|
HAFTANIN
SORUSU :
- “NASILSINIZ?”
- “…………………...”
CEVABIN SEÇİMİ SİZİN…
Jerri, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi
her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey
bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile, "Bu adam
bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?" diye. Birisi nasıl
olduğunu sorsa "Bomba gibiyim."Diye yanıt verirdi hep. "Bomba
gibiyim..." Jerri doğal bir motivasyoncuydu.
Yanındaki insanlardan biri o gün, kötü bir gündeyse, Jerri
yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı. Bu
tarzı fena halde düşündürüyordu beni. Bir gün Jerr'ye gittim
"Anlayamıyorum." Dedim. "Nasıl oluyor da, her zaman, her koşulda
bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun? Nasıl başarıyorsun
bunu? "Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerri bugün iki
seçimin var. Havan ya iyi olacak ya da kötü derim. Her zaman
havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda yine iki
seçimim var. Kurban olmak ya da ders almak. Ben başıma gelen
kötü şeylerden ders almayı seçerim. Birisi bana bir şeyden
şikayete geldiğinde, yine iki seçimim var. Şikayetini kabul
etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek. Ben olumlu
yanlarını göstermeyi seçerim."Yok yahu" diye dalga geçtim."Bu
kadar kolay yani" "Evet...Kolay..." dedi Jerri. "Hayat
seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her
durumda nasıl davranacağını seçersin. Sen insanların senin
tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin. Sen havanın,
tavrının iyi ya da kötü olmasını seçersin. Yani sen hayatını
nasıl yaşayacağını seçersin." Jerri'nin sözleri beni oldukça
etkiledi. Onu uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz
olaylara dövünmek olumlu seçimler yaptığımda hep onu hatırladım.
Yıllar sonra Jerri'nin başına çok talihsiz bir olay geldi.
Soygun için gelen hırsızlar Jerri'yi delik deşik etmişler.
Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.
Taburcu edildiğinde kurşunların bazıları hala vücudundaymış. Ben
onu olaydan altı ay sonra gördüm. "Nasılsın?" diye sorduğumda
"Bomba gibi" dedi. "Bomba gibi" "Olay sırasında neler hissettin
Jerri?" dedim. "Yerde yatarken iki seçimim var diye düşündüm. Ya
yaşamayı seçecektim ya ölümü. Ben yaşamayı seçtim." "Korkmadın
mı? Şuurunu kaybetmedin mi?" "Ambulansla gelen sağlık
görevlileri harika insanlardı. Bana hep iyileşeceksin merak
etme." Dediler. Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla
sürerken doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce
ilk defa korktum. Bu gözler bana "Bu adam ölmüş" diyordu. "Bir
şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım.""Ne
yaptın?" diye merakla sordum. "Kocaman bir hemşire yanıma
yaklaştı ve bağırarak her hangi bir şeye ihtiyacım olup
olmadığını sordu. 'Evet' diye yanıt verdim." "Var" Doktorlar ve
hemşireler merakla sustular. Derin bir nefes alarak kendimi
topladım ve bağırdım. "Benim kurşunlara alerjim var!.." Doktor
ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım. "Ben yaşamayı
seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi
değil." Jerri, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde
değil, kendi olumlu tavrının da büyük katkısı ile yaşadı.
Yaşaması bana yeni bir ders oldu. Her gün hayatımızı dolu dolu
yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim ve
her şeyin kendi seçimlerimize bağlı olduğunu.
Bu yazıyı okudunuz. Şimdi iki seçiminiz var:
1. Unutup gitmek,
2. Yazıyı dikkate alıp kesip saklamak, arkadaşlarınıza
göndermek.
Francie Baltazar Schartz'ın yazısını okuduktan sonra düşündüm,
iki seçimim vardı:
1. Çöpe atmak,
2. Birileriyle paylaşmak
Ben seçimimi yaptım sizlerle paylaşıyorum .
Ayşe Demetçi

|