|
Üç hafta arayla eşimin ve benim ameliyat olmamız bütün
planlarımızın değişmesine neden oldu.
- Altan Bey
uyanın ameliyatınız bitti.
Ağzımdan
çıkarılan maskeyle aynı anda yanağımı okşayan eller arasında
bulanık olarak gördüğüm bir yüz bunları söylüyordu bana “Altan
Bey uyanın.”
Yoksa cennetin
hurilerinden biri miydi bu güzel yüz? O anda gelen korkunç bir
titreme ve üşüme bana gerçekleri hatırlattı; “hipotermi” diye
seslendiğimi hatırlıyorum bana bakan mavi-yeşil önlüklü bayana,
ameliyat sonrası alındığım uyandırma odasının soğuk
atmosferinde.
2002 yılının
ağustos ayında tatilimizi tamamlamış, Orhaniye Martı Marina’ya
bağlanmıştık. Botu güverteye almış, örtüsünü örtüyordum. A harfi
bol bir Gülnaz seslenişi, tatilin son gününde, hem de
Marmaris’ten İstanbul’a daha bir araba yolculuğu varken bizi
tatlı rüyadan uyandırmıştı. Senelerden beri aralıklarla
tekrarlayan bel problemim yine beni yakalamıştı. Ailemizin
ikinci kaptanı eşim ve en büyük yardımcım miçom topladılar beni
biraz korku ve endişeyle, sonra da uzun ve ızdıraplı bir
yolculuk sonucunda geldik yedi tepeli memleketimize.
Soğuk ortamdan
çıkmış bir kayıkta gidiyordum yarı baygın bir durumda. Ama bu
kayığın dört tane tekerleği vardı ve insan kuvvetine dayalı
gidiyordu, hiç rüzgar ihtiyacı duymuyordu hareket ederken.
Koridorlar, asansör ve 5 günümü geçireceğim ikametgahıma
ulaştım. Takip eden gün de sürdü yarı sersemlik halim. Anlaşılan
Tahsin Ağbi (Dr.Tahsin Akgün Anesteziyoloji-Reanimasyon Kliniği)
anesteziye tekel ürünlerinden de bir kokteyl katmıştı daha rahat
etmem için!
Bel ağrısı
çekenler, memleketimizde tedavi yöntemlerinin çok geniş bir
yelpazede olduğunu bilirler. Bu yelpaze, Sarıyer’deki
çektiriciden, Ödemiş’teki faytoncuya kadar uzanır gider. Neyse
ki biraz mürekkep yalamışlığım, beni bu yöntemlerden ziyade daha
bilimsel metodlarla tedavi olmama yönlendirdi. Tatil dönüşünden
sonra bilinen her türlü konservatif tedavi yöntemi uygulanmasına
rağmen, sağ kalçamdaki ağrı beni artık yürüyemez duruma
getirmişti. 2003 yılının mart ayında çaresiz bir durumdayken,
VKV Amerikan Hastanesi’ndeki değerli dost Dr. Ömür Erçelen
(Anesteziyoloji-Reanimasyon Uzmanı-Ağrı Kliniği Şefi)
bana öyle bir halat attı ki sürüklenmekte olduğum
akıntıdan çekti çıkardı. Dr. Erçelen girişimsel bir metodla,
lokal anestezi altında radyofrekans termokuagülasyon yöntemiyle
karinayı tamir ederken, Tahsin Ağbi yanımda moral kaynağım
oluyordu: “Altan Bencik’te bol domatesli bir menemen nasıl
giderdi şimdi ama değil mi?”
Bu operasyon
beni bir yıl daha cerrahiden uzak tutmuştu ama sıkıntılar devam
ediyordu. Burada samimi olarak itiraf etmeliyim ki cerrahiden
kaçmamın tek nedeni, ameliyat sonrası deniz ve tekne yaşantımın
bitme korkusuydu. Denizden uzak kalmak hele teknemden ayrılmak
endişesi beni kabuslara sürüklüyordu. Bu süreç içerisinde bel
ameliyatı geçirip biraz daha dikkatle deniz yaşantısını sürdüren
birçok kişiyle tanıştım. Kaldı ki benim mevcut halim zaten tekne
hayatımı olumsuz şekilde etkiliyordu.
Amerikan
Hastanesi’ndeki odamın, Nişantaşı’nın dar sokaklarına bakan
penceresinin karşısındaki apartmanın çatısına hergün iki tane
martı, aynı yere gelip muhabbet ediyorlardı. Aynı martılar mıydı
bilemiyorum ama günün ilk ışıklarıyla başlayan sohbetleri,
aralıklarla gün boyu sürüyordu. Uzağı en iyi gören martı, en
yüksekten uçan martıdır diyordu kitabında Richard Bach. Acaba
bulundukları yerden uzağı daha mı iyi görüyorlardı bu martılar?
Yoksa bana moral vermek için mi geliyorlardı karşıma? Takip eden
günlerim, Ankara’dan bana refakat için gelen ablamın eşi Ahmet
Demirbaş ile birlikte koridorlarda attığımız tramola ve
kavançalarla geçti.
- “Biz sizi
cumartesi bekliyorduk” dedi Dr. Ömür Erçelen ameliyata girmek
üzere olan eşim Gülnaz’a.
Murphy
kurallarını sanki bizim için yazmıştı. Son iki cumartesidir
yaptığımız Amerikan Hastanesi ziyaretlerinden sonra, eşimin
ameliyat günü olarak perşembe gününün seçilmesi şaşırtmıştı Dr.
Erçelen’i herhalde. Benim bel ameliyatımı kararlaştırdığımız
günden 3 hafta önce, ani bir şekilde şimdi bir de ailemiz ikinci
kaptanı ameliyat oluyordu. Oysa ne güzel planlar yapıyorduk bu
yaz için. Ege adalarını dolaşacaktık mavi sularda, Aristidi
Kaptan’ın adasına gidecektik, Sayın Haldun Sevel’in yazısında
anlattığı. Anlaşılan bu yaz bizim göreceğimiz adalar, şehir
hatları vapuruyla gideceğimiz Heybeli ve Büyükada ile sınırlı
kalacaktı.
Teknemiz Yaren
ile son iki sezondur Hisarönü ve Gökova koylarını dolaşmıştık.
Bu sene hem teknemize daha yakın olmak hem de ufak tefek
eksiklerini tamamlamak amacıyla eski mekanımız Ayvalık Setur
Marina’ya geri döndük. Geçtiğimiz sezon sonunda teknede
yapılacak işlerin listesini de çıkarmıştım. Çok önemli
sorunlarımız olmasa da yapılacak işler uzayıp gidiyordu. Şimdi
elimde listeye bakarak oturuyorum İdealtepe Bükü’nde, karşıdan
denizi seyrederek ve hasretle bekliyorum, teknemize
kavuşacağımız günleri.

|
 |
|
28 mart seçimlerinde oy kullandıktan sonra artık cerrahiden
kaçış olmadığına karar verdik eşimle birlikte. Sandıkta oy
kullandıktan sonra bir daha doğrultamadım belimi, iki büklüm
kaldım, yatakta ayaklarımı bile uzatamıyordum. Eşim ameliyat
olmuş daha evde istirahat süresini bile tamamlamamıştı.
Büyük bir özveriyle destekledi beni ve kendisinin durumu
idare edebileceğini yineledi. Adresimiz belliydi zaten,
Nişantaşı VKV Amerikan Hastanesi. Benim durumumu daha
önceden bilen Prof. Dr. Fahir Özer ile görüşmeye giderken,
yanımıza gerekli eşyalarımızı bile almıştık belki hemen
ameliyat olurum diye. Pek de haksız çıkmadık çünkü ertesi
gün ameliyata girdim. |
Efendim benim sorunum, L3-L4 disklerinde oluşan herni (bel
fıtığı) ve kanalda daralma idi. Ayrıca L4-L5 ve L5-S1
aralıklarında da dejenerasyon olmakla birlikte onlara
dokunulmadı. Fahir Bey’in tevazu sahibi elleri, benim belimi o
kadar güzel bir çelik konstrüksiyon ile stabil hale getirmişti
ki, 19 yıllık mühendislik yaşantımda üstelik çelik yapılar
konusunda az çok tecrübe sahibi olmakla beraber böyle güzel bir
bağlantı detayı görmemiştim. Bundan sonra tek sorun güvenlik
kapılarından geçerken sistemin vereceği alarm ikazları olacaktı.
Artık bilhassa havalimanlarının kontrollerinden geçerken,
doktorlarımın vermiş olduğu “vücudunda metal parçalar vardır”
yazısını boynuma asıp güvenlikten o şekilde geçmem gerekecekti.
Yeni Belim
Tezkere vakti
gelmişti, gözlerim kapılara bakıyordu ama otoparka inebilmek
için hasta kabulde ufak bir ayrıntıyı halletmek gerekiyordu. Bu
aşamada evimizi, arabamızı, teknemizi ve de en önemlisi
sağlığımızı güvence altına alan İsviçre Hayat Sigorta
yetkilileri, onbir haneli faturaya süratle onay vererek örnek
bir davranış sergilediler.
-“Babam
ameliyat oldu ama üzülmeyin, her kötü şeyin iyi bir tarafı
vardır. Yarın okula gitmeyeceğim.”
Evet böyle
demişti benim küçük miçom, eve telefon eden ameliyatımdan haberi
olmayan bir arkadaşıma. Gerçekten de doğru söylüyordu, artık
morallerimizi düzeltip baharla gelen güzellikleri yaşamalıydık.
Önümüzde koca bir sezon bizi bekliyordu yelken açmak için ve
eşimle ben karşılıklı oturup her öksürük ve hapşırmamızda “aman
ameliyat yerlerim acıyor” diyerek birbirimize gülüyor sanki
gelecekteki yaşlı halimizi görüyor gibiydik.
Rüzgarınız
kolayına pruvanız neta olsun efendim.
Hoşçakalın.
İletişim:
Altan Katıkçı
e-mail :
akatikci@enka.com
Altan Katıkçı'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

|