| |

Bilgi
Özgürleşmek İstiyor
Bilginin ve bilgi teknolojilerinin toplumsal, kültürel ve
ekonomik alanlarda en önemli etkenler olduğu yeni bir dönem
başlıyor. Bunun temel göstergelerinden biri de, günlük konuşma
dilimize giren, "bilgi çağı", "bilgi ekonomisi", "bilgi
patlaması", "bilgi yoksulları", "bilgi otoyolu", "bilgi
yönetimi", "bilgi-işlem merkezi", "bilgi ağı", "bilgi
bombardımanı", "bilgi politikası", "bilgi havuzu", "bilgi
güvenliği", "bilgi hizmetleri", "bilgi teknolojileri", "bilgi
trafiği", "bilgi aktarımı" gibi sözcükler olsa gerek. Bugün
bilgi, üretim ve hizmet sektörlerinin en önemli etkenlerinden
biri durumunda ve önemi gittikçe daha da artıyor. Bilgi,
uluslararası düzeyde işgücü dağılımını etkiliyor, ekonomilerin
ve firmaların rekabet gücünü belirliyor, yeni gelişme modelleri
üretiyor; ve tüm bunlar olurken de, yeni ürünler, yeni meslekler
ve yeni yaşam biçimleri ortaya çıkıp yayılıyor. Bu süreçlerin
motoru durumundaki bilgi ve iletişim teknolojileri, sınır
tanımadan tüm sektörleri, insanların ve toplumların hemen hemen
tüm etkinliklerini etkiliyor. Veri, enformasyon ve iletişimin
yaratılması, yayılması ve paylaşılmasını; toplumların bilgi
birikimlerinin çoğalmasını sağlıyor. Bunun anlamı, ekonomik ve
toplumsal açıdan çok büyük gelişmelere neden olabilecek bir
potansiyelin serbest bırakılmış olması. Yeni bilgi ve iletişim
teknolojilerinin en ilgi çekici özelliklerinden biri de, bu
teknolojiler sayesinde ülkelerin ve toplumların büyük sıçramalar
yapabilmesi, teknoloji gelişiminin birkaç aşamasını bir anda
geride bırakabilmesi. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gücü
sınırsız: İnsanlığın sürdürülebilir bir biçimde gelişmesini
besleyip kolaylaştırabilir; yoksulluğa karşı savaşım için
kullanılabilir; toplumun her düzeyinde, "bilgilendirilmiş" ve
katılımcı karar alma süreçlerini ve yönetimi güçlendirebilir.
Küreselleşme sürecinin altında, dünya ekonomisinin, gittikçe
daha fazla bağlantının kurulduğu bir ağ olarak biçimlendiğini
görüyoruz: herkes herkesle iletişim kurabiliyor ve hiyerarşiler
önemini yitiriyor. Ortaya çıkan yeni küresel ve etkileşimli ağ
yapısı, yepyeni bir niteliği temsil ettiği gibi, yeni iş,
değişim ve üretim modellerinin de öncülüğünü yapıyor. Bilgi ve
iletişim teknolojileriyse, bütün bu devinimlere aracılık ediyor.
Bu teknolojilerin en göze çarpan ve çok yönlü düzeneği İnternet;
ancak, bilgi ve iletişim teknolojileri terimi, CD-ROM,
televizyon, video, sayısal radyo ve uydu teknolojileri gibi daha
az ilerlemiş yolları da içine alıyor. Bu araçlar, gittikçe daha
büyük bir hızla birbirlerine yakınlaşarak bağlanıyorlar. Ağ
televizyonu ya da cep telefonuyla İnternet erişimi bunlara bir
örnek. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin, enformasyon
sistemleriyle ya da kuruluşların kendi bilgisayar
gereksinimleriyle ilgili teknik bir özellik olduğu, yalnızca
uzmanları ve "teknik kişileri" ilgilendirdiği zamanlar çoktan
geride kaldı. Bugün, bilgi ve iletişim teknolojilerinin
potansiyeli ve stratejik etkisi herkesçe kabul ediliyor. Öte
yandan, bilgi ve iletişim teknolojileri, yeni küresel ekonomik
eğilimlerden ayrı olarak, gelişme konulu uluslararası işbirliği
için de yeni bir boyut durumuna geldi. Küçük ve orta ölçekli
girişimcilerin desteklenmesi, kadınların ve gençlerin
olanaklarının artırılması, insan hakları ihlallerinin
gözlenmesinden tutun, uzaktan eğitim ve tele-tıp ve çevre
yönetimi gibi çok çeşitli alanlara kadar bilgi ve iletişim
teknolojilerinden yararlanılıyor. Bu anlamda, bilgi ve iletişim
teknolojileri, coğrafi açıdan daha geniş alanlara erişmenin,
daha fazla insana ulaşmanın da, daha hızlı, daha kaliteli ve
daha ucuz yollarını sunuyor. Bu yeni kriterler çerçevesinde
temel hedef, küresel bir bilgi ve enformasyon toplumu yaratmak;
yeni bilgileri üretmeye ve yakalama becerisi ve kapasitesiyle
donanmış, bilgiyi ve bilgi ve iletişim teknolojilerine
erişebilen ve bunlarla bütünleşebilen yeni bir toplum yapısı.
Rekabetin hüküm sürdüğü bir dünyada, ülkelerin, küresel bilgi
toplumu ve bilgi ekonomisinin çok yönlü olanaklarına ve
fırsatlarına kapsamlı ve stratejik bir yaklaşım geliştirmesi
zorunlu. Bilgi toplumuna varma yarışına katılmayan ekonomiler
ya da toplumlarsa, sonuna kadar kaybetme tehlikesiyle karşı
karşıya. Bilgi toplumuna erişebilmek için, ülkelerin, devlet
yönetimi, özel sektör ve sivil toplumun üçlü bir ortaklık
içinde, toplumun tüm katmanlarına yayılmış, yeni düşüncelere
açık, yeni bir kültürün ve yeni bir çerçevenin yeşermesine
öncülük gerekiyor. Ve bunun özü de "zaman" olacak. Bilgi
devriminin meyveleri, daha şimdiden birbirine paralel olmayan
bir biçimde ve eşitliksiz olarak dağılmış durumda: Gelişme
yolundaki ülkeler büyük oranda geride kalmışlar ve
endüstrileşmiş ülkelerdeki dinamiklerin ve yararların
gözlemcileri durumundalar. Doğrusu, bugün artık yeni bir tür
yoksulluktan daha söz edilir oldu: "Bilgi yoksulluğu",
gelişmekte olan ülkelerin en önemli sorunlarından biri.

Bilgi Toplumunun
Temelleri
1980’lerden bu yana, "bilgi toplumu", günümüz dünyasını
tanımlamak için kullanılan terimlerden biri oldu. Genellikle
toplumsal, kültürel, ekonomik ve teknik bir kavram olarak
geçiyor ve Avrupa’nın özgürlükçü geleneğinin ya da Amerika’nın
teknolojik çağdaşlığının doğal bir gelişimi olarak görülüyor.
Uluslarası toplumun farklı kesimlerince bilgi ve iletişim
teknolojileri, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler
arasında bir köprü, ekonomik ve toplumsal gelişme için bir araç,
büyüme için bir motor, küresel bir bilgi toplumu ve bilgiye
dayalı ekonomi oluşturmanın en önemli ögesi olarak kabul
ediliyor. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin bilgi toplumunda
temel bir role sahip olduğu gerçeği ne kadar kabul ediliyorsa,
bu teknolojilerin dağılımı, paylaşımı ve bilgiye erişimdeki
eşitsizliklerin varlığı da o ölçüde kabul görüyor. Bu, küresel
bilgi toplumunun ilk ve en önemli ilkesini akla getiriyor:
"Evrensel hizmet ilkesi".
Bilginin ve enformasyonun toplumsal ve ekonomik gelişme
açısından vazgeçilmez olduğu bir ortamda, bilgiye erişimin ve bu
bilgiyi kullanma yollarının herkese, her yerde açık olması
gerekiyor. Bilgi toplumunun hem gelişme açısından büyük bir
potansiyel, hem de yeni riskler doğurduğu günümüzde, toplumlar
arasında ve toplumların kendi içinde ayrılıklar var. Evrensel
hizmet ilkesiyse, iletişim olanaklarına, toplumdaki her bir
bireyin, her evin eşit erişiminin sağlanması ve telekomünikasyon
operatörlerinin, hizmetlerini, toplumun her kesimine ulaştırmada
bu eşitlik ilkesini benimsemesi anlamına geliyor.
Evrensel hizmet ilkesinin yaşama geçirilebilmesi için,
özellikle telekomünikasyon sistemlerinin, temel hizmetleri
sunmakta yetersiz kalınan, ya da bu hizmetlerin ulaştırılmadığı,
şehir merkezlerinden uzak yerleşim yerlerinde kurulmasını da
kapsıyor. Bu konuda, özellikle nüfusun büyük bir oranının bu tür
yerlerde yaşadığı, gelişmekte olan ülkelerde önemli altyapı
eksiklikleri bulunuyor.

Altyapıların fiziksel varlığı gerekli; ancak, bilgi
toplumunun gelişmesi için yeterli değil. Cinsiyet, eğitim düzeyi
ve okur-yazarlık, gelir düzeyi, dil ve etnik özelikler de bilgi
ve iletişim teknolojilerinin çeşitli ülkelerdeki kullanımında ve
bu teknolojilere erişimde önemli rol oynuyor. Bir ülkedeki
vatandaşların hepsine eşit fırsatlar sağlanması ve ayrımcılığa
uğrayan grupların (kadınlar ve yaşlılar gibi), bilgi ve iletişim
teknolojilerinin kullanımı konusunda teşvik edilmeleri de bilgi
toplumunun hedeflerinden olmalı. Daha çok insanın bu
teknolojilere erişimini sağlamaya yönelik sesli ve dokunmalı
bilgisayar uygulamalarının yaratılması ve bu uygulamaların
içeriklerinin yerel gereksinimlere uygun duruma getirilmesiyse,
toplumların küresel iletişim toplumuna katılmasını
hızlandırabilir.
Öte yandan, bilgi ve iletişim teknolojilerinin en önemli
ögelerinden biri de içeriğin ihmal edilmemesi. Örneğin, İnternet
üzerinde yerel içeriklerin geliştirilmesi, siberuzayın kültür ve
dil bakımından çeşitlilik göstermesinin sağlanması da bilgi
toplumunun öncelikleri arasında yer almalı. Öte yandan, yeni
bilgi ve iletişim teknolojileri, insanlığın ortak kültürel
mirasının önemli bir parçası olan kültür ve dil çeşitliliğinin
korunması ve bu çeşitliliğin ifade edilebilmesi için de yeni
araçlar sunuyor. İnternet’teki içeriğin çeşitliliği, bilgi ve
iletişim teknolojilerinin öğretim, eğitim ve insan kaynakları
gelişimi gibi amaçlarla da kullanılabilmesine olanak tanıyacak.
Bilgi toplumuna giden yolda önemli adımlardan biri de,
kullanılacak teknolojilerin amaçlara uygun seçilmesi. Bilgi ve
iletişim altyapısının dengeli bir biçimde gelişmesini
sağlayabilmek için, ülkeler arasındaki coğrafi ve ekonomik
farklılıkların da göz önüne alınması ve yerel koşullara uygun,
farklı teknolojik araçların kullanılması gerekiyor. Ayrıca,
"teknolojik yakınlaşma" gibi etkenlerin de göz önüne alınması
önem taşıyor. Teknolojik yakınlaşma, bilgi ve iletişim sektörüne
e-eğitim, e-ticaret, e-hükümet, e-sağlık, çevre koruma, savaş
sonrası yeniden yapılanma gibi, kültürel, toplumsal ve ekonomik
gelişme açısından önemli, çok çeşitli uygulamalara yeni bakış
açıları sağlıyor. Multimedya ürünlerinin birbirine
yakınlaşmasının, uluslar ve bireyler üzerindeki çok yönlü
etkileri nedeniyle, yeni telekomünikasyon düzenlemelerinin ve
geliştirme stratejilerinin de bu değişimleri göz önüne alması
gerekiyor. Bilgi ve iletişim altyapılarının geliştirilmesinde,
radyo frekanslarının standardizasyonu, yönetimi ve ara
bağlantıların sağlanması konularında uyumun sağlanması içinse,
ülkeler arasında işbirliği şart.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin, bilgi ve veri oluşturmak
ve aktarmak için kullanımı, yeni yasal ikilemler yaratıyor. Hem
kullanıcıların, hem de işleticilerin korunması için yeni yerel
koruma mekanizmaları oluşturulması gerekliliğini doğuruyor.
Fikir hakları mülkiyeti, özel yaşamın korunması ve veri ve ağ
güvenliği gibi konular önem kazanıyor. Yeni bilgi ve iletişim
teknolojileri, fikir mülkiyetlerine bakışı değiştiriyor; fikir
haklarının korunmasına yarayan geleneksel araçların sınırları
sorgulanıyor. E-ticaret ve "online" para hesabı hareketlerinin
geliştirilmesiyle, kredi kartı numaralarından, ev adreslerine
kadar çeşitli kişisel bilgilerin güvenliği de ön plana çıktı.
Üstelik, iletişim ağlarının doğru çalışması, verilerin
güvenliğinin sağlanması konusunda her zaman yeterli olmuyor!

Bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimin desteklenmesi ve
erişimin topluma yarar sağlaması açısından, bireylerin
kapasitesi de önem taşıyor. Temel eğitimin yanı sıra, bilgi ve
iletişim teknolojileri konusunda eğitimin de ülkelerin ulusal
bilgi teknolojileri stratejilerinin bir parçası olması
gerekiyor. Özellikle öğretmenler ve öğrenciler için insan
kaynakları eğitimi, bilgi teknolojilerinin kullanımına ve
uygulama alanlarına talebi artıracağından, özellikle gelişmekte
olan ülkelerde, bilgi ve iletişim hizmetleri sektörünün
gelişmesini de teşvik edeceği sanılıyor.
Yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinin yoksulluğu azaltma ve
sürdürülebilir gelişmeyi besleme potansiyeli, bugün herkesçe
kabul ediliyor. Bilgi ve iletişim teknolojileri, elektronik
ticaretten, küçük ve orta ölçekli girişimlerin desteklenmesi,
yönetimlerin iyileştirilmesi ve merkeziyetçiliğinin azaltılması,
insan haklarının gözetilmesi, uzaktan eğitim, tele-tıp ve çevre
yönetimi gibi alanlarda, çok sayıda uygulamanın
iyileştirilmesinde kullanılabilir. Bilginin özgür akışına ve
bilgiye özgür erişime dayanan dengeli bir toplum yapısının
kurulmasında kullanılabilir.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Aralık-2003 Sayısı Eki
Aslı Zülâl'e
teşekkürlerimizle
Denizce

21.05.2008 |
|