|

Bugün, şu anda yaptıklarımızın yarınlarımız üzerinde yoğun etkisi
vardır.
Alexandra Stoddard
Yirmi üç yaşındaki Chad'in yaşantısı daha yeni başlıyordu.
Yakışıklı ve popülerdi. Okulun maraton koşucusu ve güreş
takımının en iyi sporcusuydu. Her görünüşteki kız tarafından
beğeniliyordu. Chad ile tanışan herhangi birinin onu sevmemesi
olanaksızdı. Kocaman bir gülümsemesi vardı. Bunu hemen
karşısındaki kişiye de bulaştırırdı. Sevimli bir espri anlayışı
vardı ve tüm bunlardan daha önemli olan, ihtiyaç içindeki bir
arkadaşına yardımcı olmak için elindeki her şeyi bırakıp hemen
yardıma koşmasıydı.
Aynı zamanda iki işte birden çalıştığından bu işlere yetişebilmek
için kendisine bir motosiklet almıştı, iki işte birden
çalışmasının daha iyi bir apartman dairesi almasına ve belki de
bir arabayla yeni mobilyalar edinmesine yardımcı olacağını
düşünüyordu. Bir gece ikinci işine yetişmeye çalışırken,
sigortası olmayan sarhoş bir sürücü ona hızla çarparak
motorsikletinin parçalanmasına ve Chad'in bir bacağının kötü bir
biçimde yaralanmasına neden oldu. Yirmi üç yaşında yaşamı sona
ermiş gibiydi.
Chad bacağını birarada tutmaya çalışan
çubuklara bakarak geçen işkence dolu yedi ay boyunca hastanede
yattı. Bacağındaki bazı kemikler kaza yerinde kalmıştı ve Chad
bacağını kesilmekten kurtaracak ameliyatların birinden çıkıp
diğerine giriyordu. Arkadaşları Chad'e kan bulmak için kampanya
başlatmışlardı ve çalıştığı işyerlerindeki patronları bir gün
gelip de Chad geri döner diye onun işini açık tutuyorlardı.
Ancak bir gün doktorlar ona bacağını kurtaramayacaklarını
açıkladıklarında Chad korkunç bir umutsuzluğa kapıldı. Tek bir
bacakla yaşamını nasıl sürdürebilirdi? Tek bacağından ötürü
kadınlara karşı tepki duyar ve her zaman hayalini kurduğu mutlu
aileyi kuramazsa ne olurdu? Neredeyse üç odalı bir evin maliyeti
kadar tutan hastane faturalarını nasıl ödeyecekti?
Chad'in bacağının kesilmesi için enfeksiyonun geçmesi bekleniyordu
ve bizim yaptığımız ya da söylediğimiz hiçbir şey onun düştüğü
derin depresyondan çıkması için bir yarar sağlamıyordu. Böyle
bir ameliyattan sonra kurtulmayı istemezse ameliyat olmasının ne
önemi vardı?
Bir gece, işten bir arkadaşımın kocasını Chad'i ziyarete götürdüm.
Gene nasıl tek ayak üzerinde sektiği ve zıpladığı konusunda
şakalar yapıyordu.
Chad öfkeden deliye dönmüştü. "Nasıl olur da benim bacağım
kesilecekken yanımda bu türlü espriler yapmaya cesaret
edersiniz?" diye bağırdı.
Gene omuzunu silkeledi. Daha sonra eğilerek kendi protez bacağını
çözdü ve Chad'in yatağının üzerine fırlattı. O sırada onları
yalnız bırakmam gerektiğini düşünerek odadan çıktım.
Bir saat sonra döndüğümde, Gene gitmişti ve Chad'in yeşil gözlerine
parlaklık geri gelmişti.
"Onun öyküsünü bir duymalıydın," dedi. "Gece
geç bir saatte otoyolda patlayan lâstiğini tamir etmek için
durmuş. Tam arabanın arkasından yedek lâstiği çıkarmak için
bagaj kapağını açarken sarhoş ve sigortasız bir sürücünün
kullandığı bir araba saatte altmış beş mil hızla ona doğru gelip
arka farlardan arabaya hızla çarpmış. Gene son anda
zıplayabildiği kadar yukarı zıplamayı başarmış ancak
bacaklarından biri dizinden kopmuş. Diğer ayağı da öylesine kötü
yaralanmış ki neredeyse onu da kesmek zorunda kalacaklarmış.
Sarhoş sürücünün sigortası yokmuş ve Gene karısıyla üç çocuğuna
bakmak zorundaymış. Ben de burada oturmuş tüm dertlerin bana
verildiğini düşünüyorum! Gene şu anda San Diego spor merkezinin
yöneticiliğini yapıyormuş ve bana da ameliyat olup protezle
yürümeye başlar başlamaz en sevdiğim rock grubunun
konserine en önden bilet ayarlamaya söz verdi." Bu sırada
bakışları yumuşadı. "Gene bana başkalarına verecek şeyleri
olanların bir şekilde daima daha fazlasını aldıklarını söyledi.
Benim geleceğimle ilgili endişe duymamamı önerdi. Bir şekilde
her şey yoluna girecek. O bana asıl önemli olanın asla
vazgeçmemek olduğunu söyledi."
Dört ay sonra, Chad işine geri dönmüştü. Sekerek yürüyor olmasından
ötürü biraz rahatsızlık duyuyordu. Her iş gününün sonunda
yorgunluktan bayılacak hale geliyordu ve yeni protezi hâlâ
yumuşak olan ameliyat yerinde hiç bitmeyen su toplamalarına
neden oluyordu. Ancak Gene'in ona söyledikleri her an
ku-lağındaydı. "Sahte bacağı" ile bisiklete binmeyi öğrendi,
hayatında ilk kez eğersiz bir ata bindi, okyanusta yüzdü ve hiç
kimsenin onu göremeyeceği saatlerde okulun futbol sahasında
yavaş yavaş koşma ve atlama egzersizleri yapıyordu.
İşine başladıktan bir ay sonra, tüm cesaretini toplayıp yeni işe
başlamış hoş bir kıza çıkma teklif etti. Teklifi kabul edildiği
zaman çok şaşırdı. O sırada bilmiyordu ancak bu teklifi daha
sonra eşi ve üç çocuğunun annesi olacak kişiye yapmıştı. Jane,
Chad'in kaç bacağı olduğundan daha çok kocaman yüreğiyle
ilgileniyordu.
Chad'i en çok yoran düşünce ise finansal olarak "iki bacağının
üzerinde" nasıl duracağıydı. Ödemesi gereken hastane faturaları
otuz yılda bitmezdi. Bu gidişle bir ev ya da araba sahibi olması
olanaksızdı. Gene'in sözlerini hatırlıyor ve ayda iki kez ne
biriktirdiyse hastaneye ödüyordu.
Jane'le tanışmasından kısa bir süre sonra
hastaneden bir doktor onu aradı. Genellikle onu hastaneye yeni
yatırılmış ve bacağı kesilecek bir hastaya moral vermesi için
çağırırlardı. Chad böyle durumlarda ne denli yorgun ya da acı
içinde olursa olsun, günün ya da gecenin hangi saati olursa
olsun, elindeki işi bırakır, yardım isteyen bu kişiyi
rahatlatmak için hastaneye koşardı. Ancak bu sefer gelen telefon
bambaşkaydı.
Doktor sözlerine "Chad," diye başladı. "Bacağını kesmeden önce
deneysel bazı çalışmaları yapmamıza izin verdiğin için bir çok
kişi senin durumunu yakından öğrendi. Seni, adının açıklanmasını
istemeyen bir kişinin tüm hastane faturalarını ödediğini
bildirmek için arıyorum."
Gene haklıydı. Sahip olduklarını başkalarıyla paylaşan insanlar
daima daha fazlasını geri alırlar.
Anita Grimm
Kaynakça:
Tavuk Suyuna
Çorba 6'ıncı Porsiyon
|