Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Ayşe M. Demetçi  / Kanada İzlenimleri - X

Dost Köşesi    

 

 

 

Herkese Yeniden Merhabalar...   


Bu sefer notlar biraz gecikmeli olarak geliyor. Düzenli okuyucularımızın affına sığınıyoruz. Neden derseniz belli bir neden yok.

 

Göçmen köle olarak çalışmanın insana verdiği yorgunluk bir neden olabilir...

 

Gelelim bizim 1 ay boyunca gördüklerimizin ve yaşadıklarımızın bizde uyandırdığı etkilere...

  1. Geçen gün yolda giderken bir kamyonun arkasında 216 Kartal diye bir yazı gördüm. Arkadaş ben Kartal İstanbul'dan geldim diyor şifreli bir şekilde... Hani işim olmasa idi gidip adamı durdurup merhaba diyecektim. Şimdi siz tabi orada bir İstanbul'lu görünce bunun ne büyük bir nimet olduğunu anlamıyor olabilirsiniz? Burada bu adamlardan az bulunuyor. Bilirsiniz az olan şey değerlidir. :o)) Bu nedenle de sizden küçük bir ricam olacak...
    Yarın araba kullanırken birine yol verin... Bu adamlar bir gün buralara gelince çok değerli olacaklar... Siz şimdiden potansiyeli görmüş olmanın hazzını yaşarsınız...

  2. Toronto'da benzin fiyatları çıldırdı. Litresini daha önceleri 62-65 (yani 620-650.000 TL) cent'ten aldığımız benzin, bir hafta içinde 99 sent'e fırladı.. Tabii, sizdeki fiyatlarla kıyaslanması zor ama bu durum da bize dokundu doğrusu.. Bir depoyu daha önceleri 25 milyona dolduruyorduk, oldu 30-32 milyon.. Neyse, çok şikayet etmesek iyi olacak galiba, homurdandığınızı duyar gibiyim :o))
    Ayrıca, halen her Pazartesi ya da Salı günü bir anlığına fiyatları düşürme düzenli olarak sürüyor. Biz de fiyatların 80 cent civarına indiği bu günlerde depoyu dolduruyoruz. Garip olan bizim gibi bu konuya dikkat eden insan sayısının nerede ise sıfır olması... Ya bu insanların çok parası var ve aldırmıyorlar ya da....

  3. Ece Mayıs ayının başında okulun sondan bir önceki sömestrini yine bir dizi A'lar alarak bitirdi. Ama aradaki 3 haftalık tatilinde de çalışmak zorunda kaldı. Neden mi? Okul (OCAD) yeni okul binasının açılışını bir mezuniyet sergisi ile yaptı da ondan... Ece'nin de segide bir köşesi vardı. Genellikle en son dönemdeki çalışmalarını yer elverdiği kadarıyla sergiledi.
    Mezuniyet sergisinin en şaşırtıcı yönü, halktan gördüğü yoğun ilgiydi. Halk, yaşlısı, genci ve bebeği ile o rubik küpü görünüşlü binayı doldurdu günlerce. Bazan bu ilgi, zarar verici boyutlara ulaştıysa da (eserlerin götürülebilir bazı parçalarını hatıra ! mukabilinden almak gibi)  insanların bu ilgisi alışmadığımız bir durumdu doğrusu...

  4. Kanada'da yaşayan Türk toplumundan aldığımız duyumlarla, evimizin oldukça yakınındaki "Levantes" adlı bir Türk restoranını keşfetmiş bulunuyoruz.. Hmmm.. Gerçekten İskender Kebabından  çok memnun kaldık. Türkiye'de yemeği tercih etmekle beraber güzel bir İskenderdi ve özlem giderdik biraz... Toronto'ya yolu düşen herkese tavsiye ederiz.  

  5. Mayıs ayında da inanılmaz bir hava vardı burada. Bir sabah uyanıyorsunuz -7, titreyerek evden çıkıyorsunuz, aynı gün öğleden sonra 20 derece oluyor ve terden isilik çıkarıyorsunuz. Aynı gece fırtına ve yağmurla yine 3-5 derecelere düşen bir hava. Mevsim gereği neredeyse her gün gürültülü şimşekli sağnak yağış oluyor. Hasta olmamak neredeyse elde değil, bünyemizin dayanma kapasitesini zorluyor. Ailemizin, yoğun temposuna rağmen bu havalara pabuç bırakmayan tek üyesi Ece tabii..
    Alışmak mümkün demek ki, ama ancak 5 yılda falan !! Yoksa alışmasak mı ?!!
    Bu hava durumu en çok açmakta olan bahar çiçeklerini etkiler diyorduk ki, onlar ara sıra açan havaya rağmen, büyük bir kararlılıkla neredeyse Mayıs ayının ilk haftasına kadar  beklediler, ama sonra bir aceleyle 1 hafta içinde açtılar. Eh yaşam her koşulda yolunu buluyor.

  6. Bahçe dekore etme çılgınlığı sürüyor ve neredeyse her ev, her bahçe ve kentin her köşesi çiçeklerle bezendi bile. Laleler, ortancalar !! Nasıl bu kadar çabuk ve bu kadar sağlıklı açıyorlar diye sormaya gerek yok, arkadaşlar tıpkı kocaman, kıpkırmızı ve aynı boydaki çilekler gibi, hormonize ve modifiye !!
    Noolursa olsun, çamur görmekten iyidir (demişken, ay özledik yahu, hiç çamur göremedik dokuz aydır !)  Ama çiçekler güzel, hem de çok güzel işte !!

  7. Bizim toplumsal yaşamımız içinde pek yeri olmayan bir olay yaşadık mayıs ayı içinde... Gecenin bir vakti pijamalarla otururken birden evde sirenler çalmaya başladı. Öyle bir ses ki adamı çıldırdırtır. Her dairede ayrı ayrı bağırıyor ve susturmak mümkün değil. İlle de itfaiye gelecek ve kontrol edecek. Tabi önlem olarak asansörler çalışmıyor ve biz kendimize göre değerli birşeyleri alarak acele ile binayı terk etmek durumundayız.
    Tabi biz Türküz ya yanlış alarma pabuç bırakmamak için koridora baktık... Kesif bir duman.. Pek yanlış alarma benzemiyor... Şunu da al bunu da al vb derken alarm iptal edildi. Ama insan gene de sahip olduğu az sayıda şeyi bile kaybetme noktasına gelince morali bozuluyor biraz.
    2-3 gün sonra gene gecenin ortasında aynı ses... Bu kadar da fazla ama... Bu sefer cengaver Cemal 10 kat inip konuyu tetkik ediyor. Su borusu patlamış. Peki neden yangın alarmı çalıyor... Yangın çıkarsa binada su olmayacak diye...Allahtan itfaiye yaklaşık 4-5 dakidaka gelip duruma el koydu da ses kesildi...

  8. Hükümet ani bir baskın yaparak 28 Haziran'da seçim kararı aldı. Böylece muhalefete sadece 1 ay hazırlık süresi vermiş oldu. Bu kararın alınması bekleniyordu ama buradaki sponsorluk skandalının halkın gündeminden düşmesi bekleniyordu. Bakalım bu sefer ne olacak? Başbakanımızın liderliği ile ilk seçimi... Hoş burada herkes nerede ise aynı seçim vaadinde bulunuyor. Genel olarak da kimse oy verme telaşında değil.
    Ama bizim izlediğimiz kadarı ile bizdeki "bu sefer de yeni birini deneyelim" anlayışı hakim. Burada da siyaset bir meslek halinde başlayan nedense bırakmıyor ve nerede ise dönüşümlü olarak 2 -3 parti iktidarı ele geçiriyor. İnsan (koyun) psikolojisi işte...:-))

  9. Biz yıllarca batı batı deyip durduk... Batı tarzı düşünce ile bizim düşüncemiz arasında farklar olduğunu ileri sürdük... Buraya gelene kadar biz de bu fikirleri destekleyenler arasındaydık. Ama..."Toronto'nun yakınından fay hattı geçiyor; üzerinde de Nükleer Santral var" bilgisini edinince nedense bize çok makul geldi. Bu da bizdeki gibi ileri görüşlülük örneği...Nedense hükümetler böyle yatırımları yapmadan önce araştırmayı pek akıllıca bulmuyorlar... Enerji Bakanı tarafından olayın nedeni şöyle açıklandı. "Kimse bize söylemedi"  

  10. "Super Sıze Me" - Mc Donalds sevenlere dikkat - 1 ay boyunca sadece McDonalds yiyecekleri tüketen birinin başına gelenlerin filmi....Korkutucu...
    Bu arada basında bir haber çıktı: "McDonalds kendinı yeniliyor... artık McNugetlar gercek beyaz etle yapılmaya başlandı; çocuklar lezzet testi yaptılar" Gülelim mi? ağlayalım mı? Bu güne kadar neden yapıldığı konusunda bir fikri olan var mı? Hoş TC'deki malzemeler buradan tamamen farklı diye umuyoruz...

  11. Bu ayın güzel gelişmeşlerinden biri, Murat Fırat'ın (BSK) yeni aldığı 7 metrelik teknesi ile kısa süre de olsa yelken yapma şansı yakalamamız oldu. Özlemişiz yahu...

Evet, bizden şimdilik bu kadar... Biz halen direniyoruz...Sağlığımız iyi... Alıştık diyeceğim ama demesem daha iyi... İlle de memleketim demekteyim hala...

 

Herkese sevgiler...

 

Demetçigiller

 

Ayşe Demetçi

Haziran 2004