Denizce
  e-mail
denizce@denizce.com
 





Ahmet Taner Kışlalı
Ataol Behramoğlu
Attila İlhan
Aziz Nesin
Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Behçet Necatigil
Cahit Sıtkı Tarancı
Can Yücel
Edip Cansever
Faruk Nafiz Çamlıbel
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Halide Edip Adıvar
Halikarnas Balıkçısı
Mevlana
Nazım Hikmet
Necati Cumalı
Neyzen Tevfik
Orhan Kemal
Orhan Veli
Ömer Hayyam
Özdemir Asaf
Rıfat Ilgaz
Uğur Mumcu
Yahya Kemal Beyatlı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Yazarlarımız   

  Ataol Behramoğlu 

 

 

13 Nisan 1942’de Çatalca'da doğdu. İlk öğrenimini Kars ve Çankırı'da; lise öğrenimini Çankırı'da tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi.

Dört yıl (1970-74) İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği'nde yaşadı, öğrenimini sürdürdü.

İsmet Özel'le Halkın Dostları, Nihat Behram'la Militan dergilerini çıkarıp yönetti.

Şehir Tiyatrolarında dramaturgluk (1974-1980), kısa bir süre Adam Yayınevi'nde danışmanlık yaptı.

1982 yılında Barış Derneği Davası nedeniyle on ay tutuklu kaldı.

1984 yılında gittiği Fransa'da Sorbonne Üniversitesine bağlı Centre de Poetique Comparee" bölümünde Türk ve Dünya Şiiri üstüne seminerler izledi, çalışmalar yaptı.

1986 Aralık ayında Paris'te A.Behramoğlu yönetiminde Anka adını taşıyan Fransızca bir Türk Yazın ve Sanat Dergisi yayınlanmaya başladı.

 

 

 Eserleri


Şiir Kitapları

1965   Bir Ermeni General

1970   Bir Gün Mutlaka

1974   Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri

1976   Ne Yağmur Ne Şiirler
           (Yeni bir basımı 1981 yılında kovuşturmaya uğrayan ve yazarın bir süre
             gözaltında kalmasına yol açan kitap beraat ederek yeniden yayınlandı)

1978   Kuşatmada

1979   Mustafa Suphi Destanı

1980   Dörtlükler (İlavelerle yeniden basım 1983)

1982   Şiirler (1959-1982)

1983   İyi bir Yurttaş Aranıyor

1985   Kızıma Mektuplar (1985, Almanya; 4. Basım, İstanbul 1991)

1987   Eski Nisan

1985   Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum (1985, Almanya; 3. basım İstanbul 1990),

1988   Bebeklerin Ulusu Yok

1993   Sevgilimsin

Tüm şiirlerine Asya Afrika Yazarlar Birliği Lotus 1981 Edebiyat ödülü verilen A. Behramoğlu'nun toplu şiirlerinden bir seçmeler, Şiirler 1959-1982 adıyla 1983 yılında yayınlandı. Bu kitap 1987'de beşinci basımını yaptı. 1991'de toplu şiirlerinin ilk iki cildi Bir Gün Mutlaka ve Yaşadıklarımdan öğrendiğim Bir Şey Var başlıklarıyla yayınlandı.

Çeşitli dillerden yaptığı çeviri şiirlerini Kardeş Türküler (1986) adıyla yayınlayan Behramoğlu'nun özellikle Rus yazınından şiir ve anlatı alanında kitaplaşmış, çok sayıda çevirisi vardır

 

Düzyazı Kitapları

1986   Yaşayan Bir Şiir

1989   İki Ateş Arasında

1990   Nazım’a Bir Güz Çelengi

1991   Mekanik Gözyaşları

1995   Şiirin Dili-Ana Dil

 

Antolojileri

1988   Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi

1997   Dünya Şiiri Antolojisi

 

Çocuk Kitabı

1990   Yiğitler Yiğidi ve Uçan At Masalı

 

Diğer Kitapları

1995   Aziz Nesin’li Fotoğraflar

1996   Başka Gökler Altında

1981   Kardeş Türküler

1992   Lozan

1995   Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar

1997   Şiirin Kanadında Mektuplar

 

 Şiirlerinden...

Aşk İki Kişiliktir

Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir. 

           Bir anı bile kalmamıştır
           Geceler boyu sevişmelerden
           Binlerce yıl uzaktadır
           Binlerce kez dokunduğun ten;
           Yazabileceğin şiirler
           Çoktan yazılıp bitmiştir;
           Ölümdür yaşanan tek başına.
           Aşk, iki kişiliktir 

Avutmaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına.
Aşk, iki kişiliktir. 

           Yitik bir ezgisin sadece
           Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
           Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
           Gece camlara sürtünürken;
           Çünkü hiç bir kelebek
           Tek başına yaşamaz sevdasını,
           Severken hiç bir böcek
           Hiç bir kuş yalnız değildir;
           Ölümdür yaşanan tek başına,
           Aşk, iki kişiliktir.

 

Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Boynu bükük ay çiçeği
Şiirin ve aşkın geleceği 

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Dağ rüzgarı, portakal balı
Alçak gönüllü, hünerli, sevdalı 

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yazgısı kara yazılmış gelin
Kurumuş sütü memelerinin 

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Harlı bir ateş gibi derinde yanan
Haramilerin elinde bulunan 

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Güngörmüş, bilge toprağım
Yunus, Pir Sultan ve Nazım 

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Bozlat, ağıt, halay ve zeybek
Dumanı üstünde ekmek 

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yüzü kırış kırış anam
Ağlayan narım, gülen ayvam 

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Asmaların üstünde gün ışığı
En güzel geleceğin yakışığı 

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Zinciri altında kımıldayan
Bitecek sanıldığı yerde başlayan

 

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği 

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya 

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin 

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına 

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına 

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın 

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı 

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına   
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

 

 

Kaynakça: Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi - Ataol Behramoğlu  

                    http://www.siraze.net

               http://www.biyografi.net