Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Ayşe M. Demetçi  / Kanada İzlenimleri - XI

Dost Köşesi    

 


Selam Dostlar,

Haziran ayını bitirirken, Kuzey Amerikanın,  Temmuz ayının şu ilk günlerinde bile ısınmak nedir bilmeyen uzak kuzey'inden (bu yeni bir kavram oluyor! Uzak batı oluyor da, uzak kuzey niye olmasın canım?) yine sizlere sesleniyoruz:

  1. Evet, bu ay ciddi bir şekilde Kanadanın siyasi hayatıyla ilgilendik. Neden mi? Memleketten alışkanlık işte : )) Ne de olsa politize bir toplumun evlatlarıyız...
    Burada Federal Şeçimler yapıldı ve 308 Member of Parliment (MP) seçildi. Seçimlere çoğunluk hükümeti olarak giren Liberal'ler seçimden azınlık hükümeti olarak çıktı; ama iktidarda olma durumları değişmedi... 135 Milletvekili çıkardılar. Yeni kurulan Conservative Parti (kendileri tutucu beyaz İngilizleri temsil ediyorlar)  99 milletvekili çıkardı. BlocQuebeqois (sadece Quebec eyaletinde seçimlere giriyor; Fransız  partisi) 54 ve Yeni Demokratlar da 19 milletvekili çıkartırlarken, bir bölgede de seçimi bağımsız bir aday kazandı. Şimdi tabii ki, bize ne kardeşim bundan, dediğinizi duyar gibi oluyoruz  !!

  2. Tabidir ki, seçimi kimin kazandığı tabi ki sizi pek ilgilendirmiyor, ama ilginç durumları paylaşmaya çalışalım:
    - İktidar partisi hariç her parti milletvekili sayısını artırdı.
    - Seçimlere katılım %60 civarında oldu. Genç nufusun % 80'i oy vermeye gitmedi. (partiler arasında bir fark olmadığını düşünüyorlar ve oy verme zahmetine girmez diyorlar)
    - Seçim TC'dekinin aksine Pazartesi günü yani iş günü yapıldı. (hep öyle yapılıyor imiş?).
    - Sokaklarda parti grupları müzik eşliğinde geçit yapmadılar, kimseleri meydanlarda toplamadılar, TV de seçim konuşmaları yapmadılar ! ( kuru kupkuru bir seçim dönemi !!) Sadece insanlar bahçelerine destekledikleri adayın küçük pankartlarını koydular. Bizdeki seçimler bu anlamda çok daha renkli.
    - TV'de birkaç reklam yapıldı, daha çok, "bizim partiyi tercih edin " tarzında. Hepsi bu...
    - Liderler bir tek kez önce Fransızca ve 2 gün sonra da İngilizce TV de tartıştılar. Kimin kime sataşacağına sunucu karar verdi ve Başbakan falan dinlemeden 2 dakikası dolanı susturdu. Bizim anlayışımıza göre oldukça sert atışmalar oldu.
    - Seçimlerden sorumlu devlet kuruluşu TV ye reklamlar vererek, sürekli halkı oy vermeye çağırdı. Hatta homoseksüellerin yıllık resmi geçidinde oy vermeye gitmeyi unutmayın yazılı pankartları yarı çıplak gay'lere taşıtmayı bile denediler (sonuç ortada % 60 katılım !!)
    - Seçimlerden önce gelen seçmen kartlarında seçim gününden önce oy vermek isteyenler için kurulan özel sandıkların adresleri verildi. Bu sandıklar 3 gün boyunca sabah 9:30'dan akşam 9:30'a kadar açık kaldı. Yeter ki oy ver kardeşim demeye çalıştılar yani...(Yine de yaranamadılar !!, halbuki, koyacaksın para cezasını.. bak gör o zaman geliyorlar mı gelmiyorlar mı? : ))  )

  3. Demetçiler Kanada da 28 Haziran da yapılan federal seçimlerde sandık görevlisiydi. Nasıl mı oluyor burada?  Çok kolay, gir internet sitesine, orada formu var, doldur ve postala.. Sonra telefonla 2 saatlik bir eğitime çağırılıyorsun, sonra da seçim gününe 3-5 gün kala telefonla nerede görevlendirdiklerini bildiriyorlar, tabii ikamet adresin neresiyse, oraya çok yakın bir yerde.. Hatta Ece oturduğumuz apartmanın giriş holünde oluşturulan sandıkta görevliydi. Tabii dolgunca bir de çek geliyor ardından.. Buradaki devleti seviyor insan!!...
    Sandık görevlisi olarak gözümüze çarpanlar:
    - Kimsenin eline boya vb sürülmüyor. Gel adını söyle, listede adın var ise oy ver!. Yoksa, anında kaydol yine hemen oy ver!. Kaydolmak için kimlik göstermek yeterli. Kimlik yoksa da üzülme, : )  kredi kartından adını ve imzanı, telefon faturasından adresini belgele, gene oy ver!. O da mı yok?. Yemin et hemen oracıkta,  oy ver!. Arkadaşın beraber oturduğunuza dair yemin etsin,  sen gene oy ver!. Yani oy ver be kardeşim...
    - Tüm işlemler için ayrı bir form var. Ama tüm prosedür çok detaylı olarak açıklanmış. Okuma biliyorsan sorun yok. Buna rağmen birçok sandık sorumlusu ne yapacağını bilmiyordu. Okumamışlar bile... Ne yani oy vermek ne kadar zor olabilir ki? Sonuçta, olay 12 saat sürüyor ve nasıl olsa orada birileri biliyordur, değil mi ama? Yani kimse de pek umursamıyor !!
    - Oy vermeye gelenler en çok vatandaş olmuş göçmenler ve yaşlı kuşak. Yani insan, bu vesile ile farkediyor ki, bu ülkedeki yaşlı sayısı inanılmaz çok. (neden göçmen almak için uğraştıkları ortada: göçmen almazlar ise 20 senede orta yaşlı adam bile kalmayacak)
    - Partilerin temsilcileri bizdeki gibi tüm seçim süresince ve sayım esnasında mevcutlar. Oy verenleri rahatsız etmeyeceklerine dair yemin edip partilerinden yetki belgesi getirerek gözlemci sıfatıyla oturuyorlar. Ya da kendilerinden beklenen davranış bu... Bizim temsilciler sabah uğradı sonra kayboldular. Sandıklar kapanırken gelip ilk sayım sonuçlarını alıp hemen gene kayboldular. Sonuçlar dışında tek ilgilendikleri şey parti mensuplarının oy verip vermediği oldu. Genelleme yapmak uygun olmaz ama bizim sandıkta oy vermesi gereken parti mensuplarının yarısı gelmedi... Yani parti üyeleri de bu işi pek ciddiye almıyorlar...

  4. Seçim öncesinde sonuçlar iyi kötü tahmin edilebildiğinden olacak, herkes bir ağızdan koalisyon hükümetinin daha demokratik bir yöntem olduğundan bahsediyordu. Böylece çıkarlar dengelenebiliyormuş. Biz bu açıdan onlardan ileriyiz. Daha önce denedik değil mi?

  5. Seçim sisteminde bize göre küçük bir dandiklik var. Burada her bölge tek bir milletvekili çıkaracak şekilde belirlenmiş. En çok oyu alan milletvekili oluyor. Bu nedenle de aslında toplumun çoğunluğu değil azınlığı temsil ediliyor. Buna ise sadece Yeni Demokrat Parti (NDP-hafif ortanın solu) itiraz ediyordu. Hatta seçilirsek bunu değiştireceğiz ve oransal temsil yöntemine geçeceğiz diyordu. İktidar partisi açıkça bu konuya pek sıcak bakmıyor. Sizce neden acaba?

  6. Ayşe inşaat sektöründe çalışıyor ya, işte inşaat sektörü ile ilgili gerçeklerden bazıları; sendikalar burada işçi ücretlerini belirliyor ve sektördeki şirketler kuzu kuzu ne deklare ediliyor ise uyguluyorlar, hatta bazan hafta ortasında değişiklik yapıyorlar, haftalık çekler (burada maaş ödemeleri haftalık ya da iki haftalık oluyor genelde) 3 gün eski 2 gün yeni ücretten çıkıyor !! Bir de devletin "iş güvenlik ve sigorta kuruluşu" var ki, işlerini acaip ciddiye alıyorlar, işverenlerin canına okuyorlar, es kaza işçinin birinin bir yerine bir şey olsun, devlet onun yanında.. Yani bir takım yollar katedilmiş çoktan bazı konularda !!

  7. Burada sabah ve akşam araba kullanmak nerede ise bir işkence... Güneş ışınları o kadar yatay geliyor ki, eğer sen ters yönde gidecek kadar şanssız isen vay haline.. Hoş burada dağ, tepe vb de olmadığı için kısa süreli bile olsa kurtulamıyorsun delici ışınlardan.. Daha önce belirttiğimiz gibi, ozonun inceliği yüzünden de güneş adamı öyle bir yakıyor ki,  metro ile işe gidebilenler ne mutlu diye düşünmeye başlıyor insan !!

  8. Sizlere buradaki hayatla ilgili gözlemleri yazabilmek için büyük fedakarlıklarda bulunarak (aslında bu Cemal için gerçekten fedakarlık oldu, onu neredeyse sürükleyerek götürdük : )  kalktık "Gay Pride Day"i bile izlemeye gittik.
    Belediye başkanımız ve bazı milletvekilleri de gay'lerle birlikte yürüdü. Sadece onlar olsa iyi... gay polislerimiz, itfayecilerimiz, ambulanslar  vb vb vb her meslekten gayler genelde yarı çıplak (hatta bazan çıplak !) bir şekilde ve resmi araçları ile resmi geçite katıldılar. Torontonun ana caddelerinde iğne atsan yere düşmüyordu !! Genelde yarı çıplak diyorum, çünkü tamamen çıplak olanlar ya da kendilerine abartılı cinsel organlar bağlayarak geçenler de vardı. Genel  itibarı ile bir karnaval görüntüsü içinde özellikle geçenler ve de tabii izleyenler bol bol eylendiler (Cemal hariç  : )), ağbi delikanlı adama yakışır mı ?! : )).

  9. Biliyor musunuz arkadaşlar, özellikle denizci arkadaşlar, burada Poyrazın kardeşini gördük !.. İnanılması zor ama  burada, Toronto'da!. Tabii biz de inanamadık önce,  gözlerimizi iyice bi ovuşturduktan sonra gerçekle yüzleştik. Toronto yakınında göl kıyısında minicik bir denizci limanı Port Credit de Cumatresi akşam güneşini batırırken, marinada öyle mahzun mahzun geziyor ve teknelere bakıyorduk ki, bir ara ufak bir tekne dikkatimizi çekti, Poyraz kadar  büyük olmalı diye düşünürken, tüm dizaynı, havuz ve genel yapısındaki benzerlik dikkatimizi çekti, hızla yanına yöneldik, evet, her şeyi hatta vardavelası bile aynı, işte bir Scorcher aynen orada duruyor. Tıpkı bir ikiz..  Doğrusu Polimarin'i tebrik etmek lazım, aslının aynısını yapmış Türkiye'de.. Rengi sarıydı ama : ))  Hadi Poyrazın sarışın kız kardeşi diyelim !. Anlatılmaz mutlu olduk, uzun uzun inceledik keratayı. Eski bir dosta rastlamış gibi olduk, hatta ayılmakta bile zorlandık.

  10. Bir yelken dolu hafta sonu daha geçirdik bu ay. Bu sefer nerede ise 20 mil yaptık. "Willow"un (Söğüt ve Murat Fırat'ın yelkenlilerinin adı) hızı zaman zaman 7 knot'a kadar çıktı. Her şey çok güzel de, bu gölün suyu çok soğuk be arkadaşlar!!. Cazip gözüküyor, ama sadece elini değdirene kadar...
    Ama yine de, su ve rüzgar bu, adamın bir aklına giriyor ki, çıkmamak üzere yine.. Öylesine özlemişiz ki denizde olmayı, sormayın !  Derhal ve acilen tekne aramaya başladık bile !!  ; ))  

  11. Sular yine hareketleniyor buralarda, Demetçiler leyleği havada gördü yine.. Projeler ve genel hava durumu bize de Batı, Batı diyor. En çok 3-4 ay sonra yollara düşeceğiz her halde...Hayırlısı... Bizim hayat biraz çingene hayatına döndü. Ama, tabii fedakarlık yine şüphesiz sizler için ! :)) Kendimiz için bir şey yapıyorsak namerdiz !!  Sizlere Kanadanın başka eyaletlerini de tanıtmaya karar verdik de !! :  

  12. Canada Day 1 Temmuz, Kanada'nın bağımızlık günü ve tabii tatil. Eh körün istediği bir göz. (İnsan yaptığı işi sevmeyince uzak geçirdiği her günü kar sayıyor) Kanada gününde Kanadalıların ulusal eylencesi olan BBQ'ye davetliydik. Burada hemen herkesin bahçesinde bir ızgara var. Kimse kömür ile uğraşmıyor. Hepsi tüple çalışıyor. Turbosundan fırınlısına kadar binlerce çeşit ızgara var. İyi bir pazar yani.... 

  13. Süresi dolmakta olan araba sigortamızın yeni poliçesi geldi. Biz hasarsızlık indiri almayı beklerken primimiz artmış. Sıkı durun istedikleri rakam 5.800 dolar. Çalışan bir arabayı 2.000 dolara alabilirsin. Ama sigortasız kullanamazsın. Bazen gerçekten buradaki insanlara hayret ediyoruz. Sigorta primlerinin çok yüksek olduğu gerekçesi ile hükümet primleri %10 indirin dedi. Sigortacılar da bu parayı bizden istiyorlar her halde...

Bizde durum bundan ibaretti sevgili dostlar. Haziran ayında elbette ki başka şeyler de oldu. Mesela Yunan mahallesinde dehşetli kutlamalar oldu. Neden mi? Tabbi ki futbol yüzünden. Burada futbol normal kanallarda yayınlanmasa da ciddi bir futbol seyircisi var. Barlarda futbol iyi satış yaptırıyor. Bizim bir takımımız olmadığı için şahsen biz takılmadık ama sonuçları her gün basından izledik. Arkadaşları tebrik etmek lazım. Darısı bir gün bizim de başımıza...

 

Sevgiler ve esenlikler,

Demetçigiller Familyası

 

Ayşe Demetçi

Temmuz 2004