|

Merhaba,
Konu
balıkçılık olunca, yazmaya başlamak kolay değil. "Nereden
başlamalı ?" "Hangi soruna öncelik vermeli ?" Balıkçılığımızın
yıllardır gözardı edilmiş ya da görmezlikten gelinmiş o kadar
çok sorunu var ki. En iyisi, albenili bir sinarit fotoğrafını
yazıya başlık yapıp, görsel bir ziyafet ve umutla başlamak.
Çoğu iç
karartıcı bu sorunların, yazıya dökülmesi de insanı üzüyor. İşin
içinde olmayan insanların kolaycı yaklaşımları, sorunları
çözmekten çok, daha karmaşık bir hale sokuyor.
Devlet
İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre, ülkemizde 18 bin
balıkçı gemisi var. Sadece gemi (sandal) sahiplerinin
çalıştığı 11 bin, 1-4 tayfa çalışan 6 bin, 5-9 tayfa çalışan
445, 10-19 tayfa çalışan 195, 20-29 tayfa çalışan 172 ve 30
tayfadan fazla çalışanı olan 53 gemimiz bulunuyor.
Bu sayıları
belirtmemin nedeni, ekonomimize olan katkısının yanında
balıkçılığımızdan ne kadar çok insanın geçimini sağladığını
göstermektir. Nakliyecileri, balık manavlarını, balık hali ile
kamu çalışanlarını, buz üreticilerini, ihracatçıları,
ağ,kurşun,mantar, halat, çelik halat ve diğer ekipmanların
üreticilerini, gemi tersanelerini, çekek yerlerini, buralarda
çalışan işçileri dikkate aldığımızda,ülkemizdeki balıkçılık, hiç
de küçümsenemeyecek bir ekonomik güç ve iş sahasıdır (istihdam).
Balıkçılığımız
ne yazık ki Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesindeki bir şube
müdürlüğünce yönetilmektedir. Yıllardır "Bir denizcilik
bakanlığı kurulsun. Balıkçılığımız bu bakanlığa bağlı bir genel
müdürlükçe yönetilsin" şeklindeki istekler, sonuçsuz kaldı. Su
ürünleri fakülteleri ve denizcilik yüksek okullarından mezun
olanlar garsonluk yaparken, Bakanlık bünyesindeki ziraat
mühendisleri balıkçılığımızı yönlendiriyor.
Denetim
eksikliği -özellikle nehir ağızlarında ve Sahil Güvenlik
botlarının ulaşamadığı yerlerde- doğa katliamına neden oluyor.
Kimi balık çiftlikleri yasak olmasına karşın tül ığrıpla doğadan
yavru topluyor. Tırnak büyüklüğünde 5-10 bin yavru toplamak için
diğer türlere ait milyonlarca yavru katlediliyor.
Trol ve
gırgırların "zaman yasağı" her yıl tartışılıyor. Çözüm
bulunamıyor. Avcılığı hedeflenmeyen, ekonomik değeri olmayan bir
çok tür büyük oranlarda telef ediliyor. Bu durum karşısında trol
ve gırgır sahipleri de zaman zaman çaresizlik içinde yakınıyor.
Aslında bu durum, tuzu kuruların umurunda değil. Ancak ,
yaşamını, geleceğini balıkçılık üzerine kurmuş trol ve gırgır
sahipleri çözüm bekliyor.
ÖTV'si
indirilmiş yakıt, bürokrasi ve ekonomik dayatmalar yüzünden dar
gelirli kıyı balıkçıları tarafından kullanılamıyor.
Tayfalar, en
çetin koşullarda çalışıyor olmalarına karşın, sosyal güvenceden
yoksun.
Yasadışı
avcılık bir türlü önlenemiyor. Özellikle Marmara Denizi'nde
yüzlerce trolün çalışması engellenemiyor.
Tablo
karanlık. Daha birçok konuyu ekleyip daha da karartmak mümkün.
Ancak umutsuz olmamak gerekir. Geleceği güzel kılmak, bizim
elimizde. Konuları tek tek ele alıp, bu sıkıntıları yaşayan
insanların çözüm önerilerini de aktarmaya çalışacağım.
Yukarıdaki
karanlık tablodan karamsarlığa kapılmayın. Denizana cömert,
denizlerimiz barındırdığı türlerle bereketli. Yeter ki biz onu
yoketme yarışına girmeyelim.
Gelecek
kuşaklara yaşanılası bir dünya bırakmak istiyorsak, çevremizi,
bir bütün olarak doğayı özellikle de denizlerimizi korumalıyız.
Yazının
başlığı sinarit, imza da antenli mercan olsun, hoş bir bakışla
ayrılmak için.
Hoşçakalın
.
Şevki Avcı
FOÇA
Şevki Avcı'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

15.06.2007
|