Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Ayşe M. Demetçi  / Kanada İzlenimleri - Temmuz 2004

Dost Köşesi    

 


Merhaba Dostlar,

Demetçi ailesi bu ay da deneyimlerine yenilerini ekledi..Bizler Ontario iş gücüne katkılarımıza aralıksız devam ederken, kızımız okulunun son sömestirini çılgınlar gibi çalışarak geçiriyor.. Hep beraber hafta sonuna neredeyse sürünerek giriyoruz! Ancak, hafta sonları kendimize değişik aktiviteler yaratarak dinlenmeye çalışıyoruz!. Bu ay da boş durmadık elbette. Birşeyler yaptık ve üşenmedik yazdık. Umarız siz de üşenmez ve sonuka kadar okursunuz.

  1. Buralarda kar yağmadığı zamanlarda pek moda olan "pick your.." aktivitesi sonunda bizi de cezbetti ve "pick up your own cerry" ilanlarının cazibesine kiraz sevgimiz nedeniyle kapılıp, Ontario'nun sayısız çiftliklerinden birinde kendimiz için dalından kiraz topladık. Tarttırıp parasını ödedik. Kapitalizmin işçilik ücretlerinin artışına bulduğu çözümün keyfini çıkardık. Evet, burada birçok çiftçi bu şekilde işçilik ücretlerini azltarak hayatta kalmaya çalışıyor. Toplayan mutlu, çiftçiler mutlu. Tam bir kazan kazan durumu.
    Bir diger hayalimiz de toplarken de yemekti tabii.. ama bu gerçekleşemedi, çünkü kirazları öyle bir ilaçlamışlar ki, ne mümkün !! ve tabii yeme olayı eve kadar ertelendi... Adamlar da o kadar enayi değilmiş, değil mi ama?
    Kendi meyvanı topla olayının acaip müşterisi var. TC'de bu işi yapabilirz diye düşünmeye bile başladık. Bu arada, olayın devlet eliyle nasıl başlatıldığını anlatayım: Bundan birkaç sene öncesine kadar bu işlerde emekliler, öğrenciler ve sosyal yardım alanlar çalışıyormuş. Sadece 1-2 ay süren bir iş ve toplanda kazanabilecekleri para 1-2 bin dolar.
    Ama devlet işe el atmış. (devletlerin ortak bir özelliği daha!) Çiftçilere 1 gün için bile çalıştırdıkları herkezi belgeleme zorunluluğu getirmişler. Sonra da devletten maaş vb alan kişilerin maaşından kazandıkları tutarı kesmişler. Yani emeklinin biri ilave gelir olsun diye 3 gün çalışınca aldığı para emekli maaşından kesilmiş. İnsanlar da çalışmadan aynı parayı almayı tercih etmiş. Çiftçiler de çalıştırmak için Güney Amerika'dan sezonluk işçi getirmeye başlamışlar. Bunu masraflı bulan bazıları da kendi meyvanı kendin topla kampanyası başlatmış. Tıklım tıklım. Çocuğunu kapan piknik niyetine gelmiş... Dediğimiz gibi bu fikir tutabilir...

  2. Ayşe okuma konusunda azmi ile yeni bir başarı kazandı. University of Toronto'dan almakta olduğu "Organisational Behevior" (kanada'cası böyle adam hala hatalı yazıyo demeyin lütfen:-)) dersinin %80 ile geçti. Final sınavında 8 sayfa döktürmüş. Eh okuyanlar da eşek değil ya etkilenmişler tabi..:-))
    Ancak, bu başarıyı gölgeleyen birbaşka olay daha oldu. Yılların İstanbul şöförü tuttu yol testinden kaldı ve ehliyetini yükseltemedi. Sınavı yapan memur bir gocmenin sürücü okuluna gitmeden Kanada'nın trafik kurallarını öğrenemeyeceğine (kendilerini fasulyeden de ötede sayıyorlar ya !!) inandığından, sudan bahanelerle Ayşe'yi çaktırırken, sürücü kursları tarafından getirilen bir sürü acemi tıkır tıkır geçti..
    Hani sınavı geçenlerin merkezden çıkış ve geri dönüşlerini izleyen Cemal, Ayşe kesin aldı sanmış!!Ama işin önyargı ve sürücü okullarına para ödenmesi gizli gerekliliğini gözden kaçırmışız tabii..Galiba Nasrettin Hoca evrensel bir adammış. Kuralı (parayı veren düdüğü çalar) burada da her alanda geçerli.
    Yok yahu... Eğer bu kadar çok benzerlik varsa biz neden kendi ülkemizde debelenmiyoruz? Hiç olmaz ise ana dilimizde küfredebiliriz...

  3. 22 Temmuz tarihli Hürriyet gazetesini elimizle tuttuk! Tabii bu laf size bir anlam ifade etmeyecektir..Uzun zaman sonra bizim için bir ilk oldu. Gazete Montreal'e 1 günde gelmiş. Bize de Montreale giden arkadaşımız tarafından 1 günde geldi ve biz 2 günlük Hürriyet gazetesini sayesinde zevkle okuduk.
    Bazı şeyler değişmiş. Ramazanda bile olmadığımız halde, dini kitap ihtiyacını karşılamak gazetenin ana konularından biri haline gelmiş. Bizim zamanımızda gazeteler tabak- çanak verirdi.
    Taksi söförlerinin sprey ile müşteri soymaya çalışmasını burada kimseye anlatamazsınız tabii. Bu kişilerin nasıl olup da yakalanamadıkları bizce asıl düşünülmesi gereken konu..
    Cep telefonlarına müzik ve görüntü gönderme olayı da TC'de çok gelişmiş. Burada bu konu henüz çok heyecanlı değil. Nasıl olsun ki? En düşük model bir telefon alıp ayda 35-40 dolar ödersen (bu şekilde telefonu da sana ücretsiz hediye ediyorlar) sınırsız lokal konuşma yapabiliyorsun. Aynı kentte oturan biri ile saatlerce ücret ödemeden konuşabilen birine nasıl SMS satabilirsin. Adamlar anlamıyor.. Neden kısa olması gereksin ki?

  4. Biz hala yaz mevsimini bekliyoruz. Bu sene yazı siz oralarda çok oyaladınız galiba, buralara gelmemekte ısrar ediyor. Yaz ortasında üşümek nasıl birşey kesinlikle biliyoruz. Sabah soğuk 10-15 derece, öğleden sonra 40 derece...Nem ise öldürücü. Normal ısı 23 derece iken nem yüzünden 40 hissediliyor. Sanki yolda yürümüyorsunuz da yüzüyorsunuz...
    Çılgın havalar sadece bununla da kalmıyor. Bu ay ülkenin 4 bir tarafında seller ortalığı mahvetti. Üzülmeyin, yağmur gelişmiş ülke vb dinlemiyor. Sel ve su baskını her yerde sorun yaratıyor. Ama devletçilik anlayışı çok farklı. Buraya yakın bir yerde (Peterborough) aşırı yapmurlar yüzünden su baskını oldu. Valilik her eve 500 dolar yardım yaptı derhal. Önce kasabanın içme suyu kontrol edildi. Sorun olduğuna karar verilince de her eve koli koli şişe suyu dağıtıldı. Halk da boş durmuyor hemen birkaç yardım konseri düzenlendi. Kanadalı meşhur şarkıcılar ücretsiz konserler vermeye başladı. Birileri Sting'den bile para kopartmayı başarmış. Burada felaketler bile pazarlama malzemesi olarak kullanılıyor. Kapitalizm bu olsa gerek..

  5. Konumuz trafik cezası ; şimdi arkadaşlar; bizim deneyimimize bakarak Kanada'da trafik kuralı ihlali yapmanın çok da kötü bir şey olmadığını düşünebilirsiniz. Ben bu konuda sizi cesaretlendirmek istemeyiz ama başımızdan geçeni de anlatmamız lazım. Geçen sene Ekim ayında tartışmalı bir kırmızı ışık ihlali yaşamıştık.Polis tabii derhal yakaladı ve bastı cezayı ! Ceza kağıdını incelerken itiraz edebileceğimizi okumuştuk. O sırada işsiz olduğumuz için bunu kendimize iş edinip gidip kuyruğa girdik, 15 dakkamızı aldı ve mahkemeye itirazda bulunduk. "duruşma günü 4 ay içinde bildirilecek" dediler ve 4 ay sonra makeme celbi geldi. 29 Temmuzda mahkemeye çağırıldık !
    Mahkeme günü Cemalin kafasında binbir savunma taktiği ile salona girdi. Mübaşir suçlu musun suçsuz musun dediç suçu bu aşamada kabul edersen cezada indirim yapıyorlar ve böylece de mahkeme zamandan kazanıyor. Cemal inat etti tabii kendimi savunacağım diye!... Okey dediler, otur bekle! Hakim geldi, herkes ayakta, oturun dediler oturuldu. Önce davaları için Avukat tutanların işleri görüldü. Sonra bizim gibi yekten gelenlerin dosyalarına bakılmaya başlandı. Sonuçta isim ve suçlama ile ilgili detaylar okundu. Cezayı kesen polis çağrıldı. Arkadaş o gün izinli ya da hasta vb olduğundan gelmemiş. Ne hoooş! Cemal "Ben suçsuzum" dediği ve karşı taraf da itiraz edemediğinden Hakim beraat ettirdi. Sonuçta olay hiç olmamış oldu.
    Sadece öğleden sonra çalışmadığı için Cemal 45 dolar kaybetti ama 190 dolar cezadan kuruldu.. En önemlisi de 3 puanımız bizde kaldı. Bu size önemli gelmemiş olabilir. 2 yılda 6 puan kaybedilince profesyonel ehliyete el konuyor!! Artan sigorta primleri de cabası...
    Ben hala merak ediyorum. Polis gelse idi ve "gördüm ışıkta geçti" deseydi ben de "geçmedim" deseydim ne olurdu? Kızmayın canım.. Şaka yaptım..:-))

  6. Her yıl 15,000 kişi Kanada'ya kaçak olarak geliyor. Siz de denemek istemez misiniz? Diyeceksiniz ki bu sayı da nasıl biliniyor? Çok basit kaçak gelenler kaçaklıklarını belgelemek için mahkemeye başvurup sığınma hakkı istiyorlar. Sadece başvuru ile birlikte mahkeme sonuçlanana kadar oturma ve çalışma ,izni alıyorlar. sadece bu kadar da değil. Eğer gelirleri yok ise devlet onlara harçlık da veriyor. Elbette çok değil, yaklaşık 600 dolar. Mahkeme ise 6 aydan 5 yıla kadar uzayabiliyor. Bu arad kalıcı bir iş vb bulabilirsen davayı kazanma şansın da artıyor. İyi iş değil mi?

  7. Caribana 2004 festivali ile Toronto SARS nedeniyle kaybolan prestijini yerine getirmeye çalıştı. Bu tür festivaller tam bir reklam olarak kullanılıyor. Bu yılki aktiviteler çerçevesinde 1 milyon kişinin katılımı sağlandı. Tüm Karaipliler kendi kültürlerini (danslarını, müziklerini, yemeklerini) tanıttı. Toronto'da her milletten insan ve çok değişik kültürler iç içe olduğundan, yaz mevsimi her hafta sonu bir kaç festival, bir sürü konser ve değişik sokak aktiviteleri var. Toronto'nun yöneticileri bu konuda çok hırslılar. Tabii bir de kışın uzunluğu göz önüne alınınca, kısacık yazın her gününü sokakta geçirmek hem insanlar hem de ekonomi için çok önemli olmuş.. Bizimkiler de bu konuda biraz çalışsa ekonomiye ciddi katkısı olurdu, üstelik bizde yazlar da uzun...

  8. Kanada bankacılık sisteminin iki büyük üyesi (Royal Bank & CIBC) Temmuz ayında müşterileri için başağrısı haline geldi. Buradaki kullanımı ile "System Glitch" nedeni ile her iki bankadaki müşterilerin ciddi kısmı yaklaşık 1 hafta boyunca hesaplarına ulaşamadı, çekleri döndü, kredi kartları reddedildi. Her iki banka da teknik hataya bağlı olarak müşterilerinin uğradığı tüm zararları karşılayacağını açıkladı. Hemen her şeyde olduğu gibi burada da bankaların sistemleri oldukça eski ve kimse sistemini kullanılamayacak hale gelmeden yenilemiyor...

  9. İran'da öldürülen İran asıllı Kanadalı gazeteci Zahra Kazemi yüzünden Kanada İran ilişkileri bozulma noktasında. Elçi geri çağrıldı. Çağdaş devlet diye buna deniyor her halde bir vatandaş için diplomatik ilişki kesilme noktasına geliyor. Ne diyelim darısı diğer devletlerin başına...

  10. Hakan Şükür ve Arif Erdem Porto'ya karşı... Hadi bakalım nereden çıktı bu denildiğini duyar gibiyim.. Korkularınm gerçek mi oluyor yoksa Hakan Şükür Kanada'da da mı top koşturacak? Şaka bir yana, Galatasaray bizleri gene gururlandırdı. Sayelerinde Türkiye ve Türk kelimeleri olumlu anlamda kullanıldı. Burada genelde hep "hindi" olarak kullanılıyor da...Ne diyelim "helal olsun Galatasaray'a"...

  11. Bill Clinton diye biri... Demokrat parti konvansiyonunda gene bizi kendisine hayran bıraktı... Bu adam gerçekten çok iyi konuşuyor. Eminim Bush, Clinton'un yarısı kadar hitabet yeteneği olmasını çok isterdi. Konuşmayı televizyon'da yaklaşık 10 kanaldan canlı olarak verdiler. Kanada'lılar da bu adamı çok seviyor. Hani diyorum ki bu adama Vatandaşlık ve 10 yıllığına başkanlık teklif etsek mesela seneliği 3-5 milyon dolar da maaş veririz. Gizli pazarlıklar sırasında bizde çok sayıda tambul hatun olduğunu da söyleriz. Anlaşmaya ikna etmek için sadece..:-)) Ayrıca, toplumuzda erkek çapkınlığının makul birşey olduğunu da anlatırsak kabul edebilir diye düşünüyoruz. Hani bizde bunun için mahkemeye çıkması da gerekmez. Çapkındır biraz der geçeriz...

  12. Geçenlerde uzun süre önce evinden kaçırılıp öldürülen 11 yaşında bir çinli kızın katil zanlısı yakalandı. Olay uzun süre basının gündemde kalarak polis hakkında yetersizlik dedikoduları çıkardığından olacak, Polis Şefi de tutuklanma olayını basın toplantısında açıkladı: Açıklama sırasında "bu insanlıktan nasibini almamış katili" yakaladık demesi basında olumsuz anlamda ilgi konusu oldu. "Suçluluğu kanıtlanana kadar herkesin suçsuz olduğu" ilkesi yüzünden polis şefinin başını ağrıttılar. O da en sonunda "bu benim kişisel fikrimdir" dedi. Bu sefer de kişisel fikrini neden devletin parası ile yaptığın basın toplantsında açıklıyorsun dediler. Şimdi bu açıklamanın jüriyi etkileyebileceği düşüncesi ile mahkemenin başka bir kentte yapılması konuşuluyor. Polis olmak burada da zor iş...

  13. Kanada'ya gelmek isten var ise bir ip ucu verelim. Quebec konusunu ciddi ciddi düşünün. Herşeyden önce orada ciddi bir türk toplumu var. Günlük gazete bile bulabiliyorsunuz. Quebec hükümeti göçmenlerien çok destekleyen hükümetlerden biri. Kurs aldığınız sürece sizin masrafınızı karşılıyor ve 9 ayda da Fransızcayı öğretiyorlarmış..Alıştığınız Avrupa ortamı. Sokaklarda Renault, Citroen gibi arabalar bolca bulunuyor, tabii Ontario ya göre daha ucuz ve de söylenenlere göre buradakilerden çok daha insan canlısı bir ahalisi varmış.
    Herkesin farklı bir nedeni var Quebec konusunda; Ayşe'nin ise özel nedeni Türk ehliyetini verip hemen Kanada ehliyeti alınabiliyormuş!. Yani Türkiye'yi takıyor !! Burada ise (Ontario) TC'yi kimse takmıyor. Kim takar Hindi'yi ?!. Ne zaman KFC gibi bir zincir çıkıp hindiyi sevdirecek, ancak ondan sonra bizi ciddiye alacaklar !..
    Ayrıca, Quebec'e gitmek için Quebec tarafına başvurmanız da gerekmiyor. Kanada'dan göçmenlik aldıktan sonra Kanada'nın istediğiniz eyaletine gidebilirsiniz.
    Biz bir daha Kanada'ya gelmek zorunda kalırsak,(umarız bir daha gerekmez!) doğrudan oraya gitmenin gerektiğini düşünüyoruz.

    Bizden bu aylık bu kadar...

    Herkese kucak dolusu sevgi ve selamlar,

    Demetçigiller Familyası

Ayşe Demetçi

Ağustos 2004