Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Ayşe M. Demetçi  / Kanada İzlenimleri - Eylül 2004

Dost Köşesi    

 

 

Herkese yeniden merhabalar,

Demetçigiller familyası olarak gene leyleği havada gördük. Önümüz gene taşınma... Ece gidince bizi buraya bağlayan fazla birşey olmadığına karar verdik. Yeniden başlayabilmek için Toronto'yu geride bırakıyoruz. Toronto için değil ama geride bırakacağımız dostlarımız için üzülüyoruz. Bu hikaye bize bir yerden tanıdık geliyor ya neyse....

Bu sefer hiç olmaz ise okyanusu görebileceğimiz bir yere gidiyoruz. Marmara gibi degilse de bizi epey idare edecektir. Yarın yola düşüyoruz. (Tebdili mekanda ferahlık vardır derler değil mi?) Hayırlısı...

Önemli Not: Bundan sona bize yazacağınız mailleri demetcigiller@hotmail.com ya da cemde@yahoo.com adresine yazmanız gerekecek. Lütfen adresleri güncelleyin. Bu adres yarından itibaren çalışmayacak....

  1. Ece gitti. Yazması kolay oluyor ama işlem bu kadar kolay olmadı. :-)) Gene pound/kilo karmaşası yaşadık. Valizler hazırlandı ve zorla kapatıldı. Tabi bu arada birçok eşyadan vazgeçmek gerekti. Kitap vb şeylerden vazgeçmesi kolay oldu ama ufak tefek hatıra eşya ve elbiseler bizi epey yordu. Bak bu ne kadar hafif bu kalsın diye diye valizler kapanamaz hale gelene kadar doldurduk ve check in sırasında 3 kez  yeniden açılıp içinden bazı şeyler defalarca  geride bırakıldı... tabii duygusal ayrılık. Geride kalan arkadaşlar ve anılar... dediğim gibi gidiş pek de kolay olmadı... Tekrar kontrol edeceklerini söyledikleri valizler işin komiği bir daha kontrol edilmemiş... yani bazı şeylerden boşuna vazgeçti Ececik....:-)) 
    Gitmeden önce Ece'yi görmek için evde randevu alacak duruma geldik. Ne kadar da çok arkadaşı varmış ve onu ne kadar da çok severlermiş.. Son iki hafta her gün her akşam veda partileri vb içinde nerede ise uyuyacak fırsat bile bulamadı. Artık dökülecek kurt vb kalmadı.:-)) genç olmak böyle her halde.... Bu ülkede hep kendimi yalnız hissediyorum derdi. Son günlerde bunun pek de doğru olmadığını anlamış oldu... 
    (Derler ya anasına bak kızını al diye... Sevgili Ayşe de kız kıza partilerine katılarak bu kente veda etti. Zavallı koca evde oturup dvd seyrederken millet eyleniyordu! Şans işte...)

  2. Yeni bir kent hedefte duruyor.. Yarından itibaren yeni maceralar yaşanacak ve sizler de bizimle gülüp bizimle ağlayacaksınız belki de !!

  3. Yahu bizde ne çok ıvır zıvır varmış... Size bir beddua gibi gelebilir ama her eve lazım! Taşınmak hafiflemek için iyi bir yöntem gibi gözüküyor. O, şu, bu derken evden ciddi ciddi epey bir malzeme çıktı. Burada pek giyilmeyen giyim eşyalarından ya da eskilerden kurtulmak kolay. Goodwill'e veriyorsun onlar da  çok ucuz fiyata satıyorlar...Böylece sen mutlu oluyorsun fakir fukara da alıp mutlu oluyor. Burada fakir fukara deyince göçmenler anlaşıldığı için biz de böylece kader arkadaşlarımıza yardım etmiş oluyoruz. Eh alan ve satan razı...
    Türkiye’den sandıklarla getirilen eşyaları emeği geçenler hatırlayacaktır.. Onların hepsi ve de Ece’nin 5 yıl süresince edindiği ne varsa 1 gece verdiğimiz internet ilanı ve dostlarımızın da yardımı ile satıldı. Kitaplar ve mutfak eşyaları bir posta daha dağıtıldı. Bize de bir binek Mazda 323 bagajına sığacak kadar eşya kaldı.. İki bavul da arkadaşlara bırakıldı... Epeyce hafifledik kısacası.. Bir anlamda da özgürleştik sanırım !!

  4. Ulusal Hockey liginde sporcular greve gitti. Böylece başlaması gereken sezon başlayamadı. Bu ülkede union işi bir garip. Eğer iş kolunda union var ise girmemek mümkün değil. Mutlaka üye olmak zorundasın. Sporcular da daha iyi ücret için greve gitti. Takım sahipleri de zaten zarar ediyoruz, elinizdeki ile yetinin dedi ve şimdi TV kanalları maçların olduğu geceleri nasıl dolduracağız diye harıl harıl düşünüyorlar. Öncelikle kolay yol seçildi ve film yayınlandı. Zaman içinde başka yaratıcı alternatifler de bulacaklardır...

  5. 1 ay içinde 4 kasırga Charley, Frances, Ivan , Jeanne. Bunlar başarılı olanlar... Nasıl yani demeyelim lütfen... Kasırganın karaya ulaşmayanı haber olamıyor. Sadece uzmanları ilgilendiren bir detay olarak kalıyorlar. Ancak, bu sene karaya ulaşabilenler epey bir hasar yarattı. Florida 4 kez boşaltıldı. Karaiplerde birçok yer dümdüz oldu. Tüm bunlar olduktan sonra aynen bizdeki gibi birileri çıkıp "Bu çok doğal bir gelişme, her yirmi senede bir kasırgalar bir zirve yaparlar. Bu da bir zirve yılı" dedi. Yani tüm bunlar olmadan önce değil de 4. ciddi kasırgadan sonra. Önceden söylemek ciddi risk, ya olmaz ise değil mi ama...:-))
    Aslında daha hikaye bitmemiş de olabilir. Kasırga sezonu resmi olarak Ekim sonunda bitiyor. Yani birkaç yeni kasırga için yeterli vakit var.

  6. Okullar açıldı ve bit salgını başladı. Tam TC'lik bir haber değil mi? Demek ki bu bit denilen arkadaşlar yabancı dil de biliyorlar. Kalkıp buralara kadar gelmişler:-)) Kısa sözün özü...Burası dünyada yaşanılacak ülkeler istatistiğinde 1. sırada gelmekle övünür. Biz o kadar çok benzerlik bulduk ki listeyi yapanların bizim aleyhimize torpil yaptıklarını düşünmeye başladık.

  7. Taşınmak neyse de taşınma ile ilgili işlemler bizi epeyce oyaladı. Önce çalıştığımız şirketlerle ilişki kesildi. Resmi kurumlarda ve bankalarda adres değişiklikleri yapıldı. Cep telefonundan kablolu tv'ye birçok abonelik iptal edildi. Kısaca Ayşe'nın bir muhasebeci dikkati ile hazırladığı listedeki her bir item tek tek ifa edildi. Harbi zormuş yahu? Hala yapılması gereken işler var. Ama yapamıyoruz. Çünkü Cemal yolculuk öncesi arabanın frenlerini kontrol ettirmeye karar verdi. Servis frenleri sökerken bir özel somun kırıldı ve şimdi o parçayı bekliyoruz. Bu da işin tuzu biberi oldu...Yani çok mu lazımdı? (son pişmanlık fayda etmiyor :-))

  8. Politikacıların maaşlarına zam yapmak ya da yapmamak... Kanada'da başbakan kaç para alır? Yanıtı basit: 282 bin CDN. Bunun üzerinden elbette %45e varan bir gelir vergisi ödeyecek. Bir milletvekili kaç para alır?: 141 bin. Kanada'da ortalama bir ailenin yıllık kazancı 66 bin dolardır. (Biz Kanada İstatistik Bürosunun yalancısıyız. Bize sorarsan bu parayı hiç görmedik) Bu koşullarda Milletvekillerinin yeniden zam alacak olması biraz tepki topladı. Buradaki sistem iyi düşünülmüş. Maaş zamlarını yargıçların maaş zamlarına bağlamışlar. Yargıçların aldığı zam oranı aynen milletvekillerine de yansıyor. Tartışma vb olmadan güzel güzel zam alıyorlar. Ama, öyle olmadı... Yargıçlar son 3 yıl içinde %30 zam alınca milletvekili maaşlarını bu bağlantıdan kurtaralım. Halk ile vekili arasındaki uçurum açılıyor deniyor... Bu politikacılar hep çok zeki oluyorlar... Kendi maaşları için elbette...:-))

  9. Eylül yarı soğuk yarı sıcak geçip gitti ve biz de buradaki maceramızın sonuna geldik... Gelecek ayki bültenin nelerden bahsedeceği bizim için de bir muamma.. Yaşayıp göreceğiz..

Herkese sevgi yüklü selamlar... 

Demetcigiller

Ayşe Demetçi

Ekim 2004