Denizce
  e-mail
denizce@denizce.com
 





Ahmet Taner Kışlalı
Ataol Behramoğlu
Attila İlhan
Aziz Nesin
Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Behçet Necatigil
Cahit Sıtkı Tarancı
Can Yücel
Edip Cansever
Faruk Nafiz Çamlıbel
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Halide Edip Adıvar
Halikarnas Balıkçısı
Mevlana
Nazım Hikmet
Necati Cumalı
Neyzen Tevfik
Orhan Kemal
Orhan Veli
Ömer Hayyam
Özdemir Asaf
Rıfat Ilgaz
Uğur Mumcu
Yahya Kemal Beyatlı
Yaşar Kemal
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Yazarlarımız   

  Behçet Necatigil   [1916-1979]                                                               

 

 

 

“Ben mum alevinde pervane gibi hep aynı odakta yazdım şiirlerimi ev ve her günkü yaşamalar....

Toplumun ve imkanlarımın bana bağışladığı dar dörtgende gözlerimi her açtıkça karşımda büyük şehrin insanlarını ev, aile ve çevrelerini buldum.”

16 Nisan 1916'da İstanbul Fatih'te doğan Necatigil, ilkokula 1923'te Beşiktaş Cevri Usta Mektebi'nde başladı. Son sınıfı Kastamonu'da Erkek Muallim Tatbikat Mektebi'nde tamamladı (1927). Kastamonu Lisesi'nde başladığı ortaöğrenimini, hastalığı nedeniyle burada sürdüremedi, 1931'de Kabataş Lisesi'ne kaydoldu.

1936'da aynı lisenin edebiyat kolunu birincilikle bitirdi. Yüksek Öğretmen Okulu'na girdi. Aynı okulun kontenjanından Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümüne devam etti. Temmuz 1937'de "Deutscher Akademischer Austauschdienst"in davetlisi olarak Berlin'e gitti. Dört ay Berlin Üniversitesi dil kurslarına devam etti. 1940'ta edebiyat öğrenimini başarı ile tamamladı.

Necatigil, Kars Lisesi'nde başladığı (1941) edebiyat öğretmenliği görevini Zonguldak Lisesi'nde (1942-43) sürdürdü. Ekim 1943- Kasım 1945 arası askerlik görevini yedek subay olarak İzmir'de yaptı. Dönüşünde öğretmenlik görevini Pertevniyal Lisesi'nde, Kabataş Erkek Lisesi'nde (Ocak 1946) daha sonra da (1960) İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde sürdürdü. Ekim 1972'de emekli oldu. 13 Aralık 1979'da İstanbul'da öldü.

Almanca'dan yaptığı çevirileriyle de kültür yaşamımızı zenginleştiren Necatigil; şiirlerinin yanı sıra radyo oyunları yazdı, Türk edebiyatının yazarlar, eserler sözlüklerini hazırladı. Eski Toprak ile 1957 Yeditepe Şiir Armağanı'nı, Yaz Dönemi'yle de Türk Dil Kurumu 1964 Şiir Ödülü'nü kazandı. Yapıtları, ölümünden sonra, Hilmi Yavuz ve Ali Tanyeri tarafından "Bütün Eserleri" adıyla yayına hazırlandı (Cem Yayınevi, 1981). Bütün Yapıtları, 1995'te, Yapı Kredi Yayınları'nca yeniden yayınlanmaya başladı. Ailesince 1980'de konulan Necatigil Ödülü, her yıl şairin doğum yıldönümünde açıklanıyor. İlk kitabı Kapalı Çarşı'yı 1945'te yayımlayan Necatigil, edebiyata ilgisini, yönelişini şöyle anlatır:
"Yazı sanatıyla meşgul olmaya başlamam, birçok arkadaşlarda olduğu gibi ilkokul sıralarına kadar gidiyor. 17.10.1927 tarihinden itibaren kendim için, bir eser-i cedit kağıdını El Marifet matbaasında doldurarak Küçük Muharrir isimli haftalık bir gazete çıkartmaya başladım. Abonesi arkadaş ve bildiklere meccanen olan bu imtiyazsız gazete, 14. sayısı ile birinci cildini kapamış ve iki yıllık bir tatilden sonra 20 Haziran 1932'den itibaren ikinci cildine başlamış ve 12 sayı daha çıkmıştı. 1931-33 arası, Akşam gazetesinin haftalık çocuk dünyası sahifesinde "Küçük Muharrir" imzasıyla manzum, mensur hikaye, fıkra, şiir bir sürü yazı neşrettim. İskender Fahrettin merhum, telif hakkı olarak her yazıma bir kutu bonbon veya bir büyük paket çikolata verirdi. Bu çocukluk heves ve faaliyetleri, 1933'te liseye geçmemle birdenbire bir değişiklik geçirdi. Necip Fazıl'ı ve "Yedi Meşale" şairlerini keşfettim."

Lise yılları onun için edebiyata asıl başlangıç yıllarıdır. Önünü ise Yaşar Nabi açar: "Varlık çıkıyordu. Onuncu sınıfta idim. Birkaç şiirimi bir mektupla (6 Şubat 1935) Yaşar Nabi Nayır'a gönderdim. Bana uzunca bir mektup yazıp düşüncelerini bildirmek ve yolladığım üç şiirden bir tanesinin, dergisinde çıkacağını haber vermek lütfunda bulundu. Böylece Behçet Necati imzasını taşıyan basılı ilk şiirim, Varlık dergisinde çıktı (sayı 54, 1 Ekim 1935). Yani asıl yazıcılık hayatına başlayışım benim için kolay oldu diyebilirim. Bana bu kolaylığı Yaşar Nabi gösterdi, beni bu yolda o teşvik etti."

Bu dönemde yazdığı şiirleri Varlık'ın dışında Gençlik ve Oluş dergilerinde yayınlandı. Bu şiirlerinin bir bölümünü ilk kitabına aldı. Lise edebiyat öğretmenliğinin ilk dönemi (1941/43) onun sesini duyurmaya başladığı yıllar oldu. Zonguldak'ta şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu ile tanıştı. Onlarla yakınlığını bir konuşmasında şöyle dile getirir: "Pek genç yaşta ölümleri şiir hayatımız için cidden büyük bir kayıp olan Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip Uslu gibi iki kuvvetli şairle birlikte çalıştık. Zonguldak'ta çıkan Ocak gazetesinde, Kara Elmas dergisinde ve Değirmen (İstanbul) mecmuasında beraberce şiirler, yazılar yayınladık." Askerliği sonrası İstanbul'a dönen Necatigil; Fahir Onger, Oktay Akbal, Naim Tirali ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ile dostluklar kurdu. Fahir Onger, Oktay Akbal ve Salah Birsel ile Yenilikler dergisini çıkardı (Şubat 1946).

Sanat anlayışını kısaca şöyle özetler Necatigil;
"Sanatçı içinde yaşadığı topluma karşı bazı vazifeleri olduğunu düşünmeli; sanatını sade güzele değil, iyi ve faydalıya da yöneltmelidir. Güzel, çok vakit iyinin içindedir. Toplumun realitelerini görmezden gelerek kendi renkleriyle yetinen bir sanatkar çevresini daraltmış, hitap kabiliyetini azaltmış olur. Sanatkar bozuk düzen bir toplum kaosuna müdahalelerde bulunmazsa, onu elinden geldiği kadar düzeltmekten yüksünürse ferdi, kifayetsiz bir sanata saplanır, kalır."

O, hep 'güzel şiir'in peşinde olmuştur. Bugüne ulaşan şiir birikimi bunun bir göstergesidir. 1953'teki bir söyleşisinde de; "şiir biraz da yaşanmışlığı şart koşar" diyen Necatigil; 'güzel şiir'in de nasıl olabileceğini şu düşüncelerinde dile getirir:
"Her şiir önce bir hayaldir, bir gerçek değil. Bir gerçeği anlatsa, duyursa bile; hayale, iyi-güzel durumlar, düzelmeler, arınmalar hayal ettirmeye sebep olduğu için bir hayaldir. Daha üstün gerçekleri hayal ettirerek, hak verdirerek okuyucuyu ümitlere düşüren bir şiirin, sezdirdiği bu hayali gerçekleştirebilmesi, çok kere onun gücü dışında bir başka hayaldir."

Şiirde aydınlıkçı bir bakıştan yanadır. Anlaşılır olmaksa baş kaygısı. Bir söz işçisidir o. Sözlerin şiirdeki anlamı önemlidir onun için:
"Şiiri şiir yapan öğelerin başında kelimeyi kollayış geliyor, cümleyi değil. Kelime seçiminde dikkatliysek, özel ilkelerimiz varsa cümle zaten bize bağlı demektir. Yani ister Birinci, isterse Beşinci Yeni üslubuyla yazınız, fark etmez. Şiir bir iç dünya işi. İnsanın bir yerde artık kendi duvarları içine hapsolması beklenir."

Kapalı Çarşı'daki şiirlerinde Dağlarca ve Cahit Sıtkı'yla, yer yer Orhan Veli'yle ortak söyleyiş ve duyarlık özellikleri görülüyor, ancak kendi kırık sesi de duyuluyor... Kırık, kopuk bir söyleyişi var. Zihinsel atlamalar, şaşırtıcı uyaklar, halkın konuşma dilinden ve deyimlerden özümsenmiş söyleyişler, büyük kentin küçük insanının dünyası, bu insanın dünyasından özgün ve etkileyici görünümler bu şiirlerin biçime ve temalara ilişkin başlıca özellikleri ve özgünlükleridir... (Küçük insanı görüntülemede Külebi'yle benzeşen öz ve biçim özellikleri gözlemleniyor). Necatigil'in şiirlerine, genel olarak baktığımızda, bunları sağlam örgülü, kendini güç ele veren şiirler diye tanımlayabiliriz. Daha yakından bakıldığında, şiirsel örgünün arkasındaki mantıksal yapı görülebiliyor. Necatigil, bir öyküyü, yada bir düşünceyi, izlenimci yönteme özgü bir tutumla şiire dönüştürüyor. Sanki her dizeden bazı sözcükleri atarak şiir yazıyor... Dilde Dağlarca'yla bağlantısı alttan alta akıyor. Arada'da M.Cevdet'le, Dar Çağ'da Cansever'le ortak tema ve söyleyişler gözlemleniyor... 1950 sonları ve 60 yılların başlarında ikinci Yeni içinde sayılabilecek şiirleri var. Yaz Dönemi'nde şiirinin güç anlaşılırlığı artıyor ve Cansever'le yakınlığı çoğalıyor... Divançe'de (M.Eloğlu'nda bir başka türünü gördüğümüz) bilmececilik başlıyor. Geleneksel kalıplardan da yararlanılan, bilinçli olarak yapılmış düşünce kopukluklarıyla oluşan bir tür izlenimci şiir bu. En / Cam ise, neredeyse bilinçli sayıklamalar diye nitelenebilir... Anlamı çoğaltmaya yönelik bir dilci tutum anlamayı güçleştiriyor. Necatigil şiirimizin önemli, özgün bir ustası. Kırık, soyutlamacı söyleyişle, kendinden sonraki kuşaklardan Güllen Akın'ı önemli ölçüde etkilemiş. Yeni kuşaklardan M.Demirtaş, S.Berfe, E.Canberk, I.Uyaroğlu, A.Budak, A.Gülsoy, v.b. üzerindeki belirgin etkileriyle, günümüz şiirinde bir Necatigil Okulu'ndan söz edilebilir.

  
 

 Behçet Necatigil Hakkında

 

Doğan Hızlan


Şiir geleneğimizi özümleyen bir sanatçıdır. Özümleme işlemi içinde, gelenek içinde neyin öldüğünü, neyin bugün hala sanat ve şiir katında yaşadığının en sağlıklı saptamasını yapmış şairdir. Geleneksel şiirin biçimlerine çağdaş bir yükü yerleştirir. Kişisel tedirginlikler, özlemler, bunalımlar onun bireysel şiir dünyasını oluştururken, dar toplumsal yorumlara, güncellik mengenesine şiirini sokmadığından hem kendi toplumunu hem de toplumların kesiştiği evrenselliği simgeler."

 

 

 Eserleri

 

ŞİİR

1945   Kapalı Çarşı
1951   Çevre
1953   Evler
1956   Eski Toprak
1958   Arada
1960   Dar Çağ
1963   Yaz Dönemi
1965   Divançe
1968   İki Başına Yürümek
1970   En/Cam
1973   Zebra
1975   Kareler Aklar
1978   Beyler
1980   Söyleriz

Seçme Şiirleri
1976   Sevgilerde

 

Çeviri Şiirleri

1984   Yalnızlık Bir Yağmura Benzer

 

DÜZYAZI

1979   Bile/Yazdı

 

RADYO OYUNLARI

1965   Yıldızlara Bakmak (iki oyun)
1967   Gece Aşevi (beş oyun)
1970   Üç Turunçlar (altı oyun)
1975   Pencere (dört oyun)

 

ARAŞTIRMA / İNCELEME

1960   Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (17. basım, 1998)
1979   Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü

  

 

 Şiirlerinden...

 

SEVGİLERDE


Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.


Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.


Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklımıza gelmezdi.


Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı.
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.

                                                     Eski Toprak

 

 

 

   Kaynakça: Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi - Ataol Behramoğlu
                        www.siir.gen.tr
                        www.adanasanat.com