| |

Çoğu toplumda çağlardır güzelliğin simgesi sayılan benleri,
çeşitli nedenlerden dolayı her geçen yıl artan “deri kanseri”
riski korkusu yüzünden eskisi kadar sevmiyoruz artık. Ancak,
benlerin deri kanserine neden olup olmayacağı, artık son derece
basit bir teknikle izlenebiliyor. Benlerin görüntülerinin ekrana
yansıtılması ve sayısal ortamda çeşitli ölçümlerinin alınarak
belirli indislere göre yorumlanmasına dayanan bilgisayarlı
dermatoskopi, ülkemizde birçok hastanenin ben takip ünitesinde
ve dermatoloji kliniklerinde uygulanıyor. Tıp dilinde “nevüs”
olarak adlandırılan benler, yaşamımızın farklı evrelerinde ve
vücudumuzun hemen her bölgesinde oluşabiliyorlar. “Ben”
dendiğinde aklımıza boyutu 1 cm’yi bile geçmeyen noktacıkların
gelmesine karşın, tıp dilinde ben olarak adlandırılan oluşumlar
vücudun çok büyük bölgelerini kaplayabiliyor. Farklı boyutlarda
ve renklerde olabilen benler, hangi yaşta oluşmaya başlarlarsa
başlasınlar, belirli bir gelişim sürecini geçirdikten sonra
büyümelerini durduruyorlar ve bazıları da yaş ilerledikçe
kaybolabiliyor. Herhangi bir anda bulundukları evreye göre
farklı adlar alabilen benler, normal bir genç bireyin vücudunda
15-40 adet arası bir sayıya ulaşabiliyorlar.
Halk arasında çok farklı oluşumlar “ben” olarak
adlandırılabilirken, gerçek anlamdaki benler deriden hafifçe
kabarık olan, 3-5 mm büyüklüğünde, yuvarlak ya da oval şekilli,
koyu renkli ve sert sayılabilecek yapılar. Benler, derimizin
rengini veren melanin pigmentinin oluşumundan sorumlu melanosit
adlı hücrelerin, deri içinde belirli bir alanda yuvalanması
sonucunda oluşuyor.

Sürekli tahriş olabilecek bölgelerde yer alan, renk ya da
şekillerinde belirgin bir değişiklik gözlenen, ya da saç altı
derisi gibi izlenmesi zor olan bölgelerde yer alan benlerin
cerrahi girişimlerle çıkartılmaları öneriliyor. Nadiren görülen
ve doğuştan var olabilen konjenital dev benler de, %10-20
oranında melanom adı verilen deri kanseri tipinin gelişmesine
elverişli olmaları nedeniyle, tercihen bebeklik döneminde
çıkartılıyor. Benlerin çıkartılması, lokal anestezi altında
yapılan ve benin yer aldığı deri bölgesinin eksizyonla (kesip
çıkarma yoluyla) alınmasına dayanan, son derece basit bir işlem.
Melanom ya da melanokarsinoma, melanosit hücrelerinin kontrolsüz
olarak aşırı çoğalmaya başlaması nedeniyle oluşan bir deri
kanseri tipi. Malign melanom, değişen çevre koşulları nedeniyle,
görülme sıklığı dünyada en hızlı şekilde artan kanser türü.
Oldukça hızlı bir seyir göstermesi nedeniyle ölüme en çok neden
olan kanserler arasında sayılan melanomlar %35 oranında benler
üzerinden gelişiyor ve yarım santimetre büyüklükten itibaren
özelikle koyu renkli olan benler, belirli oranlarda deri
kanserine dönüşebilme riski taşıyorlar.

Güneş ışığı kaynaklı morötesi (UV) ışığa yoğun şekilde maruz
kalmanın dışında, kansere yol açıcı kimyasallar, yaşam biçimi
değişiklikleri ve kalıtım gibi nedenleri de olan melanomla en
etkin savaşma yoluysa, tüm diğer kanser tiplerinde de olduğu
gibi erken tanı. Erken evrede tanımlanabilen melanomda, %100’e
yakın bir oranda iyileşme sağlanabiliyor. Bu nedenle, özellikle
açık tenli, doğrudan güneş ışığına uzun süre maruz kalan, çok
sayıda beni olan ve ailesinde görülen risk grubundaki kişilerin,
belirli sıklıkta dermatolojik kontrolden geçmesi önemli.
Melanomların erken tanısı için dermatolog muayenesinin yanında,
kendi kendimize yapacağımız basit olağan takipler de son derece
yararlı. Benlerimizde olağan dışı değişikliklerin olup
olmadığını kontrol ederken, kafa derisi, kulak, ağız içi, avuç
içi ve parmak araları, ayak tabanları ve cinsel organlar gibi
vücut bölgelerini de unutmamak gerekiyor. Bu kontroller
sırasında değişimlerle karşılaşılması durumunda, mutlaka bir
dermatologa danışılması öneriliyor. Benlerin renk ya da
şekillerinde oluşan değişiklikler, kabuklanma ya da kanama,
sürekli kaşıntı, kıllanma artışı, ben kenarında düzensiz görünüm
ya da ben çevresinde oluşan kızarıklıklar, uzman bir doktor
kontrolüne başvurulması gerektiğinin habercileri. Ancak,
melanoma dönüşmüş bir benin çıplak gözle ayırt edilebilmesi her
zaman mümkün olmayabiliyor. Bu nedenle de en azından yılda bir
kez, riskli benlerin varlığı durumundaysa 6 ayda bir,
dermatolojik kontrolden geçmek gerekiyor.

Günlük yaşantımız içinde de benlerimize özen göstermemiz,
öncelikli olarak da güneşten korumamız gerekiyor. Güneşin
morötesi ışınlarının, deri kanserinin oluşumunu artırıcı etkisi
nedeniyle, özellikle açık renk tenli ve çok sayıda beni olan
kişilerin güneşe dikkat etmesi öneriliyor. Benlerimizin
zedelenmemesine dikkat etmemiz de önemli. Çarpma, vurma,
sürtünme ya da sürekli tahriş gibi durumlarda,ve özellikle bende
kesilme ya da kopma gerçekleşmesi durumunda, deri kanseri
oluşması tehlikesi söz konusu. Bu nedenle de, ayak tabanı, avuç
içi ya da sütyen bölgesi gibi sürekli travmaya maruz kalan
bölgelerde bulunan benlerin, iyi huylu olsalar bile çıkarılarak
alınmaları tercih edilebiliyor.

Son yıllarda değişen çevre koşullarının da etkisiyle, melanom
riskinin ve görülme sıklığının belirgin şekilde artması
sonucunda, yeni tanı yöntemleri üzerindeki çalışmalar da
yoğunlaştı. Bilgisayarlı dermatoskopi de, bu yeni geliştirilen
tekniklerden biri. Deri yüzeyinin kamerayla görüntülenmesi
temeline dayanan bu teknikte, vücuttaki benlerin bir haritası
çıkartılıyor ve noktasal yeri belirlenen her ben için
dermatoskopik görüntü alınarak kaydediliyor. Belirli
matematiksel ölçümlerin alınması yoluyla, söz konusu benler için
melanom riskini gösteren bir indis elde ediliyor ve bu indise
göre melanom riski konusunda karar verilebiliyor. Tekniğin bir
diğer avantajıysa, bir sonraki kontrolde yapılan ölçümler sonucu
çıkan indisin bir öncekiyle karşılaştırılmasını sağlaması.
Böylece, kontroller arasında geçen zaman boyunca bende herhangi
bir değişiklik olup olmadığı gözlenebiliyor ve bu değişikliğin
olağan ben gelişim sürecine mi ait olduğu, yoksa melanoma
dönüşme belirtisi mi sayılması gerektiği konusunda karar
verilebiliyor. Bilgisayarlı dermatoskopi tekniğinin erken evre
melanomlarda %90 oranında tanı sağlayabildiği kabul ediliyor.

Bir deri yüzeyi mikroskopisi olan dermatoskopinin aslında 80
yılı aşkın bir geçmişi olduğu biliniyor. Ancak, son 10-15 yıl
içerisinde kullanımı başlayan ve yaygınlaşan bilgisayarlı
dermatoskopi, bugün her tür pigmentli deri lezyonu tanısında
kullanılabiliyor. Tek yapmamız gereken, vücudumuza biraz daha
kulak vermek ve benlerimize bundan böyle biraz daha bilinçli bir
gözle bakmak. Yılda en fazla 15 dakikamızı alacak basit bir
kontrol sayesinde, benlerimizle sağlıklı bir şekilde gurur
duymaya devam edebiliriz.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Aralık 2005
Deniz Candaş'a
teşekkürlerimizle
Denizce

03.06.2009
|
|