|
Mesleği icabı insan sağlığıyla uğraşan ve onları ölümden
kurtarmaya çalışan Tıbbiyeliler, vatan işgale uğrayınca
müfrezeler kurmuş, Müdafaa-i Hukuk teşkilatlarında başkan veya
üye olmuş ve hatta Kuvayi Milliye emrinde savaşmıştır.
Bilim ve teknolojinin ülkemize yerleşmesinde büyük katkıları
olan Tıbbiye, bağrından çıkan vatansever öğrenci ve hekimler
sayesinde ulusal direnişin en güzel örneklerini vermiştir.
Bu kitapta şimdiye kadar pek yazılmamış bir pencereden
Mustafa Kemal’in yaşam mücadelesini ve arkadaşlık yaptığı,
sırlarını paylaştığı, gizli görev verdiği, Çanakkale ve İstiklal
Savaşı’na katılmış ve Kuvayi Milliye emrinde savaşmış
tıbbiyelilerin gerçek öyküsünü bulacaksınız.
57 yıllık ömrünün 12 yılını cephelerde savaşarak geçiren
Mustafa Kemal’in streslerle dolu yaşamında hastalıklar yakasını
hiç bırakmamış, ancak O bunlara hiç aldırış etmeden ülkesini
bağımsızlığa kavuşturmuştur. Ülkeye adanan bu yaşam süresince
Atatürk’ün 16 yaşında yakalandığı ve uzun süre O’nu rahat
bırakmayan sıtma hastalığı ve arkasından böbrek rahatsızlığı
olmuş daha sonra da kalp krizleri geçirmiş ve sonunda siroz
hastalığına yakalanmıştı. Bu kitapta insan Atatürk’ün yürekleri
titreten yaşam mücadelesini şimdiye kadar yazılmamış bir açıdan
vermeye çalıştım; hem Atatürk’ün bugüne kadar pek az değinilen
düşünür yanına hem de doktorlarla olan ilişkilerine vurgu
yaptım.
Mesleği icabı insan sağlığıyla uğrasan ve onları ölümden
kurtarmaya çalışan Tıbbiyeliler, vatan işgale uğrayınca
Müdafaa-i Hukuk teşkilatlarında başkan veya üye olmuş, gizli
görevle silah temin etmiş, hatta müfrezeler kurarak Kuvayi
Milliye emrinde savaşmıştır. Bazı Tıbbiyeliler, Mustafa Kemal’in
emri üzerine, Meclis’te görev yapmak için hemen Ankara’ya
koşmuş, bazıları da İstanbul’dan Anadolu’ya kaçarak Kurtuluş
Savaşı’na katılmıştır.
Tıbbiye, vatan işgale uğrayınca ulusal direnişin en güzel
örneklerini vermiş ve işgale karşı İstanbul’da yapılan
mitinglerin öncüsü olmuştur. Kuruluşundan itibaren bilim ve
teknolojinin ülkemize yerleşmesinde büyük katkıları olan
Tıbbiye, bağrından çıkan vatansever öğrenci ve hekimler
sayesinde işgal yıllarında bağımsızlık ateşinin alevlendiği bir
ocak olmuştur.
Osmanlı döneminden itibaren ülkemize her yeniliğin girişi
Türk Silahlı Kuvvetleri ve Tıbbiye sayesinde oldu ve halen de bu
iki güzide kurumumuz çağdaş anlamda Batı ile boy ölçüşecek
özelliklerini devam ettirmektedir. Mustafa Kemal Atatürk, 1922
yılında bir gece sabah saat üçe kadar Halide Edip ve Dr. Adnan
Adıvar’la Türkiye’nin gelecek günlerdeki modernleşmesini
konuşurlarken Dr. Adnan Adıvar’a şöyle der:
‘’- Adnan, sen Tıbbiye ile Ordunun en önce garplılaşmasından
dolayı ilerlediğini söylerdin. Biz şimdi bütün memleketi
garplılaştıracağız.’’
Refet Paşa da Tıbbiyelilerin mücadelesini takdir ettiğinden
İstanbul’un kurtuluşunda Tıbbiye’ye gelerek öğrencilere şöyle
seslenmiştir:
‘’Böyle bir fakülteye sahip olmak yalnız bu milletin tekeli
altındadır. Nasıl ki yeryüzünün en yüce milleti Türk ise
yeryüzünün en cesur gençleri de sizlersiniz. Gıpta ile
söylüyorum, ben sizin cesaretiniz önünde eğilmek istiyorum.
Tıbbiyeliler uzun senelerden beri pek çok şeyler için öldü.
Bu milletin tüm halkının canı sürüklenirken tek isyan sesi bu
ocaktan yükselmiştir’’
|