Denizce
  e-mail
denizce@denizce.com
 





  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Balık Anatomisi
Balık Müzesi
Balıklar [Deniz]
Balıklar [Tatlısu]
Balık Takvimi
Balıkçılığımız
Denizatı
Hamsi Aklı
İlginç Yaşamlar
Köpekbalıkları
Midye Anatomisi
Yakamoz
Yunuslar

Olta - Yem
Olta Takımları
. Çapariler
. Sark.-Köstek
. Savurma Dip
. Sürütmeler
. Zokalılar

Seafari
 Balıkçılığımız - Denetim Eksikliği - I

Şevki Avcı    

 

 

Göl, gölet ve akarsularımızın nasıl denetlendiği, ya da denetlenip denetlenmediği konusunda bilgim yok. Ancak Almanya'daki bir arkadaşımın izin belgesi (Amatör Balık Avlama Sertifikası) almadan, nehirde balık avladığı ve ayrıca avlanması yasak olan bir türü yakaladığı için iki ayrı ceza ödediğini biliyorum.

Aylığının yarısını ceza olarak ödeyeceğini gören arkadaşım, "Etmeyin eylemeyin, ben bunun yasak olduğunu bilmiyordum. vb. vb.." dese de cezadan kurtulamıyor. Sonra bir de nasihat çekiyorlar. "Bu nehirdeki balıklar sonsuz değil. Kimi türler çok azaldığı için avcılığı yasak. Kimi türleri belli mevsimlerde avlamak yasak. Kimi türler ise belirlenmiş boy ve ağırlığın dışında yakalanabilir. Eğer kursa katılıp sertifika alsaydınız, bunları öğrenmiş olacaktınız."

Bize gelince, kursa bilgiye gerek yok. İki fotoğraf ve on YTL. verdizmi 5 yıllık balık avlama ruhsatı alırsınız. Hem de profesyonel. Beş yıl sonunda ruhsatınızın yenilenebilmesi için bir su ürünleri kooperatifinden "balıkçılık yapıyor" diye belge gerekiyor. Hayır, hayır, yanlış anlamadınız. Ben de yanlış yazmadım. İki fotoğrafla gidin tarım müdürlüğüne. On YTL verin beş yıllık profesyonel balık avlama ruhsatı alın. Mesleğinizin ne olduğu hiç önemli değil. İsterseniz bir bilim dalında profesör olun. Ancak beş yıl sonra bir kooperatiften balıkçılık yaptığınıza ilişkin belge getirmelisiniz. Yoksa ruhsat alamazsınız. Diyelimki amatör bir ruhsat aldınız. O zamanda bir balıkçı teknesiyle balık avlamaya gidemezsiniz.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yıllara dayalı birikimi sonucu düzenlediği 37/2 numaralı sirkülere baktığımızda, sorun çözümlenmiş gibi görünüyor. Amatör balık avcılığı teorik olarak oldukça iyi tanımlanıp, koşullara bağlanmış. Ancak, denetim konusu amatörün bilincine ve insafına bırakılmış. Yasa,teorik olarak, Sahil Güvenlik,Bakanlık denetim elemanları, jandarma, ormancı, kır bekçisi, belediye zabıtası, muhtar ve o bölgedeki aklınıza gelen tüm kamu çalışanlarını denetimle görevlendirmiş. İyi hoş da, görevlilerin önce bu sirkülerden haberdar olmaları gerekmez mi ? 

İşte o öykünün tam zamanı. Yıllar önce bir gırgır gemisi 50 kasa kadar kefal yakalamış. Ancak kefaller olması gereken boydan çok küçük. Balıkçılar şikayet etmişler. Tesadüfen ben de mezat yerine gittim. Tarım İlçe Müdürlüğü'nden bir görevli geldi. Elinde sirküler, balıkçılara, "bu hangi tür kefal ?" diye sordu. Pata Muharrem abi, kimseden lafını esirgemez bir balıkçıydı. Görevliye "bize soracağına balıklara sorsana !" dedi. Hepimiz gülüştük. Çünkü sarıkulak, diğer kefal türlerinden en kolay ayırt edilebilendi. Kulağının (solungaçların en dışındaki sert dokulu kısım) üstünde çok belirgin sarı bir kısım vardır. Pata Muharrem abinin "bize soracağına balıklara sorsana !"  deyişi bundandı.

Görevlinin düştüğü duruma çok üzüldüm. O'na güldüğüm için de kendime biraz kızdım. Çünkü, bu O'nun değil, O'nu bu göreve atayan Bakanlığın, Bakanın ayıbıydı. 

Denizlerimizde denetim Sahil Güvenlik botları tarafından yapılmaktadır. Bakanlığın Koruma Kontrol diye bir birimi varsa da onları denizlerde görmek oldukça zordur. Eskiden bazen gemileri arızalı olurdu. Bazen kaptanları olmazdı. Kimi zamanda geminin mazotu. Şimdi ne durumdalar iyi bilmiyorum. Ancak, eğer Gediz Ağzı'nın sığ sularında tül ığrıpla tırnak büyüklüğünde binlerce çipura yavrusu yakalanıyorsa, o yavrular yakalanırken, diğer türlere ait binlerce yavru katlediliyorsa, yasak dönemde balık hallerine trol balığı gelip satılabiliyorsa,

Bakanlığın Koruma Kontrol Şubesi'nin nasıl çalıştığını siz değerlendirin.

Denizlerdeki denetimin tamamen Sahil Güvenlik botlarına bırakılmış olması, denetim yetersizliğini de beraberinde getirmiştir. Çünkü, Sahil Güvenlik yaklaşık yirmi kalem görevin yanında bu işi de yapmaya çalışmaktadır. Kaldı ki işi sadece balıkçıları denetlemek olsa bile, eğer karadaki bir kurum ile birlikte çalışmaz ise, yeterli denetimi sağlaması olanaksızdır.

Bu yıl  15 Nisan-15 Eylül tarihleri arasında trol yasağı getirilmiştir. Oysa kimi trollerin uluslararası sulara çıktığı, D (diğer) ruhsatlı gemilerle kıyıya balık sevkettiği yaygın şekilde konuşulmaktadır. Hatta D ruhsatlı büyük gemilerin trol takımıyla çalıştığı iddiaları var. Örneğin Midilli Adası'nın arkasında

çalışan bir trol takımı, D ruhsatlı bir gemiyle kıyıya balık gönderiyorsa, kıyıda bunu denetleyecek bir kurum yoksa, Sahil Güvenlik ne yapabilir ?

Denetim eksikliği, balıkçılığımızın en büyük sorunu olagelmiştir. Sahil Güvenlik ile eşgüdüm içinde çalışacak karada (kıyılara, liman ve balık hallerine hakim) bir kurumun yapılanması gerekmektedir. Ayrıca, Sahil Güvenlik personel, bot ve diğer ekipmanlar açısından güçlendirilmelidir. Aksi halde,  yasadışı avcılık  engellenemez. Çünkü, teknoloji yasadışı avcılığı da kolaylaştırıyor. Cep telefonu aracılığı ile Sahil Güvenlik botlarının ve denizdeki kuşkulu her trafiğin yasadışı avcılık yapanlara bildirildiğini, bilmeyen yok.

Yasadışı balık avcılığının önlenebilmesi için, en azından yaşamı denize bağlı insanların görevlilere yardımcı olması gerekir. Kendini ülkesine karşı sorumlu sayan her yurttaş, denizde yasadışı bir eylem gördüğünde, Sahil Güvenlik botlarını ya da 158'i aramalıdır. Gerçi 158'de karşınıza sizin acelenizden haberi olmayan  bir bant kaydı çıkar ya neyse. Ancak biraz sabır. 

Bir tanıdığım üç gün önce, "Sözde trol yasağı var. Yine trol balığı geldi."  dedi. "Kim, nereden, nasıl getirdi ? Söyle görevlilere haber verelim." dedim. "Git işine be abi. Benim başımı derde mi sokacaksın. Ben sana böyle bir şey söylemedim."  dedi. Bu sözler karşısında şaşırdım. Adamın yüzüne baktım. Hani o mafya filmlerinde, mafya aleyhine bilgi verenlerin yüzündeki ürkeklik ve korku vardır ya, işte o yüzlerden birini görür gibi oldum. Yazık.

Memleketim, diyebileceğimiz bir tek Türkiye var. Havasından suyundan, kıyısından dağından, balığından pulundan sorumlu olduğumuz.

Hoşçakalın       .
Şevki Avcı          
FOÇA               

 

Şevki Avcı'ya teşekkürlerimizle

Denizce

16.08.2007

 

13.11.2008  Balıkçılığımız - Yavru Balık Çetesi
02.09.2008  Balıkçılığımız - Tebliğ (Sirküler) Yayınlandı
12.08.2008  Balıkçılığımız - Balıkçılık ve Mevzuat
01.07.2008  Balıkçılığımız - 4922 Komedisi
20.06.2008  Balıkçılığımız - ÖTV'si AZ İndirilmiş Yakıt
05.06.2008  Balıkçılığımız - Sıkıyönetim mi?
13.05.2008  Balıkçılığımız - Şaka Değil "Ben Armatörüm"
01.05.2008  Balıkçılığımız - Umutlar Bir Başka Av Mevsimine Kaldı
25.01.2008  Balıkçılığımız - Yiyin Afiyet Olsun
08.11.2007  Balıkçılığımız - Dağıtım / Tüketim
27.09.2007  Balıkçılığımız - Sosyal Güvenlik
13.09.2007  Balıkçılığımız - Denetim Eksikliği - II
29.08.2007  Balıkçılığımız - Rastgele
16.08.2007  Balıkçılığımız - Denetim Eksikliği - I
02.08.2007  Balıkçılığımız - Işıkla Avcılık
19.07.2007  Balıkçılığımız - Ağ Göz Açıklığı
04.07.2007  Balık Üretme Çiftlikleri
15.06.2007  Balıkçılığımız