|
Antibiyotik 1942 yılında Walksman tarafından şu şekilde
tanımlanmıştır: Mikroorganizmalar tarafından üretildiği halde,
diğer mikroorganizmaları öldüren veya gelişimini engelleyen
maddelere antibiyotik denir.

İlk antibiyotik 1928 yılında Alexander Fleming tarafından
bulunmuştur. Araştırmacıya 1945 yılında Nobel Tıp Ödülü
kazandıran bu antibiyotik Penisilin idi. Penisillin’in
ilaç olarak kullanımı 1939 larda başlamıştır. O dönemlerde doğal
olarak üretilen Pensillin çok pahalı ve çok az miktardaydı.
Pensillin değişmeden idrardan atılan bir ilaç olduğundan ilacı
kullanan hastaların idrarları biriktiriliyor ve idrardan tekrar
elde ediliyordu. İkinci dünya savaşı yıllarında Zatürre geçiren
İngiltere Başbakanı Winston Churchil’le de Pensillin kullanılmış
ve idrarı da ilacı tekrar elde etmek için biriktirilmiştir.
1950 nin ilk yıllarında Cefalosporinler bulunup kullanıma
girmiş ve bunu diğer antibiyotikler izlemiştir. Başlangıçta
sadece doğal yollardan elde edilen antibiyotikler daha sonra
laboratuar koşullarında elde edilmeye başlamış, üretimleri
artmış ve ucuzlamışlardır.
Her canlı gibi mikroorganizmaların da temel amacı yaşamak ve
çoğalmaktır. Her canlı gibi yaşamalarını engelleyen koşullara
direnç geliştirme özelliklerine sahiptirler. 1850 yılında
infeksiyonları yapan etkenin mikroorganizmalar olduğunu bulan
Pasteur tıpta büyük çığır açmıştır. Düşmanını tanıyan tıp kısa
zamanda bu mikroorganizmalara karşı silahını da
üretti:Antibiyotik…
Antibiyotikler sayesinde infeksiyon hastalıklarından
(Zatürre, yara iltihabı, Menenjit, Tifo, Kolera, Veba, Frengi
vb….) ölümler hızla azaldı. Ortalama yaşam süresi hızla arttı.
Başlangıçta neye uğradığını şaşıran mikroorganizmalar daha sonra
bu saldırıya karşı kendilerini koruma çabasına giriştiler.
Böylece antibiyotik direnci kavramı ile karşılaştık.
Antibiyotik direnci; bir
mikroorganizma türünün bazı suşlarının antibiyotikten
etkilenmemesi ya da antibiyotiğe duyarlı bir suşun çeşitli
direnç mekanizmalarından biri ile dirençli hale dönmesi olarak
tanımlanır. Antibiyotik direncini mikroorganizmalar çok çeşitli
şekilde geliştirmektedirler. Duvarlarını antibiyotiğin
geçemeyeceği şekle değiştirerek, antibiyotiği parçalayacak
enzimler üreterek, antibiyotiğin etki ettiği kısmını
değiştirerek vb…
|
 |
Antibiyotik direncinin son yıllarda hızla artmaya başladığı
ve toplumsal sorun haline geldiği vurgulandı sempozyumda.
İnfeksiyon hastalıklarından ölümlerin bu gidişle tekrar
artacağı kaygısı dile getirildi. Artan direnci yenecek
antibiyotiklerin bulunması hem zorlaştı, hem de çok
pahalılaştı saptaması yapıldı. Böyle giderse infeksiyon
hastalıklarında tedavi başarısının azalacağı ve tedavi
giderlerinin artacağı öngörüsünde bulunuldu. |
Antibiyotik direncini arttıran en önemli nedenin yanlış
antibiyotik kullanımı olduğu görüşüne yer verildi. Gereksiz
antibiyotik kullanımı, yetersiz dozda ve/veya sürede antibiyotik
kullanımı, gereğinden uzun süre antibiyotik kullanımı,
gereğinden fazla dozda antibiyotik kullanımı yanlış antibiyotik
kullanımına örnek gösterildi.Ve de üç grubun sorumlu olduğu
söylendi.
Birinci grup hekimler. Hekimler antibiyotik reçete ederken;
gerek antibiyotik kullanılmasına ihtiyaç olmayan hastalıklarda
antibiyotik yazarak, gerekse de gereksinim duyulan hallerde
yanlış antibiyotik seçerek, doğru seçtiği antibiyotiği doğru
sürede ve/ veya dozda kullandırmayarak antibiyotik direncine yol
açıyorlar tespiti yapılıp hekimlerin bu konuyu önemsemesi
gerektiğinin altı çizildi.
İkinci grup eczacılar. Ülkemizde antibiyotiklerin reçetesiz
satılabildiği ve bu nedenle hastada antibiyotik kullanımı
konusunda eğitim almamış eczacıların hastalara reçetesiz
antibiyotik satarak ve de yanlış antibiyotik kullanımına yol
açarak direnci arttırmaya katkıda bulundukları saptaması
yapıldı.
Üçüncü grup Hastalar. Komşusunun iyi gelen antibiyotiğini
kendisine de iyi gelir diye kullanarak, eczaneden eczacının
uygun gördüğü antibiyotiği alarak, evde daha önceden yarım
kalmış bir antibiyotiği kendi düşüncesine göre kullanarak,
hekime bana şu antibiyotiği yaz diye baskı yaparak ve de doğru
antibiyotik, doğru dozda ve sürede verilmiş olsa bile doğru
kullanmayarak hastaların da direnç gelişimine ciddi katkıda
bulundukları kayda geçti.
Toplumsal bir sorun haline gelmeye başlayan antibiyotik
direncinin azaltılması için her üç gruba da önemli görevler
düştüğü söylendi. Hekimler antibiyotik reçete ederken
antibiyotik yazma kurallarına sıkı sıkı uyacak, hastalar hekimin
önerisi dışında ve önerdiği şekil dışında antibiyotik
kullanmayacak ve de eczacılar reçetesiz antibiyotik satmaktan
vazgeçecekler.
Çözüm basit…
Uygulaması..?!.
Neden olmasın!
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

|