|

Türkiye'nin
yetiştirdiği önce bilim adamı sonra seviyeli siyaset insanı
Prof. Dr. Erdal İnönü hayata gözlerini yumdu. Erdal İnönü iki
nedenden dolayı tanındı. Önce bilim adamı, sonra da siyasetçi
olarak. Bilimsel çalışmaları sırasında pek kamuoyu tarafından
bilinmezdi. Siyaset onu kamuoyu ile tanıştırdı. Aramızdan
ayrılırken de saygın bir bilim insanı olarak ayrıldı.
Erdal İnönü'yü
tanıma imkanına sahip olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.
Üniversitelerde bilim tarihi derisinin okutulması konusunda
yazdığım bir yazıya e-posta yolu ile cevap verme nezaketi
göstererek konuya sahip çıktığını belirttiler. O günlerde Erdal
İnönü gibi bir şahsiyetten e-posta almak beni çok mutlu etmiş,
bunun sevincini yaşıyordum. Daha sonra Internet ortamında
yayınlanan Üniversite ve Toplum dergisinin adına "bilim tarihi"
adlı ek sayı için iletişime geçtiğimde çok sevinmiş ve katkıda
bulunmak için kendi yazdığı bir yazısını vermişti.
Sayın İnönü'yü
daha önce Üniversitemizde dinlemiştim. İnönü vakfı her yıl bir
üniversitede ismet İnönü'yü anlatmak üzere 2004 yılı için
Çukurova Üniversitesini belirlemişlerdi. Aile Adana'ya
gelecekti. O ara yazışmalarımızda Adana'ya geleceğini ve
görüşebileceğimizi belirttiler. Adana'ya geldiği gece dahi
birlikte olduğumuz süre içinde değişik konuları konuştuk. İkinci
gün konferans sonrası daha önce birlikte belirlediğimiz gibi
kendisine Üniversiteyi gezdirme şansım oldu. Gezi süresince
kendisine çok sayıda bilim, üniversite, araştırma, YÖK, TÜBİTAK
konusunda soru sorarak merakımı gidermeye çalıştım. Ziraat
Fakültesi arazisini gezdirirken kendisinin tarıma ilişkin
soruları olmuştu. Sorumluluğunu yaptığım Toprak Bölümü Araştırma
Alanını da tanıtma fırsatım olmuştu. Alanda çalışanlar ve
araştırma öğrencilerinin, acaba gerçekten araziye gelen Erdal
İnönü müdür diye ikilemde kaldıklarını hatırlıyorum. Beklenilen
bir durum olmadığı için arazidekiler biraz şoke olmuşlardı.
Araştırma alanında yetiştirdiğimiz ekolojik greyfurt ikram
etmiştik. Konu hakkında bilgi aldı. Yaptığımız ekolojik tarım
hakkında bilgi sordular. Şahsıma daha çok temel araştırma
yapmamı önerdiler.
Ziraat Fakültesi
tarafından üretilen değişik peynir ve şarapları şaraphanede
tatmaktan memnuniyet duymuştu. Fakültenin diğer araştırma
birimlerini, alanın büyüklüğünü öğrendiğinde çok etkilenmişti.
Bu denli büyük bir imkanın insan kaynağı yetersizliği ve
istenilen ölçüde araştırmaya dönüştürülememesinin önündeki
engelleri konuşmuştuk. Birimlerde bilim konuşulmasının, bilimsel
araştırmaların sonuçlarının tartışılmasını ve bunun gelenek
haline getirilmesini özellikle istiyordu. Birlikte yaptığımız
gezi sonrası benden bilim yazıları yazan ve araştırmadan
kopmayan biri olarak araştırma ağırlıklı yazılara önem vermemi
istediklerini hatırlıyorum.
Günün sonunda
Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümünü ziyaret ettik. Bölümdeki
arkadaşların tümünün karşıladığı Sayın İnönü orada da tamamen
bilim ve bilimin sorunlarını arkadaşlar ile konuştu. Kısacası
Erdal İnönü sürekli bilim konuştu.
Türkiye Bilim
Anlayışını Bir Türlü Kavrayamadı
Erdal bey,
Cumhuriyet öncesi batı bilim tarihi ile Cumhuriyet dönemi
ülkemiz bilim tarihi konuları üzerinde çalışarak Türkiye'nin
bilimde istenilen düzeye gelmemesinin nedenleri üzerine kafa
yoruyordu. Önemli tespitleri vardı.
Türkiye'nin
bilimde gelişmemesinin temelinde bilim kültürünün olmaması
olduğunu belirtiyordu. Osmanlının parlak döneminde iken 16.
yüzyılda batıda Rönesans ve aydınlama devrimi ve sanayi devrimi
yaşanırken biz yalnızca mutluluğumuzu düşünüyorduk. Osmanlıda
araştırma ihmal edildi. Sanayi devrimi ve aydınlanma devrimi
batıda peş peşe gelişirken batı ile aramızdaki fark açılmaya
başladı ve bir dönem sonra artık toplum biz bilim yapamayız,
artık batıllar yapıyor, bizim araştırma yapmamıza gerek yok,
dışarıdan satın alırız anlayışı gelişti. Bugün artık bu anlayış
iflas etmiş ve Türkiye her yönü ile bağımlı hale geldiğini
belirtiyordu. Özellikle ülkemizin bilim tarihinin
öğretilmemesinin bugün Türkiye'nin araştırmaya önem vermemesinin
nedeni olarak görüyordu. Kopernik ve Galilenin dünyanın önünü
açtıklarını, ilk defa güneş merkezli yaşamın batıda bilimsel
devrimlerin gelişmesini sağladığını, ancak Osmanlının bunu
dikkate almadığını belirtiyordu. Aydınlanma sürecini yeterince
kavrayamadığımız için halen bilim üreten bir toplum olmadığımızı
düşünüyordu.
TÜBİTAK
Kurucuları Arasında Bulunuyordu
TÜBİTAK'ın
kurucuları arasında yer alması nedeniyle araştırmanın önemini
çok iyi kavramış bir bilim insanıydı. Bilim aşkı hücrelerine
işlemiş olmalı ki siyasetten ayrıldıktan sonra yine bilime ve
araştırmaya yönelmişti. Kendisi ile bilim tarihi konusunda
makale almak için yaptığım başvuru sonrası iki telefon
görüşmesini Feza Gürsoy Enstitüsünde çalışırken
gerçekleştirmiştim. Açıkçası son derece kolay ulaşılabilir bir
insan olması, beni de etkilemedi değil. Her vesileyle
araştırmanın Türkiye'nin stratejik kurtuluşu olabileceğini
belirtiyordu. Erdal İnönü Türkiye'nin mutlaka yöntem öğrenmesi
gerektiğini belirtiyordu. Bilginin alınmasından vazgeçip bilgiyi
üreten bir ülke olmak için de araştırmaya önem vermesi
gerektiğini belirtiyordu. Metot çalışmalarına önem verilmesi
gerektiğini sık vurguluyordu. Türkiye'de buluş yapıp Türk
toplumunun yaşamını değiştiremediği için bilimin önemi ülkemizde
anlaşılmıyor.
Ülkemizin Çağı
Yakalamasının Tek Yolu Araştırma Yapmaktır
Erdal İnönü her
fırsatta ülkemizin araştırma yaparak toplumun refah düzeyini
yukarı çıkarabileceğini ve buna bağlı olarak toplumun
araştırmanın önemini kavrayarak ülkemizin aydınlığa
çıkabileceğini vurguluyordu. Sağlığında sahip olduğu yalıyı
vakıfa dönüştürerek evde aralıklarla araştırma sonuçlarının
konuşulmasını sağlıyordu.
Türkiye'de temel
bilimleri alanlarında Fizik, Kimya, Biyoloji ve sanırım Jeoloji
konusundaki çalışmaları ve alanının seçkin bilim adamları ile
ilgili bir çetele tuttuğunu ve temel bilimlere katkısını
derlemek istediğini belirtiyordu.
Erdal İnönü
babası İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı olduğu 1949-1950 yılları
arasında Amerika'daki öğrencilik yıllarında babası ile arasında
geçen mektupları kitap haline getirdi. Kitapta ilginç notlar
var. Hepimizin oralardan öğreneceği çok şey var. Öğrenci
arkadaşların okumasını isterim. Özellikle mektup yazma
kültürünün kaybolduğu günümüzde insanı eğiten, yol gösteren
mektupların okunması çok anlamlı. Erdal İnönü'nün son yıllarda
üniversitelerde ilgi gören bilim tarihi konferansları
üniversitelere ciddi anlamda cesaret kazandırmıştır. Bilim
tarihi konusunda okuduklarını ve birikimini yazarak öğrencilere
yararlı olmaya çalıştığını belirtiyordu. Erdal bey ülkemizi
kültürel bilgisi özellikle felsefi bakış açısı, sanata olan
ilgisi, edebiyat konusundaki genel ve derin bilgisi ile temsil
eden bir şahsiyetti.
Herkes Erdal
İnönü'yü Beğeniyor Ancak Onun Gibi Davranmıyor
Sanırım
Türkiye'nin temel sorunu, "imamın dediğini yap, yaptığını yapma"
anlayışına uygun olarak, hayattan başarılı örnekleri görebiliyor
ancak gereğini yapamıyor olmasıdır. Erdal İnönü hakkında
görüşlerini belirten siyasiler basının etkili kalemleri ve
sıradan insanlar merhumun mütevazılığı, kendine özgü üslubu ve
mizah yeteneği, siyasete getirdiği ağırbaşlılığı çok
beğeniyorlar ancak yine bildikleri yolu izliyorlar. Siyasete
dürüstlüğü getirmesi, gerektiğinde siyaseti bırakabilme
erdemliliği önemli bir vasıftır. Özellikle Erdal İnönü'nün
siyasete getirdiği yeri geldiğinde koltuğu başkasına bırakma
anlayışına hiç mi hiç itibar edememişlerdir.
İnönü'den
Beklenenler ve Yapamadıkları
İnönü'nün
hükümete Başbakan yardımcısı ve Dışişleri bakanı olarak görev
aldığı 1990'lı yıllarda kendine bağlı olarak çalışan TÜBİTAK,
YÖK ve o dönemde oluşan TÜBA'nın istenilen ölçüde fonksiyon
yürütebilmesi için GSMH'dan bilime ayrılan payın yükseltilmesi
konusunda çok büyük aşamanın sağlanamamasıdır. Bu konuyu
kendisine sorduğumda yaptık ancak düşük düzeyde gerçekleşti
demişti. Neden YÖK konusu gündeme alınmadı sorusuna cevap
alamadım. Kendilerinin hükümette oldukları dönemde YÖK konusunda
bütün üniversite dinamiklerinde büyük bir beklenti bulunuyordu.
Bu beklentinin, sonradan görüştüğüm çok sayıda bilim insanı
İnönü sorunu çözemediyse veya gücü yetmediyse yapılacak bir şey
yok demiştir. En azından üniversitelerimizin sınırlı sayıdaki
dinamiği ve üniversitelilik bilinci olan kişinin hayal
kırıklığına kapılması açıkçası beni de kaygılandırmaktadır.
Çünkü gerçekten üniversitelerimizde yaklaşık 30 bini tam zamanlı
70 bin akademisyen bulunuyor ancak üniversitelilik bilinci
konusunda çoğunluğun hassasiyetleri ne yazık ki yapılan
araştırma istatistiklerine göre arzulanan düzeyde değildir.
Bilim aşkı kazanmış bir akademisyenin her ortamda bilimden
kopmaması önemli bir örnektir.
İnönü Bilim
Problemleri ile Uyuyordu
Sayın İnönü için
sık sık ifade edilen, bazı siyasilerin de kızdıkları Bakanlar
Kurulunda Fizik problemi çözüyor, Seçim meydanına giderken harıl
harıl fizik veya matematik problemi çözüyor olması aslında
hocanın bilimden kopmadığının önemli göstergesidir. Maalesef
üniversitelerimizde 24 bin makam kadrosunda olan hocamızın
makama geldikten sonra bilimsel çalışmalarına sınırlama
getirmesi veya son vermesi sık rastlanılan bir olgudur. Ancak
sayın İnönü siyaset gibi, Başbakanlığa veya Cumhurbaşkanlığa
laik görülürken seçim otobüsünde fizik çalışıyor olması bilim
problemleri ile yatıp kalktığını gösteriyor. İnönü'nün
Akademisyenliği, bilime verdiği önem, hoşgörüsü, demokratik
anlayışı ile örnek bir insan olarak ülkemiz insanlık tarihinde
yerini almıştır. İnönü soy isminin ağırlığının bilinci ile kendi
bilimsel erki ile kendisine ayrı bir ağırlık kazandırdı.
Siyasetin
Beklentisini Neden İnönü Gerçekleştiremedi
Bir bilim adamı
olarak İnönü bilim yaparken, tıkanan siyasetin, İnönü ismi ile
aşılması için istemeden siyasete katıldığı her davranışından
belliydi. Ülkemizde bilinen siyaset üslubu, bol keseden halka
yapılan vaatlerin ötesinde olayı bilimsel bakış açısı ile analiz
etmeye kalkması, olayı dürüstlük ile anlatmaya kalkması siyaseti
pek tatmin etmemiştir. Çünkü İnönü ideolojik değil, bilimsel
sorgulama tekniği ile siyaset yapmak istiyordu. Siyasetin
ülkemizdeki dili ile kendisinin dili anlaşamıyordu. Kendisinden
masaya vurması, bağırması, alternatif politika açıklaması
anlayışına karşı çıkmış. Başkasının onun çantasını taşımasını,
şemsiye tutulmasını istememiş. Omuza kaldırılmayı reddetmiş.
Halkın paşanın oğlu gibi davranması isteği, sert çıkış yapması
isteğini kendi esprili anlayışı ile demokrasi dersi vererek
herkesin birer yurttaş olarak davranmasını göstermiştir. İnönü
halka sorun çözümünü, bilinen yöntemlerin dışında, batılı bakış
açısında bir demokrasi anlayışına uygun davrandığı
görülmekteydi. Ancak bilim adamı anlayışı ile sokağın siyaset
yapma isteği pek uyuşmadı.
İnönü siyasetten
ayrıldıktan sonra daha çok kendisini bilim tarihi öğretisine
verdi. İyi ki bu anlamda siyasetten ayrılmış. Çoğumuz bilim
tarihi konusunda kendisinden çok şey öğrendik. Erdal bey bu
dünyada iz bırakanlar arasına ismini yazdırmayı başararak
ayrılmıştır. Bilimsel çalışmalarını değerlendirecek düzeyde
değilim. Ancak literatüre kazandırdığı "İnönü-Wigner Yöntemi"
İnönü'nün şahsında ülkemizi de temsil etmiştir.
Bilim yaptı,
üniversite yönetiminde bulundu, bilim kurumlarının oluşmasına
katkıda bulundu, son ana kadar öğrenmeye ve öğrendiğini toplumu
ile paylaşmaya çalıştı. Bir bilim adamında olması gerekenleri
eksiği ve fazlası ile kendi bilgisi, görgüsü ve zekası ile
yapmaya çalıştı. İnönü'nün son yılarda hazırladığı anıları ve
bilim tarihi notları, bir bilim adamının kendi kendisini
yetiştirmesi bakımından önemli dersler içeriyor. Yüksek lisans
ve Doktora yapan bilim adamı adaylarının okumaları yararlı olur.
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Çukurova Üniversitesi
iortas@cu.edu.tr
Prof. Dr.
İbrahim Ortaş'a
teşekkürlerimizle
Denizce

05.12.2007 |