| |
|
 |
|
09.01.1908 - 14.04.1986
"Eşit Haklar Savunucusu"
Fransız yazar yapıtlarını egzistansiyalizme (varoluşçuluğa)
adamıştır. Roman ve denemelerinde, kadının kendi hayatıyla
ilgili kararları kendi başına verebilmesi için öncülük
ederek 70'li yıllarda kadın hareketinin başta gelen
kuramcıları arasında yerini almıştır. |
Beauvoir Paris'te doğdu ve burada burjuva bir ailenin kızı
olarak büyüdü. Cours Désir adlı yatılı kız okulunda sıkı bir
Katolik eğitim aldı. 1925'te 17 yaşına gelince, filoloji ve
matematik eğitimine başladı. Ertesi yıl Sorbonne
Üniversitesi'nde felsefe tahsiline başladı ve burada Jean-Paul
Sartre ile tanıştı.
1943: İlk Romanı
Beauvoir 1929'da üniversiteyi ikincilikle bitirdi; birinciliği
Sartre almıştı. Arkasından, önce Marsilya'da, daha sonra da
Rouen'de öğretmenlik yaptı. Her ne kadar Sartre'dan uzakta olmak
ona zor geldiyse de, çoktandır istediği, anne-baba evinden
bağımsız olmayı başarmıştı. Beauvoir 1936'da Paris'e döndü, yedi
yıl sonra da Sartre ile beraber yaşamaya başladı.
Yine 1943'te, kıskançlık konusunu işlediği L'invitée (Konuk
Kız) adlı ilk romanını yayınladı. Yazar varoluşçuluğun ana
fikrini (insanın özgürlüğü kaçınılmazdır ve hayatına kendisi bir
anlam bulmakla yükümlüdür) paylaşmakla beraber, yapıtları umut
ve mutluluğu beklemek açısından Sartre'ınkilerden ayrılıyordu.
İlk kitabıyla kadını edebiyatta yeni bir yere oturttu: Kadın,
uyanık zekâsıyla çok duygulu bir biçimde hayatına bir anlam
vermeye çalışarak erkeğin kurduğu dünyaya baş kaldırır.

1944'ten Sonra: Ahlaki Dönem
1944'te Le
sang des autres (Başkalarının Kanı) adı altında yayınladığı
romanında özgürlükle sorumluluk arasındaki bağlantı
işlenmektedir. Beauvoir aynı yıl öğretmenliği bıraktı. Savaştan
sonra ilk kez sahnelenen Les bouches inutiles (Yararsız Ağızlar)
adlı oyunda genelin yararı için bireyin feda edilip
edilemeyeceği sorusu tartışılmaktadır. Ne var ki, bu oyunu
başarılı olamadı. 1946'da ölümsüzlüğe ulaşmış olan bir insanın
öyküsünü işlediği Tous les hommes sons mortels (Bütün İnsanlar
Ölümlüdür) adlı romanını yayınladı. Bu insan, zaman geçtikçe,
kurtuluşu ancak ölümde bulabileceğini anlar. Beauvoir bu üç
yapıtını sonradan "Ahlaki Dönem" adı altında bir araya topladı.
Bunu izleyen zaman içinde, Sartre ile birlikte Batı'nın
siyasetine karşı bir protesto gösterisi olarak algıladıkları çok
sayıda seyahat yaptılar. Örneğin Vietnam ve Cezayir'deki
savaşlara karşı çıktılar. Beauvoir, yaptığı gezilere ilişkin
anılarını L'Amerique au jour le jour (Günü Gününe Amerika) adlı
röportaj kitabında anlattı.
1949: Feminizmin
"İncili"
1946-49 yılları arasında popüler bir bilimsel araştırma olan Le
deuxiéme sexe (İkinci Cins) adlı yapıtında kadınların erkeklerle
aynı haklara sahip olmasını talep etti. Bunun özünde yatan
düşünce, insanın kadın olarak doğmayıp sonradan kadın haline
getirildiğidir. Beauvoir, kadının hayatını kendi istekleri
doğrultusunda biçimlendirebilmesini istiyordu. Kadına uygulanan
baskının nedenlerini incelemekle modern feminizmin kuramsal
temelini atmış oldu. 1953'te, kırk beş yaşına geldiğinde, başta
tereddüt ettikten sonra, Marksizmi "kabul etti". Bir yıl sonra,
entellektüel solcu yönetici tabakasının yıkılışını konu aldığı
Les Mandarines (Mandarinler) adlı romanını yazdı. Bu yapıtı,
çıktıktan kısa bir süre sonra, Prix Goncourt ile ödüllendirildi.

1958-63: Anıları
1958'de yayınlanan Mémoires d'une jeune fille rangée (Bir Genç
Kızın Anıları), Beauvoir'ın burjuva bir hayattan kaçışını
anlattığı üç otobiyografik yapıtının birincisidir. Kurtuluşun
belgesi niteliğindeki bu yapıtın cinsel, toplumsal ve
entellektüel sorunlarla çok açık bir biçimde hesaplaşması,
birçok okuru şoke etti. Anılarının ikinci cildi La force de
l'âge'dan (Olgunluk Çağı, 1960) sonra La force de choses'de
(Koşulların Gücü, 1963) Beauvoir, Sartre ile geçen hayatını
anlattı.
70'li Yıllar:
Feminizmin Hizmetinde Beauvoir'ın, annesinin ölümünden sonra
yazdığı Un mort trés douce (Sessiz Bir Ölüm, 1964) adlı
yapıtıyla başlayarak yaşlılık ve ölüm, konularının odak noktası
oldu; örneğin La vieillesse (Yaşlılık, 1970) adlı deneme
yazılarında olduğu gibi. Beauvoir kendisini, kendi deyimiyle
kadın hareketinin "hizmetine" vererek 1974'te kadın hakları
birliğine başkan seçildi. Sartre'ın ölümünden bir yıl sonra
(1980), birlikte geçirdikleri son on yılı anlatan La cérémonie
des adieux (Veda Töreni) adlı kitabını yazdı. Beauvoir 1986'da,
78 yaşında Paris'te hayata gözlerini yumdu.
Kaynakça:
Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)
|
|