|

Hariciye Balosu - (31 Aralık 1929)
“Şuna inanmak
lazımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının
eseridir”.
“Dünyada hiçbir
milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte,
Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez”.
“Türk kadınının
dünya kadınlığına elini vererek, dünyanın barış ve güveni için
çalışacağına emin olabilirsiniz”.
“İnsan topluluğu
kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu
kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de
kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin
yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere
yükselebilsin?”
“Kadınımızın,
kızımızın yeri medeniyetin emrettiği, medeniyetin getirdiği
yeniliklerin yeridir..."
“Bizim dinimiz
hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep
etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, erkek ve kadının beraber
olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır”.
“Belki
erkeklerimiz memleketi istilâ eden düşmana karşı süngüleriyle,
düşmanın süngülerine göğüs germekle düşman karşısında buldular.
Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun zayıf kaynaklarını
kadınlarımız işletmiştir. Memleketin var olması imkânını
hazırlayan kadınlarımız olmuştur ve kadınlarımız olmaktadır.”
Kimse inkâr
edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat
kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır.
Cumhurbaşkanı Gazi
Mustafa Kemal, Ankara İsmet Paşa Kız Enstitüsünde
öğretmen ve öğrencilerle (27 Haziran 1933)
Çift süren,
tarlayı eken, ormandan odun ve keresteyi getiren, mahsulleri
pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını
tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısı ile
kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip cephenin mühimmatını
taşıyan hep onlar, hep o ilâhi Anadolu kadınları olmuştur.”
“Bu millet esas
terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara
sahiptir ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar
yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye
kabiliyetlidir”.
“Bazı yerlerde
kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştamal veya buna
benzer bir şeyler asarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen
erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu
tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir
millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu
hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi
lazımdır”. (1 Eylül 1925)
“Onlar yüzlerini
cihana göstersinler ve gözleri ile cihanı dikkatle
görebilsinler. Bunda korkulacak hiçbir şey yoktur. Önemli olarak
şunu ihtar edeyim ki, bu halin muhafazasında inat ve taassup,
hepimizi en az kurbanlık koyun olmak istidadından kurtaramaz..”
“Bu karar, Türk
kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde yer
vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk
kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını,
evdeki medeni mevkiini salahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her
safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasi hayatla,
Belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu sefer de
milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü
elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin birçoğunda, kadından
esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu
salahiyet ve lihakatle kullanacaktır”.
Cumhurbaşkanı Atatürk, Ankara
Türkkuşu'nda
Sabiha Gökçen ile birlikte (1937)
"Kadınlık
meselesinde dış görünüş ve kıyafet ikinci derecededir. Asil
mücadele alanı, kadınlarımız için görünüş ve kıyafette başarıdan
daha çok, asıl başarılı olunması gereken alan ışıkla, kültürle,
gerçek faziletle süslenmek ve donanmaktır. Ben saygıdeğer
hanımlarımızın Avrupa kadınlarından daha aşağıda kalmayacak,
tersine pek çok yönlerde onların üstüne çıkacak ışık ve kültürle
donanacaklarına kesinlikle kuşku duymayan ve buna kesinlikle
emin olanlardanım."
“Erkekleri kadar
kahraman kadınlara sahip olan bu ulus için artık boyunduruk
altında yaşamak mevzu bahis olamaz”.
Atatürk' ün,
çağı ve değişeni değil, değişecek zamanı milletine göstermesi,
kadın hakları ve kadın-erkek eşitliği konularında, "BM İnsan
Hakları Evrensel Bildirisi", "İnsan Hakları Sözleşmesi" gibi
konular, daha insanlık tarihinin ufkunda bile görünmemişken Türk
Kadınına, haklarını vermesinin değeri daha iyi anlaşılır.
Bağımsızlık mücadelesi yapan ülkeler nasıl Atatürk' ü örnek bir
lider almışlarsa, kadın hakları uğruna uğraş ve savaş verenler
de, onu bir devrimci olarak aynı şekilde örnek almak
durumundadırlar. Çünkü bütün insanlık tarihi boyunca, tarihin
hiçbir döneminde, hiçbir lider kadın hakları konusunda Atatürk
kadar önsezili ve öngörüşlü olmamış, onun kadar uğraş ve savaş
vermemiştir. Ne mutlu bir Atatürk yetiştiren Türk kadınına, ne
mutlu O'na sahip olan Türk milletine...

i
Ama Eskimeyen M
Alp Oray'a
teşekkürlerimizle
Denizce
 |