|
Yiyin Afiyet
Olsun
Yıllar önce bir
arkadaşımın trolü ile denize açıldık. İlk ağ vira edildi.
Torbanın şişliğinden bereketli bir ağ olduğu belliydi. Daha
doğrusu ben böyle düşünmüştüm. Ağı gemiye almak için zorlandık.
Arkadaşım "insafsız alçaklar. vb." sövüp sayıyordu. O kadar
kızgındı ki cesaret edip o kızgınlığının nedenini soramadım.
Torba bom ile
kaldırıldı. Altı açıldı. Torbadan güverteye dökülenleri
görünce, o kızgınlığın nedenini anladım. Birkaç metreküplük çöp
dağının içinde bir miktar balık vardı. Trol torbası yeniden mola
edildikten sonra, yoğun bir çalışma başladı.
Büyük naylon
torbalara doldurulmuş çöpler denize atılmıştı. Torbaların kimi
patlamıştı. Organik atıklar kokuşmuş, şişeler, naylon torbalar
ve metal atıklar güverteye yayılmıştı. Büyük boy çöpler bir
kenara yığıldı. Balıklar ayrılıp yıkandı.
Denizde kalıcı
kirliliğe sebep olacak atıklar -plastikler, şişeler, boya
kutuları, fırçalar, naylon çuvallar vb- ayrıldı. Ekonomik değeri
olmayan deniz canlıları ile organik atıklar denize atıldı.
Geriye kalan çöpler çuvallara dolduruldu.
Daha önceleri,
teknesinde pis su tankı yok diye, o arkadaşı eleştirmiştim.
Bana "Teknede yaşayan yok. Sabah denize, akşam eve. Bize tank
gerekli değil." demişti. Açık yüreklilikle söylemek gerekirse,
arkadaşımın çevreye duyarsız olduğunu düşünüyordum. O gün
çuvallara doldurulan atıklar karaya çıkarılıp çöp bidonuna
atıldığı zaman yanıldığımı anladım.
Günümüzde bütün
teknelerde pis su tankı var da ne oluyor? Dolunca denize
boşaltılıyor. Denize boşaltılmayıp limanlarda uygun araçlarla
alınsa bile, yine gideceği yer deniz değil mi? Kaç kıyı
kentimizde arıtma tesisi var? Bu tesislerin kaç tanesi gerçekten
doğayı korumaya yönelik işlev görüyor?
Fenerci Mehmet
Işık iyi bir denizciydi. Tavla oynarken, sigara izmaritini yere
atan balıkçıya,
- Ula uşağum,
denize çöp atılur mi? Ekmek teknemiz o bizum da!
- Yok Mehmet
amca, şuraya attım. Deniz yüz metre ilerde.
- Ula kafasız
uşak, isterse yuz mil ileriye olsun, çopi çopa atmazsan gideceğu
yer denizdur.
Denizlerimizin
ve çevremizin korunabilmesi için, çöpü çöpe atmak da yetmiyor.
Bir çok yerde çöp bidonlarına atılan çöpler, ilkel çöplüklere
götürülüyor. Rüzgar savuruyor, yağmur suları taşıyor.
Çöplüklerin çevresindeki ağaçlar ve çalılar Telli Baba gibi.
Tutunacak bir dal bulamayan çöplerin son durağı ise çukur
yerler, denizler.
Denizler
direniyor. Kendisine atılan batmayan çöpleri geriye, kıyılara
atıyor. Batanları ise akıntılarla sürükleyip yok etmek istiyor.
Ancak insanoğlu acımasız. Doğadaki fosili değiştirip binbir
çeşit -zararı yararından çok- bela üretiyor. Kansere neden olan
ürünleri yaşamına sokup, sonra kansere çare arıyor. Denizlerin
akıntılarla yok edemediği kimyasal atıklar, ağır metaller deniz
ürünlerimizi de olumsuz etkiliyor.
Doğaana,
insanoğlunun daha iyi yaşamak için değil, daha çok kazanmak için
yaptığı talana direniyor. Yaktığı ormanları yeniden oluşturuyor.
Kirlettiği suyu temizleyip, yağmurla can veriyor. Ürettiği
naylon belasını, rüzgarıyla savuruyor, çalısıyla yırtıyor,
güneşiyle yakıyor. Ancak, insanoğlu kararlı; tarım alanlarını
yok edecek. Havayı-suyu (nehirleri, gölleri ve denizleri)
kirletecek. Çok kazanacak çok. Altın külçelerini dolduracak
ambarına. Yiyin afiyet olsun.
Hoşçakalın
.
Şevki Avcı
FOÇA
Şevki Avcı'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

25.01.2008
|