| |
Ruhsal
hastalıkların çözümü, antidepresanlar yerine doğada ve iç
yolculuklarda aranıyor.
İlacı bırak yaşamana bak
Psikiyatrik
tedaviler için her yıl birçok yeni ilaç piyasaya sürülüyor. Her
sıkıntısı olana bir antidepresan vermek, neredeyse rutin bir
davranış haline geldi. Ancak, artık bazı hekim ve hastalar, ''Bu
kadar ilaç yeter'' diyor. Birçok kişi ''iç yolculuğa çıkarak'',
yani kendine ve doğaya dönerek sorunlarının çözümünü aramaya
başlamış durumda.
Özcan Köknel
Günümüz insanı,
giderek ağırlaşan yaşam koşullarının altında ezilirken ruhsal
olarak da hastalanıyor ve bunun tedavisi için çareler arıyor.
Türkiye'de, ruhsal sorunlarını çözmek amacıyla psikiyatri
hekimlerine gidenlerin sayısı katlanarak artıyor. Ancak, doktora
gidip, aldıkları antidepresanların yararlarını görenler olduğu
kadar, bu ilaçların yan etkileri nedeniyle ciddi sorunlar
yaşadıklarını iddia edenler de var. Bu tartışma devam ederken,
ilaç firmaları da büyük bir hızla piyasaya yeni ilaçlar
sürüyorlar. Kimi psikiyatrlar ve hastalar, her ruhsal sorunu
olana leblebi sunar gibi hap verilmemesini savunurken, kimileri
ise ruhsal sorunların ilaçsız tedavisi olamayacağını savunuyor.
Bu arada birçok kişi ise "iç yolculuğa çıkarak", yani kendine ve
doğaya dönerek sorunlarının çözümünü aramaya başlamış durumda.
Uzakdoğu
felsefelerine yönelen ve bu öğretileri hayatlarına katmaya
çabalayan insanlar, doğal yollardan da mutlu olmayı
başarabildiklerini söylüyorlar. Çünkü insanların en büyük
sorunlarından biri, duygusal dünyalarındaki çalkantıları
dindiremeyip çok sık umutsuzluk yaşamaları. Oysa, ruh sağlığını
da olumlu etkileyen "iyi düşünme" yetisi, birçok hastalığı
önlediği gibi, varolan hastalıkların iyileşmesini de sağlıyor.
Hatta, kimi tümörleri bile küçültebiliyor. İşte bu doğrudan
hareket eden milyonlarca insan, kendini daha iyi hissedebilmek
için meditasyon yapıyor veya Uzakdoğu sporlarına merak sarıyor.
Birçok psikiyatr ve psikolog da meditasyon yaparak insanların
ruhsal bir rahatlama yaşayabileceğini söylüyor zaten.
Aklı Kullanmayı Öğrenmek
Psikiyatr Prof.Dr. Özcan Köknel de uzun yıllardır duygusal zeka
kavramı ve bunun geliştirilmesi üzerine incelemeler yapıyor.
"Akıl ile Düşünce Gücü" kitabında da direkt olarak, aklını
kullanmayı öğrenenlerin nasıl daha mutlu ve sağlıklı
olabileceklerini anlatıyor. İşte bu noktada Prof. Dr. Özcan
Köknel'in söyledikleri dikkate değer: "Mutlu olmak için çaba
gerekiyor; kimse yattığı yerden iyi olmuyor. Bir insanın ruh
sağlığı, onun iyilik durumudur. İnsanın duygu dünyasında
ilginin, sevginin, neşenin sevincin olmaması durumunda bile,
umudunu kaybetmemesi ruh sağlığını iyi kılıyor. İnsan hasta ya
da umutsuz olsa da, içinde iyiliği hissederse ruh sağlığı
yerindedir. Sonuç olarak, esasında kendinizi çok iyi tanır,
bedensel ve ruhsal güçlerinizi iyi bilirseniz ve bunları akıl
düzlemi içinde kullanırsanız mutlu olur ve karşılaştığınız
sorunları aşarsınız." Özcan Köknel de bir psikiyatr olarak
hastalarına ilaç veriyor, fakat onların zihin gücüyle
kendilerini nasıl iyileştirebileceklerine ilişkin ipuçları
vermekten de kaçınmıyor. Köknel'e göre, öncelikle bir gevşeme
tekniği olan meditasyon yapılarak işe başlanabilir.
Bakırköy Ruh ve
Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorlarından
Psikiyatr Dr. Abdülkadir Tabu ise, psikiyatrik değerlendirme
yapıldığında hastanın psikiyatrik tedavi içinde tutulması
gerektiğini, ancak, belki yardımcı yöntem olarak ve kontrollü
bir şekilde bazı doğa sporlarının ve felsefi akımların
kullanılabileceğini kabul ediyor. Tabu'ya göre de meditasyon,
gevşeme egzersizleri anlamında kullanılabilir; ama psikiyatrik
tedavi şart.
"İlaç dışı tedavi yolları aranmalı"
Vakıf Gureba
Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi Psikiyatr Dr. Sefa Saygılı,
diğer meslektaşlarına göre ilaçlar konusunda biraz daha
sıkıntılı. Saygılı, "İlaçlar gerçekten birçok vakada kesin çözüm
değil. Üstelik, tedavide yeterli olmayabiliyor ve yan etkileri
problem çıkartabiliyor. Hatta diyebilirim ki, kalıcı yan etkiler
bile olabiliyor. Neroleptik denilen ilaçların, yani psikozlar
için verilenlerin kalıcı yan etkileri olabiliyor. Bunlarla
birlikte psikiyatrik ilaçların mutlaka düzenli ve doktor
kontrolünde alınması gerekiyor. Günlük olarak almayı hiç
unutmayacaksınız, devamlı alacaksınız; bu da zor tabii. Bu
zorlukların karşısına konan yeni tedavi metotları, ki bunlar
kişilerin kendi içlerine yaptıkları yolculuklar (meditasyon,
yoga, reiki gibi), özellikle koruyucu olarak kullanılmalı.
İnsanlar artık kendilerine yeni tedavi yolları bulmalı. İlaç
dışı tedavi yolları muhakkak araştırılmalı ve bu konuda gayret
gösterilmeli diye düşünüyorum. Aslında hemen ilaç yazmak
hekimlerin ve hastanın kolayına geliyor. Bunun yerine hastalık
belirtileri ilk görüldüğünde bunun önüne geçebilmek için
uğraşılmalı. Bazı hastalıklarda ise ilaç vazgeçilmez olabiliyor,
alevlenme tipindeki şizofrenide olduğu gibi. Ama mesela hafif
depresyonlarda, anksiyete tedavisinde ilaçsız tedaviler, ilaçtan
daha iyi olabiliyor. Bu anlamda insanların yeni dünyalar
oluşturması ve kendilerini tanıması önemli olabiliyor" diyor.
"İçimizdeki ışıkla kurtulabiliriz"
Psikolog ve
aile hekimi Davut İbrahimoğlu, aynı zamanda hipnoz ve bioenerji
uzmanı olduğunu ve ilaçsız tedavilere eğilmenin zamanının
geldiğini, üstelik bunun için insanları bilgilendirme ihtiyacı
içinde, Bioenerji ve Manyeteloji Bilimleri Yayma ve Tanıtma
Derneği'ni kurduğunu belirtiyor. Şişli Belediyesi bünyesinde
halka açık ücretsiz toplantılar düzenleyerek, tamamlayıcı tıbbı
insanlara öğrettiğine dikkat çeken İbrahimoğlu, "İçimizdeki ışık
ve doğada olan gücü kullanarak, doğa yoluyla bütün hastalıklara
çare bulmak ve kimyasal ilaçtan kurtulmak gerekiyor. Rakamlar
ilaç sanayinin rantının ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Tüm
ilaçlar bazında her yıl 70 milyar dolar ilaç rantı var. Buna
rağmen, 2003 yılında ABD'de klasik tıbba başvuranların sayısı
480 binken, tamamlayıcı tıbba (doğal tedaviler) başvuranların
sayısı 840 bindi. Bunun manası, insanlar da bu ilaçlardan bıktı
demek. İlaçlar gerçekten hem pahalı hem de kesinlikle yan
etkileri var; halbuki Anadolu'da, bugün 40 bine yakın bitki var.
Piyasada bir sürü antidepresan var. Oysa, basit bir melisa otu
ile sarı kantaron düzenli şekilde kullanıldığında aynı etkiyi
meydana getiriyor. Tamamlayıcı tıp denilince, meditasyon,
akupunktur, ayurveda, bioenerji, reiki, renk terapisi,
refleksoloji gibi öğretiler var ve bunların hepsi psikolojik
rahatsızlıklarda etkili. Ben bir psikolog ve danışman olarak hem
psikoterapi uyguluyorum hem de insanların aurasını temizliyorum.
Bana gelenlere yıllardır, meditasyonu hayatlarının bir parçası
yapmalarını tavsiye ediyorum. Meditasyonla zihinsel dinginlik
elde ediliyor çünkü" diyor.
Ankara
Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Psikiyatr Doç.Dr. E.
Cem Atbaşoğlu da, "İlaç mı, doğal yöntemler mi?" sorusuna
ilişkin olarak şunları söyledi: "Alternatif yöntem kullanan
kişiler, aldıkları sonuçları bildiriyorlar. Fakat bu sonuçlar
tam doğruyu göstermiyor; çünkü bu kişiler, zaten bundan fayda
görmeye daha yatkın kişiler. Çoğu, meditasyon veya reiki'ye
inanarak gidiyor. Alternatif yöntemler bunlara ilgi duymayan ya
da bunlarla iyileşme ümidi taşımayan kişilere uygulandığında
nasıl sonuçlar alınır, bilmiyorum. İlaç kullanımındaki soruna
gelirsek: Pahalı ilaçlar gerçekten de çok satılıyor. Çünkü,
özellikle ilaç firmaları tarafından pratisyen hekimler üzerinde
yapılan çalışmalar dolayısıyla gerektiğinden fazla tüketiliyor."
"Gereğinden fazla ilaç veriliyor"
Bakırköy Ruh ve
Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorlarından
Psikiyatr Doç.Dr. Armağan Samancı, her şeyin gerektiği yerde
kullanılmasının hastaların lehine olacağını, fakat son yıllarda
ilaç firmalarının büyük kampanyalarıyla birlikte, ilaçların
gereğinden çok daha fazla kullanılır hale geldiğini belirtiyor.
Böylesi bir ilaç kullanımına karşı olmakla birlikte, ilaçlar
olmasa psikiyatrik tedavi konusunda ellerinin kollarının bağlı
olacağının altını çizen Samancı, "Hakikaten terapiyle kaygı
bozuklukları ve hafif depresif durumlarda fayda görülebilir.
Fakat, ilaç olmadan obsesif-kompulsif bozukluğu, şizofreniyi
tedavi edemezsiniz. Bu tedaviler olmasa şahısların mağduriyeti
büyük olur. Bunun anlamı her durumda ilaç kullanılsın değil; ama
ilaçlar, bir anlamda, çözümlerin hemen yerine getirilmesini
beklediğimiz bir dünyada kolaylaştırıcı faktörler haline geldi.
Sosyal desteklerle geçecek sıkıntılı durumlarda terapi gerçekten
önemli. Türkiye'de genel olarak ilaç kullanımı gereğinden fazla.
Bugün meditasyon veya reiki gibi öğretiler, toplumun ancak belli
bir kesimine hitap ediyor" diyor.
- tempo online dan alınmıştır
Yeşim Başaran'a
teşekkürlerimizle
Denizce

|
|