| |
Sevgili Dostlar,
Notlara başlamadan önce herkesin bayramını en içten
dileklerimizle kutlarız. Umarız güzel bir tatil geçirirsiniz ve
hayvanlara sevgi ile yaklaşırsınız. :-))
Yeni yılın ilk ayını ardımızda bırakırken, yine acı, tatlı
bir sürü anıyı da yanımıza aldık ve yolumuza devam ediyoruz.
Umut doluyuz ve her gün bir kez daha bulunduğumuz ortama
alışıyor ve bunu adım adım farkediyoruz. Çok garip ama sevimli
bir yaşam yolculuğu bu.. Neden mi? Çünkü, her gün yeni
sürprizler çıkarıyor karşımıza, zaman zaman beklemediğimiz,
tanımadığımız!.. Şaşırıyor, izliyor, gözlemliyor, yorumluyor ve
hazmediyoruz, kısacası öğreniyoruz. Her gün yep yeni bir dolu
şey..
-
Ocak ayının ortalarına doğru Kanada bize kışın soğuk yüzünü
gösterdi, öyle bir gayretliydi ki, ısının (ya da soğuğun mu
demeliyim?) -40 lara kadar düştüğü, sokakta yürümenin işkence
olduğu günler yaşadık... Bu günlerde sokakta yürümek işkence
olurken, vücut ısımız düşmeye başladığında kendimizi ilk
köşedeki kahveci dükkanına atarak ısınmanın ve bir hot
chocholat içmenin dayanılmaz mutluluğunu yaşadık.. Zıt uçları
aynı anda deneyimlemek insanı mutlu ediyormuş, bunu öğrendik.
İlk günlerde -35 ve -40 larda içimize giydiğimiz yün
çamaşırları, -15 lerde giymemeye başladık. O günler artık o
kadar da soğuk gelmez oldu.. Burnumuz ve yanaklarımız hep
kırmızıydı bu ay boyunca, soğukta yanıp kızarıyor, sıcağı
görünce daha da kızarıyordu !
Özellikle okul otobusünün sabah seferi için altıda kalkmak,
-40 derecenin ilk tokadıyla sersemleyip, rüzgarla azmış soğuk
tarafından ısırılmak, yolun kar ve buzuna ilk basan kişi
olmanın sevincini (!) taa iliklerine kadar hissetmek.. iki
saat kadar otobüs kullandıktan sonra, otobüsün iç ısısının
ancak -15 dereceye kadar çıkmış olduğunu her bir uzuv ve
eklemle deneyimlemek.. dayanılmaz bir keyifti bu ay..
Yollarda kalmadık, üniversitelerin bir kaçı 1 gün kapandı, ama
tüm ilk okullar açıktı, trafik pratik zekadan yoksun Çinliler
olmasa yavaşlamayacaktı bile, buna rağmen kentin bir ucundan
öbür ucuna sadece 1 saat farketti
-
Somon Balığı Rezaleti: Çiftliklerde üretilen somon
balıklarının (burada atlantik somonu diye satılıyor)
beslenmesinde kullanılan maddelerin somon balıklarında birikme
yaptığı ve ayda bir kereden fazla yenmesinin sağlık için
sakıncalı olduğu anlaşıldı. Doğal ortamda yaşayanlar (Pasifik
Somonları) ise tehlikesiz. Yani pembe somondan uzak
duruyorsunuz. Ya da hayatınızı riske atıyorsunuz. Denizden
babanız cıksa yiyebilirsiniz ama çiftlik somonlarını yemeseniz
iyi olur...
-
Amerika gene imkansızı başardı. İlk madcow olayının ardından
daha saatler geçmişken Amerikan tarafı bu inekler Kanada'dan
gelmişti dedi ve dna testi ile bunu kanıtladığını açıkladı.
Kanada tarafından önce hiç ses çıkmadı ve 1 hafta sonra Kanada
Hükümeti olayı doğruladı. (nedeninden emin değilim; rüşvet
almış, tehdit edilmiş ya da Amerikalılardan cazip bir
kompansasyon almış olabilirler. İnekleri sattığı iddia edilen
çiftçi televizyonda ineğin kardeşlerinin sağlıklı olduğunu ve
Amerika'dan almış olduğu yemlerin hastalıklı olabileceğini bu
yemleri almayı bir sene önce bıraktığını açıkladı. Ama
gürültüden pek dikkat çektiğini sanmıyoruz.)
-
Soğuk -15'e ulaşınca homelesslere gün doğdu. Hepsini geceleri
toplayıp sığınma evlerine aldılar. -14 derecede sokakta
yatmalarına izin veriliyor ve geceleri sıcak çorba, battaniye
ve uyku tulumu servisi yapılıyor.
-
Bizim bu seneki Toronto Boat Show biraz kısa sürdü. Dediğim
gibi konferans dinlemekten standların tamamını gezemedik.
Güya dünyanın en büyük kapalı havuzlu fuarıydı. Burada her şey
zaten dünyanın en... şeklinde ifade ediliyor. Bunu bir reklam
konusu haline getirmişler. Gerçek olmasa da söylüyorlar. Her
neyse, derinliği 40-50 cm olan bir havuzda genelde küçük boy
dingiler ve sürat tekneleri yerleştirilmişti.
Fuarın büyük bölümü malzeme satışına ayrılmıştı. Bizdekinden
farklı olarak geniş bir kayaking, kanoing, sörfing ve
paddaling kısmı vardı. Özellikle balıkçılık malzemeleri çok
genişti.
Lüks motoryat yoktu. Bizdeki gibi klasik boatlar yoktu. Birkaç
marina, birkaç yatçılık kulübü ve bol bol dıştan takma motor
vardı. Bizdeki gibi motorcular kendilerini iyi pazarlıyorlar.
Tek enteresan nokta Johnson'ların eski modelleri burada hala
satılıyor.
Bize göre bir başka farklılık kimsesiz çocuklar yararına bir
açık artırma yapılması ve firmalardan alınan malzemelerin
burada satılmasıydı.
Yelkencilerden Benetteau, Jeanneau, Hansa, Dufour, Catalina,
Hunter vardı. Biz en çok vaktimizi onlara ayırdık.
Daha detaylı bilgi için:
http://www.discoverboating.com/boatshows/toronto/home.asp 'a bakılabilir...
Tabii bir de sana daha önce bahsettiğim seminerler vardı.
Seminerler için ayrılan yer fuar alanının ortasındaydı.
Oldukça geniş bir yerdi ve güzel bir seslendirme ve
projeksiyon sistemi vardı. Güzel koltuklarda oturup rahat
rahat bir Kanada'lının Akdenizin en temiz ve güzel suları
olarak Türkiye'yi anlatmasını izledik.
Bu arkadaşlar (karı- koca Aubrey & Judy Millard) Toronto'dan
Veleda IV (Ontario 32') isimli tekneleri ile yola çıkıp (tekne
şu anda İstanbul'da) Missishippi nehrinden Amerika'nın
ortasından geçerek Meksika Körfezine inmişler. Karaipleri,
İrlanda ve İngiltere'yi gezip bu Londra'da kanallara girmek
anlamına geliyor. İngiliz Kanalını geçip Seine nehrine girerek
Paris'te Notre Dame'a 1 km mesafede bir marinada kaldıktan
sonra Akdenize çıkmışlar. İtalya, Adriyatik, Yunan adalarını
kısaca geçtikten sonra Türkiye'ye geliyorlar. Gelişlerini
bizim Doğu Akdeniz Rallisine ayarlayıp bir de ona katılmışlar.
Ralli sonunda da Antalya kıyılarını gezip kışı Kemer'de
geçirmişler. Tekneyi orada bırakıp geri dönmüşler. Ertesi
bahar ve yazı gene oralarda geçirdikten sonra Karadeniz'e
çıkmak üzere İstanbul'a gelmişler. Mart ayında İstanbul'a geri
dönüp yolculuğa başlayacaklar....
Biz onları anlatırken onlarla beraber Doğu Akdeniz Rallisine
katıldık. İstanbul'u, Ege ve Akdeniz kıyılarını şöyle canlı
canlı slide karelerinde gezdik. Şöyle söylemek daha doğru.
Yunanistan'da tek slide Akrapolis, Mısır'da tek Slide
piramitler Baalbek'ten birkaç Slide ve gerisi tamamen Türkiye
idi. Zaten adam da en iyi tarihsel kalıntıların en zengin
tarihi geçmişin en güzel yerlerin Türkiye'de olduğunu ısrarla
söyledi. Hatta Yunanistan'dakileri bu güzellikler yanında yok
saydı. El değmemişlik konusunu özellikle vurguladı. Marina
hizmetlerinin güzelliğinden yemeklerden ve noel babanın doğum
yerinden bile bahsetti. Antalya civarındaki tarihi yerleri tek
tek anlattı.
Kısaca, adam bizim oraları ve insanları sevmiş. Bizim bile
ağzımız sulandı. Ayrıca, Doğu Akdeniz Rallisinde Türkiye'nin
Sahil Güvenliğini öve öve bitiremedi. Yani böyle birkaç adam
daha çıksa, turizm tanıtımı yapmamıza gerek kalmayacak.
Yolculuğun ayrıntıları için
http://www.searoom.com/veleda/index.html 'a bakılabilir.
Bu çift yaklaşık 5 yıldır 32 feetlik teknelerinde yaşıyorlar
ve tüm yolculuklarını da bu tekne ile yapmışlar.
Diğer teknede yaşayan insanlar gibi bir daha karada yaşamak
istemiyorlar. Bu nedenle de buradaki evlerini satıp parasını
bankaya yatırmışlar. Teknede hayatın daha ucuz ve zevkli
olduğunu söylüyorlar.
Meraklılarına duyurulur...:-))
Ne diyelim darısı tüm isteyenlerin başına....
-
Burada 407 olarak adlandırılan bir otoban var. Eskiden
Ontario Hükümetine aitken bütçe açığı yüzünden özelleştirilen
bir yol. Bizdeki paralı yollar gibi. Özelleştirirken güya bir
koşul konmuş yıllık enflasyon +%2 zam yapılabilir her yıl
diye. Son 2 yılın toplam enflasyonu %4 ve bu yola yapılan zam
oranı da %230. Bunun nasıl olabildiğini devlet de anlamış
değil. İşletmeci şirket başka bir maddeye dayanarak zam
yaptığını iddia ediyor. Bu maddeye göre işletmeci geçiş yapan
araç sayısı arttıkça zam yapabiliyormuş. Çünkü amaç para
ödeyenlere trafik sıkışıklığı olmayan bir yol sunmakmış???
Tartışma halen devam ediyor. Siz bizim karayollarına bundan
bahsetmeyin.
-
Ontario Hükümeti bir önceki hükümetten 5.6 milyar dolarlık
bütçe açığı devraldığını açıkladıktan sonra seçim vaadleri
olan vergileri artırmayacağız taahhüdüne bağlı kalabilmek için
her yolu denemeye başladı. İlk bütçe onarıcı önlem olarak
normal görünümlü arabalara yerleştirilen foto radarlar devreye
girdi. Böylece yolda giderken arkanızdaki araba sizi
radarlıyor ve evinize ceza geliyor. İtiraz vb yok. Mahkemeye
verebilirsin. Duruşma günü 4-8 ay içinde geliyor. Bu süre
içinde cezayı dondurabiliyorsun. Seni yakalayan polis
duruşmaya gelmez ise dava otomatik düşüyor. Yani yeni uygulama
mahkeme sürelerini epey uzatacağa benzer...
-
Yerli malı yerli malı herkes onu kullanmalı. Canadian Auto
Workers Union "buy domestic" kampanyası başlattı. GM, Ford,
Daimler Chrysler alın yabancı arabaları almayın diyorlar. "buy
and drive domestic, not imported vehicles"
Yerli arabaların pazar payları % 57 ve her sene % 3 düşüyor.
Otomotiv sektörü Kanada ekonomisinin ana damarlarından biri.
Kanada'da tüm calışanların 7 de Ontarioda çalışanların 6 da
biri bu sektörde çalışıyor.
-
Julian Fantino; Toronto Emniyet Müdürü habire sevgili
polislerini abuk sabuk bahanelerle korumaya çalışıyor.
Polislerin gereksiz yere güç kullanmak, ırkçılık, rüşvet,
soygun, para gaspetme gibi suçlarını "benim polisim hırsızlık
yapıyor dedirtemezsiniz bana" seklindeki orjinal! yöntemi ile
savunuyor. Bu bizim kendimizi evimizde hissetmemizi sağlıyor.
Sağolsun.
-
Kanada'yı oluşturan tüm eyaletlerin bütçeleri açık veriyor.
Sadece Alberta'da bütçe fazlası var.Çünkü Alberta Kanada'nın
Texas'ı. Petrol oradan çıkıyor. Hani uzun vadede gitmeyi
düşünmüyor değiliz. Hem köpek kızağı da yapılabiliyor.
-
Çinliler British Colombia eyaletinde kendilerini evlerinde
hissediyorlarmış. Daha önce de değinmiştim galiba BC
çinlilerin çinden sonra çoğunlukta oldukları tek yer olabilir?
-
Çin maymun yılına 22 ocakta girdik, hayırlı olsun. Çinden
sonra en büyük kutlama Kanada'da yapıldı. Bu yılın özelliğinin
bolluk ve zenginlik olduğu ve kazançların yüksek olacağı
söyleniyor. Yağmur yağarken küpünüzü doldurun.
Benim işe gidiş yolumun üzerindeki tapınak yüzünden kentin
kuzeyine giden yollar kapandı. Çünkü tüm çinliler arabaları
ile tapınağa girmeye çalıştılar. Giremediler tabii ama yolları
tıkamayı becerdiler.
-
Burada tüketilen hamurlu mamüller ve pek çok gıda maddesine
raf ömrünü uzatmak için özel hidrojenize yağlar konduğu ortaya
çıkarıldı. Hükümet 2006' yılında tüm gıda maddelerinin
üzerinde trans fat miktarlarının belirtilmesini zorunlu koştu.
O zamana kadar hazır gıdaları tüketmek için cesur olmak
gerekiyor. Özellikle patates cipsi ve patlamış mısırda dehşet
transfat varmış. McDonalds transfat tüketimini sıfırladığını
iddia ediyor?
Biz kendi ekmeğimizi yapıyor ve tüm etiketlere dikkatle
bakıyoruz. Doğal mallara dönüş tüm hızıyla devam ediyor.
-
CNBC-E'de de yayınlanan Friends dizisinin sonu geliyor artık.
2 saatlik son bolüme herkes hazırlanıyor. Burada tıpkı Aman
Çocuklar Duymasın dizisi gibi tüm kanallarda temcit pilavı
gibi yayınlanıyor. Burada biz biraz daha şanslıyız. Dizi
yaklaşık on yıldır üretildiği için biz aynı bölümü iki kez pek
izleyemiyoruz.
-
The Company, Cold Mountain ve Big Fish bu aralarda oynuyor.
Filmlerin iyi olduğunu göstermek için "two thumbs up" iki
başparmak yukarı şeklinde tercüme edebilecek bu deyim Süper
film anlamında kullanılıyor. "Two hairy thumbs up !!"
şeklindeki versiyonu ile de karşılaştık. İlginç olan şey
burada vizyona giren her film yılın en iyi filmi olarak
adlandırılıyor. Kandırılıyor muyuz ne??
-
Kar fırtınası 27 Ocak'ta Toronto'ya ulaştı. 45 cm kar ve
hiçbir yol kapanmadı. Belediye sadece ana yolları temizliyor.
Ara yolları herkes kendisi temizliyor/temizletiyor. Her cipin
önünde bir "plow" (kar küreyici) var ve dükkanlar kendi
otoparklarını, apartmanlar kendi önlerini temizliyor. Herkes
kendi evinin önündeki kaldırımı kendisi temizlemek ya da
temizletmek zorunda. Cezası 105 dolar. Günlük olarak
kesiliyor. İstersen karları küremeyebilirsin. 6 ay x 30 gün x
105 dolar = İflas. No problem
-
Yachting World Ocak sayısında Doğu Akdeniz Yat Rallisi
hakkında yazı var. Türk misavirperverligine övgü düzülmüş.
Hani sevinmedik desek yalan olur. Buralarda ülkemizde yapılan
iyi şeyleri duydukça insan daha bir gururlu oluyor.
Biliyorsunuz buradaki genel kanı bizlerin (kısaca Türkler)
kızılderililerden çok faklı olmadığı yönünde. Birçok kişi hala
Osmanlıların var olduğunu ve başkentin Konstantinopol olduğunu
zannediyor. Biz de Araplar gibi giyinip gezinen bir
topluluğuz. Bizim onlar gibi konuşup giyinmemiz arkadaşlara
enteresan geliyor. Hatta zaman zaman siz Türk değilsiniz
herhalde diyorlar?? Ayşe'yi İrlandalı, Ece'yi Fransız, Cemal'i
de Romanyalı sanıyorlar. Henüz biz de ne olduğumuza karar
veremedik.
-
Ece bu durumu daha da karışık hale getirdi. 29 Ocak'ta yemin
ederek Kanada vatandaşı oldu? Yeminin nasıl edildiğini
söyleyeyim. Kraliçe II Elizabeth'e ve onun soyundan gelenlere
sadık bir teba olacağına 2 dilde yemin etti. İngilizcesini ben
de anladım. Fransızca edilmesi ise ilginçti. Bilmeseniz de
önemli değil bu da resmi dildir siz anladığınız gibi tekrar
edin yeter dediler!!! Yemin edenlerin kişisel haklarına
saldırı sayıldığından resim çekmek yasaktı.
Yemin işi burada nerede ise rutin olmuş. Bu iş için özel
salonlar var. Her hafta bir grup yemin ediyor. Bu kez 80 kişi
vardı.
-
Ayşe ve Cemal de artık PR (daimi ikametgah) kartlarını
aldılar. Böylece TC'ye gidersek Kanada'ya geri dönebileceğiz.
Bu kartları almadan geri dönmemiz mümkün olamıyordu. Yeniden
seyahat etme özgürlüğüne kavuştuk. İlgilenenlere duyurulur.
-
Şu anki Kanada Başbakanı Paul Martin'in oğluna ait olan
şirketin devletten ne kadar teşvik aldığı soruşturulmuş ve ilk
elde Martin bu rakamın yaklaşık 120 bin dolar olduğunu ifade
etmişti. Epey sonra gazeteciler bu rakamın 161 milyon dolar
olduğunu belgelediler. Başbakan "ben de çok şaşırdım" dedi.
"Her halde bana bilgi verenler hatalı bilgi vermişler" dedi.
Valla kendimizi evimizde hissettik. Vatan gibisi yok buraya da
yavaş yavaş içimiz ısınıyor.
Evet bir bülten daha burada sona eriyor. Tüm okuyucularımıza
sevgi ve saygılar...
Amfibian Demetçigiller
Ayşe Demetçi

Şubat 2004
|
|