| |

Ludwig Van Beethoven bir dahi çocuk değildi. Delikanlılık
çağında da öyle kimseye benzemeyen bir hava taşımıyordu. Ona
bestecilik öğretmekte olan Albrechtsberger, "Beethoven şimdiye
kadar bir şey öğrenemedi. Bundan sonra da öğreneceği yok.
Besteci olarak ben onda en küçük bir ümit dahi göremiyorum"
demişti. Beethoven'a bir süre armoni dersleri veren Hayd bile,
öğrencisinin meziyetlerini farkedememişti. Ama piyanosunun
başına geçtiği zamanlar her şey değişiyordu. Daha küçük yaşta
iyi bir piyanist olacağını ispat etmişti. Kısacık, küt
parmaklarıyla piyanonun tuşları üzerinde harikalar
yaratabilmekteydi. Babası, Bonn'da kilise korosunun şefiydi.
Oğlu daha dört yaşındayken ona piyano ve keman dersleri vermeye
başlamıştı.
Kabiliyetini
ilk Mozart keşfetti
Johann Van Beethoven, içkiye düşkünlüğü yüzünden evini
geçindirecek kadar paraya bir türlü sahip olamıyordu. Küçük
Ludwig'in kabiliyetini keşfedince eve para getirsin diye onu
yetiştirme işini üzerine aldı.

Gerçekten de Ludwig daha yedi yaşındayken halk huzurunda
konser verecek duruma gelmişti. 13 yaşındayken sarayda org
çalarak evin masraflarının bir kısmını ödeyecek hale geldi. Dört
yıl sonra Viyana'ya gitti. Bir süre Mozart'tan ders aldı.
Beethoven'in kabiliyetini keşfeden ilk müzik öğretmeni de
Mozart'tır. Bir gün Beethoven evinde piyano çalarken Mozart onu
odadaki dostlarına göstermiş, "Bu çocuğa dikkat edin. Birgün
gelecek, bütün dünya ondan bahsedecek" demişti. Beethoven, 22
yaşında Viyana'ya yerleşti. Artık ellerinin ustalığı sayesinde
kendi ayakları üzerinde duracak hale gelmişti. Piyanoda
gösterdiği başarı sayesinde Prens Carl Lichnowski ile eşinin de
dikkatini çekti. Avusturyalı aristokratlar müziğe çok
meraklıydı. Asil karı koca Beethoven'i evlerine aldılar ve ona
yılda 600 Florin ödemeyi kabul ettiler. Mozart için müzik şairi
diyenler, Beethoven için hiç çekinmeden müzik filozofu
demektedirler. Besteci "Kader" senfonisi adıyla anılan beşinci
senfonisinde, felsefesini en ince noktalarına kadar anlatır,
insanların kaderleriyle yaptıkları savaşın hikayesidir bu.
Başlangıçta, insanoğlu kadere karşı açtığı savaştan galip
çıkacak gibi görünmekteyse de, son zafer gene kaderin
olacaktır...

Sağırlık onu
insanlardan soğutur
Son zamanlarda kulakları da ağır duymaya başlayınca, sağırlık
onu sadece cemiyetten, insanlardan uzaklaştırmakla kalmıyor,
aynı zamanda çalışmalarını da güçleştiriyordu. Bestelediği
eserleri duyamamak Beethoven'i çileden çıkarıyordu. Beethoven,
dördüncü senfonisini neşeli bir aşk senfonisi olarak
bestelemişti. Bestecinin üçüncü ve beşinci senfonilerinin
yanında dördüncü senfoni biraz sönük kalmaktadır. Bu arada
Beethoven, Fidelio operasını da bestelemeye başlamıştı (1804).
Çeşitli sıkıntılar ve artan sağırlık Beethoven'in gerektiği
kadar fazla çalışmasına imkan bırakmıyordu. Sekiz senfonisini de
1815'ten önce bestelemişti. Dokuzuncu senfonisini ise 1824'ten
önce tamamlayamadı. Dokuzuncu senfonisi o güne kadar bir
benzerine daha rastlanmamış, inanılmayacak derecede güzel bir
eserdi. Bu muazzam eser, ilk defa 7 Mayıs 1824 tarihinde Viyana
Kraliyet Tiyatrosunda çalındı.
|
 |
|
Kulakları artık adam akıllı sağırlaştığı halde besteci
eserinin idaresini başkasına bırakmak istememişti. Besteci şef
değneğini eline aldıktan sonra konseri başından sonuna kadar
hiçbir aksaklığa sebep olmadan idare etti. Konser bitiminde,
alkışlara karşılık olarak halkı selamlamasını ona işaretle
anlatmaya çalıştıkları zaman bestecinin üzüntüsü son haddini
buldu. Dehşet içinde iki eliyle kulaklarını kapadı, hıçkıra
hıçkıra ağlayarak salondan uzaklaştı. Kader, Beethoven'a en
büyük darbesini indirmişti, ölümü de yakındı artık. Konser
gecesinden sonra yatağa düşen Beethoven, aylarca ölümle
pençeleşti ve bu sıra dışı müzik filozofu 1827'de 57 yaşında
hayata gözlerini yumdu... |
Kaynakça:
Varanla Yol Boyunca
Temmuz 2003
Hayri Bahadır'a teşekkürlerimizle
Denizce

|
|