e-mail    
denizce@denizce.com
 





AB Hotel
Acarlar Gölü
Agva
Amasya
Antalya Şel.
Antarktika
Assos
Borçka - Şavşat
Bordeaux
Bozcaada
Burgazada
Cezayir
Costa Farilya
Çağlayanlar
Çamaltı Tuzlası
Çığlıkara
Dalış Turları
. Avustralya
. Endonezya-Papua
. Endonezya-Walea
. Galapagos
. Honduras
. Komodo
. Maldivler
. Meksika
. Mikronezya
. Tayland
Düden
Dünyanın Renkleri
. Mali
. Myanmar
. Sicilya
. Toskana
Erciyes
Galata Kulesi
Galata Mevlev.I
Garipçe
Galata Mevlev.II
Gölyazı
Halfeti'den Hasankeyf'e
Ilgaz
Jeoparklar
Kaklık Mağarası
Kapıdağ Y.
Karaköy
Kastamonu
Kızıldeniz
Konya
Korfu Adası
Kumluca
Kuzguncuk
Loire Vadisi
Marmara Adası
Mersin
Mısır'ın Gizemi
Nice
Özbekistan-Darvaz
Palamutbükü-I
Palamutbükü-II
Piramitler
Prag
Prens Adaları
Rio
Sanaa
Santorini
Santorini
Sao Paulo
Sarıkamış
Sinop
Sultanahmet
Turkuaz Ada
Türkiye Kumsalları
Urla
Van
Yeditepe Nerede?
Yenice
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Gezelim Görelim  

  Ege’nin İncisi Bozcaada                                                                    İzzet Keribar

 

 

Öyle yerler vardır ki, şimdiye kadar ben buraya niye gelmedim dedirtir insana!.. Gerçekten de İstanbul'un hemen yanıbaşında sayılan, kendi aracınızla yaklaşık altı-yedi saatte varabileceğiniz, olağanüstü bir tatil beldesi Bozcaada... Havası, eşsiz doğası ve tarihî dokusuyla, henüz el değmemiş bir hazine. Ege Denizi üzerindeki adalardan biri olan Bozcaada, harita üstünde belki küçük bir noktacık; vapurla gelince sizi karşılayan şirin liman kasabası dışında başka köyleri yok, ama denize girmeye öyle müsait koyları var ki... Üstelik, bu turkuvaz koylara ulaşmak için asfaltlı yolları da bulunuyor. Bozcaada'ya varır varmaz, hemen hemen her yerde dağıtılan ada haritası sayesinde, istenilen yere kolayca gitmek mümkün. Bisiklete binmeyi de seviyorsanız, deniz ve üzüm bağlarının eşliğinde harika bir yolculuğa hazırlayın kendinizi. Asma yaprakları ve renk renk sardunyalarla süslü eski evleri, kedilerin dolaştığı daracık sokakları, yüzyıllık kalesi, adanın önemli bir bölümünü kaplayan üzüm bağları ve balıkçılığı nedeniyle Bozcaada, özellikle son yıllarda önemli bir turizm merkezi haline geldi.

Tüm bu güzelliklere ek olarak, güleryüzlü adalılar da size eski dostlar arasında bulunduğunuzu hissettiriyor. Yaz akşamları iskeleye yakın olan kahvelerden birine ya da çamlar altındaki bir restorana giderseniz, bu güzel atmosferin hemen farkına varacaksınız. Bunun dışında Bozcaada'yı yaz-kış demeden, mekân olarak seçen insanlar da gün geçtikçe çoğalıyor. Büyük şehirlerin stresinden, kalabalığından, trafiğinden ve geçim şartlarının zorluğundan bıkanların kaçış noktası Bozcaada. Antik çağdaki adı Tenedos olan adaya ulaşmak için Çanakkale'nin yaklaşık on beş kilometre güneyindeki İzmir yolu üzerinde işareti bulunan 'Bozcaada-Yükyeri Feribot İskelesi'ne gitmek gerekiyor. Manzaranın güzelliği, pamuk tarlalarında çalışanlar ve uçşuz bucaksız zeytinlikler yol boyunca bize eşlik ediyor. Vardığımız yerin adı, Geyikli... Bozcaada'nın son yıllarda ünlenmesiyle bu kasabanın adı da duyulmaya başlandı. Feribot saatlerine gelince, günde iki veya üç kez sefer bulunuyor.

Uzunca bir süre ahalisi hem Türklerden, hem de Rumlardan oluşan adadaki küçük kasabada bugün bile Türk mahallesi ve Rum mahallesi bulunuyor. Rumların sayısı bugün otuz-kırk kişi kadar ve çoğu yaşlı. Aralarında Yunanistan'a hatta Amerika'ya giden, ama eski evlerinin özlemiyle geri gelenler bile var. Özellikle de 12-13 Ağustos tarihlerinde yapılan Bağbozumu Festivali'ne Amerika'dan, hatta Avustralya'dan bile kalkıp gelen Bozcaadalılar oluyor. Rum evlerinin bulunduğu bir iki sokak, özellikle yaz mevsiminde çok canlı; kırmızı, pembe, beyaz çiçekli sardunya saksılarının dizildiği, zakkumların renklendirdiği sokaklar arnavutkaldırımıyla kaplı. Bazı evlerin önünde yer alan gri-beyaz taş mozaikler de buraya ayrı bir hava veriyor. Bozcaada'yı ve çevresini daha iyi görebilmek için en yüksek yer olan Göztepe'ye çıkabilirsiniz: Ak köpüklü denizi aşınca Anadolu kıyıları uzanır. Bu bereketli topraklar adanın tarihine tanıklık eder: Troya, Homeros'un İlyada Destanı'nda geçen efsanevi savaşın yaşandığı topraklar...

Bozcaada kasabasında bir okul yapımı sırasında, yine İlyada Destanı'nda adı geçen antik Tenedos kentinin izlerine rastlandığı biliniyor. MÖ 6. yüzyıldan Roma Dönemi'ne dek kullanıldığı anlaşılan kent nekropolünde pişmiş toprak heykelcikler ve çanak çömlekler bulunmuş. Kuzey yönünde ise bir başka destanın yaşandığı Çanakkale Boğazı ve kıyıları uzanıyor. Bozcaada'nın belki tek sorunu, rüzgâr... Lodosu, poyrazı ve yaz günlerinin sevilen meltemi hiç durmadan eser durur adada. Sıcak günlerde bu bir avantaj. Ancak, yılın diğer zamanlarında iklimin daha sert geçmesine ve vapur seferlerinin aksamasına neden oluyor. Rüzgâr enerjisinden yararlanmak isteyenler, bu durumu 'olumlu'ya çevirmeyi bilmiş: Birkaç yıl önce bir Türk firmasının Almanlarla ortaklaşa hazırladığı elektrik santrali projesine göre Bozcaada'nın güney ucuna, rüzgârla çalışan ve elektrik üreten 17 dev pervane yerleştirilmiş. Adaya gelenlerin görmeden geçmedikleri yerlerden biri de tarihî Bozcaada Kalesi.

Anadolu'ya bakan yönde, yüksekçe bir kayalık üzerinde kurulu kaleye halk arasında 'Eski Kale' deniliyor. 1996 yılında kurulan bir etnografya sergisi ve bir de açık hava müzesi barındıran kalenin üç tarafı denizle çevrili. Kara ile bağlantılı olan yerde eskiden su ile dolu olduğu düşünülen büyük bir hendek var. İlk kale Fenikeliler tarafından yapılmış; Venedikliler ve Cenevizliler döneminde önemli eklentiler olmuş. Bugün gördüğümüz yapı ise zaman zaman onarım gören haliyle, Fatih döneminin bir eseri. Denizi, havası, bağları, çam ormanları, taze balık restoranları, adada üretilen şarabı ve misafirperverliğiyle Bozcaada, son yıllarda tatilcilerin tercih ettikleri bir yer. Sıcak yaz aylarında nüfusu kalabalıklaşsa da küçük, ıssız koyları, turkuvaz renkli ve buz gibi denizi ile sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin uğrak yeri. Adanın rüzgârı ünlü demiştik, ama bu gözünüzü korkutmasın. Rüzgâr almayan sakin, çırpıntısız bir kumsal bulmak her zaman mümkün.

Kuşkusuz en büyük zevk, buz gibi denizden dinçleşmiş olarak çıktıktan sonra limandaki şık kafelerin birinde sıcacık bir bardak çay içmek ve akşam yemeğini ışıklandırılmış taihîl kalenin tam karşısında, denizle kucaklaşan restoranların birinde yiyeceğinizi bilmek... Bozcaada tatilimizi biz üç gün olarak planlamıştık, altı gün kaldık.

 

 

    Kaynakça: SkyLife
                        Ağustos - 2003

 

İzzet Keribar'a teşekkürlerimizle
Denizce