Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Ayşe M. Demetçi  / Kanada İzlenimleri - VII

Dost Köşesi    

 

  

Herkese yeniden merhabalar,

  1. Öyle gözüküyor ki bu sefer burada değil orada kış daha ciddi. Nedendir bilinmez ama İstanbul'da daha fazla kar fırtınası olmaya başladı. Yani en azından soğuklardan kurtulduk. Hani bir öykü vardı. Adamın biri Kanada’da ilk kışını geçirirken ilk kar yağışına çok sevinmiş. Sonraki gün ve sonraki gün....en sonunda zıvanadan çıkmış.... Yani, şimdi hikayeyi İstanbul versiyonu ile söylemek mümkün. Diyeceksiniz ki geyik eksik... Onu da köprüyü taksi ile geçen ve karşılığında 250 milyon ödeyen arkadaşlara soralım isterseniz...
    Son Durum: Havalar son iki haftadır harika. Burada görülmemiş bir şekilde + 12 bile oldu. İnsanlar buzlar eriyor skating yapamıyoruz diye şikayet etmeye bile başladılar... Karlar ve buzlar pek cok yerde erimeye basladı, büyük yığınları da geceleri kamyonlarla temizliyorlar.. sanki burada kış hiç olmamış gibi, neyse ki park yerlerinde kar dağları duruyor da kış olduğunu hatırlıyoruz..

  2. Conan O'Brien - Late Night Talk Show'un çekimlerinin 1 hafta için Toronto'da yapılması tam bir olay oldu. Daha adam gelmeden 1 ay önce reklamları başlamıştı. Toronto'daki her televizyon her radyo adam ile röportajlar yaptı. Belediye başkanı kendini fahri hemşeri ilan etti ve Conan'a kentin anahtarını verdi. Conan da tuttu frankofonlar (Fransızca konuşan Kanada'lı ya da Quebec'te yaşayan Kanada'lılar) hakkında birkaç ağır şaka yaptı. Kuzey Amerika'da yaşayıp dil bilmeyenler, ayrımcılar vb gibi. Şimdi Quebec'te herkes hükümet sponsorluğundaki bir şovda böyle şeyler nasıl söylenir diye tartışıyor 

  3. Politikacıların corrupt oldukları yani nazikçe bozulduklarını burada herkes kabul etmiş durumda. (Bizim için şok...Biz bunu azgelişmişliğe bağlardık...Demekki başka nedenleri de varmış.) Yeni bir skandal oldu. Liberallerin kendilerini destekleyen bazı medya gruplarına sponsorluk yaptıkları ve bu yolla birkaç yüz milyon doların bu firmalara aktarıldığı ortaya çıktı. Yeni Başbakanımız Paul Martin işlerin eski Başbakan tarafından bu hale getirildiğini suçlunun yeni hükümette aranmasının abes olduğunu belirtti. Şimdi kendisinin ödemeleri yapan Maliye Bakanı olmasını nasıl açıklayacağını düşünüyor olmalı? Bu arada, o zamanki Kamu İşleri Bakanı şimdiki Danimarka Büyükelçisi bu konu ile ilgili olarak görevden alındı. Kontratları onun bakanlığı hazırlamış...
    Bir de iyi haber var tabii Vancouver yaşanacak en iyi 3. kent seçildi. İlk ikisi Cenevre ve Zürih tabii. 

  4. Biz Kıbrıs konusundaki gelişmelerden çok umutlandık. Ama burada hiç esamesi okunmuyor. Bu sefer iş tatlıya bağlanıyor galiba? 

  5. Kanada'lı bir askerin ölümü ile sonuçlanan Afganistan'daki bombalı intihar saldırısını yapanın bir başka Kanada'lı olduğu anlaşıldı (Afgan asıllı)...Anne babası Toronto'da yaşıyor ve ailenin tüm erkekleri cihat için savaşıyorlar. Abisini Amerikalılar Afganistan’da yakalayıp Guantanamo'ya göndermişler. Kanada hükümeti araya girince Afganistan'da serbest bırakıldı veee Kanada hükümetinden borç alıp Kanada'ya döndü. Ailesi, bizim oğlumuz askerlerin Kanada'lı olduğunu bilseydi böyle bir eylem yapmazdı dedi!! 

  6. Hazır milletlerden bahsederken biraz da Çinlilerden bahsedelim. Malum otobüs ile yollarda fink atıp duran bir aile ferdi var. Hani derler ya kadın şöförler.... (iyi sürücü hanımlar alınmasın) burada daha kötüsü var. Hem kadın hem de Çinli olabiliyorlar. Burada onlarla karşılaşma oranınız ise nerede ise Çin'de araba kullandığınız zamanki ile aynı. Hatta daha da fazla. İnanın böyle sürücü görmemişsinizdir. Yani bu konuda halinize şükredin. Hani hükümetin Türkiye'ye her yıl 1 milyon Çinli turist getirmek gibi bir amacı vardı. Derhal vazgeçin. Yoksa Çin restoranı sayısı kebapçı sayısını en az ikiye katlar. Bir sonraki kar yağışında da köprüyü geçmek için en az 1 milyar taksi parası ödersiniz. Bizden uyarması....

  7. Biraz da bankacılık takılalım. Burada da büyük bankalar birleşme konusunda yollar arıyorlar. Ama rekabete aykırı olduğu için birleşmeler yasak. Büyük banka sahipleri Amerikan ve Avrupa bankaları ile baş edebilmek için en azından banka - sigorta şirketi evliliklerine izin verilmesini istiyorlar. Aslında pek haksız da sayılmazlar. Amerikan ve Hollanda bankaları burada çok ciddi rekabet yaratıyor. "size does matter" 

  8. Interview yapmaktan cılkımız çıktı. Hatta bu konuda da anılarımızı bir kitap haline getirebiliriz. Nedense hepsi çok iyi geçiyor. Bu adamların numara yapmakta çok iyi oldukları hissine kapılıyoruz. Sanki biraz da ırkçılık vb var gibi ama burada ırkçı demek büyük hakaret. Kanıtlayamazsan seni çivilemeye hazır bekleyen bir sürü avukat var. Şimdilik gülümsüyor ve bir sonrakine inşallah diyoruz...

  9. Ermeni soykırımını tanıma yasa taslağı parlementoda...İki ayrı tasarı halinde verilen bu yasa ile 1915 yılında 1.5 milyon Ermeninin öldüğünün tarihsel bir gerçek olarak kabul edilmesi ve 24 Nisan'ın bu amaçla anılması isteniyor. Biz buradan milletvekillerine duygularımızı belirten mailler yolladık. Ama sanırız bu yasa burada da geçecek. Şimdiden böyle yasaları meclislerinde kabul eden ülke sayısı 20'ye yaklaşmış durumda. Lobicilikte pek iyi değiliz her halde?
    Son durum: Yasa mecliste yeterli ilgiyi göremedi. Şimdilik gündemin son sırasına düştü. Eğer olağanüstü bir gelişme olmaz ise bir sonraki yasama dönemine kalacak. Tepkiler işe yaramış olmalı. Hatta, Kanada Ermeni Birliği bizim gönderdiğimiz yazıların ve mektupların aslında Amerika'dan yaşayan Türklerden geldiğini Amerikalıların Kanada'lıları etkilemeye çalıştığını söyledi. (Amerikalıların Kanada'yı yönetmeye çalıştığı fobisi ile yaşayan bir gurup Kanadalı var da onlara seslenmeye çalışıyorlar. Çoğu Quebec'te)
    Özel Not: Mecliste madde tartışılır iken lehimizdeki tek konuşmayı Milletvekili değişim programı sayesinde Türkiye'ye gelmiş bir Milletvekili yaptı. Bu da gösteriyor ki, ülkemize gelen her bir turist bizim için pozitif bir katkıdır.

  10. BMD - Ballistic Missile Defence adında yeni bir gayrımeşru bebeğimiz oldu. Güneydeki kardeşlerimiz şimdi de Irak'ta kullandıkları gibi alçaktan gelen güdümlü füzelere karşı bir savunma geliştirmek istiyorlar. Tabi olası tehlike Kanada üzerinden geleceği için (bu bir US geleneksel düşünce tarzı) Bu işi Kanada'nın kendi kaynakları ile yapması gerektiği söyleniyor. Ayrıca, ara gazı da var. Amerikalı kardeşlerimiz diyor ki: Kanada'nın teknolojisi öyle ileri ki bizim yardımımız gereksiz. Gizli tehdit: Eğer bu yapılmaz ise sınırları kapatmak gerekebilir :-))) Kanada'nın şimdilik uluslararası arenada bir düşmanı yok. Kimse burada terörist saldırı yapmıyor ama şimdiden büyük gazeteler kendimizi korumamız lazım diye başlık atmaya başladılar.

  11. Dini okullar konusu oldukça ilginç. Toronto'da devlet'in okullarının sayısı ile kilisenin okullarının sayısı yanında oldukça küçük kalıyor. Okunan dersler aynı, sadece ilaveten yoğun bir dini eğitim var. Nerede ise tüm okullar bir azizin adına vakfedilmiş. Galiba biraz tolerans ile bu iş bir arada olabiliyor. Dindarlık belki bizdeki anlamından biraz daha farklı. Çok kültürlülük burada dini bir ayırım noktası olmaktan çıkarmış gibi gözüküyor. 

  12. İş cephesinde Şubat ayı içinde olan gelişmelere gelince; Cemal geçenlerde bir banka ile yaptığı görüşmede çok umutlanmıştı. Orta düzey yöneticilik işi. Ama sonuçta gene işe almadılar. Bu iş için fazla bulundu. Eh bu da birşey değil mi ama.. Daha sonra daha üst düzey bir yöneticilik pozisyonu için bir görüşme yaptı, bekliyoruz. Umutluyuz Mart içinde bu sorunu çözebiliriz...:-))
    Yedinci ayın sonunda bankacı olamadık ama bir tam gün iş sahibi olabildik.. Cemal okul otobüsü şöförlüğünden okul otobüsü şöförü hocalığına kabul edildi. Geçen hafta interview'e girmiş ve kendisini adayların arasında en şanslı olarak görüyordu, otobüs kullanma tecrübesi sahibi olarak olmasa bile eğitimcilik tecrübesi olarak!. Train the trainer kurslarının yanı sıra dalış hocalığı da işe yaradı, çünkü burada her tür "transferable skills" aranan koşullara uyuyorsa kesinlikle dikkate alınıyor..Hatta gönüllü hizmetlerle edinilenler bile (eh bizim dalış hocalığı da bu kategoride).
    Ayşe part time işini sürdürüyor, bu arada iş görüşmeleri yapıyor ama henüz kayda değer bi sonuç yok :))
    Ancak iş yerindeki Kanadalı patronu ve arkadaşları onu çok sevdiler, şimdilik gayet sıkı iş referansları var. 

  13. Hani herkesi ilgilendirmeyen bir konu ama biz gene de yazmadan duramayacağız. Geçenlerde Joshua Slocum'un Sailing Alone Around the World kitabını okuduk. Spray ile (37') yaptığı 46 bin millik bu yolculuğu 3 yılda tamamlamış. Okuduğumuz kitabı da 1900 yılında yayınlamış. Sadun Boro'nun yazdıkalarına paralel bir şekilde Amerikan bayrağının birçok limana ilk kez girişinden bahsediyor. Onlar nereden nereye gelmişler. Bizim daha vaktimiz var değil mi?  
    Not: İsteyenlere kitaptaki Spray'in boyutlarını da içeren çizimlerini gönderebiliriz.

  14. Şubat ayı RRSP ayı oldu. Tüm finans kuruluşları en iyi yatırımı kendilerinin yaptıklarını anlatan !? ilanlar verdiler. (RRSP Kayıtlı Emeklilik Tasarruf Planı demek.) Yani kendi emekliliğin için tasarruf yaptığın bu tasarrufların faiz gelirlerinin vergilendirilmediği, ileride emeklilik geliri üzerinden de daha düşük bir dilimden vergilendirildiği bir hesap... Biz tabi pek birşey anlamadık. 5 yıl vadeli %5 getiren bir hesap ile yıllık enflasyon %1.5 iken nasıl karlı tasarruf yapılır? Ama ortalama faiz bu şekildeydi.  RRSP'nin kişiler için bizce tek iyi tarafı bu hesaba aktardığın paranın gelir vergisi matrahından düşüyor olması. Böylece vergi dilimini düşürmek ve daha az vergi ödemek olası.

  15. Unutmadan, uzuuuun yıllar sonra yine üniversite öğrenciliğine başladık. Burada adet olduğu üzere "lifelong learning" bizim için de önem kazandı tabii iş arayanlar olarak. Burada işe girmek bir macera, işi sürdürmek ayrı bir macera.. Sürekli gelişen iş dünyasının arayışlarına paralel olarak kendini güncellemek gibi bir gayret var. Tabii biraz da sürekli müşteri (!) arayışı içinde olan eğitim kurumlarının ve sürekli paralı kurslar düzenleyen  meslek odalarının zoruyla da, bu, yaygın bir kanı haline geliyor.
    Ayşe, bu sömestir  Toronto üniversitesinde, "Chartered Management Accountant" olmak için eksik kalan HR dersini aldı ve harıl harıl ders çalışıp ödev yapıyor.. Cemal de bankacılar için gerekli olan "Canadian Securities" dersini aldı. Ece zaten bilgisayarının başından sadece okula gittiği saatlerde kalkıyor. Uykuya falan pek yüz vermiyor! Kısacası ev, evden çok bir dershane görünümünde..

Eh hayat sürprizlerle dolu, değil mi ama !!  Hele bizim için, kesinlikleee :))

Tüm dostlara Kanada'dan bol bol sevgi ve selamlar...
 

Demetçigiller

 

Ayşe Demetçi

Mart 2004