|
4922 Sayılı
Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun'unu konu edinen
"şaka
değil ben bir armatörüm"
başlıklı yazı, 13 Mayıs 2008'de Denizce'de yayınlanmıştı.
Kanun'un 20 maddesi komisyonlarda yeniden görüşülmüş.
Bugünlerde
konunun görüşüldüğü TBMM Komisyonlarda görev alan hemen her
partinin milletvekillerinden sahil kentlerine faks ve e-posta
mesajları yağıyor. Bu mesajlar parti teşkilatlarınca çoğaltılıp
denizcilere "biz yaptık" denilerek dağıtılıyor. Birinci
komiklik bu. TBMM'nin işi bu. Tabii ki yasama görevi için
oradasınız sayın milletvekilleri.
İkinci
komiklik değiştirileceği söylenen madde 4922 Sayılı Yasa'ya
23 Ocak 2008' de eklenmişti. Yani bu komisyonlarda
görüşülmüş, bu Meclis'te oylanmıştı. Şimdi, sözde yapılan bir
yanlış "düzeltiliyor". Yani sayın milletvekillerimizin "Ey
denizciler asıl olan sizsiniz. Vekilleriniz olarak biz TBMM'nde
bir yanlış yaptık. Şimdi bunu düzeltmeye çalışıyoruz" demeleri
gerekirken, herkes "size bu kıyağı bizim parti yaptı"
havalarında.
Üçüncü ve en
önemli komiklik ise en az ceza miktarının 5 bin YTL'den 250
YTL'ye indiriliyor olması. Gelen mesajlar doğru ise ,Yasa'da
yapılan değişiklik ile cezalar, deniz araçlarının büyüklüğüne
göre 250 YTL ile 25000 YTL arasında olacak. Ayda 2 yüz ya da 3
yüz YTL kazanan, 5 metre boyunda bir sandalı olan kıyı
balıkçısına, 250 YTL. para cezası kesilmesinin o balıkçı
açısından ne anlama geleceğini sayın vekillerimizin bilmesi
gerekmez mi?
Can simitinde
ya da yeleğinde ışığı yanmayan bir gemiye 250 YTL ceza yazmak
normal gibi -değil ya- görülebilir. Ancak, bu ceza aylık geliri
birkaç yüz lira olan bir sandala yazılırsa hırpalayıcı olur.
Yani yapılan değişiklik bize ulaşan haliyle sorunu çözmüyor.
Sorun Yasa'nın 1.Maddesindedir.
MADDE 1
A) Denizde
kürekten başka aletle yola çıkabilen her araca, adı, tonilatosu
ve kullanma amacı ne olursa olsun "Gemi",
B) Menfaat
sağlamak kasdiyle denizde kullanılan her gemiye "Ticaret Gemisi"
denir.
Bu madde
değişmedikçe, 5 metre boyundaki balıkçı sandalı "ticaret gemisi"
olarak tanımlandıkça sorun çözülmeyecektir.
Yasalar
yapılırken, ceza miktarları, cezayı kesecek görevlinin insafına
bırakılmamalıdır. Her suçun önceden bilinen bir cezası
olmalıdır. Bunu tespit etmek o kadar da zor bir iş değildir.
Eğer amaç bağcıyı dövmek değil, denizde can ve mal korumasını
sağlamaksa, birkaç örnek verebilirim.
Can yeleği
eksik, bir can yeleğinin fiyatı kadar ceza. DEB tarihi geçmiş,
DEB harcı kadar ceza ve DEB alıncaya kadar seferden alıkoyma.
Yangın söndürme tüpü boş, dolum ücreti kadar ceza. Bayrağın ucu
sökülmüş, parasız yeni bir bayrak hediye. Vb.Vb. Bu eksiklerin
bir sonraki kontrollerde de tespit edilmesi halinde 2 katı, üç
katı vb.vb. ceza. Haa ikinci kere bayrak hediye edilmese de
olur. O durumda cüsseye uygun okkalı bir ceza kesmek gerekir.
SONUÇ:
Konuyla
ilgilenen sayın milletvekilerinin her tür ve boydan deniz aracı
olan denizcilerle konuyu görüşmesini öneririm. Yasa'nın böyle
düzenlenmesi daha doğru olacaktır. Ayrıca, lütfen kahve deyip
geçmeyin. Kahve sohbetleri kimi konularda doğru çözümü de
gösteriyor olabilir.
- En az ceza
250 lira olacakmış.
- Yani bizim
bir ayda kazandığımız kadar değil mi?
- Sızlanma.
Burada ahkam keseceğine Milletvekili adayı olsaydın. Hiç olmazsa
halimizden anlayan biri var derdik. Vekiller 10 bin liraya yakın
aylık alıyor. 250 lira cezanın seni yıkacağını nereden bilsin.
- Haklısın.
Rastgele
.
Şevki Avcı
FOÇA
Şevki Avcı'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

01.07.2008
|