|

Balıkçılığımızın
en çok tartışılan konularından biri de ışıkla avcılıktır.
Bir gırgır
takımı denince, ağı taşıyan ana gemi, peş kayığı (bot) ve lamba
(jenaratör taşıyan tekne) akla gelir. Bazı takımlarda, ayrıca
taşıyıcı tekne de bulunmaktadır.
Işıkla avcılık: Ana geminin
sonarla tespit ettiği, ya da reisin "burada balık olur" dediği
bölgede bir teknede ışık yakılarak balıkların ışık altında
toplanması sağlanır. Ana gemi (gırgır) peş kayığının yardımıyla
ışık altında toplanan balığı sarar.
Sardalya, hamsi,
çaça gibi pelajik balıkların avcılığı genellikle gece ışık
kullanılarak yapılır. Ancak, ışığa sadece bu balıklar değil,
akla gelen tüm deniz canlıları yönelir. Yani yakalanması
hedeflenen balık sardalya bile olsa, ışık nedeniyle bölgede
bulunan, hamsi, çaça, palamut, uskumru, kolyoz, isparoz,
kalamar, karides, mercan ve aklınıza gelen her tür yakalanmış
olur.
Gırgır
takımları, nadiren sonarda gördükleri balık sürüsünü çevirirler.
Bu ancak sardalya ya da diğer türlerin çok yoğun olarak bir
arada bulunduğu zaman yapılır. Gırgır avcılığı genellikle ışığa
dayalı olarak yapılmaktadır.
Işıkla avcılık
yasal bir yöntemdir. Su Ürünleri Sirkülerinin "Çevirme Ağları
ile Avcılık" bölümünde (madde 17) bu yöntemin nerelerde ve nasıl
uygulanacağı belirlenmiştir. Ancak, hem belirlenen bu kurallarla
ilgili hem de bir bütün olarak ışıkla avcılık yöntemine ilişkin
eleştiriler süregelmektedir.
Yasak olmasına
karşın, birçok gırgır gemisinin birden fazla lamba kayığı
kullandığı, 8 bin Watt sınırlamasına uyulmadığı, yine yasak
olmasına karşın suyun altında da ışık yakıldığı, 30 metreden
daha sığ sularda da ışık kullanıldığı biliniyor.
Işıkla avcılığın
denizlerdeki doğal dengeyi bozduğu, avcılığı hedeflenmese bile
bir çok farklı türün ve yavruların yok edildiği ileri sürülerek
yasaklanması istenmektedir. Bu görüşe karşılık gırgır sahipleri
"ışık olmazsa gırgırla avcılık da yapılamaz." demektedirler.
Bu konuda da
bilimin ışığına acil ihtiyacımız var. "Yasaklansın" ya da
"yasaklanmasın" demek kolaycılığından kaçınıp doğru olanı bulmak
zorundayız. Bu sorunlara oy hesapları ile hareket eden siyasiler
değil, bilim çevreleri ve geçimini denizden sağlayan insanlar
çözüm bulabilirler.
"Memleketim"
diyebileceğimiz bir tek ülke var. Havasından, suyundan,
denizinden, dağından, balığından pulundan sorumlu olduğumuz.
Hoşçakalın
.
Şevki Avcı
FOÇA
Şevki Avcı'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

02.08.2007
|