Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Ayşe M. Demetçi  / Kanada İzlenimleri - VI

Dost Köşesi    

 

  

Sevgili Dostlar,

Notlara başlamadan önce herkesin bayramını en içten dileklerimizle kutlarız. Umarız güzel bir tatil geçirirsiniz ve hayvanlara sevgi ile yaklaşırsınız. :-))

Yeni yılın ilk ayını ardımızda bırakırken, yine acı, tatlı bir sürü anıyı da yanımıza aldık ve yolumuza devam ediyoruz. Umut doluyuz ve her gün bir kez daha bulunduğumuz ortama alışıyor ve bunu adım adım farkediyoruz. Çok garip ama sevimli bir yaşam yolculuğu bu.. Neden mi? Çünkü, her gün yeni sürprizler çıkarıyor karşımıza, zaman zaman beklemediğimiz, tanımadığımız!.. Şaşırıyor, izliyor, gözlemliyor, yorumluyor ve hazmediyoruz, kısacası öğreniyoruz. Her gün yep yeni bir dolu şey..

  1. Ocak ayının ortalarına doğru Kanada bize kışın soğuk yüzünü gösterdi, öyle bir gayretliydi ki, ısının (ya da soğuğun mu demeliyim?) -40 lara kadar düştüğü, sokakta yürümenin işkence olduğu günler yaşadık... Bu günlerde sokakta yürümek işkence olurken, vücut ısımız düşmeye başladığında kendimizi ilk köşedeki kahveci dükkanına atarak ısınmanın ve bir hot chocholat içmenin dayanılmaz mutluluğunu yaşadık.. Zıt uçları aynı anda deneyimlemek insanı mutlu ediyormuş, bunu öğrendik. İlk günlerde -35 ve -40 larda içimize giydiğimiz yün çamaşırları, -15 lerde giymemeye başladık. O günler artık o kadar da soğuk gelmez oldu.. Burnumuz ve yanaklarımız hep kırmızıydı bu ay boyunca, soğukta yanıp kızarıyor, sıcağı görünce daha da kızarıyordu !
    Özellikle okul otobusünün sabah seferi için altıda kalkmak, -40 derecenin ilk tokadıyla sersemleyip, rüzgarla azmış soğuk tarafından ısırılmak, yolun kar ve buzuna ilk basan kişi olmanın sevincini (!) taa iliklerine kadar hissetmek.. iki saat kadar otobüs kullandıktan sonra, otobüsün iç ısısının ancak -15 dereceye kadar çıkmış olduğunu her bir uzuv ve eklemle deneyimlemek.. dayanılmaz bir keyifti bu ay..
    Yollarda kalmadık, üniversitelerin bir kaçı 1 gün kapandı, ama tüm ilk okullar açıktı, trafik pratik zekadan yoksun Çinliler olmasa yavaşlamayacaktı bile, buna rağmen kentin bir ucundan öbür ucuna sadece 1 saat farketti

  2. Somon Balığı Rezaleti: Çiftliklerde üretilen somon balıklarının (burada atlantik somonu diye satılıyor) beslenmesinde kullanılan maddelerin somon balıklarında birikme yaptığı ve ayda bir kereden fazla yenmesinin sağlık için sakıncalı olduğu anlaşıldı. Doğal ortamda yaşayanlar (Pasifik Somonları) ise tehlikesiz. Yani pembe somondan uzak duruyorsunuz. Ya da hayatınızı riske atıyorsunuz. Denizden babanız cıksa yiyebilirsiniz ama çiftlik somonlarını yemeseniz iyi olur...

  3. Amerika gene imkansızı başardı. İlk madcow olayının ardından daha saatler geçmişken Amerikan tarafı bu inekler Kanada'dan gelmişti dedi ve dna testi ile bunu kanıtladığını açıkladı. Kanada tarafından önce hiç ses çıkmadı ve 1 hafta sonra Kanada Hükümeti olayı doğruladı. (nedeninden emin değilim; rüşvet almış, tehdit edilmiş ya da Amerikalılardan cazip bir kompansasyon almış olabilirler. İnekleri sattığı iddia edilen çiftçi televizyonda ineğin kardeşlerinin sağlıklı olduğunu ve Amerika'dan almış olduğu yemlerin hastalıklı olabileceğini bu yemleri almayı bir sene önce bıraktığını açıkladı. Ama gürültüden pek dikkat çektiğini sanmıyoruz.)

  4. Soğuk -15'e ulaşınca homelesslere gün doğdu. Hepsini geceleri toplayıp sığınma evlerine aldılar. -14 derecede sokakta yatmalarına izin veriliyor ve geceleri sıcak çorba, battaniye ve uyku tulumu servisi yapılıyor.

  5. Bizim bu seneki Toronto Boat Show biraz kısa sürdü. Dediğim gibi konferans dinlemekten standların tamamını gezemedik.
    Güya dünyanın en büyük kapalı havuzlu fuarıydı. Burada her şey zaten dünyanın en... şeklinde ifade ediliyor. Bunu bir reklam konusu haline getirmişler. Gerçek olmasa da söylüyorlar. Her neyse, derinliği 40-50 cm olan bir havuzda genelde küçük boy dingiler ve sürat tekneleri yerleştirilmişti.
    Fuarın büyük bölümü malzeme satışına ayrılmıştı. Bizdekinden farklı olarak geniş bir kayaking, kanoing, sörfing ve paddaling kısmı vardı. Özellikle balıkçılık malzemeleri çok genişti.
    Lüks motoryat yoktu. Bizdeki gibi klasik boatlar yoktu. Birkaç marina, birkaç yatçılık kulübü ve bol bol dıştan takma motor vardı. Bizdeki gibi motorcular kendilerini iyi pazarlıyorlar. Tek enteresan nokta Johnson'ların eski modelleri burada hala satılıyor.
    Bize göre bir başka farklılık kimsesiz çocuklar yararına bir açık artırma yapılması ve firmalardan alınan malzemelerin burada satılmasıydı.
    Yelkencilerden Benetteau, Jeanneau, Hansa, Dufour, Catalina, Hunter vardı. Biz en çok vaktimizi onlara ayırdık.
    Daha detaylı bilgi için:
    http://www.discoverboating.com/boatshows/toronto/home.asp 'a bakılabilir...
    Tabii bir de sana daha önce bahsettiğim seminerler vardı. Seminerler için ayrılan yer fuar alanının ortasındaydı. Oldukça geniş bir yerdi ve güzel bir seslendirme ve projeksiyon sistemi vardı. Güzel koltuklarda oturup rahat rahat bir Kanada'lının Akdenizin en temiz ve güzel suları olarak Türkiye'yi anlatmasını izledik.
    Bu arkadaşlar (karı- koca Aubrey & Judy Millard) Toronto'dan Veleda IV (Ontario 32') isimli tekneleri ile yola çıkıp (tekne şu anda İstanbul'da) Missishippi nehrinden Amerika'nın ortasından geçerek Meksika Körfezine inmişler. Karaipleri, İrlanda ve İngiltere'yi gezip bu Londra'da kanallara girmek anlamına geliyor. İngiliz Kanalını geçip Seine nehrine girerek Paris'te Notre Dame'a 1 km mesafede bir marinada kaldıktan sonra Akdenize çıkmışlar. İtalya, Adriyatik, Yunan adalarını kısaca geçtikten sonra Türkiye'ye geliyorlar. Gelişlerini bizim Doğu Akdeniz Rallisine ayarlayıp bir de ona katılmışlar. Ralli sonunda da Antalya kıyılarını gezip kışı Kemer'de geçirmişler. Tekneyi orada bırakıp geri dönmüşler. Ertesi bahar ve yazı gene oralarda geçirdikten sonra Karadeniz'e çıkmak üzere İstanbul'a gelmişler. Mart ayında İstanbul'a geri dönüp yolculuğa başlayacaklar....
    Biz onları anlatırken onlarla beraber Doğu Akdeniz Rallisine katıldık. İstanbul'u, Ege ve Akdeniz kıyılarını şöyle canlı canlı slide karelerinde gezdik. Şöyle söylemek daha doğru. Yunanistan'da tek slide Akrapolis, Mısır'da tek Slide piramitler Baalbek'ten birkaç Slide ve gerisi tamamen Türkiye idi. Zaten adam da en iyi tarihsel kalıntıların en zengin tarihi geçmişin en güzel yerlerin Türkiye'de olduğunu ısrarla söyledi. Hatta Yunanistan'dakileri bu güzellikler yanında yok saydı. El değmemişlik konusunu özellikle vurguladı. Marina hizmetlerinin güzelliğinden yemeklerden ve noel babanın doğum yerinden bile bahsetti. Antalya civarındaki tarihi yerleri tek tek anlattı.
    Kısaca, adam bizim oraları ve insanları sevmiş. Bizim bile ağzımız sulandı. Ayrıca, Doğu Akdeniz Rallisinde Türkiye'nin Sahil Güvenliğini öve öve bitiremedi. Yani böyle birkaç adam daha çıksa, turizm tanıtımı yapmamıza gerek kalmayacak.
    Yolculuğun ayrıntıları için
    http://www.searoom.com/veleda/index.html 'a bakılabilir.
    Bu çift yaklaşık 5 yıldır 32 feetlik teknelerinde yaşıyorlar ve tüm yolculuklarını da bu tekne ile yapmışlar.
    Diğer teknede yaşayan insanlar gibi bir daha karada yaşamak istemiyorlar. Bu nedenle de buradaki evlerini satıp parasını bankaya yatırmışlar. Teknede hayatın daha ucuz ve zevkli olduğunu söylüyorlar.
    Meraklılarına duyurulur...:-))
    Ne diyelim darısı tüm isteyenlerin başına....

  6. Burada 407 olarak adlandırılan bir otoban var. Eskiden Ontario Hükümetine aitken bütçe açığı yüzünden özelleştirilen bir yol. Bizdeki paralı yollar gibi. Özelleştirirken güya bir koşul konmuş yıllık enflasyon +%2 zam yapılabilir her yıl diye. Son 2 yılın toplam enflasyonu %4 ve bu yola yapılan zam oranı da %230. Bunun nasıl olabildiğini devlet de anlamış değil. İşletmeci şirket başka bir maddeye dayanarak zam yaptığını iddia ediyor. Bu maddeye göre işletmeci geçiş yapan araç sayısı arttıkça zam yapabiliyormuş. Çünkü amaç para ödeyenlere trafik sıkışıklığı olmayan bir yol sunmakmış??? Tartışma halen devam ediyor. Siz bizim karayollarına bundan bahsetmeyin.

  7. Ontario Hükümeti bir önceki hükümetten 5.6 milyar dolarlık bütçe açığı devraldığını açıkladıktan sonra seçim vaadleri olan vergileri artırmayacağız taahhüdüne bağlı kalabilmek için her yolu denemeye başladı. İlk bütçe onarıcı önlem olarak normal görünümlü arabalara yerleştirilen foto radarlar devreye girdi. Böylece yolda giderken arkanızdaki araba sizi radarlıyor ve evinize ceza geliyor. İtiraz vb yok. Mahkemeye verebilirsin. Duruşma günü 4-8 ay içinde geliyor. Bu süre içinde cezayı dondurabiliyorsun. Seni yakalayan polis duruşmaya gelmez ise dava otomatik düşüyor. Yani yeni uygulama mahkeme sürelerini epey uzatacağa benzer...

  8. Yerli malı yerli malı herkes onu kullanmalı. Canadian Auto Workers Union "buy domestic" kampanyası başlattı. GM, Ford, Daimler Chrysler alın yabancı arabaları almayın diyorlar. "buy and drive domestic, not imported vehicles"
    Yerli arabaların pazar payları % 57 ve her sene % 3 düşüyor. Otomotiv sektörü Kanada ekonomisinin ana damarlarından biri. Kanada'da tüm calışanların 7 de Ontarioda çalışanların 6 da biri bu sektörde çalışıyor.

  9. Julian Fantino; Toronto Emniyet Müdürü habire sevgili polislerini abuk sabuk bahanelerle korumaya çalışıyor. Polislerin gereksiz yere güç kullanmak, ırkçılık, rüşvet, soygun, para gaspetme gibi suçlarını "benim polisim hırsızlık yapıyor dedirtemezsiniz bana" seklindeki orjinal! yöntemi ile savunuyor. Bu  bizim kendimizi evimizde hissetmemizi sağlıyor. Sağolsun.

  10. Kanada'yı oluşturan tüm eyaletlerin bütçeleri açık veriyor. Sadece Alberta'da bütçe fazlası var.Çünkü Alberta Kanada'nın Texas'ı. Petrol oradan çıkıyor. Hani uzun vadede gitmeyi düşünmüyor değiliz. Hem köpek kızağı da yapılabiliyor.

  11. Çinliler British Colombia eyaletinde kendilerini evlerinde hissediyorlarmış. Daha önce de değinmiştim galiba BC çinlilerin çinden sonra çoğunlukta oldukları tek yer olabilir?

  12. Çin maymun yılına 22 ocakta girdik, hayırlı olsun. Çinden sonra en büyük kutlama Kanada'da yapıldı. Bu yılın özelliğinin bolluk ve zenginlik olduğu ve kazançların yüksek olacağı söyleniyor. Yağmur yağarken küpünüzü doldurun.
    Benim işe gidiş yolumun üzerindeki tapınak yüzünden kentin kuzeyine giden yollar kapandı. Çünkü tüm çinliler arabaları ile tapınağa girmeye çalıştılar. Giremediler tabii ama yolları tıkamayı becerdiler.

  13. Burada tüketilen hamurlu mamüller ve pek çok gıda maddesine raf ömrünü uzatmak için özel hidrojenize yağlar konduğu ortaya çıkarıldı. Hükümet 2006' yılında tüm gıda maddelerinin üzerinde trans fat miktarlarının belirtilmesini zorunlu koştu. O zamana kadar hazır gıdaları tüketmek için cesur olmak gerekiyor. Özellikle patates cipsi ve patlamış mısırda dehşet transfat varmış. McDonalds transfat tüketimini sıfırladığını iddia ediyor?
    Biz kendi ekmeğimizi yapıyor ve tüm etiketlere dikkatle bakıyoruz. Doğal mallara dönüş tüm hızıyla devam ediyor.

  14. CNBC-E'de de yayınlanan Friends dizisinin sonu geliyor artık. 2 saatlik son bolüme herkes hazırlanıyor. Burada tıpkı Aman Çocuklar Duymasın dizisi gibi tüm kanallarda temcit pilavı gibi yayınlanıyor. Burada biz biraz daha şanslıyız. Dizi yaklaşık on yıldır üretildiği için biz aynı bölümü iki kez pek izleyemiyoruz.

  15. The Company, Cold Mountain ve Big Fish bu aralarda oynuyor. Filmlerin iyi olduğunu göstermek için "two thumbs up" iki başparmak yukarı şeklinde tercüme edebilecek bu deyim Süper film anlamında kullanılıyor. "Two hairy thumbs up !!" şeklindeki versiyonu ile de karşılaştık. İlginç olan şey burada vizyona giren her film yılın en iyi filmi olarak adlandırılıyor. Kandırılıyor muyuz ne??

  16. Kar fırtınası 27 Ocak'ta Toronto'ya ulaştı. 45 cm kar ve hiçbir yol kapanmadı. Belediye sadece ana yolları temizliyor. Ara yolları herkes kendisi temizliyor/temizletiyor. Her cipin önünde bir "plow" (kar küreyici) var ve dükkanlar kendi otoparklarını, apartmanlar kendi önlerini temizliyor. Herkes kendi evinin önündeki kaldırımı kendisi temizlemek ya da temizletmek zorunda. Cezası 105 dolar. Günlük olarak kesiliyor. İstersen karları küremeyebilirsin. 6 ay x 30 gün x 105 dolar = İflas. No problem

  17. Yachting World Ocak sayısında Doğu Akdeniz Yat Rallisi hakkında yazı var. Türk misavirperverligine övgü düzülmüş. Hani sevinmedik desek yalan olur. Buralarda ülkemizde yapılan iyi şeyleri duydukça insan daha bir gururlu oluyor. Biliyorsunuz buradaki genel kanı bizlerin (kısaca Türkler) kızılderililerden çok faklı olmadığı yönünde. Birçok kişi hala Osmanlıların var olduğunu ve başkentin Konstantinopol olduğunu zannediyor. Biz de Araplar gibi giyinip gezinen bir topluluğuz. Bizim onlar gibi konuşup giyinmemiz arkadaşlara enteresan geliyor. Hatta zaman zaman siz Türk değilsiniz herhalde diyorlar?? Ayşe'yi İrlandalı, Ece'yi Fransız, Cemal'i de Romanyalı sanıyorlar. Henüz biz de ne olduğumuza karar veremedik.

  18. Ece bu durumu daha da karışık hale getirdi. 29 Ocak'ta yemin ederek Kanada vatandaşı oldu? Yeminin nasıl edildiğini söyleyeyim. Kraliçe II Elizabeth'e ve onun soyundan gelenlere sadık bir teba olacağına 2 dilde yemin etti. İngilizcesini ben de anladım. Fransızca edilmesi ise ilginçti. Bilmeseniz de önemli değil bu da resmi dildir siz anladığınız gibi tekrar edin yeter dediler!!! Yemin edenlerin kişisel haklarına saldırı sayıldığından resim çekmek yasaktı.
    Yemin işi burada nerede ise rutin olmuş. Bu iş için özel salonlar var. Her hafta bir grup yemin ediyor. Bu kez 80 kişi vardı.

  19. Ayşe ve Cemal de artık PR (daimi ikametgah) kartlarını aldılar. Böylece TC'ye gidersek Kanada'ya geri dönebileceğiz. Bu kartları almadan geri dönmemiz mümkün olamıyordu. Yeniden seyahat etme özgürlüğüne kavuştuk. İlgilenenlere duyurulur.

  20. Şu anki Kanada Başbakanı Paul Martin'in oğluna ait olan şirketin devletten ne kadar teşvik aldığı soruşturulmuş ve ilk elde Martin bu rakamın yaklaşık 120 bin dolar olduğunu ifade etmişti. Epey sonra gazeteciler bu rakamın 161 milyon dolar olduğunu belgelediler. Başbakan "ben de çok şaşırdım" dedi. "Her halde bana bilgi verenler hatalı bilgi vermişler" dedi.  Valla kendimizi evimizde hissettik. Vatan gibisi yok buraya da yavaş yavaş içimiz ısınıyor.

Evet bir bülten daha burada sona eriyor. Tüm okuyucularımıza sevgi ve saygılar...

 

Amfibian Demetçigiller
 

Ayşe Demetçi

Şubat 2004