|

Denizce'de
yazmaya başlarken gemimin 6.5 (altıbuçuk) m. içindeki motorun 9
HP olduğunu ve bu nedenle armatör olduğumu belirtmiştim. Büyük
adamların olduğu kimi toplantılarda, gülüşmelere neden olsa da
kendimi "armatör" olarak takdim ediyorum. Gülümsemeleri görüyor,
fısıldaşmaları duyuyorum...
- Yok yahu
"armatörüm" diye dalga geçiyor. Bu da bizim gibi baldırı çıplak
bir balıkçı.
Bugünlerde
kendini ve beni "baldırı çıplak balıkçı" diye tanımlayan balıkçı
arkadaşlarım, acı bir şekilde, kendilerinin de "armatör"
olduğunu öğrendiler.
Dörtbindokuzyüzyirmiiki
(4922)
Biz toplum
olarak okumayı pek sevmeyiz. Kendimizle, yaptığımız işle ilgili
olmasına karşın kanun, yönetmelik, tüzük, genelge vb. ile de
ilgilenmeyiz. Ta ki o yasal işlemle karşılaşıncaya kadar.
Teknesi 5 bin
YTL etmez bir balıkçı arkadaşım, elinde 4922 sayılı yasanın
fotokopisi, yüzünde öfke ve şaşkınlık...
- Ey millet,
duyduk duymadık demeyin karşınızda ticaret gemisi olan bir
armatör oturuyor.
Yaşamın cilvesi.
Bu arkadaş "armatörüm" dediğim için benimle şakalaşmıştı. Bir
gün önce 5 bin YTL. ceza yazılmış. Teknesini satsa bu parayı
ödeyemez.
1946 yılında
çıkartılan 4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında
Kanun'nun 1. Maddesi aynen şu tanımlamaları yapıyor.
A) Denizde
kürekten başka aletle yola çıkabilen her araca, adı, tonilatosu
ve kullanma amacı ne olursa olsun "Gemi",
B) Menfaat
sağlamak kasdiyle denizde kullanılan her gemiye "Ticaret Gemisi"
denir.
Kanunun 1.
maddesinin A ve B bentlerinde açık bir tanımlama yapılmış. Bu
tanıma göre benim bir gemim hem de "ticaret gemim" var. Eeee
ticaret gemim olduğuna göre cezalarda buna göre olmalı.
Canımı ve malımı
korumadığım için ceza yemek çok komik olacağından gerekli tüm
ekipmanları fazlasıyla bulundurmaya özen gösteririm. Onlarca
Sahil Güvenlik denetimi gördüm. Bir sorun çıkmadı. Ancak dar
gelirli arkadaşların böylesi ağır para cezalarıyla karşılaşması
beni mutsuz ediyor. Daha önce de cezalar yazılıp mahkemeye
sevkler yapılıyordu. Sonuç yıkıcı olmuyordu. Şimdi ise insanları
çaresiz bırakan bir uygulama var. Bunun nedeni 23 Ocak 2008
tarihinde 4922 sayılı Kanunda yapılan değişiklik. Kanunun 20.
Maddesinde (Değişik:23/1/2008-5728/120 md) en düşük idari para
cezası 5 bin YTL. olarak belirlenmiş.
- Kardeşim, 5
bin lira etmez bir sandala Denize Elverişlilik Belgesinin tarihi
geçti diye 5 bin lira ceza kesilir mi ?
- Kesilir. Kanun
böyle buyuruyor.
- Peki bu kanunu
hazırlayanlar, yapanlar, TBMM'nde dinleyenler, oy verenler,
imzalayanlar hiçbiri bunu düşünüyor mu ? Hadi diyelim ki iktidar
milletvekilleri okumadılar. Ya iktidarda olmayanlar. Onlar niye
"bu yasada yapılan değişiklikler Anayasaya aykırıdır" diye
itiraz etmezler ?
Bu soruların
muhatabı ben değilim. Ancak bildiklerimi söyleyeyim. Türkiye'de
yaklaşık 18 bin balıkçı gemisi var. Bunların 1900 kadarı Gemi
sayılabilecek, gırgır, trol ve taşıyıcı. 1 ile 4 gros arasında
ise yaklaşık 14 bin "gemi" var.
4922 sayılı
yasaya göre balıkçılık yapan 18 bin "Ticaret Gemimiz" var.
Yasanın 23 Ocak 2008 'de değiştirilen 20. maddesi ise en düşük
idari para cezasını 5 bin YTL olarak belirlemiş. Ceza kestikleri
için Sahil Güvenlik Botlarına kızacağız, sövüp sayacağız. Sahil
Güvenlikle bizi karşı karşıya getiren o yasaları çıkaranları ise
seçim meydanlarında alkışlayacağız. Durum bundan ibaret.
Memleketim,
diyebileceğimiz bir tek Türkiye var. Havasından suyundan,
kıyısından dağından, balığından pulundan, denizinden kumundan
sorumlu olduğumuz
Hoşçakalın
.
Şevki Avcı
FOÇA
Şevki Avcı'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

13.05.2008
|