-
Öyle
gözüküyor ki bu sefer burada değil orada kış daha ciddi.
Nedendir bilinmez ama İstanbul'da daha fazla kar fırtınası
olmaya başladı. Yani en azından soğuklardan kurtulduk. Hani
bir öykü vardı. Adamın biri Kanada’da ilk kışını geçirirken
ilk kar yağışına çok sevinmiş. Sonraki gün ve sonraki
gün....en sonunda zıvanadan çıkmış.... Yani, şimdi hikayeyi
İstanbul versiyonu ile söylemek mümkün. Diyeceksiniz ki geyik
eksik... Onu da köprüyü taksi ile geçen ve karşılığında 250
milyon ödeyen arkadaşlara soralım isterseniz...
Son Durum: Havalar son iki haftadır harika. Burada görülmemiş
bir şekilde + 12 bile oldu. İnsanlar buzlar eriyor skating
yapamıyoruz diye şikayet etmeye bile başladılar... Karlar ve
buzlar pek cok yerde erimeye basladı, büyük yığınları da
geceleri kamyonlarla temizliyorlar.. sanki burada kış hiç
olmamış gibi, neyse ki park yerlerinde kar dağları duruyor da
kış olduğunu hatırlıyoruz..
-
Conan O'Brien
- Late Night Talk Show'un çekimlerinin 1 hafta için Toronto'da
yapılması tam bir olay oldu. Daha adam gelmeden 1 ay önce
reklamları başlamıştı. Toronto'daki her televizyon her radyo
adam ile röportajlar yaptı. Belediye başkanı kendini fahri
hemşeri ilan etti ve Conan'a kentin anahtarını verdi. Conan da
tuttu frankofonlar (Fransızca konuşan Kanada'lı ya da
Quebec'te yaşayan Kanada'lılar) hakkında birkaç ağır şaka
yaptı. Kuzey Amerika'da yaşayıp dil bilmeyenler, ayrımcılar vb
gibi. Şimdi Quebec'te herkes hükümet sponsorluğundaki bir
şovda böyle şeyler nasıl söylenir diye tartışıyor
-
Politikacıların corrupt oldukları yani nazikçe bozulduklarını
burada herkes kabul etmiş durumda. (Bizim için şok...Biz bunu
azgelişmişliğe bağlardık...Demekki başka nedenleri de varmış.)
Yeni bir skandal oldu. Liberallerin kendilerini destekleyen
bazı medya gruplarına sponsorluk yaptıkları ve bu yolla birkaç
yüz milyon doların bu firmalara aktarıldığı ortaya çıktı. Yeni
Başbakanımız Paul Martin işlerin eski Başbakan tarafından bu
hale getirildiğini suçlunun yeni hükümette aranmasının abes
olduğunu belirtti. Şimdi kendisinin ödemeleri yapan Maliye
Bakanı olmasını nasıl açıklayacağını düşünüyor olmalı? Bu
arada, o zamanki Kamu İşleri Bakanı şimdiki Danimarka
Büyükelçisi bu konu ile ilgili olarak görevden alındı.
Kontratları onun bakanlığı hazırlamış...
Bir de iyi haber var tabii Vancouver yaşanacak en iyi 3. kent
seçildi. İlk ikisi Cenevre ve Zürih tabii.
-
Biz Kıbrıs
konusundaki gelişmelerden çok umutlandık. Ama burada hiç
esamesi okunmuyor. Bu sefer iş tatlıya bağlanıyor galiba?
-
Kanada'lı bir
askerin ölümü ile sonuçlanan Afganistan'daki bombalı intihar
saldırısını yapanın bir başka Kanada'lı olduğu anlaşıldı
(Afgan asıllı)...Anne babası Toronto'da yaşıyor ve ailenin tüm
erkekleri cihat için savaşıyorlar. Abisini Amerikalılar
Afganistan’da yakalayıp Guantanamo'ya göndermişler. Kanada
hükümeti araya girince Afganistan'da serbest bırakıldı veee
Kanada hükümetinden borç alıp Kanada'ya döndü. Ailesi, bizim
oğlumuz askerlerin Kanada'lı olduğunu bilseydi böyle bir eylem
yapmazdı dedi!!
-
Hazır
milletlerden bahsederken biraz da Çinlilerden bahsedelim.
Malum otobüs ile yollarda fink atıp duran bir aile ferdi var.
Hani derler ya kadın şöförler.... (iyi sürücü hanımlar
alınmasın) burada daha kötüsü var. Hem kadın hem de Çinli
olabiliyorlar. Burada onlarla karşılaşma oranınız ise nerede
ise Çin'de araba kullandığınız zamanki ile aynı. Hatta daha da
fazla. İnanın böyle sürücü görmemişsinizdir. Yani bu konuda
halinize şükredin. Hani hükümetin Türkiye'ye her yıl 1 milyon
Çinli turist getirmek gibi bir amacı vardı. Derhal vazgeçin.
Yoksa Çin restoranı sayısı kebapçı sayısını en az ikiye
katlar. Bir sonraki kar yağışında da köprüyü geçmek için en az
1 milyar taksi parası ödersiniz. Bizden uyarması....
-
Biraz da
bankacılık takılalım. Burada da büyük bankalar birleşme
konusunda yollar arıyorlar. Ama rekabete aykırı olduğu için
birleşmeler yasak. Büyük banka sahipleri Amerikan ve Avrupa
bankaları ile baş edebilmek için en azından banka - sigorta
şirketi evliliklerine izin verilmesini istiyorlar. Aslında pek
haksız da sayılmazlar. Amerikan ve Hollanda bankaları burada
çok ciddi rekabet yaratıyor. "size does matter"
-
Interview
yapmaktan cılkımız çıktı. Hatta bu konuda da anılarımızı bir
kitap haline getirebiliriz. Nedense hepsi çok iyi geçiyor. Bu
adamların numara yapmakta çok iyi oldukları hissine
kapılıyoruz. Sanki biraz da ırkçılık vb var gibi ama burada
ırkçı demek büyük hakaret. Kanıtlayamazsan seni çivilemeye
hazır bekleyen bir sürü avukat var. Şimdilik gülümsüyor ve bir
sonrakine inşallah diyoruz...
-
Ermeni
soykırımını tanıma yasa taslağı parlementoda...İki ayrı tasarı
halinde verilen bu yasa ile 1915 yılında 1.5 milyon Ermeninin
öldüğünün tarihsel bir gerçek olarak kabul edilmesi ve 24
Nisan'ın bu amaçla anılması isteniyor. Biz buradan
milletvekillerine duygularımızı belirten mailler yolladık. Ama
sanırız bu yasa burada da geçecek. Şimdiden böyle yasaları
meclislerinde kabul eden ülke sayısı 20'ye yaklaşmış durumda.
Lobicilikte pek iyi değiliz her halde?
Son durum: Yasa mecliste yeterli ilgiyi göremedi.
Şimdilik gündemin son sırasına düştü. Eğer olağanüstü bir
gelişme olmaz ise bir sonraki yasama dönemine kalacak.
Tepkiler işe yaramış olmalı. Hatta, Kanada Ermeni Birliği
bizim gönderdiğimiz yazıların ve mektupların aslında
Amerika'dan yaşayan Türklerden geldiğini Amerikalıların
Kanada'lıları etkilemeye çalıştığını söyledi. (Amerikalıların
Kanada'yı yönetmeye çalıştığı fobisi ile yaşayan bir gurup
Kanadalı var da onlara seslenmeye çalışıyorlar. Çoğu
Quebec'te)
Özel Not: Mecliste madde tartışılır iken lehimizdeki
tek konuşmayı Milletvekili değişim programı sayesinde
Türkiye'ye gelmiş bir Milletvekili yaptı. Bu da gösteriyor ki,
ülkemize gelen her bir turist bizim için pozitif bir katkıdır.
-
BMD -
Ballistic Missile Defence
adında yeni bir gayrımeşru bebeğimiz oldu. Güneydeki
kardeşlerimiz şimdi de Irak'ta kullandıkları gibi alçaktan
gelen güdümlü füzelere karşı bir savunma geliştirmek
istiyorlar. Tabi olası tehlike Kanada üzerinden geleceği için
(bu bir US geleneksel düşünce tarzı) Bu işi Kanada'nın kendi
kaynakları ile yapması gerektiği söyleniyor. Ayrıca, ara gazı
da var. Amerikalı kardeşlerimiz diyor ki: Kanada'nın
teknolojisi öyle ileri ki bizim yardımımız gereksiz. Gizli
tehdit: Eğer bu yapılmaz ise sınırları kapatmak gerekebilir
:-))) Kanada'nın şimdilik uluslararası arenada bir düşmanı
yok. Kimse burada terörist saldırı yapmıyor ama şimdiden büyük
gazeteler kendimizi korumamız lazım diye başlık atmaya
başladılar.
-
Dini okullar
konusu oldukça ilginç. Toronto'da devlet'in okullarının sayısı
ile kilisenin okullarının sayısı yanında oldukça küçük
kalıyor. Okunan dersler aynı, sadece ilaveten yoğun bir dini
eğitim var. Nerede ise tüm okullar bir azizin adına
vakfedilmiş. Galiba biraz tolerans ile bu iş bir arada
olabiliyor. Dindarlık belki bizdeki anlamından biraz daha
farklı. Çok kültürlülük burada dini bir ayırım noktası
olmaktan çıkarmış gibi gözüküyor.
-
İş cephesinde
Şubat ayı içinde olan gelişmelere gelince; Cemal geçenlerde
bir banka ile yaptığı görüşmede çok umutlanmıştı. Orta düzey
yöneticilik işi. Ama sonuçta gene işe almadılar. Bu iş için
fazla bulundu. Eh bu da birşey değil mi ama.. Daha sonra daha
üst düzey bir yöneticilik pozisyonu için bir görüşme yaptı,
bekliyoruz. Umutluyuz Mart içinde bu sorunu çözebiliriz...:-))
Yedinci ayın sonunda bankacı olamadık ama bir tam gün iş
sahibi olabildik.. Cemal okul otobüsü şöförlüğünden okul
otobüsü şöförü hocalığına kabul edildi. Geçen hafta
interview'e girmiş ve kendisini adayların arasında en şanslı
olarak görüyordu, otobüs kullanma tecrübesi sahibi olarak
olmasa bile eğitimcilik tecrübesi olarak!. Train the trainer
kurslarının yanı sıra dalış hocalığı da işe yaradı, çünkü
burada her tür "transferable skills" aranan koşullara uyuyorsa
kesinlikle dikkate alınıyor..Hatta gönüllü hizmetlerle
edinilenler bile (eh bizim dalış hocalığı da bu kategoride).
Ayşe part time işini sürdürüyor, bu arada iş görüşmeleri
yapıyor ama henüz kayda değer bi sonuç yok :))
Ancak iş yerindeki Kanadalı patronu ve arkadaşları onu çok
sevdiler, şimdilik gayet sıkı iş referansları var.
-
Hani herkesi
ilgilendirmeyen bir konu ama biz gene de yazmadan
duramayacağız. Geçenlerde Joshua Slocum'un Sailing Alone
Around the World kitabını okuduk. Spray ile (37') yaptığı 46
bin millik bu yolculuğu 3 yılda tamamlamış. Okuduğumuz kitabı
da 1900 yılında yayınlamış. Sadun Boro'nun yazdıkalarına
paralel bir şekilde Amerikan bayrağının birçok limana ilk kez
girişinden bahsediyor. Onlar nereden nereye gelmişler. Bizim
daha vaktimiz var değil mi?
Not: İsteyenlere kitaptaki Spray'in boyutlarını da
içeren çizimlerini gönderebiliriz.
-
Şubat ayı
RRSP ayı oldu. Tüm finans kuruluşları en iyi yatırımı
kendilerinin yaptıklarını anlatan !? ilanlar verdiler. (RRSP
Kayıtlı Emeklilik Tasarruf Planı demek.) Yani kendi
emekliliğin için tasarruf yaptığın bu tasarrufların faiz
gelirlerinin vergilendirilmediği, ileride emeklilik geliri
üzerinden de daha düşük bir dilimden vergilendirildiği bir
hesap... Biz tabi pek birşey anlamadık. 5 yıl vadeli %5
getiren bir hesap ile yıllık enflasyon %1.5 iken nasıl karlı
tasarruf yapılır? Ama ortalama faiz bu şekildeydi. RRSP'nin
kişiler için bizce tek iyi tarafı bu hesaba aktardığın paranın
gelir vergisi matrahından düşüyor olması. Böylece vergi
dilimini düşürmek ve daha az vergi ödemek olası.
-
Unutmadan,
uzuuuun yıllar sonra yine üniversite öğrenciliğine başladık.
Burada adet olduğu üzere "lifelong learning" bizim için de
önem kazandı tabii iş arayanlar olarak. Burada işe girmek bir
macera, işi sürdürmek ayrı bir macera.. Sürekli gelişen iş
dünyasının arayışlarına paralel olarak kendini güncellemek
gibi bir gayret var. Tabii biraz da sürekli müşteri (!)
arayışı içinde olan eğitim kurumlarının ve sürekli paralı
kurslar düzenleyen meslek odalarının zoruyla da, bu, yaygın
bir kanı haline geliyor.
Ayşe, bu sömestir Toronto üniversitesinde, "Chartered
Management Accountant" olmak için eksik kalan HR dersini aldı
ve harıl harıl ders çalışıp ödev yapıyor.. Cemal de bankacılar
için gerekli olan "Canadian Securities" dersini aldı. Ece
zaten bilgisayarının başından sadece okula gittiği saatlerde
kalkıyor. Uykuya falan pek yüz vermiyor! Kısacası ev, evden
çok bir dershane görünümünde..