMA
    Bu tip armalarda ön yelken alanı büyük ve tekneyi yürüten kuvvetin büyük kısmı ön yelken tarafından oluşturulur.Basitliği nedeniyle çok rastlanan ve tutulan bir armadır.Direğin ayarları nispeten kolay yapılır.Dezavantajı her türlü rüzgar ve hava şartlarında optimum yelken yapabilmek için çok sayıda farklı ön yelkenlere sahip olma gereğidir. Ön yelkenin büyüklüğü bazen yelkeni kontrolde zorluklara neden olabilir ve bu büyük ön yelken kuvvetli ve ağır güverte donanımlarını şart kılar.Bu problemler sarmalı ön yelken sistemleriyle bir mertebe aşılmıştır, ancak sarmalı sistemlerde kullanılan yelkenler her durumda azami performans sağlayacak formda olamazlar.

    KESİRLİ ARMA
    Kesirli armalarda daha ufak alanlı ön yelkenler ve daha büyük yüzeyli, teknenin yürütülmesinde daha fazla pay sahibi olan,bir ana yelken bulunur. Bu arma esnektir ve seyir sırasında direği bükerek ana yelkenin tor’u azaltılabilir ve yelkenin üzerindeki fazla basınç azaltılabilir. Kesirli arma direk tepesi armaya göre çok daha ufak bir ön yelken gardrobuna ihtiyaç duyar. Bu nedenle seyir esnasında ön yelken değişimi gereği daha azdır.Ayrıca bu armada spinnaker de daha ufak olduğundan abranması kolaydır. Her arma şeklinde olduğu gibi bu armanın da dezavantajlı noktaları vardır. Kıç ıstralya direğin en tepesinden, baş ıstralya daha aşağıdan direğe bağlandıklarından; bu iki ıstralyanın uyguladığı kuvvetler nedeniyle direk arkaya doğru bükülür. Baş ıstralyanın örneğin orsa seyirde rüzgaraltına sarkmaması için çok gergin olması gerekir. Bu ancak kıç ıstralya da iyice sıkılıp, direk bükülerek sağlanabilir.

    CUTTER – ARMA
    Sloop armalı tekneler büyüdükçe ön yelken alanları kullanım zorluğu yaratacak şekilde büyür. Bu durumda ön yelken alanı iki daha ufak yelken bölünür. Böylelikle ekibin fiziksel gücü aşırı zorlanmaz. Ön yelkene kumanda etmek için daha büyük ve daha pahalı vinç donanımları monte etmek gerekmez. Daha öndeki yelkene "Yankee" adı verilir. Istralyası daha geride olan flok yükseklik olarak direğin ¾ ‘üne kadar uzanır. İlave bir kullanım kolaylığı sağlamak üzere flok bir bumba ile de donatılarak kullanılabilir. Bu armanın dezavantajı ise az rüzgarda düşük yürütme enerjisi üretmesidir.

    KETCH ARMA
    Bu tarz arma ile donatılmış teknelerde önde daha uzun bir ana direk, arkada daha kısa bir tane olmak üzere iki direk vardır. Bu armada da amaç mümkün olduğunca fazla yelken alanı taşıyabilmek ve bu yelken alanlarını kolay abranabilecek şekilde bölmektir.
    Aynı yelken alanının iki direğe bölünmüş olması ,bu iki direğin ağırlığı ve iki direkte yer alan yelkenlere kumanda edecek vinçler, donanımlar, bunların fazladan rüzgar dirençleri nedeniyle; aynı yelken alanına sahip sloop teknelere göre daha pahalı ve daha az efektif bir arma tarzıdır.Ancak apaz ve geniş apaz seyirlerde sloop armaya göre avantajlı olabileceği söylenmektedir.

    YAWL ARMA
    Yawl arma prensipte ikinci direği daha kısa ve teknenin iyice kıçına, teknenin su hattı boyunun dışına taşınmış olan bir ketch armadır. Arka direk boyu azami ana direk boyunun yarısı kadar olabilir.

    USKUNA ARMA
    En az iki direkli, arka direğin ön direkten uzun olduğu büyük yelkenli yatlarda rastlanır.
    Ketch ve yawl armalardan farkı direk boylarının birbirine yakın olmasıdır. Bu armada da amaç yelkenleri kolay başedilecek alanlara bölmek ve fazla uzun olmayan direk boyları sayesinde yelkenlerin basınç merkezlerini daha aşağıya alarak, teknenin stabilitesini korumak ve teknenin aşırı safra taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırmaktır. Uskuna armada direkler arasına ve ön yelken olarak çok çeşitli yelkenler basılabilir ve geniş apaz seyirlerde bu tekneler hızlıdır.

    KAT ARMA
    Klasik çin yelkenlilerinin arma sisteminin modernize edilmiş halidir. Bu armalarda ön yelken bulunmaması kullanımı basitleştirir. Genelde wishbone adı verilen surf bumbasına benzer bir bumba kullanılır. Orsa seyirde sloop armalı teknelerle rekabet edemez.

    ARMA ELEMANLARI
    Ahşap direkli geleneksel veya klasik tekneler hariç,günümüzde gezi ve yarış tekneleri için aluminyum direkler standart haline gelmiştir. İddialı ve büyük boylu teknelerde sloop armalarda direk boyları uzadığından ağırlık tasarrufu amacıyla karbon fiber malzemeden yapılmış direkler geleceğin donanımı olarak görülmekte ve artan taleple ucuzlamaları halinde aluminyum direğin yerini alacak görünmektedirler. Direk teknelerde güverte üzerine basabildiği gibi güvertenin içinden geçirilerek omurga üzerine yerleştirilebilirler.
    Direği tutan teller (ıstralya ve çarmıklar) için paslanmaz çelik (krom) teller kullanılmalıdır. Uzama katsayısının düşük olması nedeniyle 19 telcikten bükülerek bir araya getirilmiş, 1x19 gösterimi ile bilinen teller kullanılmalıdır. Yüksek yelken performanslı teknelerde daha hafif, uzama katsayıları ve rüzgar dirençleri daha düşük olduğu için tel yerine rod adı verilen çubuklar kullanılmaktadır. Rodlar paslanmaz çelik veya karbon elyafından imal edilmiş olabilirler.
    Çarmıklar tekneye çarmık ayağı denen krom parçalarla tutturulur. Bu malzemeler iyi ölçülendirilmiş olmalı ve armada oluşan yüksek kuvvetler nedeniyle güverteyi zorlamamaları için, gövde veya omurgaya bağlı olmalıdırlar.
    Mandarlar için 7x9 tel kullanılmayacaksa, dacron ticari isimli polyester halatlar ortalama uzama katsayılarıyla günümüzde en çok rastlanan çözümdür. Daha iddialı teknelerde ve yarış teknelerinde kevlar ve spectra adı verilen halatlar kullanılır. Bu halatlar pahalıdırlar ve itinalı kullanım gerektirirler.
    Mandar halatlarının kolay ve emniyetli bir kullanım için,yönlendirici makaralar vasıtasıyla teknenin havuzluğuna yöneltilmiş olması aranan bir özelliktir ve özellikle kötü havalarda yelken basar ve indirirken havuzluğu terk etmemek emniyet açısından önemlidir.
    Teknenin özellikle sertleyen havalarda fazla bayılmadan ve hız kaybetmeden yelken yapabilmesi için gerek flok ve cenova; gerek ana yelken için trim ayarları yapabileceğimiz raylar ve makaralı arabalar önemli donanım elemanlarındandır. Gerek ana yelken mandarı gerek flok ıskotalarını iyice gerebilmek için kol kuvveti yetersizdir.İyi bir yelkenli yatta iki hızlı, self tailing adı verilen, halat bedeninin vinç gövdesi üzerinde sabitlenmesini sağlayan donanımlı vinçlere ihtiyaç vardır. Yine pupa seyirlerde hızlı ve emniyetli bir seyir için bumba ile direği birbirine bağlayan bir pupa palangası sistemine veya aynı görevi üstlenen mekanik veya hidrolik bir bom wang’ına ihtiyaç vardır.
    Yüksek yelken performansı beklenen teknelerde spinnaker kullanımı için gerekli donanım ve bumbaya gereksinim duyulur.

    2.7 MOTORLAR
    Hem ufak yelkenlilerde hem de ufak motorlu teknelerde dıştan takma benzinli motorlarkullanılmaktadır.Dıştan takma motorlarda son yıllarda 4 zamanlı motorlar gerek yakıt sarfiyatları,gerek çevre dostu olmaları nedeniyle beğeni kazanmaktadırlar.Yelkenli teknelerde kullanılan dıştan takma motorlar genelde uzun şaftlı olurlar ve sailprop denilen yelkenli teknelerin özelliklerine uygun bir pervane ile kullanıldıklarında daha iyi netice verirler.
    Yeni yapım yelkenli yatlarda içten takma benzinli motorlara rastlanmazken, özellikle sportif motorbotlarda benzin motorları aynı ölçü ve ağırlıklardaki Diesel motorlara göre daha fazla güç üretebildiklerinden önemlerini korumaktadırlar.
    Motor, şanzıman ve şaft üçlüsü montaj şekillerine göre isimlendirilebilirler. En çok rastlanan uygulama bir çizgi üzerinde (in line) sıralanmalarıdır. Yelken teknelerinde özellikle belli bir boyun altında olan teknelerde saildrive adı verilen uygulama beğenilmektedir. Bu sitem kompakt olmasının yanısıra şaft ve kovana ihtiyaç duymaz.
    Motorbotlarda ise kuyruklu Z-tahrik veya V-tahrikli uygulamalar da vardır. Az rastlanan V-tahrikli sistemlerde özel bir şanzıman uygulaması ile motor ve şaftın yönleri ters yönde olup, motor için ayrılan alan yetersiz olduğunda avantaj sağlanabilir. Sadece istatistiki önemleri olmasına rağmen pervanesiz jet tahrikli sistemler ve elektrikli veya elektrohidrolik tahrik sistemleri olduğunu ekleyebiliriz.
    Motor güçleri mühendislik bilimlerinde uzun süredir BG (Beygirgücü) olarak değil kW (kilowatt) cinsinden tanımlanmaktadır.(1kW = 1.36 BG) Bir tekneye ne kadar motor gücü gerektiği teknenin tipi ve deplasmanı ile alakalıdır. Aşağıdaki tablo bu konuda bilgi vermektedir.

Tekne Tipi

Güç [kW/t]

Tipik deplasman tekneleri,Yelkenli yatlar 2,5
Motorsailor’lar  3,0

Örnek: 8 ton ağırlığında bir yelkenli yatın kritik gövde süratine ulaşabilmesi için
8 x 2,5 kW = 20 Kw veya 27 BG’de bir motor yeterlidir.

Ağır yollu motoryatlar  4,5
Hızlı deplasman tekneleri  8 – 15
Yarı kayıcı (planing) tekneler 30

Kayıcı tekneler

50 - 80
Offshore yarış tekneleri 200

Ölçüm yapılan normların farklılığı, atmosferik şartlar, motor içinde,şanzımanda ve aktarma organlarında, egzost sisteminde oluşacak kayıplar nedeniyle motor prospektüsünde okuduğumuz güç değeri teknenin pervanesinde ölçülecek gerçek güçle bir değildir. Bu nedenle hesaplar sonucu bulunan değere göre bir parça daha güçlü bir motor seçilmesi pratikte daha yaralıdır.




NANNİ DİESEL 2.45 HE Saildrive
 
 MAN D2876 LE 401 ( 515 kW / 700 BG )


Motorlarla ilgili daha fazla bilgi 9 no.lu bölümde yer almaktadır.


Âli San

11.03.2002