|
Mevzuat
Balıkçılık ile ilgili "mevzuat" (yürürlükteki yasalar, kanun
hükmünde kararnameler, bakanlar kurulu kararları, tüzükler,
yönetmelikler, yönergeler, genelgeler, tebliğler, sirküler
vb.vb) ve dayattığı bürokrasi, insanların dünyasını karartıyor.
Denizcilik Bakanlığı yıllardır konuşulmasına karşın nedense
bir türlü kurulamıyor. Balıkçılar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,
Denizcilik Müsteşarlığı ve Sağlık Bakanlığı üçgeninde mekik
dokurken "yolunacak kaz" muamelesi görüyor. Gemi Adamlarının
Eğitim, Belgelendirme ve Vardiya Tutma Standartları (STCW),
telsiz, kişisel sağlık, kişisel avlanma ruhsatı, denize
elverişlilik belgesi, tekne avlanma ruhsatı, yakıt alım defteri,
jurnal, mali müşavir raporu, yangın söndürme cihazı faturası ve
sertifikası, seyir lambaları sertifikası, güvenli seyir için
gerekli tüm ekipmanlar, iki ayda bir yola elverişlilik belgesi,
iki ayda bir sahil sıhhıye vizesi aklıma gelenler bunlar.
Bunların çoğu "yapılması gerekli işler ve işlemler " olarak
görünebilir. Ben aynı düşüncede değilim. Her birinde bir yanıyla
"devletin yurttaş karşısındaki zorbalığı"nı görmek mümkün. En
çarpıcı örnek ise sahil sıhhıye defteri almak ve iki ayda bir
vize yaptırma zorunluluğudur.
Sahil Sıhhıye
Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü
yani Sahil Sıhhıye sabah limanlarımızdan ayrılıp, akşam yine
limanlarımıza dönen balıkçı gemilerine 60 lira karşılığında bir
defter veriyor. Ayrıca bu defterin her iki ayda bir vize
edilmesini istiyor.
- Bu defteri niye veriyorlar?
- Başka ülkelerden Türkiye'ye, Türkiye'den de başka ülkelere
bulaşıcı hastalık taşınmasına engel olmak için.
- Siz başka ülkelere gidiyor musunuz?
- Hayır?
- O zaman başka ülkelere hastalık götüremezsiniz.
Gitmediğiniz ülkelerden buraya hastalık da taşıyamazsınız. Öğle
değil mi?
- Doğru söylüyorsunuz.
- Peki vize yaparken neye bakıyorlar?
- Ne bakması, defteri götürüyoruz. İmza mühür tamam.
- Yani bunun gereksiz bir işlem olduğunu, hem onlara hem size
zaman kaybından başka bir şey sağlamadığını onlar da
biliyorlar.
- Onlar da biz de biliyoruz. Ancak ne yapabiliriz ki,
karşımızdaki devlet.
- Sözünü ettiğiniz cezayı ne için ödediniz?
- Nisan ayında "genel av yasağı" başladı. Yani trol ve
gırgırlar denize çıkmıyor.
Av sezonu başlayacak diye, Sahil Sıhhıye Defteri için gittik.
"Zamanında vizenizi yaptırmamışsınız" deyip, ceza yazdılar.
"Olmaz kardeşim. Genel av yasağı içinde vizeyi ne yapalım?"
dedik. "Uygulama böyle." dediler. Ne yaparsın devlete kafa
tutamazsın ya. Cezayı da ödedik.
Devlet, varlık sebebi olan yurttaşını öyle korkutmuş ki
haksızlığa uğradığını bildiği halde "ne yapabiliriz ki
karşımızdaki devlet" diyor.
Bunu düşünmek gerek.
Diğer ülkelere giden-gelen insan ve her türlü nesnenin bu
anlamdaki kontrolu gereklidir. Bunu da anlamamakla birlikte,
diyelik ki gerekli. Bu kontrolların yasada öngörüldüğü şekilde
yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Galiba yapılan işin en bilinen
yanı gemiye sarı bir filama asılmış olası. İzmir Limanı'na giren
büyük bir ticaret gemisinin bölümleri ve yükü bir haftada belki
de bir ayda incelenemez. Bu gerçek ortada iken sabah denize
açılan, akşam limanına dönen balıkçı teknelerinin iki ayda bir
iş olsun diye yapılan-yaptırılan vizelerini anlamıyorum.
Boğazlarda ve uluslararası taşımacılığın yapıldığı limanlar
dışında bu uygulama kaldırılmalı, böylesi bir kontrol balıkçı
gemisi ya da yat kaptanının daveti üzerine yapılmalıdır.
Örgütsüzlük
Görünen o ki balıkçılar oda düzeyinde örgütlenmedikçe
sorunları aşılamayacak. Kooperatifler, birlikler ve üst
yönetimler sirküler toplatılarına katılmanın dışında
varlıklarını gösterecek bir iş yapmıyor ya da yapamıyorlar.
Ha sahi, bu Sahil Sıhhıye sabah denize açılıp akşam denize
dönen bir balıkçı gemisinde ya da yatta ne gibi kontrollar
yapar? Alınan vizeler niyedir? Hangi amaca yöneliktir?
Rastgele
.
Şevki Avcı
FOÇA
Şevki Avcı'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

12.08.2008
|