|
Yeryüzünde
beş duyuya seslenen başka bir yer var mıdır? Yeşilin her tonu
hitap eder ilk önce insanın gözlerine.
İznik
çinisinin büyüleyici kırmızısını da unutmamalı… Derken
ayrıştıramadığınız, birbiri içine geçmiş, kendine özgü
lezzetlere ait kokular gelir burnunuza. Bir de bu lezzetleri
tattığınızda, damağınız şenlendi gitti...
Yemeğinizi
bitirmeden bir uğultu işitirsiniz Bursa’da. İpek böcekleri olsa
gerek… Bu mucizevî böceklerin kozasıyla üretilen ipeklerse
dokunma hissinizi tatmin eder ve o an ünlü İngiliz yazar Robert
Walsh’ın yanıldığını anlarsınız. Walsh: “Doğa, Bursa’yı sanki
Türkler için yaratmış” ifadesini kullanır. Oysa ki Bursa, tüm
biriktirdikleriyle insanlığa armağan edilmiş bir şehirdir.
O kadar çok
“hoş geldin” diyen bulunur ki bu şehirde, hangisine ilk önce
cevap vereceğini bilemez insan. Bir yanda kent fatihi Orhan Gazi
bekler sizi, öte yandan onun torununun yaptırdığı Ulu Cami’nin
gizemleri çağırır. Şehrin kalesini düşündüğünüzde ise 2 bin 200
yıl önce kente ismini veren Prusias takılır zihinlere…
Zeus’un
Olimpos’tan gelen ve bugün Uludağ’da hâlâ yankılanan selamını da
unutmamalı. O kadar cömerttir ki Bursa, tüm biriktirdiklerini
sunar meraklılarının önüne. Binlerce yıl önce başlar bu bilge
kentin öyküsü.
Kentin
Belleğine Yolculuk
İsa’dan
yüzyıllar önceydi. Mudanya, İznik derken keşfedildi Bursa’nın
kent potansiyeli. Derken Bitinya Krallığı ile değişir bu bilge
kentin kaderi. Bursa’nın tarih içindeki yolculuğu da bir
efsanevi kişilik ile bağdaştırılır: Antik Çağ’ın strateji dehası
olan, Kartaca Kralı Hannibal…
Roma
İmparatorluğu’na, deyim yerindeyse “kök söktüren” bu dâhi
general, Roma ile girdiği son mücadeleyi kaybedince,
askerleriyle birlikte Bithynia Kralı I. Prusias’a sığınır.
Hannibal’e büyük bir saygı duyan Prusias da onun şerefine,
etrafı surlarla çevrili bir şehir kurar.
Kurucu
Prusias’tan ötürü Prusa olarak adlandırılan bu kent, günümüzde
ise Bursa olarak anılır. 11. yüzyıla gelindiğinde ise Bursa,
yeni bir medeniyetle karşılaştı. Görenlerin: “Bu insanlar
atlarının sırtında mı dünyaya gelmiş?” dediği bir kavmin kurduğu
medeniyetin merkezi konumuna gelecekti Bursa.
1261’de
İstanbul’un Doğu Romalılar tarafından geri alınmasından sonra da
bir süre Bizans idaresi altında kalan İznik ve Bursa’nın kaderi
Orhan Gazi’nin bu kente damgasını vurmasıyla tamamen
değişecekti…
Cami, imaret,
medrese, hamam ve kervansaraydan oluşan bir külliye inşa edildi
ve şehir, İslam kentlerinin tipik gelişim özelliğini göstererek
bu külliye etrafında gelişti. Ve Ulu Cami... 20 kubbesiyle,
olağan üstü hat levhalarıyla ve bugün dahi çözülemeyen
sırlarıyla, Doğu’nun tüm gizemlerini barındırır Ulu Cami.
1400 yılında,
Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid adına yaptırılan caminin yapım
hikayesi de başlı başına bir gizemdir aslında. Niğbolu Savaşı
öncesi Allah’a dua eden Sultan, zafer kazandığı takdirde 20 tane
cami yaptıracağına söz verir. Savaş zaferle neticelendikten
sonra pratik bir çözümle 20 cami yaptırmak yerine, 20 kubbeli
bir cami yaptırılır…
Ulu Cami’nin
Şifreleri
Ulu Cami’nin
bir başka büyük gizemi de minberinde saklıdır: Ahşap
oymacılığının en mükemmel ve muhteşem örnekleri arasında yer
alan bu minber, başlı başına bir sanat harikasıdır. Minberin
üzerine işlenmiş geometrik motiflerin arasına yerleştirilmiş
şekiller, minberdeki gizem perdesinin sadece bir bölümüdür.
Her köşesine
bir imgenin gizlendiği bu abide minberin tümü, kâinatı temsil
etmektedir ve minberin merkezindeki geometrik şekillerin tam
ortasına Güneş Sistemi işlenmiştir. Evet, Ulu Cami’nin minberine
Samanyolu Galaksisi ve Güneş Sistemi’nin haritası işlenmiştir…
Eğer beş
duyunuza hitap edecek kentlerin listesi yapılacak olsa, Bursa
ilk sırada yer alırdı. Bursa, tüm hikâyesini sizlerle paylaşmaya
can atan bir ihtiyar misali, köşesinde meraklılarını bekliyor.
Doğu’nun tüm gizemlerini bir arada tutan bu kent, sırlarıyla,
doğasıyla, tarihi ve medeniyet birikimiyle farklı bir âlem.
Ulu Cami,
alışılmışın aksine avlusunda değil, içinde yer alan kubbesiyle
son derece dikkate değer bir yapı olma özelliğini taşır.
Şadırvanın hemen üzerindeki açık kubbe ise caminin her daim ışık
almasını sağlayan dâhice bir çözüm. Bu ulu mabed, ferahlığını
kubbesindeki pencereye borçludur. Öte yandan Bursa, sahilleri ve
sahildeki sevimli yerleşimleriyle de insana ayrı bir huzur
verir.

Bursa’nın
yüzyıllardır gururla taşıdığı niteliklerden biri de “yeşil”dir.
Görenleri kendine hayran bırakan Yeşil Bursa’nın tarifini, her
halde en iyi ünlü bestecimiz Cemal Reşit Rey’in ağabeyi Ekrem
Bey yapmıştır:
“...Adeta
parıldar, en açık yeşilden en koyusuna kadar gider, karışır ve
harikulade bir levha arz eder. En ufak bir rüzgarda hışırdayan
bu nebati nehir hakiki bir nehirden daha hassastır...”
Çok
yönlülüğüyle dikkat çeken Bursa’nın bir başka yönü de yeşiliyle
doğru orantılı olarak gelişen tarımdır. Özellikle şeftali,
kestane ve dut ağaçlarıyla öne çıkan Bursa’nın ülke tarımına
yaptığı katkı da oldukça fazladır.
Bursa Mutfağı
Osmanlı
İmparatorluğu’nun ilk başkenti olan Bursa, sonraki yüzyıllarda
her ne kadar başkent değişse de Osmanlı için her daim “baba
ocağı” özelliğini korumuştu. Bir anlamda sonraki yüzyıllarda da
Osmanlı’nın manevi başkentliğini yapan Bursa, Osmanlı
Mutfağı’nın çekirdeğini oluşturan bölgelerden biri olma
özelliğini elinde tutmaktadır.
Sayısız köfte
ve kebap çeşidiyle birçok tatlıyı dünya mutfağına armağan eden
Bursa’nın gastronomi sanatına en büyük hediyesi şüphesiz
İskender kebabıdır.

Geçmişin
değerleriyle geleceğe yol alan Bursa’nın iklimi ise bir
başkadır... Her mevsimin ayrı bir güzellikte yaşandığı bu
ihtiyar şehir, dört mevsimin tüm bereketiyle karşılar
misafirlerini. Deniz ana ve doğa ana özenle armağan etmiştir
sanki bu kenti. Tabiatın tüm cömertliğine tanık olabileceğiniz
bu şehir, tüm birikimleriyle misafirlerine vakur bir selam
gönderir...
Bursa’ya 20
km uzaklıktaki Mudanya, Bursa’nın en eski liman kentlerinden
biridir. Bursa ile Mudanya’nın kaderleri sanki ortak
yazılmıştır. Her iki kent de her zaman birbirine muhtaç
olmuştur. Deniz ana Mudanya’dan tutmaktadır Bursa’nın elini ve
böylece açılır Bursa, Dünya denizlerine...
Bursa’nın
sanata armağanı Karagöz ile Hacivat’ın, Orhan Gazi devrinde
yaşadığı rivayet edilir. Bu iki kafadarın didişmesi o kadar
keyif vermiştir ki seyredenlere, onlar öldükten sonra
kuklalarıyla devam etmiştir bu gelenek.
Bursa, tarihi
kalesiyle de kurucusu Prusias’ın izlerini taşımaktadır. Kale,
İ. Ö. 2. yüzyılda Kartaca Kralı Hannibal’ın şerefine kurulan
Prusa’nın bu hatırasını saklamaktadır belleğinde. Öte yandan
Hanlar Bölgesi de Bursa’nın ayrı bir değeridir. Geleneksel
mimarinin yaşayan unsurları olan bu kültür mirasları, dokusunu
da muhafaza etme başarısını göstermiştir.
İskender
Kebabı, Bursa’nın Dünya mutfağına armağan ettiği önemli bir
lezzettir.
Zengin
konaklama seçenekleri sunan Bursa, her türden misafirleri tatmin
edecek niteliklere sahip.
Bursa’nın
Dünya mutfağına armağan ettiği lezzetleri denemek ise ayrı bir
keyif. İskender kebabı ise en özeli...
Şehrin
birbirinden keyifli mekânları, dinlenme fırsatının yanında,
olağan üstü Bursa manzaralarını da misafirlerine armağan ediyor.
Bursa’da
Ulaşım için çeşitli bilet alternatifleri mevcut. “Bukart”ların
kısa mesafeler ve tüm hatlar için geçerli olan türleri
bulunmaktadır.
Bursa,
geleneksel sanatların yaşadığı bir merkez. Bursa Belediyesi
bünyesindeki Busmek, verdiği kurslarla bu sanatların yaşamasına
özen gösteriyor.
Bursa’da
tadına bakılması gereken, az bilindik lezzetlerden biri de
tahinli pide. Bursa’ya özgü bu pide, son derece besleyici bir
lezzet.
Alışveriş
yapmadan Bursa’dan dönmek, çok şeyi kaçırmak anlamına gelir.
Kentin kapalı çarşısı her keseye uygun hediyelere sahip
Bursa’da
Zaman…
Bursa’da
zaman içinde bir yolculuk yapmak isterseniz iki alternatifiniz
var: Ya üstad Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Bursa’da Zaman” şiirini
okuyacaksınız ya da tarihi Koza Han’ın avlusunda oturup,
çayınızı içerken gözlerinizi kapatacaksınız. Her ikisi de bu
kadim Osmanlı başkentinin eşsiz ruhunu hissetmenizi
sağlayacaktır.
İznik
çinileri, Türk el sanatlarının en iyi örneklerinin üretildiği
bir merkez olarak bu ekolü devam ettiriyor. 14. yüzyılda
başlayan bu geleneğin ilk örneklerini Bursa Yeşil Cami ve Yeşil
Türbe’de görebilmek mümkün.
Şehirde her
an canlı müzik dinleyebileceğiniz mekânlar bulmanız mümkün.
Bursa, sokakta yürürken bir enstrüman sesiyle sizi kendine
çekebilecek mekânlarıyla farklı yönlerini de sergiler.
Uluabat Gölü,
bünyesinde barındırdığı bir çok canlıyla görenleri kendine
hayran bırakır. Gölün kuzey kıyısında yer alan Eskikaraağaç
Köyü’nde ise her yıl 12 - 14 Mayıs tarihleri arasında Leylek
Şenliği yapılır.
Bursa’daki
Anadolu Arabaları Müzesi, araba sanayinin geçmişini gözler önüne
seriyor. Anadolu’nun çeşitli yerlerinden toplanan motorsuz
araçlarla genişletilen koleksiyon, Anadolu arabalarının bütünlük
içinde sergilendiği ilk müzedir.
Bursaspor
kent hayatının vazgeçilmezlerindendir. Maç günleri Atatürk
Stadyumu’nun çevresindeki coşku ise görülmeye değer. 2010-11
sezonunda şampiyon olan Bursaspor, gelecekte birçok başarı
kazanacağa benziyor.
Yazı : Sinan Ceco
Foto: Ömer Orhun
Kaynakça:
SkyLife - Nisan 2011
Sinan Ceco ve
Ömer Orhun'a teşekkürlerimizle
Denizce

04.05.2011
|