 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
|
|
 |
e-mail
denizce@denizce.com |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
|
| |
Merhaba Dostlar,
Demetçi ailesi bu ay da deneyimlerine yenilerini ekledi..Bizler
Ontario iş gücüne katkılarımıza aralıksız devam ederken, kızımız
okulunun son sömestirini çılgınlar gibi çalışarak geçiriyor..
Hep beraber hafta sonuna neredeyse sürünerek giriyoruz! Ancak,
hafta sonları kendimize değişik aktiviteler yaratarak dinlenmeye
çalışıyoruz!. Bu ay da boş durmadık elbette. Birşeyler yaptık ve
üşenmedik yazdık. Umarız siz de üşenmez ve sonuka kadar
okursunuz.
-
Buralarda kar yağmadığı zamanlarda pek moda olan "pick your.."
aktivitesi sonunda bizi de cezbetti ve "pick up your own cerry"
ilanlarının cazibesine kiraz sevgimiz nedeniyle kapılıp,
Ontario'nun sayısız çiftliklerinden birinde kendimiz için
dalından kiraz topladık. Tarttırıp parasını ödedik. Kapitalizmin
işçilik ücretlerinin artışına bulduğu çözümün keyfini çıkardık.
Evet, burada birçok çiftçi bu şekilde işçilik ücretlerini
azltarak hayatta kalmaya çalışıyor. Toplayan mutlu, çiftçiler
mutlu. Tam bir kazan kazan durumu.
Bir diger hayalimiz de toplarken de yemekti tabii.. ama bu
gerçekleşemedi, çünkü kirazları öyle bir ilaçlamışlar ki, ne
mümkün !! ve tabii yeme olayı eve kadar ertelendi... Adamlar da
o kadar enayi değilmiş, değil mi ama?
Kendi meyvanı topla olayının acaip müşterisi var. TC'de bu işi
yapabilirz diye düşünmeye bile başladık. Bu arada, olayın devlet
eliyle nasıl başlatıldığını anlatayım: Bundan birkaç sene
öncesine kadar bu işlerde emekliler, öğrenciler ve sosyal yardım
alanlar çalışıyormuş. Sadece 1-2 ay süren bir iş ve toplanda
kazanabilecekleri para 1-2 bin dolar.
Ama devlet işe el atmış. (devletlerin ortak bir özelliği daha!)
Çiftçilere 1 gün için bile çalıştırdıkları herkezi belgeleme
zorunluluğu getirmişler. Sonra da devletten maaş vb alan
kişilerin maaşından kazandıkları tutarı kesmişler. Yani
emeklinin biri ilave gelir olsun diye 3 gün çalışınca aldığı
para emekli maaşından kesilmiş. İnsanlar da çalışmadan aynı
parayı almayı tercih etmiş. Çiftçiler de çalıştırmak için Güney
Amerika'dan sezonluk işçi getirmeye başlamışlar. Bunu masraflı
bulan bazıları da kendi meyvanı kendin topla kampanyası
başlatmış. Tıklım tıklım. Çocuğunu kapan piknik niyetine
gelmiş... Dediğimiz gibi bu fikir tutabilir...
-
Ayşe okuma konusunda azmi ile yeni bir başarı kazandı.
University of Toronto'dan almakta olduğu "Organisational
Behevior" (kanada'cası böyle adam hala hatalı yazıyo demeyin
lütfen:-)) dersinin %80 ile geçti. Final sınavında 8 sayfa
döktürmüş. Eh okuyanlar da eşek değil ya etkilenmişler
tabi..:-))
Ancak, bu başarıyı gölgeleyen birbaşka olay daha oldu. Yılların
İstanbul şöförü tuttu yol testinden kaldı ve ehliyetini
yükseltemedi. Sınavı yapan memur bir gocmenin sürücü okuluna
gitmeden Kanada'nın trafik kurallarını öğrenemeyeceğine
(kendilerini fasulyeden de ötede sayıyorlar ya !!) inandığından,
sudan bahanelerle Ayşe'yi çaktırırken, sürücü kursları
tarafından getirilen bir sürü acemi tıkır tıkır geçti..
Hani sınavı geçenlerin merkezden çıkış ve geri dönüşlerini
izleyen Cemal, Ayşe kesin aldı sanmış!!Ama işin önyargı ve
sürücü okullarına para ödenmesi gizli gerekliliğini gözden
kaçırmışız tabii..Galiba Nasrettin Hoca evrensel bir adammış.
Kuralı (parayı veren düdüğü çalar) burada da her alanda geçerli.
Yok yahu... Eğer bu kadar çok benzerlik varsa biz neden kendi
ülkemizde debelenmiyoruz? Hiç olmaz ise ana dilimizde
küfredebiliriz...
-
22 Temmuz tarihli Hürriyet gazetesini elimizle tuttuk! Tabii bu
laf size bir anlam ifade etmeyecektir..Uzun zaman sonra bizim
için bir ilk oldu. Gazete Montreal'e 1 günde gelmiş. Bize de
Montreale giden arkadaşımız tarafından 1 günde geldi ve biz 2
günlük Hürriyet gazetesini sayesinde zevkle okuduk.
Bazı şeyler değişmiş. Ramazanda bile olmadığımız halde, dini
kitap ihtiyacını karşılamak gazetenin ana konularından biri
haline gelmiş. Bizim zamanımızda gazeteler tabak- çanak verirdi.
Taksi söförlerinin sprey ile müşteri soymaya çalışmasını burada
kimseye anlatamazsınız tabii. Bu kişilerin nasıl olup da
yakalanamadıkları bizce asıl düşünülmesi gereken konu..
Cep telefonlarına müzik ve görüntü gönderme olayı da TC'de çok
gelişmiş. Burada bu konu henüz çok heyecanlı değil. Nasıl olsun
ki? En düşük model bir telefon alıp ayda 35-40 dolar ödersen (bu
şekilde telefonu da sana ücretsiz hediye ediyorlar) sınırsız
lokal konuşma yapabiliyorsun. Aynı kentte oturan biri ile
saatlerce ücret ödemeden konuşabilen birine nasıl SMS
satabilirsin. Adamlar anlamıyor.. Neden kısa olması gereksin ki?
-
Biz hala yaz mevsimini bekliyoruz. Bu sene yazı siz oralarda çok
oyaladınız galiba, buralara gelmemekte ısrar ediyor. Yaz
ortasında üşümek nasıl birşey kesinlikle biliyoruz. Sabah soğuk
10-15 derece, öğleden sonra 40 derece...Nem ise öldürücü. Normal
ısı 23 derece iken nem yüzünden 40 hissediliyor. Sanki yolda
yürümüyorsunuz da yüzüyorsunuz...
Çılgın havalar sadece bununla da kalmıyor. Bu ay ülkenin 4 bir
tarafında seller ortalığı mahvetti. Üzülmeyin, yağmur gelişmiş
ülke vb dinlemiyor. Sel ve su baskını her yerde sorun yaratıyor.
Ama devletçilik anlayışı çok farklı. Buraya yakın bir yerde
(Peterborough) aşırı yapmurlar yüzünden su baskını oldu. Valilik
her eve 500 dolar yardım yaptı derhal. Önce kasabanın içme suyu
kontrol edildi. Sorun olduğuna karar verilince de her eve koli
koli şişe suyu dağıtıldı. Halk da boş durmuyor hemen birkaç
yardım konseri düzenlendi. Kanadalı meşhur şarkıcılar ücretsiz
konserler vermeye başladı. Birileri Sting'den bile para
kopartmayı başarmış. Burada felaketler bile pazarlama malzemesi
olarak kullanılıyor. Kapitalizm bu olsa gerek..
-
Konumuz trafik cezası ; şimdi arkadaşlar; bizim deneyimimize
bakarak Kanada'da trafik kuralı ihlali yapmanın çok da kötü bir
şey olmadığını düşünebilirsiniz. Ben bu konuda sizi
cesaretlendirmek istemeyiz ama başımızdan geçeni de anlatmamız
lazım. Geçen sene Ekim ayında tartışmalı bir kırmızı ışık ihlali
yaşamıştık.Polis tabii derhal yakaladı ve bastı cezayı ! Ceza
kağıdını incelerken itiraz edebileceğimizi okumuştuk. O sırada
işsiz olduğumuz için bunu kendimize iş edinip gidip kuyruğa
girdik, 15 dakkamızı aldı ve mahkemeye itirazda bulunduk.
"duruşma günü 4 ay içinde bildirilecek" dediler ve 4 ay sonra
makeme celbi geldi. 29 Temmuzda mahkemeye çağırıldık !
Mahkeme günü Cemalin kafasında binbir savunma taktiği ile salona
girdi. Mübaşir suçlu musun suçsuz musun dediç suçu bu aşamada
kabul edersen cezada indirim yapıyorlar ve böylece de mahkeme
zamandan kazanıyor. Cemal inat etti tabii kendimi savunacağım
diye!... Okey dediler, otur bekle! Hakim geldi, herkes ayakta,
oturun dediler oturuldu. Önce davaları için Avukat tutanların
işleri görüldü. Sonra bizim gibi yekten gelenlerin dosyalarına
bakılmaya başlandı. Sonuçta isim ve suçlama ile ilgili detaylar
okundu. Cezayı kesen polis çağrıldı. Arkadaş o gün izinli ya da
hasta vb olduğundan gelmemiş. Ne hoooş! Cemal "Ben suçsuzum"
dediği ve karşı taraf da itiraz edemediğinden Hakim beraat
ettirdi. Sonuçta olay hiç olmamış oldu.
Sadece öğleden sonra çalışmadığı için Cemal 45 dolar kaybetti
ama 190 dolar cezadan kuruldu.. En önemlisi de 3 puanımız bizde
kaldı. Bu size önemli gelmemiş olabilir. 2 yılda 6 puan
kaybedilince profesyonel ehliyete el konuyor!! Artan sigorta
primleri de cabası...
Ben hala merak ediyorum. Polis gelse idi ve "gördüm ışıkta
geçti" deseydi ben de "geçmedim" deseydim ne olurdu? Kızmayın
canım.. Şaka yaptım..:-))
-
Her yıl 15,000 kişi Kanada'ya kaçak olarak geliyor. Siz de
denemek istemez misiniz? Diyeceksiniz ki bu sayı da nasıl
biliniyor? Çok basit kaçak gelenler kaçaklıklarını belgelemek
için mahkemeye başvurup sığınma hakkı istiyorlar. Sadece başvuru
ile birlikte mahkeme sonuçlanana kadar oturma ve çalışma ,izni
alıyorlar. sadece bu kadar da değil. Eğer gelirleri yok ise
devlet onlara harçlık da veriyor. Elbette çok değil, yaklaşık
600 dolar. Mahkeme ise 6 aydan 5 yıla kadar uzayabiliyor. Bu
arad kalıcı bir iş vb bulabilirsen davayı kazanma şansın da
artıyor. İyi iş değil mi?
-
Caribana 2004 festivali ile Toronto SARS nedeniyle kaybolan
prestijini yerine getirmeye çalıştı. Bu tür festivaller tam bir
reklam olarak kullanılıyor. Bu yılki aktiviteler çerçevesinde 1
milyon kişinin katılımı sağlandı. Tüm Karaipliler kendi
kültürlerini (danslarını, müziklerini, yemeklerini) tanıttı.
Toronto'da her milletten insan ve çok değişik kültürler iç içe
olduğundan, yaz mevsimi her hafta sonu bir kaç festival, bir
sürü konser ve değişik sokak aktiviteleri var. Toronto'nun
yöneticileri bu konuda çok hırslılar. Tabii bir de kışın
uzunluğu göz önüne alınınca, kısacık yazın her gününü sokakta
geçirmek hem insanlar hem de ekonomi için çok önemli olmuş..
Bizimkiler de bu konuda biraz çalışsa ekonomiye ciddi katkısı
olurdu, üstelik bizde yazlar da uzun...
-
Kanada bankacılık sisteminin iki büyük üyesi (Royal Bank & CIBC)
Temmuz ayında müşterileri için başağrısı haline geldi. Buradaki
kullanımı ile "System Glitch" nedeni ile her iki bankadaki
müşterilerin ciddi kısmı yaklaşık 1 hafta boyunca hesaplarına
ulaşamadı, çekleri döndü, kredi kartları reddedildi. Her iki
banka da teknik hataya bağlı olarak müşterilerinin uğradığı tüm
zararları karşılayacağını açıkladı. Hemen her şeyde olduğu gibi
burada da bankaların sistemleri oldukça eski ve kimse sistemini
kullanılamayacak hale gelmeden yenilemiyor...
-
İran'da
öldürülen İran asıllı Kanadalı gazeteci Zahra Kazemi yüzünden
Kanada İran ilişkileri bozulma noktasında. Elçi geri çağrıldı.
Çağdaş devlet diye buna deniyor her halde bir vatandaş için
diplomatik ilişki kesilme noktasına geliyor. Ne diyelim darısı
diğer devletlerin başına...
-
Hakan Şükür ve Arif Erdem Porto'ya karşı... Hadi bakalım nereden
çıktı bu denildiğini duyar gibiyim.. Korkularınm gerçek mi
oluyor yoksa Hakan Şükür Kanada'da da mı top koşturacak? Şaka
bir yana, Galatasaray bizleri gene gururlandırdı. Sayelerinde
Türkiye ve Türk kelimeleri olumlu anlamda kullanıldı. Burada
genelde hep "hindi" olarak kullanılıyor da...Ne diyelim "helal
olsun Galatasaray'a"...
-
Bill Clinton diye biri... Demokrat parti konvansiyonunda gene
bizi kendisine hayran bıraktı... Bu adam gerçekten çok iyi
konuşuyor. Eminim Bush, Clinton'un yarısı kadar hitabet yeteneği
olmasını çok isterdi. Konuşmayı televizyon'da yaklaşık 10
kanaldan canlı olarak verdiler. Kanada'lılar da bu adamı çok
seviyor. Hani diyorum ki bu adama Vatandaşlık ve 10 yıllığına
başkanlık teklif etsek mesela seneliği 3-5 milyon dolar da maaş
veririz. Gizli pazarlıklar sırasında bizde çok sayıda tambul
hatun olduğunu da söyleriz. Anlaşmaya ikna etmek için
sadece..:-)) Ayrıca, toplumuzda erkek çapkınlığının makul birşey
olduğunu da anlatırsak kabul edebilir diye düşünüyoruz. Hani
bizde bunun için mahkemeye çıkması da gerekmez. Çapkındır biraz
der geçeriz...
-
Geçenlerde uzun süre önce evinden kaçırılıp öldürülen 11 yaşında
bir çinli kızın katil zanlısı yakalandı. Olay uzun süre basının
gündemde kalarak polis hakkında yetersizlik dedikoduları
çıkardığından olacak, Polis Şefi de tutuklanma olayını basın
toplantısında açıkladı: Açıklama sırasında "bu insanlıktan
nasibini almamış katili" yakaladık demesi basında olumsuz
anlamda ilgi konusu oldu. "Suçluluğu kanıtlanana kadar herkesin
suçsuz olduğu" ilkesi yüzünden polis şefinin başını ağrıttılar.
O da en sonunda "bu benim kişisel fikrimdir" dedi. Bu sefer de
kişisel fikrini neden devletin parası ile yaptığın basın
toplantsında açıklıyorsun dediler. Şimdi bu açıklamanın jüriyi
etkileyebileceği düşüncesi ile mahkemenin başka bir kentte
yapılması konuşuluyor. Polis olmak burada da zor iş...
-
Kanada'ya gelmek isten var ise bir ip ucu verelim. Quebec
konusunu ciddi ciddi düşünün. Herşeyden önce orada ciddi bir
türk toplumu var. Günlük gazete bile bulabiliyorsunuz. Quebec
hükümeti göçmenlerien çok destekleyen hükümetlerden biri. Kurs
aldığınız sürece sizin masrafınızı karşılıyor ve 9 ayda da
Fransızcayı öğretiyorlarmış..Alıştığınız Avrupa ortamı.
Sokaklarda Renault, Citroen gibi arabalar bolca bulunuyor, tabii
Ontario ya göre daha ucuz ve de söylenenlere göre buradakilerden
çok daha insan canlısı bir ahalisi varmış.
Herkesin farklı bir nedeni var Quebec konusunda; Ayşe'nin ise
özel nedeni Türk ehliyetini verip hemen Kanada ehliyeti
alınabiliyormuş!. Yani Türkiye'yi takıyor !! Burada ise
(Ontario) TC'yi kimse takmıyor. Kim takar Hindi'yi ?!. Ne zaman
KFC gibi bir zincir çıkıp hindiyi sevdirecek, ancak ondan sonra
bizi ciddiye alacaklar !..
Ayrıca, Quebec'e gitmek için Quebec tarafına başvurmanız da
gerekmiyor. Kanada'dan göçmenlik aldıktan sonra Kanada'nın
istediğiniz eyaletine gidebilirsiniz.
Biz bir daha Kanada'ya gelmek zorunda kalırsak,(umarız bir daha
gerekmez!) doğrudan oraya gitmenin gerektiğini düşünüyoruz.
Bizden bu aylık bu kadar...
Herkese kucak dolusu sevgi ve selamlar,
Demetçigiller Familyası
Ayşe Demetçi

Ağustos 2004
|
|
|
|
 |
 |
 |