|

Ankara deniz
veya akarsu kenarına kurulmamış nadir kentlerden biridir. Ancak;
eski Ankaralı aklını ve bilimi kullanarak su sorununu çözmüştür.
Ankaralılar
bundan 1800 yıl önce Roma Hamamına Elmadağ’dan künklerle su
taşımışlardır. Hem de küçük bir taşra hamamına değil, 130 x 80 m
büyüklüğünde bir imparatorluk hamamına…
Bent deresine
ismini veren bendin arkasında su toplayıp kaleye su
çıkarmışlardır.
O halde yaşanan
su sorununun nedeni Ankara’nın yerleşim yerinin yanlışlığı
değildir.
Küresel ısınma
tüm dünyayı etkilemektedir; sadece Ankara’yı değil.
Dünyada bize
benzer hangi kentte bu şekilde sular kesilmektedir?
Hangi şehirde
yöneticiler kent halkına “geçici olarak göç etmeyi” tavsiye
etmektedirler?
O halde su
sorununun nedeni küresel ısınma da değildir.
2007 Ankara’nın
en yağışsız yılı değildir. Bundan önce daha yağışsız yıllar
olmuş ama sular kesilmemiştir.
Hem eğer yağış
olmamışsa Kızılırmak suyunun alınacağı Kesikköprü ve Hirfanlı
barajlarındaki 6 milyar m3 su nasıl
birikmiştir?
O halde su
sorununun nedeni kuraklık da değildir.
Ankara’nın su
sorununun nedeni;
yerleşim yerinin yanlışlığı,
küresel ısınma,
kuraklık
değildir.
Sorunun
temelinde;
beceriksizlik,
keyfilik,
planlamadan ve bilimsellikten uzaklaşmak
yatmaktadır.
O halde
sorunun özüne inmek gerekiyor…
Ankara’nın
Suyu Nereden Geliyor?
Ankara'ya su
sağlayan 7 adet baraj var:
Bu barajlardan
Çubuk-I ve Bayındır barajları kirlenme ve kapasite
düşüklüğü nedeniyle kullanımdan çıkarılmıştır.
Çalışmakta olan
5 baraj ve depolama kapasiteleri şunlardır;
|
Çamlıdere |
|
1
milyar 220 milyon |
m3 |
|
Kurtboğazı |
|
92
milyon |
m3 |
|
Eğrekkaya |
|
85
milyon |
m3 |
|
Akyar |
|
47
milyon |
m3 |
|
Çubuk-II |
|
25
milyon |
m3 |
Çamlıdere
barajının kapasitesinin yüksek tutulmuş olması, henüz yapılmamış
olan Işıklı Barajından gelecek suyu depolamaya
yöneliktir. Çamlıdere’nin kendi havzasından toplanan su,
yalnızca 130 – 150 milyon m3’tür.
Ankara’nın Su
Gereksinimi
|
Barajların depolama kapasitesi |
|
1
milyar 470 milyon |
m3 |
|
Ankara'nın yıllık su gereksinimi |
|
420
milyon |
m3 |
Barajlar tam
dolu olsa uzun süre yetecek suyumuz olacaktı.
Çamlıdere barajı
halen kapasitesinin çok altında kullanıldığından barajlarımızda
toplanan su miktarı 400 milyon m3
civarındadır.
Işıklı barajı
devreye girmediğinden mevcut barajlar Ankara’nın gereksinimini
ancak karşılayacak düzeydedir.
Barajlardaki
doluluk oranının %5’lere düşmesiyle kalan suyun Ankara’da
Ağustos’u çıkarıp çıkarmayacağı dahi tartışma konusudur.
“iki gün var
- iki gün yok projesi” ile sürenin Ekim başına kadar
uzatılması hedefleniyor.
Peki, Ankara
bu duruma nasıl geldi ?
Ülkemizde Su
Kaynakları Yönetimi...
Ülkemizde bir su
kaynağının sulama, elektrik üretimi ve kullanma suyu olarak
tahsisi, merkezi bir otorite tarafından yapılır.
Su kaynaklarının
yönetimi Devlet Su İşleri (DSİ)’nin görevidir.
1968 tarihli
1053 sayılı yasa ile büyük kentlerin su sorunlarının çözümünde,
DSİ’ye de görev veriliyordu.
(18 Temmuz
2007’de yapılan değişiklikle bu yasa “belediye teşkilatı olan
tüm yerleşim yerleri”ni kapsıyor.)
1053 sayılı yasa
uyarınca kentlerin içme suyu temini için projelendirmeyi ve bir
kısım yatırımı DSİ gerçekleştiriyor, maliyeti yerel
yönetimlerden alınıyor.
1053 sayılı
yasa…
Yasaya göre:
Madde 1- Ankara
ve İstanbul şehirlerinin içme, kullanma ve endüstri suyunu temin
etmek için [ … ] DSİ yetkilidir.
Madde 2- Su
kaynağını oluşturan barajlar, iletim hatları ve arıtma tesisleri
DSİ tarafından, depo ve dağıtım şebekesi belediyelerce yapılır.
Madde 4- DSİ
tarafından yapılacak işler için sarf edilecek bedelin tamamını [
… ] ilgili belediyeler DSİ’ye borçlanırlar.
[…] Borçlanma
şartları, taksitlerin miktar ve süreleri […] DSİ ile ilgili
belediye arasında yapılacak protokol ile tespit edilir.
Ankara’nın Su
İhtiyacı İçin Plan …
Gecekondulaşmanın da etkisiyle Ankara’nın hızla artan nüfusu
1960’larda su sorununu dayanılmaz duruma getirmişti.
1968 yılında DSİ
bir master plan hazırladı.
Ankara’nın
1970–2020 yılları arasındaki 50 yılı planlandı.
Önce Ankara’nın
nüfus artışı ve su gereksinimi hesaplandı. Buna bağlı olarak
hangi barajların hangi yıllarda devreye girmesi gerektiği
planlandı.
Plana göre 1974
yılında Kurtboğazı barajı devreye girdi.
Master Plan
uyarınca 1978’de devreye girmesi gereken Çamlıdere
barajı, tünel açmadaki bazı sorunlar nedeniyle ancak 1985’de
devreye girdi.
Duralama
Devri ve Işıklı Barajı…
İncegez barajı
yerine yapılan Eğrekkaya 1992’de, Akyar ise
2000’de devreye girdi.
Çamlıdere
Barajının kapasitesi büyük tutulmuştu. Çünkü daha sonraki
etaplarda inşa edilecek olan Işıklı sistemlerindeki baraj
suları tüneller ile Çamlıdere’de biriktirilecekti.
Işıklı
baraj
sistemi Ankara’nın yaklaşık 100 km kuzey batısında Gerede
civarında yapılacak ve kente aşağıdaki yıllarda su vermeye
başlayacaktı:
|
Işıklı 1.etap |
1993 |
|
Işıklı 2.etap |
2000 |
|
Işıklı 3.etap |
2010 |
1990’lardan
sonra neler oldu da bugünlere gelindi?
DSİ ve Tünel
Yapımına
1970’lerin sonunda başlanan Çamlıdere barajından Ankara’ya su 3
tünelden geçerek geliyor.
Tünellerin ikisi
kısa; 2-3 km, Kınık tüneli ise 16 km.
O yıllarda DSİ
uzun tünel konusunda yeterli donanıma sahip değildi ve arazinin
özellikleri önceden bilinmiyordu.
Kazıldıkça
ortaya çıkan sorunlar çözülmeye çalışıldığından tünel yapımı
uzun ve zorlu bir süreç oldu.
Işıklı
baraj sisteminden suyu Çamlıdere barajına getirecek tünel ise
32 km uzunluğunda olacaktı. Kınık tünelinde yaşadığı
zorluklar nedeni ile DSİ tünel yöntemine sıcak bakmıyordu.
Master Plan
Revizyonu
Başka bir yöntem
bulunması için 1994 yılında ihale açıldı; 2050 yılındaki 7
milyonluk Ankara için mevcut master plan (1970-2020) revize
edilecekti.
İşi rakiplerinin
neredeyse yarı fiyatına alan ortak girişimde Japonya’dan devlet
kuruluşu bir müşavir şirket de vardı.
Yapılan uzun
çalışmalar sonucunda (1994-2000) “Işıklı barajından başlayan
kısa bir tünel yapılması ve suyun pompa ile dağların üzerinden
aşarak Çamlıdere barajına akıtılması” yöntemi benimsendi.
Tünel
Yapılmayacak..
Pompa demek
“devamlı enerji harcamak ve pahalıya su elde etmek” demekti ama
DSİ bu sonuçtan
memnundu; uzun tünel açılmayacaktı.
Japon müşavir da
memnundu; Japonya’dan kredi alınacaktı, pompalar da herhalde
Japonya’dan gelecekti.
Başbakan
Japonya’ya gidiyordu. Gitmişken kredi anlaşmasını da
imzalayacaktı. Ancak, bu kredinin geri ödenmesi için 1053 sayılı
yasa uyarınca DSİ ile Ankara Büyükşehir Belediyesinin
protokol imzalaması gerekiyordu.
İş Suya
Düşüyor…
Belediye
protokolü imzalamadı.
“Eğer para
benim cebimden çıkıyorsa ihaleyi de ben yaparım” diye mi
düşündü, yoksa tünel yerine pompa seçeneğini mi beğenmedi,
bilinmez.
DSİ Hazine
Müsteşarlığına bir yazı göndererek kredi hakkında bilgi verdi ve
“2010 yılına kadar Gerede sistemi devreye girmezse Ankara’da su
sıkıntısı yaşanabileceği”ni bildirdi. Hazine Belediye’den görüş
sordu.
Ankara
Büyükşehir Belediyesinin Hazine Müsteşarlığı’na gönderdiği 9
Mart 2004 tarihli yazı ise su konusunda yaşadığımız sorunun ana
nedenini ortaya koyuyor.
Su
Önceliğimiz Değil…
Yazıda özetle
şunlar belirtiliyordu:
“Hazine
garantili borçlarımızın artırılmaması için su temini projelerini
yap-işlet-devret modeli ile yapmayı düşünüyoruz.”
“Metro
belediyemizin ilk öncelikli projesidir.”
“Gerede Işıklı
projesini DSİ yapsın”
Sonun
Başlangıcı…
DSİ, 2006
yılında Belediyeyi yeniden uyardı. Önlem alınmazsa Ankara’yı
büyük bir kabusun beklediğini belirtti.
Haziran 2006’da
Belediyenin DSİ’ye gönderdiği yazıda
“2006 yazı
itibarı ile Ankara’da ciddi bir şekilde su sıkıntısı
çekilmesinin muhtemel görünmediği” bildirildi.
Ve böylece,
ASKİ’nin kaynakları, su ve kanal işleri yerine kuruluş yasasında
olmadığı halde yollar ve köprülü kavşaklara harcandı.
Gerede
sisteminden su gelince İvedik Su arıtma Tesisinin
genişletilmesi gerekecekti. Mevcut tesisin yanında bu iş için
ayrılan alana da ASKİ Spor Salonu yapıldı.
Yumurta
Kapıya Gelince…
Barajlarda sular
azalmaya başlayınca ASKİ bir şeyler yapma gereği duydu.
Kurtboğazı
barajına su akıtacak olan Kavşakkaya Barajı için 31 Mayıs
2005’de ihale açtı.
Katılan 9
firmanın teklifleri 8-12 milyon dolar arasındaydı. Bu arada ne
olduysa , Belediye işi kendisi yapmaya karar verdi.
Belediye Başkanı
şöyle diyordu:
“Baraj
ihaleye çıksaydı 100 milyon dolara mal olurdu. Biz yapıyoruz. 20
milyon dolara mal oluyor”
İnşaat alanında
taşeronlar ve belediye kamyonları yan yana çalışıyorlar; ama
baraj hala devreye giremedi.
Işıklı
Sistemi Yeniden Devrede…
Ankara
Belediyesi, 1970 – 2020 Master planında yer alan Gerede
Işıklı sistemlerinin önemini, su sıkıntısı baş gösterince,
daha yeni kavradı.
Pompalı
sistemden vazgeçildi. Tekrar eski tünelli sisteme dönüldü.
Tünelin ne şekilde yapılırsa daha kısa ve uygun olacağının
araştırılması işi bir müşavirlik şirketine daha yeni verildi.
Bunun da
ötesinde; Kızılırmak’tan su getirilmesi projelendirme
çalışmaları acele olarak tamamlanıp borular döşenmeye başlandı.
Sular gürül
gürül akmaya başlayınca bu proje ile Ankara’yı kurtaranları
halkımız kahraman ilan edecek.!
Kızılırmak
Suyu …
Halbuki
Kızılırmak suyu Ankara için yeni değildi.
O zamanki adıyla
Ankara Sular İdaresi Umum Müdürü Eşref Özand 1957 tarihli
Büyük Sakarya Projesi isimli kitabında şöyle diyordu:
“Su, evsaf
itibariyle çok bulanık ve ayni zamanda tuzlu olup tuz miktarı
bilhassa asgari sarfiyat devresinde normalden 10 misli kadar
fazladır.”
“Sakarya’ya
nazaran 40 km daha kısa olmasına rağmen gerek suyun tuzlu,
gerekse tasfiye tesisatı işletmesinin daha güç ve masraflı
olması ve ayni zamanda pompajda iki misli daha enerji sarfı icap
ettirmesi sebebiyle Kızılırmak sureti halle uygun
görülmemiştir.”
Master Planda
Kızılırmak Suyu …
DSİ’nin 1968
tarihli Master Planında da Kızılırmak suyu irdelenmiş.
“Pompa gideri
nedeniyle bu seçenek devre dışı bırakılmasın. Hattın bir
bölümünde tünel açılarak pompa gideri azaltılabilir.”
“Su kalitesi
Dünya Sağlık Örgütü standartlarına uygun değil. Kirlilik yüksek.
İleride bu suyun arıtılması yöntemleri de irdelenmeli.”
“Kızılırmak’tan su alınırken nehrin aşağısında kalan yörelerin
sulama, elektrik üretimi, kullanma suyu gereksinimi de göz önüne
alınmalı.”
Belediye bu
bilimsel önerileri göz önüne almadan Kızılırmak’tan su
getiriyor.
Kızılırmak
Suyu Taşınıyor Ama…
DSİ
Kızılırmak’tan su alınmasına karşı çıkıyor. Aralık 2005 tarihli
raporunda suyun içme suyu olamayacağını söylüyor.
Tünel açma
seçeneği,
zaman kısıtlaması yönünden, gözardı edilmiş. Suyu dağlardan
aşırmak için yüksek bedeller ödeyeceğiz.
Daha az pompa
istasyonu
ile suyu aktarabilmek mümkün.
Büyük kapasiteli
pompalar kısa sürede bulunamayacağı için küçük pompa kapasiteli
5 pompa istasyonu yapılacak.
Yani, pahalı
seçenek tercih ediliyor.
Kızılırmak
Suyu Taşınıyor Ama…
Bu kadar kısa
sürede yeterli miktarda çelik boru bulunamadığı için
piyasadan bulunacak borulara göre hat döşeyeceğiz:
Yüksek basınçlı
yerlerde çelik boru, alçak basınçlı yerlerde camelyaf takviyeli
plastik (CTP) boru kullanılacak.
Gölbaşı
tarafından gelen ve Dikmen tepelerine kadar yükselmiş olan su
buradan cazibe (yerçekimi) ile kente dağılabilir.
Ama su henüz
arıtılmamış olduğundan önce yokuş aşağı İvedik arıtma
tesislerine kadar götürüp, sonra Çankaya tepelerine doğru
yeniden pompa ile basacağız.
Çünkü, kısa
sürede ancak bunlar yapılabilir...
Nasıl
Arıtılacak?
İvedik Arıtma
tesislerine
gelen Kızılırmak’ın suyunun burada arıtılması öngörülüyor.
Tüm bilimsel
veriler Kızılırmak suyunun içme suyu olarak uygun olmadığını,
sağlığa zararlı unsurlar içerdiğini söylüyor.
Günümüz
teknolojisiyle kanalizasyon suyunu bile arıtıp içmek mümkün.
Deniz suyunu arıtarak içme suyuna dönüştüren ülkeler var.
Ancak
Kızılırmak’ın suyunda bulunan klorür ve sülfatların
arıtılması için gerekli ters ozmoz teknolojisi İvedik
Arıtma tesislerinde bulunmuyor.
Neden Kirli?
Sivas’tan
başlayarak yukarı Kızılırmak havzasındaki tüm kirlilik yükleri
uzun yıllar boyunca Hirfanlı Baraj gölünde birikti.
Kayseri’nin tüm
atıksularını taşıyan Karasu ile
Kırşehir’in
atıksularını taşıyan Kırşehir çayı
Hirfanlı Barajı
öncesi Kızılırmak’a akıyor.
Kızılırmak
nehrinin doğal yapısından kaynaklanan sertlik (kalsiyum
klorür), sülfat ve tuz değerleri yüksek.
Klorürlerin
Etkisi…
Kalsiyum klorür
suyun sertliğini artırır, sabun ve deterjanın köpürmesini
engeller, suyun taşındığı boru ve kaplarda kireç tabakası
oluşumuna yol açar.
Klorürlerin
kentsel içme suyu şebekesindeki en önemli etkisi, aşındırıcı
özelliğidir. Metal borularda klorür, tepkimeye girerek suda
çözünen metal tuzları oluşturmakta, böylece içme suyu içinde
metallerin artmasına neden olmaktadır.
İçme suyuna
karışan kurşun ve bakır, çocuklarda gelişim bozuklukları ve zeka
geriliğine, yetişkinlerde ise mide sorunlarına ve beyin hasarına
yol açabilmektedir.
ve Sülfatlar…
İçme suyunda
litre başına 250 miligramın üzerindeki sülfat varlığı suyun
kokusunu ve tadını olumsuz etkiler.
1000 mg
üzerindeki varlığı da ishale yolaçar.
Dünya Sağlık
Örgütü, litrede 500 miligramı aşan miktarlarda sülfat taşıyan
içme suları için halkın uyarılmasını önermektedir.
İvedik arıtma
tesislerindeki su litrede 15-20 mg sülfat içermektedir.
Kızılırmak suyunda ise 350 mg civarındadır.
Halkın
uyarılması gereken bir diğer nokta da, bu suların, arıtılacağı
umuduyla kaynatılmaması gerektiğidir.
Su kaynatılırken
buharlaşacak, içindeki zararlı maddeler daha da yoğunlaşacaktır.
21. Yüzyıl
Ankara’sı…
21. Yüzyıl
Ankara’sının gündemi işte bu konulardır.
Özellikle son 10
yıldır yaşanan ihmal, umursamazlık, plan ve bilimsellikten
uzaklaşma sonucunda gelinen nokta ortadadır.
Yağışların
azlığı altyapı eksikliğimizi görmemizi öne almıştır.
Şimdi, günü
kurtarma çabaları zamanıdır.
Bu da
bilimsellikten daha da uzaklaşılmasına neden olmaktadır.
Türkiye
Cumhuriyeti’nin başkenti buna layık değildir.
Levent Tosun, Makina Y.
Mühendisi, ODTÜ
Nermin Fenmen,
Kimya Y. Mühendisi, ODTÜ
5 Ağustos 2007
Levent Tosun ve
Nermin Fenmen'e
teşekkürlerimizle
Denizce

15.08.2007 |