|

Birgi, Anadolu mimarisi kültürümüzün ve bu topraklara olan
aidiyetimizin, dünden bugüne birer tapu senedi niteliğindeki
kilit taşlarından.

M.S. 12. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun doğusundan batısına
doğru bir Türkmen göçü ve yerleşimi yaşandı. Anadolu Selçuklu
Devleti’nin Sultan II. Mesut’un saltanatının ardından
dağılmasıyla beliren Türk beylikleri özellikle Batı ve İç
Anadolu ile Orta Karadeniz yörelerinde önemli bir varlık
sergilediler. 13, 14 ve 15. yüzyıllarda hüküm süren Anadolu Türk
Beylikleri arasında yer alan Menteşeoğulları ile Aydınoğulları
beyliklerinin mimari izleri aradan geçen yedi yüz yıla rağmen
Ege’nin bazı bölgelerinde hâlen nefes alıp yaşıyor. Özellikle
Birgi ve Tire, kültürel belleğin yaşayan bir açık hava müzesi
niteliğinde. Kültürümüz adına büyük bir şans olan köklü mimari
dokunun ve bu doku ekseninde gelişen yaşamın araştırılıp,
gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor.
Beyliklerin
Merkezi Birgi
Birgi, Ege’nin iki önemli beyliği olan Menteşeoğulları ve
Aydınoğulları’nı gören belde. Görkemli zamanlarında kültürel ve
siyasi cazibe merkezi olmuş. Birgi’nin Orta Çağ’da bölgenin
çekim merkezi oluşu mimariyi doğrudan etkilemiş. Beylikler
dönemine tarihlenen cami, türbe, medrese ve hamamların yanı sıra
erken dönem Osmanlı eserlerine de sık rastlanır bu topraklarda.

Birgi’nin beylikler ve erken Osmanlı döneminin önemli idare
merkezlerinden biri oluşu, kültürel anlamda da bir cazibe
merkezi olmasını sağlamış. Özellikle meşhur İslam hukuku bilgini
imam Birgivi Mehmet Efendi, beldenin tanınmasında oldukça büyük
bir etken olmuş.
Doğa ile Uyumlu
Mimari
Birgi’deki mimarinin biçimlenmesinde geleneksel kültürün yanı
sıra Ege iklimi de önemli bir etken. Ege toprak yapısında
kolaylıkla bulunan kil, tuğla yapımını kolaylaştıran bir
unsurken diğer taraftan, yörenin doğal taşları ile bitki
örtüsünün sağladığı bol kereste ve işlenmiş ahşap elemanlar
evlerin yapımındaki temel malzemeleri oluşturuyor.
Sivil Mimari
Örnekleri
Kurtuluş Savaşı sırasında bir kısmı tahribata uğramış olsa da
Birgi’deki önemli bazı sivil mimari örneklerinin zamana ve
koşullara direnerek ayakta kalabilmesi mimari kültürümüz
açısından kesinlikle çok sevindirici bir durum. Özellikle
Birgi’nin tarihi köşelerinden Cami-i Kebir Mahallesi, içinde
geleneksel Osmanlı sokak yapılanmasının yörede halen yaşayan bir
dokusunu barındırmakta. Cami-i Kebir Mahallesi erken dönem
Osmanlı sivil mimarisinin en klasik örneklerini barındırması
nedeniyle kültürel belleğimizin korunması adına büyük önem
taşıyor.

Bu dönem evlerinin karakteristik yarı kapalı ya da tam açık
sofaları, bu sofalar çevresinde konumlu odalar, taş doku üzerine
inşalı ahşap üst katlar ve çıkmalar ilk bakışta göze çarpar.
Dış dünya ile evin içi arasında bir ‘sır’ oluşturan pencere
kafesleri ve yapıyı adeta kolları arasına alan çatıdan dışarıya
uzayan saçaklar bu dönem evlerinin belirgin özelliklerindendir.
Konaklar
Sırt sırta veren evleri, kesme taş kaplı, uzun ve dar
sokaklarının ötesinde Birgi konakları ile öne çıkar. 18. yüzyıl
sonu, 19. yüzyıl başlarına tarihlenen Çakırağa Konağı, Birgi
konaklarının en meşhurlarından. Taş dokusu, yaz ve kış odaları,
sofaları, kalem işi süslemeleri, ahşap tezyinatı, geleneksel
motiflerin yanı sıra barok tarzının yansımalarının da var olduğu
bir konak Çakırağa. Birgi’ye özgü sivil mimari unsurlarının
neredeyse tamamını bünyesinde barındıran Çakırağa Konağı’nın
yanı sıra Kerimağa ve Sandıkoğlu konakları da Birgi sivil
mimarisinin önemli ipuçlarını barındırıyor.
Çeşmeler ve
Hamamlar
Anadolu Türk İslam mimarisinin en belirgin özelliklerinden
birisi de suya verilen mimari önem olsa gerek. Yaşam alanları
içerisinde adeta bir su medeniyeti oluşturulmuş. Önceki
uygarlıkların da mimariye yansıyan katkılarını bünyesinde
özümseyen Birgi; çeşme, hamam, su kemerleri ve su terazisi ile
bu su medeniyetinin önemli tanıklarından.

Yazı: Hasan Mert Kaya
Fotograf: Hakan Hatay
Kaynakça:
SkyLife - Kasım 2010
Hasan Mert Kaya ve
Hakan Hatay'a teşekkürlerimizle
Denizce

16.12.2010
|