| |

Bir
efsaneler diyarıdır Amasya. Kendisi de Amasyalı olan ve dünyanın
ilk coğrafyacısı olarak bilinen Strabon, ‘memleketim’ dediği bu
kentin adının Amazonlar’dan geldiğini ve kralların kenti
olduğunu söyler.

Tarihte
uygarlıklardan söz edilirken kullanılan ilk tespit,
uygarlıkların yerleşim için nehir kenarlarını seçtikleri bilgisi
olmuştur. Kurulduğu dönemden günümüze kadar bu tanıma en fazla
uyan ve ilk günkü gibi varlığını sürdüren bir Anadolu kentidir
Amasya.

7500
yıllık bir geçmişe sahip, onlarca medeniyetin gelip geçtiği ve
bu medeniyetlerin izlerini tüm canlılığıyla hala üzerinde
barındırdığı bir kenttir. İki dağ arasından geçen Yeşilırmak’ın
iki yakasına kurulu kent, bir açık hava müzesini andırır. İlk
yerleşimin M.Ö. 5500 yıllarına dayandığı söylenir. Anadolu’da
hâkimiyet kurmuş onlarca medeniyetin en önemli kentleri arasında
yer almış olan Amasya’da Hitit, Frig, Kimmer, İskit, Lidya,
Pers, Hellen, Pontus, Roma, Bizans, Danişment, Selçuklu, İlhanlı
ve Osmanlı uygarlıklarından izlere rastlanır. Amasya Kalesi’nin
bulunduğu tepenin yamaçlarında yer alan Kral Kaya Mezarları, en
bilinen ve göze çarpan kalıntılardır. Kente derin izler bırakan
Pontusluların, kayalara derin oyuklar açarak yaptıkları kral
mezarları, kentin anıtsal eserleri arasında yer alır. Bunlardan
en görkemlisi, adını efsanesinden alan Aynalı Mağara’dır.
Şehzadeler Şehri
Kentteki
köprülerin kalelerin ve kalıntıların bir kısmı, uzun bir süre
egemenlik kurmuş olan Roma ve Bizans uygarlıklarına aittir.
Türklerin Anadolu’ya hâkim olmaya başladığı dönemden itibaren,
kente Selçuklu mimarisi ve sanatı egemen olmaya başlar. Camiler,
türbeler ve medreseler yapılır. Bunlardan Gök Medrese, Selçuklu
mimarisini oyma tekniklerini, desenlerini görebileceğimiz en
güzel yapıdır. Selçuklu himayesinde ve Danişmentliler idaresinde
bulunan Amasya, stratejik öneme sahip bir kent olmuştur.

Osmanlılarla birlikte kentin misyonu daha da önemli bir hale
gelmiş, padişah adayı şehzadeler devlet idaresini öğrenebilmek
için buraya vali olarak gönderilmiştir. Şehzadeler şehri olarak
bilinen Amasya, birçok padişah yetiştirmiştir. Böylelikle önemi
daha da artan kente Osmanlı kültürü hâkim olmaya başlamış;
hamamlar, köprüler, çeşmeler, hanlar ve evler yapılmış. Bunun en
güzel örneği günümüzde de görebileceğimiz Osmanlı evleridir.
Yeşilırmak’ın kıyısına bakan cumbalı evler, Yalıboyu Evleri
olarak da bilinir. Evler, bodrum üzeri tek kat ya da iki katlı
olarak düzenlenmiştir. Bazı uygulamalarda birinci, bazı
uygulamalarda ise ikinci kat üzerinde köşk olarak bilinen şahniş
yer alır. Genellikle avlulu ve bahçelidir.

Özellikle
haremlik ve selamlık tarzda düzenlenmiş örneklerde, bahçe ortada
kalmakta ve konutlar dışa kapalı bir görünüm almaktadır. Bu dışa
kapalılık, diğer konutlarda bazen yüksek bir bahçe duvarı
nedeniyle karşımıza çıkar. Yalıboyu bölgesindeki evler, Roma
döneminden kalan surların üzerine ve Yeşilırmak’ı görebilecek
biçimde inşa edilmiştir. Tarihte, stratejik anlamda, önemli bir
şehir olan Amasya, Amasya Genelgesi’nin hazırlandığı il olarak
tarihe geçmiş, Milli Mücadele’nin ilk adımlarına ev sahipliği
yapmıştır.
20 Bini Aşkın Eser
Amasya ve
çevresinde bulunan Hititler’den Romalılara, Selçuklular’dan
Osmanlı’ya kadar birçok medeniyete ait yirmi bini aşkın eser,
Amasya Müzesi’nde sergilenmektedir. Bunlardan en ilginç olanı
14. yy.da hüküm sürmüş İlhanlı dönemi şahsiyetlerinden Anadolu
Nazırı Şehzade Cumudar, Amasya Emiri İşbuğa Noyin’e, İzzettin
Mehmet Pervane Bey ile hanımı, erkek ve kız çocuklarına ait
mumyalardır.

Bu şirin
ve anıt niteliğindeki kent, aynı zamanda el sanatlarıyla da
ünlüdür. Yöre insanının çay içme alışkanlığı semaver yapımını
geliştirmiştir. Özellikle teneke, pirinç ve bakırdan,
birbirinden farklı ve süslemeli semaverler üreten zanaatkârları
dikkat çeker. El oymacılığı, baston yapımı, bindallı diye tabir
edilen atlas ve kadifeden giysi yapımı, halı ve kilim
dokumacılığı yaygın. Tarihsel geçmişi ve kültürel birikimi
kentin mutfağına da yansımıştır. Toyka çorbası, bakla dolması,
bamya, keşkek ve yufka tatlısı bunlardan bazıları. Manilere konu
olan ve hemen herkes tarafından bilinen Amasya elması da ayrı
bir üne sahip.

Kaynakça:
SkyLife - Mayıs 2009
Yazı
: M. Sait Taşkıran
Fotograf: Yunus Emre Aydın
M. Sait Taşkıran ve
Yunus Emre Aydın'a teşekkürlerimizle
Denizce

05.06.2009
|
|