Alkol, kumar, uyuşturucu bağımlılığı ne ise kişilere olan
bağımlılığımız da aynı şey. “Onsuz olamam” demek çok
sevmek zannediliyor. Halbuki onsuz olamamak demek, kendi
içinde tam ve bütün olamamak demek. Ah, şu
zannetmelerimiz!.. Eski zamanlarda dünya düz zannediliyordu.
Yuvarlak diyenleri de asıyorduk.
.......
Mevlana’nın olduğu söylenen güzel bir hikaye var:
Bir köyde hiç kimse fil görmemiş. Gece bir çadır kurulmuş,
içine bir fil konmuş. Köylüler kapkaranlık olan çadıra girip
fili ellemeye başlamışlar. Filin kulağını tutan “bu fil denen
şey yelken gibi bir şeymiş” demiş. Bacağını tutan “bu fil denen
şey buruşuk duvar gibiymiş”, hortumunu tutan “bu fil, kalın
hortummuş meğer”, demiş. Mevlana ise şöyle demiş: “İçeriye bir
mum yaksaydınız, herkes filin tamamını görecekti”.
İçinize bir
mum yakın tamamını görün.
Ya da şimdi teknoloji ilerledi, istiyorsanız içinize bir
projektör tutun.
Şaka bir yana, bağımlılıklar, korkudan geliyor. Alttaki
korkudan dolayı bağımlılığımızı durduramıyoruz.
Bir pazar sohbetimde evdeki kalabalığa “bağımlılıkları
bırakma” meditasyonu yaptıracaktım, “gözlerinizi kapatın” dedim
ve ben de gözlerimi kapattım. Bir de ne göreyim? Minicik bir
uçak fırıldak gibi dönüyor gözümün önünde. Gözlerimi açtım,
tekrar kapattım, yine aynı görüntü. Şaşkınlık içinde açtım
gözlerimi, o gün benimle birlikte olan diğer bir hoca arkadaşıma
döndüm, “hocam, gözümün önünde minik bir uçak fır dönüyor”
dedim. Herkes gözlerini açmış bana bakıyordu. Arkadaşım
gülümseyerek “sor üst benine” dedi. O zaman hatırladım,
şaşkınlıktan üst benimi bile unutmuştum. Ama herkes bana
bakarken tuhaf bir durum olmuştu.
Topluluğa döndüm, “Gözlerinizi kapatın, derin bir nefes alın.
Sadece nefesinizi izleyin. Nasıl alıp verdiğinize bakın. Her
nefesinizde, sevgiyi içinize aldığınızda, her verişte de
dışınıza nasıl verdiğinizi hissedin” dedim. Tekrar kapattım
gözlerimi, uçak oradaydı. “Üst benim, nedir bu?” der demez, üst
ben “sen de seyahat bağımlılığını bırak” dedi.
O zaman anladım. Kendimi en iyi hissettiğim zamanlar seyahat
ettiğim zamanlardı. Kendimi özgür, sevinçli hissederdim. Ancak o
zaman bu duyguları deneyimleyebilirim gibi gelirdi. Seyahate
çıkamadığım zaman mutsuz olurdum. Değersiz olurdum. Halbuki
içimdeki sevgi hiçbir şeye bağlı değil ki. O orada. Ben seyahate
gitsem de gitmesem de.
Hemen niyetimi yaptım. “Ben seyahat bağımlılığımı şimdi ve
sonsuza kadar tüm zaman mekan ve boyutlarda sevgiyle serbest
bırakıyorum” O enerjinin benden çıkıp gittiğini hissettim.
Kendimi daha özgür ve hafif hissettim. Herkes gittikten sonra
oturdum, altındaki korkularımı bulup, kabul ettim ve sevgiye
dönüştürdüm. Değersizlik korkusu, sevilmeme korkusu, yetersizlik
korkusu.
Şimdi seyahate gitsem de olur, gitmesem de.
Bağımlılıklarımızın altı korku dolu. Her çeşit bağımlılık
var. Eşimize, çocuğumuza, evimize, işimize, eşyamıza, anamıza,
babamıza, arabamıza, arkadaşımıza, alkole, spora, sekse, kumara,
eroine, sigaraya, seyahate. Bunların hepsi aynı. “Olmazsa olmaz”
dediğimiz, her şey bağımlılık. Kendimizi onsuz, güçsüz değersiz,
güvensiz, başarısız hissettiğimiz her şey. Onlara yüklediğimiz
anlamlara bakmamız gerekiyor. Çok lüks de yaşayabiliriz, hiçbir
şeyimizi satıp savıp inzivaya çekilmemiz gerekmiyor. Sadece
“onsuz da olurum, evsiz de olurum, arabasız da; arabaya da
binerim, otobüse de binerim; her halimle değerliyim.”
Diyebiliyor muyuz gerçekten? Şöyle yürekten, inanarak?
Herkesin ve
her şeyin gitmesine izin vermektir sevgi. “Gelirse de güzel,
giderse de güzel” diyebilmektir.
Şu anda radyoda “if you go away” çalıyor, “eğer gidersen” bu
şarkıyı ne zaman dinlesem içim acıyla dolardı. Herhangi birini
düşünerek dinlemezdim ama yine de çok hüzünlenirdim. Oysa acı
direnmek demek. Direnci bırakıyorum.
Biz bağımlılığımızı bırakana kadar bize en yakınlarımız
görevli oluyor her zamanki gibi. Herhangi bir bağımlılığı sizi
rahatsız eden bir yakınınız varsa hemen bakın sizin neye veya
kime bağımlılığınız var. Siz kendi bağımlılığınızı sona
erdirmedikçe o yakınınız bu konudaki ayalık görevini sürdürecek.
Elinde değil, size bu yolla hizmet ediyor. Mesela siz spora olan
bağımlılığınızı bitirmedikçe oğlunuz uyuşturucu bağımlılığını
bitiremeyecek. Neye BAĞIMLI olduğu fark etmiyor, adı
bağımlılıksa eğer hepsi aynı.
Yasemin
Conker'in "İçimdeki Yolculuk"undan