Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Ayşe M. Demetçi  / Kanada İzlenimleri - Ağustos 2004

Dost Köşesi    

 

 

Herkese yeniden merhabalar,

Ne biçim Ağustos notu bu kardeşim dediğinizi duyar gibiyiz. Evet, kabul etmek lazım bu ayki sayı biraz gecikti. :-))

Ancak, bunun makul olabilecek açıklamaları var. İlk açıklama bilgisayarımızın aramızdan ayrılması... İlk önce pili daha sonra modemi su koyvermişti. Son olarak da ekran sizlere ömür olunca bize de yenisinin yolu açılmış oldu. Ancak, tüm adresler önceki yazışmalar eski makinada kaldığından bu dataları yenisine aktarmak icin biraz debelenmemiz gerekti. Tabi bu bilgisayar almak için yapılan uzun tetkiklerden sonra olduğundan her şey gecikti. İkinci ve belki de daha önemli neden ise evin bir ferdinin TC'ye yarı-kesin (!) dönüş yapmış olması. Ece de sizler gibi bundan sonra bizi mail ile takip edecek.. :)) Onun hakkında hayırlısı olsun....

Gelelim notlara:

  1. Yıldönümü.... Kanada notlarını yazmaya başlamamızın sene-i devriyesi. Hani anlamadan geçti diyeceğiz alışkanlıkla ama öyle değil. Zaman zaman çok zorlandık doğrusu, ama öyle ya da böyle yaşam yolunu buluyor :)). Hani bu macera kitap olabilecek boyutlara geldi. Belki ileride bundan bir şeyler çıkarabiliriz kim bilir... 

  2. Irak'ta öldürülen şöförümüz bizi ne olacak bu ülkenin hali şeklindeki düşüncelerimize ilave bir boyut getirdi. Şimdi ne olacak bu dünyanın hali diye düşünüyoruz. Umarız bu tür olaylar bir daha olmaz. Tüm dünya basınını bilmem ama biz buradan sonucu merakla izliyorduk..

  3. Ece okulunu bitirdi...Giderken bıraktığı evraklara bakarken, lise diploması elimize geçti ve düşündük !! Neden bizler lise diplomalarımızı üniversiteye teslim etmek zorundayızdır ve onu bir daha hiç göremeyiz.. Neden?
    "Bizim devletimiz neden bize güvenmez ve aslını görüp kaydı yapınca belgeyi bize geri vermez?" diye düşünmeye başladık. Burada insanların kredi kartını kimlik diye kabul ettiklerini hatırlayınca ülkemiz adına bir kez daha üzüldük. Yahu hocam sizin başka işiniz mi yok? Birsürü şey dururken buna da üzülünür mü demeyin... Şeytan ayrıntıda gizli..:-))

  4. Ayşe, ilk zammını 5. ayında aldı ama zam miktarı (saat ücretine 1 dolar) bizi epey güldürdü.. Neyse canım, hiç yoktan iyidir dedik. Göçmenlerin sağmal inek olarak kullanıldığı ülkelerde yaşıyanları şimdi çok iyi anlıyoruz ama bu bizi mutlu etmiyor. Lazın fikrada dediği gibi:"Ha bu da bize ders olsun" 

  5. Daha önce de benzer şeyler söylemiştik ama bu son örnek oldukça komik. Hani geçen yıl Ağustos ayında bir elektrik kesilmesi olayı vardı. (eski okuyucular bilirler) Burada bu olay insan psikolojisini derinden etkilemiş ve ardından yıldız gözleme toplulukları ve yeni komşuluklar kurulmuştu. Olayın bu şekilde unutulmasına razı olamadılar. Ne de olsa elektrik her yıl kesilmiyor.  İşte bu yüzden Toronto Blackout Festivali sırf bu günü yaşatıp torunlarına anlatabilmek isteyen insanlarca coşkulu bir şekilde kutlandı. Millet elektriklerini kapatıp mumları yaktı ve bahçelerde barbekü yapıp yıldız seyretti. Bu elektrik kesintisi ne menem bir şeymiş diye Toronto'yu 2000 kişi ziyaret etmiş.... Cahillik işte...

  6. Parayı veren düdüğü çalar... Ya da her mevsim mandalina... Bizi burada hayrete düşüren şeylerden biri de her mevsim her meyvanın bulunması. Tabi diyeceksiniz ki ne gariplik var bunda? TC'de de her mevsim seralar sayesinde birçok şey bulunabiliyor. Burada ise durum farklı yazın kış meyvaları güneyden yaz meyvaları kuzeyden yani her mevsim taze ürün bulunuyor. Fiyatlar da yaz kış diye değişmiyor. Hep aynı... Ne de olsa Kuzey Amerika'nın arka bahçesi Güney Amerika...

  7. "Olimpiyatlarda ben kimi tutacağım" derken olimpiyatlar bitti... Benim de birilerini tutmama gerek kalmadı. TV'de izleyebildiğimiz kadarı ile iki ülke karşı karşıya gelmedi. Böylece biz de üzülmedik. Ancak, burada da fark kendini gösterdi. Bizimkiler yenilince suratlarından düşen bin parça iken, Kanadalılar ise "Biz elimizden geleni yaptık. Buraya gelmekten dolayı çok mutluyuz dediler." Ortam güzelmiş de... Aslına bakarsan açılış seremonisini biz de çok tuttuk. Biz de de birgun böyle şeyler olur mu acaba?
    Ayrıca, Kanada'daki Greek kardeşlerimiz Avrupa şampiyonasından sonra bir kez daha dikkatleri üzerlerine çekmenin mutluluğunu yaşadılar. Gyro satışları patladı. Sokaklarda birden yüzlerce Greek bayraklı arabalar ortaya çıktı. Radyo ve TV'lerde hep onlar hep onların kültürleri vardı. Özenmedik desek yalan...

  8. Yıldönümü deyince Sigorta poliçesini yenileme macerasını anlatmadan geçemeyeceğiz. Biliyorsunuz dünyanın daha az güvenli bir yer olarak addedilmesi en çok sigortacılara yaradı. Bir önceki seneye göre karlarını 5 kat artırmış olmalarına rağmen sigortacılar primleri % 20 artırarak yeni sezona girdiler. Halk bu işi pek sevmeyince de yerel hükümetler olaya müdahale etti ve primlerin bir miktar düşürülmesini istedi. Bizim firma dalga geçer gibi bize hiç kaza yapmadınız hiç claim olmadı bu nedenle de sizin primi sadece %20 artırdık dedi. Bu arada elbette başka firmalardan da fiyat teklifi alabilirsiniz ama 1 ay içinde bize istemiyorum demezseniz eskisi gibi hesabınızdan yeni primleri keseceğiz dediler.
    Dolayısı ile aynı süreç yeniden başladı. Bu sefer daha bilgili olduğumuz için her halde eski primimizin % 40 altına hem arabayı hem de evi sigorta ettirdik. "Ama ev kira" mı dediniz? Doğru ama bu fiyat tek başına araba sigortası yaptırmaktan daha ucuz... Böylece olmayan evimiz de sigortalanmış oldu : ))

  9. Yıldönümü deyince her şey bir anlamda tekrar etmeye başlıyor. Yeniden Boat Show zamanı geldi. Gittik gene gıcır gıcır tekneleri dolaştık. Birkaç bankaya kredi başvurusunda bulunduk. Kredi verirlerse gidip alacağız. Yirmi yıl vadeli tekne kredisi....Kavram güzel ama henüz bir sonuç alamadık. Denemeye devam...

  10. Zamanın geçişi bizi başka konularda da düşünmeye itti. Bu şekilde devam etmek isteyip istemediğimizi sorgulamamıza yol açtı. Sorgulamanın sonucunda buradan sıkıldığımıza ve evi çok özlediğimize karar verdik. Dönüş kararını alarak bunu şampanyalar patlatarak kutladık. Ne keyif ama ... Tam dönüşe geçmeden önce yarım kalan bir kaç işimizi de bitirmeye karar verdik.. Ama bu konunun detaylarını bir sonraki bültene saklamak istiyoruz. E, ne de olsa yazacak birşeyler bulmak lazım değil mi?

  11. Geçen ay içinde iki ciddi Pitbull saldırısı tüm kamuoyunu uzun süre meşgul etti. Bu cins hayvanların artık üremesinin engellenmesi ve sahiplerinin silah sahipleri gibi ruhsat altına alınması konusunda ciddi adımlar atıldı. Pitbull cinsinin değil ama onlara sahip olan insanların hasta olduğuna dair açık oturumlar yapıldı. Burada pitbull cinsi tarihe karışacak gibi görünüyor. Darısı sizin başınıza....

Bu ay bizden bu kadar..

Her kese kucak dolusu sevgiler..

Demetcigiller

Ayşe Demetçi

Eylül 2004